Yolu İstanbul’a düşen seyyahlar (I)

İstanbul yüzyıllardır kimilerinin mola yeri, kimilerinin son durağı… Farklı amaçlarla yola çıkan seyyahların uğrak noktası.
Yolu İstanbul’a düşen seyyahlar (I)

Aposto İstanbul

Aposto İstanbul

İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.

Zamanın şartlarında türlü türlü tehlikeyi göze alarak salt bir merak duygusuyla seyahat edenlerin, yolu istemese de İstanbul’a düşenlerin, bir geminin penceresinden ilk kez Sarayburnu’nu görenlerin hepsi de bir şekilde büyülenmekten alıkoyamamış kendini. Kaleme aldıkları anı defterleri ve seyahatnamelerin ne kadarı hayal gücü ne kadarıysa gerçek bilinmez. Ama Avrupa’dan şarkın başladığı diyarlara geçişin karmaşası içinde bulunmak seyyahların hep kafasını karıştırmış, doğru kelimeleri bulmalarını hep zorlaştırmış. Öyle betimlemişler ki şehri, tek yazıya sığdırmaya kıyamadım. 

  • Fulcher de Chartres: De Chartres, 1097 yılında, henüz İstanbul Roma İmparatorluğu’nun bir parçasıyken gelmiş şehre. Haçlılara katılmak üzere geldiğini yazan seyyah, aynı zamanda ilk Haçlı Seferi’ni kayda geçiren vak’a-nüvis* olarak anılıyor. Dönemin Bizans imparatoru, haçlı ordularının şehre zarar vereceğinden korktuğu için aynı anda sadece beş ya da altı kişinin kapıları aşmasına izin veriyor. De Chartres da, İstanbul’u görmesine izin verilen kısıtlı sürede bize kadar ulaştırıyor duygularını: “Bir şehrin sokaklarında bir seferde kaç tane inanılmaz güzellikte bina görebilirsiniz ki? Ve bunların hepsini nasıl aklınızda tutabilirsiniz?”
     
  • Stephan Gerlach: Alman-Avusturya imparatorunun Osmanlı topraklarına gönderdiği elçi David Ungnad ile birlikte seyahat eden rahip Gerlach; 1573 yılında, o yıllarda herkesin du sultan Soliman le Magnifique olarak andığı Kanunî’nin döneminin hemen ardından ayak basmış İstanbul’a. Kaleme aldığı seyahatname, günümüzde var olmayan, hatta yerleri bile bulunamayan pek çok yapıyı tarif ettiğinden tarihsel açıdan çok kıymetli sayılıyor. Galata’daki Hrisopigi Manastırı’nı, seyyah daha İstanbul’u terk etmeden yıkılan Ayasofya Medreseleri’ni anlatıyor; Kasımpaşa’da bulunan tersane zindanından ilk kez Gerlach bahsediyor. Atmeydanı'ndaki eğlenceleri, elçilerin nasıl karşılandığını, Ramazan ayını, cenazeleri, düğünleri, nevruzu, hıdırellezi, sürüler hâlinde dolaşan yunusları… 1577’de İstanbul’un ilk rasathanesini kuran Takiyüddin Efendi'nin, İstanbul semalarından geçeceğini hesapladığı kuyruklu yıldızı… “O devirde İstanbul; kuşları azad eden, sokaklardaki kedi ve köpekleri besleyen, hatta bu iş için vakıf kuran, tuttuğu balıkları sevaptır diye tekrar denize atan insanlarla meskûndur.” diyor.
     
  • Albertus Bobovius: Soylu bir Leh ailesinin 1610’da Lviv’de dünyaya gelen oğlu Bobovius, 1628’de Kırım Tatarlarına esir düşüyor. İstanbul’a özgür iradesiyle gelmeyen ve Topkapı’da bir içoğlan olarak çalışan Bobovius -ya da Bobowski- sarayda santur çalmayı öğrenerek musikiyle uğraşmaya başlıyor. Bir düzine dil bildiği için tercümanlık da yapan Bobovius’un kaleme aldığı anılar, pek çok klasik Türk müziği eserini kaybolmaktan kurtarıyor. Yaşadığı devirdeki Topkapı Sarayı’nı, Enderun Mektebi’ni, saray teşkilatını en ince ayrıntısına kadar anlatan Bobovius, belki şehre bir seyyah olarak gelmiyor; ama yaşamının sonuna kadar İstanbul’da kalıyor, bize de Ali Ufki Bey ismiyle İstanbul’da yankılanan melodileri bırakıyor. 
     

Kaynakça
Nalçacı, N. N. (2010). İstanbul’un Tarihsel Kaynakları Olarak Seyahatnameler. Türkiye Araştırmaları Literatür Dergisi, 8(16), 523-562.

Notlar
*Vak'a-Nüvis, Osmanlı İmparatorluğu zamanında saltanatın tarihî olaylarını kaydetmekle görevlendirdiği kişi.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Aposto İstanbul

Aposto İstanbul

İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

Aposto İstanbulAposto İstanbul

BÜLTEN SAYISI

🚲 Bisiklet karnesi

İstanbul, bisiklet sınavında ne kadar geride? Şişli 2020 projesi neydi? Yolu İstanbul'dan geçen seyyahlar, İstanbul için neler söyledi?

20 Ara 2020

🚲 Bisiklet karnesi

YAZARLAR

Aposto İstanbul

İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

İstanbul’da neden bir Doğu Roma müzesi yok?

İstanbul’da gezerken bazen bir sarnıcın önünden geçeriz, bazen bir sur parçasının yanından. Bazen eski bir kilisenin, bazen bir saray kalıntısının, bazen de adını bilmediğimiz bir sütunun önünde dururuz. Çoğu zaman fark etmeyiz; fark ettiğimizde de bu kalıntıları ayrı ayrı görürüz. Ayasofya bir yerde durur, Kariye başka bir yerde. Oysa bütün bunlar aynı büyük hikayenin parçalarıdır: İstanbul’un bin yılı aşan Roma / Doğu Roma başkentliği.

Şerif Yenen

·

04 Ağu 2026

İstanbul’da neden bir Doğu Roma müzesi yok?
Kent hakkı ve bellek: Kadıköy değişiyor, peki kimin için?

Kadıköy değişiyor ama bu sadece yapısal bir dönüşüm değil. Bu, bir mahallenin değişen yaşam kültürünün, aşınan kent belleğinin ve yaşadığı çevre üzerinde söz sahibi olmak isteyen sakinlerinin hikayesi aynı zamanda. Caferağa Mahallesi Muhtarı Hanife Dağıstanlı, son 15 yılda semtin geçirdiği dönüşümü kent belleği, kamusal alan ve aidiyet üzerinden değerlendiriyor.

Zeynep Sipahi

·

22 Tem 2026

Kent hakkı ve bellek: Kadıköy değişiyor, peki kimin için?
Sanasaryan Han: Vakıftan lüks otele uzanan yüz yıllık mülkiyet düğümü

Sirkeci’de, İstanbul’un en yoğun geçiş noktalarından birinde yükselen Sanasaryan Han, bugün "lüks otel" olarak işletiliyor. Ancak binanın hikayesi bir otelden çok daha fazlası: Bir Ermeni vakfı, devletleşen bir mülkiyet, siyasi tutukluluk hafızası ve yarım asrı aşan bir hukuk mücadelesi...

Vartan Estukyan

·

17 Tem 2026

Sanasaryan Han: Vakıftan lüks otele uzanan yüz yıllık mülkiyet düğümü
Şehri yaşamanın bedeli: Bayramın ücretsiz otobüslerinde bir İstanbul turu

Bayramda arabasız gezmek, çoğu insana külfet geliyor. Azalan otobüs seferleri, artan yolcu sayısı, belli semtlere gitmenin işkenceye dönüşmesi bayram gezmesinin olmazsa olmazları. Öte yandan ücretsiz bayram otobüsleri, sabahın nurunda kalkıp işe gidenler, bu yüzden şehri ancak bayramdan bayrama keşfedenler, iki kuruş harçlıkla hayatını idame ettirmeye çalışan kadınlar, denizi görmeden büyüyen çocuklar, çocuklarına denizi göstermek için bayramı bekleyen aileler için biraz da.

Ayça Örer

·

29 May 2026

Şehri yaşamanın bedeli: Bayramın ücretsiz otobüslerinde bir İstanbul turu
Hafıza bahçesinde bir kent turu: İstanbul'un kokusu nasıl hatırlanır?

İstanbul, bitkileri ve kokularıyla geçmişin ve bugünün birlikte yaşadığı bir hafıza bahçesidir. Kimileri meşhur bir lavanta kolonyasının ferah kokusuyla büyümüştür; kimileri Tokatlıyan Han’ın önünden geçerken tanıdık bir lavanta esintisini bugün hâlâ duyar. Ve bazen, İstanbul sadece kokusuyla hatırlanır.

Gözde Keskin

·

28 Nis 2026

Hafıza bahçesinde bir kent turu: İstanbul'un kokusu nasıl hatırlanır?