

Daha fazlasını öğren →
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
Avrupa İstatistik Ofisi (Eurostat), Avro Bölgesi’nin eylül ayı yıllık enflasyonuna yönelik öncü verileri yayımladı. Buna göre, Ağustos 2021’de %3 olan yıllık enflasyon, yükselişini sürdürerek eylül ayında %3,4 olarak ölçüldü. Avrupa Birliği’nin (AB) en güçlü ekonomilerinden biri olan Almanya’da ise enflasyon, 1993’ten bu yana ilk kez %4’ü aştı.
Neden önemli? Avro Bölgesi’nde enflasyon artışının devam etmesi, tüm dünya ekonomilerinin dahil olduğu bir tartışmayı alevlendirdi: “Fiyatlardaki artış geçici mi yoksa yüksek enflasyon artık merkez bankalarının yeni sorunu mu?” Avrupa Merkez Bankası (ECB) Başkanı Christine Lagarde, geçen hafta enflasyonun gelecek aylarda daha da yükseleceğini ancak pandemi kaynaklı etkilerin azalmasıyla enflasyonun yavaşlamasını beklediklerini açıklamıştı. Fakat birçok ekonomist, küresel tedarik zincirindeki kalıcı sorunlardan ötürü fiyatların bir süre daha yüksek kalacağını öngörüyor.
Fiyatlar neden yükseliyor? Tüm dünyada enflasyonun yükselmesinin başlıca nedenleri arasında aşılama çalışmalarının hızlanması ve kısıtlamaların kalkması nedeniyle ekonomilerin canlanması, salgın döneminde ertelenen taleplerin hayata geçirilmesi, parasal genişleme ve arz tarafında yaşanan sıkıntılar yer alıyor.
Rakamlara baktığımızda; ABD’de 2021’in başında %1,4 olan enflasyonun, Temmuz 2021’de %5,4’e çıktığı görülüyor. ABD’ye nazaran aşılama hızı daha düşük olan Avro Bölgesi’nde enflasyondaki yükseliş daha yavaş. Ocak 2021’de %0,9 olan enflasyonun son bir aydaki yükselişinde doğal gaz ve elektrik fiyatlarının artmasının önemli bir rolü olduğu düşünülüyor. Nitekim eylül ayındaki enflasyonun ana bileşenlerine bakıldığında, en yüksek yıllık enflasyonun %17,4 ile enerjide gerçekleştiği görülüyor.
Zihniyet değişikliği: Enflasyonist bir ortam oluşması, pandemi öncesi dönemde düşük enflasyon sorunuyla uğraşan gelişmiş ülkelerin merkez bankalarının zihniyet değişikliğine giderek geleneksel para politikalarından uzaklaşmasına neden oluyor. Durumun böyle devam etmesi durumunda Fed ve ECB’nin varlık alımlarını azaltması bekleniyor. Öte yandan Fed’in halkı, enflasyonun %2’den daha yüksek bir seviyede kalmasına izin vermeyecekleri konusunda ikna etmesi gerekirken ECB’nin ise kamuoyunu Avro Bölgesi’nde enflasyonun %2’den çok daha düşük seviyelere bir daha dönmeyeceğine inandırması gerekiyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Avro Bölgesi’nin eylül ayı yıllık enflasyonuna yönelik öncü verileri yayımlandı. ABD'de bütçe tasarısı, 2021 mali yılının sona ermesine saatler kala kabul edildi. Merck, Covid-19 hapı için kullanım onayına başvuruyor.
04 Eki 2021

YAZARLAR

Nurefşan Kutlu
Business Editor

Pareto
İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR
Shein, Londra ve New York’taki halka arz girişimlerinin başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından bu hafta nihayet Hong Kong borsasında halka açıldı. Birkaç yıl önce hızlı modanın yükselen yıldızı olarak görülen şirket, yatırımcıların karşısına zirve döneminden çok daha farklı bir tabloyla çıktı. Analistlere göre bu tablo, şirketi 100 milyar dolar değerlemeye taşıyan ekonomik koşulların artık ortadan kalktığını da kanıtladı.

Bir çalışanı değerli kılan yalnızca görev tanımında yazanları yerine getirmesi değil; aksaklıkları fark etmesi, sahiplenmesi ve çözümün parçası olmak istemesi de aynı zamanda. Çalışma arkadaşını, müşterisini, itibarını ve geleceğini dert edinen çalışanlar kurumları ileri taşıyor. Ancak dert edinmek yalnızca kişinin tercihi değil; bu çalışanlar sorgulama, fikir belirtme ve sorumluluk alma alanı buldukları ölçüde kurumun gelişimine gerçek bir katkı sunabiliyorlar.

Yapay zeka, artık yazılımı ucuzlatmanın ötesinde, hizmet sektörünün ekonomisini de değiştiriyor. Yeni nesil “AI-native” ajanslar, müşteriye bir araç verip işi ona bırakmak yerine operasyonun tamamını üstleniyor ve ajans hizmetini platform fiyatına sunuyor.

Yıllarca raporlar, hedefler ve uyum kriterleri üzerinden ele alınan sürdürülebilirlik, 2026’nın çoklu kriz ortamında kabuk değiştiriyor. Çevresel ve sosyal riskler büyürken, şirketlerin sürdürülebilirliği ana iş kollarından ayrı, ikincil bir alan olarak görmesi giderek daha işlevsiz hâle geliyor. Yeni dönemin sorusu artık ne kadar sürdürülebilir göründüğümüz değil, sürdürülebilirliği finansal performansa, büyümeye ve organizasyonel dayanıklılığa ne kadar entegre edebildiğimiz.

Güvenin ve itibarın göstergelerini, güven ve itibarın kendisiyle karıştırdığımızda her şeyi “parasını bastırarak” çözebileceğimizi düşünüyoruz. Oysa göstergeleri satın almak kolay, güvenin kendisini satın almak ise mümkün değil. Çünkü sahici güven; strateji, sabır, emek ve zamana yayılan bir tutarlılık gerektiriyor. Kestirmeler ise yalnızca sahnedeki kağıttan kaplanı parlatıyor; işler ters gittiğinde o kaplan kimseyi korumuyor.




