ZÜCDER: “Geçen yılki rakamları yakalamak bile başarı olur”

İhracattaki kaybın ürün grupları ve pazarlar arasında bu kadar ayrıştığı bir dönemde sektörün mevcut koşulları nasıl okuduğunu ZÜCDER yönetimiyle konuştuk. ZÜCDER Başkanı Burak Önder’in yanı sıra Başkan Yardımcısı Senur Akın Biçer, Levent Güven, Eyyüp Memur, Ahmet Acar ve Kısmet Şener’in de katıldığı görüşmede öne çıkan ortak görüş, sektörün rekabetçilik sorununun yalnız kur ve faiz üzerinden açıklanamayacağı yönünde.
ZÜCDER: “Geçen yılki rakamları yakalamak bile başarı olur”

Pareto

Pareto

İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.

2035’te Çin hariç dünya ihracatında ilk üçe girmeyi hedefleyen Türkiye’nin ev ve mutfak eşyaları sektörü, ihracatta daralmanın hızlandığı bir dönemden geçiyor. Züccaciyeciler Derneği’nin (ZÜCDER) aylık olarak izlediği ürün sepetinde ihracat Ocak-Temmuz döneminde 1,6 milyar dolarla geçen yılın %7,4 altında kalırken miktardaki düşüş %8,4’e ulaştı. Kilogram başına ihracat değeri 4,01 dolardan 4,06 dolara yükselse de sektör geçen yıla kıyasla daha az mal satıyor. İhracatın %92’sinin 2 bin 400 kilometreye kadar olan ülkelere yapılması ve çok uzak pazarlardaki kaybın %21,7’yi bulması ise düşüşün özellikle uzak pazarlarda yoğunlaştığını gösteriyor.

İhracattaki kaybın ürün grupları ve pazarlar arasında bu kadar ayrıştığı bir dönemde sektörün mevcut koşulları nasıl okuduğunu ZÜCDER yönetimiyle konuştuk. ZÜCDER Başkanı Burak Önder’in yanı sıra Başkan Yardımcısı Senur Akın Biçer, Levent Güven, Eyyüp Memur, Ahmet Acar ve Kısmet Şener’in de katıldığı görüşmede öne çıkan ortak görüş, sektörün rekabetçilik sorununun yalnız kur ve faiz üzerinden açıklanamayacağı yönünde.

“Enflasyonla mücadele uğruna sanayideki kaslarımızı kaybetmememiz gerekiyor”

Mevcut dönemi üç yılı aşan bir yorgunluğun devamı olarak değerlendiren Önder, ekonomi programının temel hedefini desteklediklerini ancak sanayinin bu süreçten kalıcı bir kayıpla çıkmaması gerektiğini söyledi.

“İş dünyası yorgun. Enflasyonla mücadele programını destekliyoruz. Ancak enflasyonla mücadele uğruna sanayideki kaslarımızı kaybetmememiz gerekiyor” diyen Önder’e göre ihracattaki artışın bütün sektörlere yayılmaması da sanayideki sıkışmanın işaretlerinden biri.

  • Züccaciye ihracatındaki daralma da sektörün bütün kollarına aynı ölçüde yansımıyor. İlk yedi ayda elektrikli küçük ev ve mutfak eşyalarının ihracatı %4,1 gerilerken metalde düşüş %7,5, plastikte %10,9, camda %14,5 oldu. Seramik ve porselende kayıp %2,4 ile sınırlı kalırken ahşap ürünler %1,2 büyüdü. Elektrikli ürünlerle cam arasındaki ihracat performansı farkı böylece 10 puanı aştı.

Önder’e göre maliyet baskısının önemli ayaklarından biri işçilikteki artışın verimlilikle karşılanamaması. Küresel ölçekte rekabetçi bir üretimde işçilik giderlerinin cirodaki payının %10-15 bandında olması gerektiğini söyleyen Önder, Türkiye’de bu oranın %30-35 seviyelerine kadar çıktığını belirtti. Önder çözümü ise ücretleri baskılamaktan çok otomasyon ve dijital dönüşüm yatırımlarında gördüğünü söyledi.

Bu noktada yurt dışında ziyaret ettiği bir enjeksiyon fabrikasını örnek veren Önder, 140 makinenin 40 çalışanla işletildiğini, Türkiye’de aynı sayıda makine için en az 300 kişinin çalıştığını söyledi. “Sanayideki dönüşümü yakalayamadığımız, insan gücünü üretimden mümkün olduğu kadar çekemediğimiz sürece bu maliyetlerle rekabetçi olmak çok zor” diyen Önder, kamunun da verimlilik yatırımlarında katalizör görevi üstlenmesi gerektiğini savundu.

Ancak Önder’e göre sanayicinin dönüşüm yatırımı yapması gereken dönemde finansman maliyeti de şirketlerin önündeki en büyük engellerden biri. Önder, “Parası olanın üretim tesisi kurmak yerine risksiz şekilde finansal getiriye yöneldiği bir ortam oluşuyor. Asıl zorlanan, yatırım yapan ve üretmeye devam eden sanayici” ifadelerini kullandı.

İç piyasada vadelerin 6-8 aya, bazı alanlarda 12 aya kadar çıkabildiğini söyleyen Önder, paranın üreticiye dönüş süresinin de kısaltılması gerektiğini düşünüyor. Avrupa’daki geç ödeme düzenlemelerini örnek gösteren Önder’e göre büyük alıcının finansman ihtiyacının tamamını üreticiye yükleyen mevcut yapı, yüksek faiz döneminde işletme sermayesi sorununu daha da ağırlaştırıyor.

Bu nedenle ZÜCDER kısa vadede pandemi dönemindeki uygulamalara benzer biçimde fatura karşılığı işletme kredisi, daha uzun vadede ise otomasyon ve teknolojik dönüşümü finanse edecek ayrı bir mekanizma istiyor.

“Sanayiye bir can suyu verilmesi lazım. Fatura karşılığı, uygun finansman koşullarında üreticinin desteklenmesi gerekiyor. Bu aynı zamanda kayıt dışılığın azaltılmasına da katkı sağlar” diyen Önder, ihracatta çalışan Eximbank modeline benzer bir yapının yatırım finansmanında da kurulabileceğini söyledi.

Şirketlerin mevcut koşullara kapasite küçülterek cevap vermesinin de göründüğü kadar kolay olmadığını belirten Önder, “Küçülerek büyüme söylendiği kadar kolay bir şey değildir. Şirketler aslında zor zamanda küçülürken paraya ihtiyaç duyarlar” dedi.

“Küresel rekabetçiliği sadece kur, faiz ve enflasyon üzerinden yorumlamamak gerekiyor”

Önder’in üzerinde en fazla durduğu başlıklardan biri de lojistik. Sektör ihracatının %70’ten fazlasının konteynerle yapıldığını belirten Önder, kur ve üretim maliyetlerinin yanında limanda ödenen bedellerin de ihracat fiyatının bir parçası haline geldiğine dikkat çekti.

“Ben ihracata ilk başladığım zaman lokal masraf 300 dolardı. Şu an lokal masraflar 650 dolarlara geldi. Dolar cinsinden söylüyorum” diyen Önder, güvenlik, geçici kabul ve konşimento gibi farklı kalemlerin konteyner başına maliyeti yukarı taşıdığını söyledi. ZÜCDER’in hesabına göre 10 bin dolarlık bir konteynerde üreticiye yaklaşık bin dolar kâr kalırken lokal masraflar 650 dolara kadar çıkabiliyor.

  • İhracat verileri de kaybın ana pazarlardan çok pazar ağının geri kalanında yoğunlaştığını gösteriyor. Ocak-Temmuz döneminde ilk 10 ülkenin toplam ihracattaki payı %47’den %49’a yükselirken bu pazarlardaki düşüş %1,5 ile sınırlı kaldı. Yakın pazarlarda kayıp yalnız %0,6 olurken çok uzak ülkelerde %21,7’ye ulaştı.

  • Aynı eğilim geçen yıl da görülüyordu. 2025’in ilk 11 ayında sektörün yaklaşık 118 milyon dolarlık ihracat kaybının yalnız 24 milyon doları İngiltere, Almanya, İtalya, Fransa ve İspanya’dan oluşan ilk beş pazardan geldi. Böylece toplam kaybın %80’i ilk beş ülkenin dışında kaydedildi.

ZÜCDER’in Dubai’de yaptığı saha çalışması da Türk şirketlerinin yurt dışında ofis, depo ve dağıtım merkezi kurmakta zayıf kaldığını gösteriyor. Uzak pazarda rekabet etmek yalnız navlun ödemeyi değil, stok tutmayı, dağıtım ağını finanse etmeyi ve müşteriye vade açmayı da gerektiriyor.

Önder bu noktada finansman ile ihracat arasındaki bağı, “%3-4 faizle finansmana ulaşan rakiplerle %50 faiz ortamında rekabet etmek çok zor. İhracatta müşterinize kredi açmanız, vade vermeniz gerekiyor. Bu finansman maliyetleriyle bunu yapmak kolay değil” sözleriyle anlattı.

Limanların ve konteyner taşımacılığının yalnız maliyet başlığı olmadığını düşünen Önder, “Bu bir milli güvenlik meselesidir” diyerek Türkiye’nin küresel hatlarda çalışabilecek yerli bir konteyner taşımacılığı kapasitesi oluşturması gerektiğini de savunuyor.

“Mutlaka o ‘plus one’ kısmından bizim pay alacağımızı düşünüyoruz”

Rekabetçilik tartışması Çin’e geldiğinde ZÜCDER yönetimi sorunun yalnız ucuz işçilik olmadığını düşünüyor. ZÜCDER Başkan Yardımcısı Ahmet Acar, Hürmüz’deki gelişmelerin ardından plastik hammadde fiyatlarında yaşanan artışı örnek göstererek Türk üreticilerin maliyeti fiyatlarına yansıtmak zorunda kaldığını, Çin’in ise güçlü stok yapısıyla aynı baskıyı yaşamadığını söyledi.

Acar konuyla ilgili, “Çin’deki hiçbir üretici zam yapmadı. Sebebi şu: Elinde devletin güçlü bir hammadde stoğu vardı” dedi. Çin’de de işçilik ve personel bulma sorunlarının bulunduğunu belirten Acar’a göre ülkenin avantajlarından biri, hammadde tarafında üreticinin arkasında çok daha güçlü bir yapı bulunması.

  • Avrupa’daki ürün verileri ise Çin’in büyümesinin her üründe Türkiye’nin pazar payı kaybına yol açmadığını gösteriyor. Türkiye’nin plastik mutfak eşyalarındaki pazar payı 2021-2024 arasında Almanya’da %2,5’ten %4,1’e, İtalya’da %4,2’den %10,7’ye yükselirken Çin de aynı pazarlarda pay kazandı. 

  • 2025-2026 verileri de Çin karşısındaki sorunun her ürün grubunda aynı olmadığını gösteriyor. Plastik ürünlerde Türkiye’nin kaybını fiyat rekabetiyle açıklamak güç. Türkiye’nin AB’ye plastik mutfak eşyası ihracatı 2025’te %1,6 artarken, Türk ürünleri Çin’den daha yüksek fiyatla da satılmadı. AB ithalatında plastik sofra ve mutfak eşyalarında Türkiye’nin ortalama birim değeri kilogram başına 3,24 avro ile Çin’in 5,13 avroluk seviyesinin, diğer plastik ev eşyalarında ise 3,54 avro ile Çin’in 4,28 avroluk seviyesinin altında kaldı. Buna rağmen Türkiye’nin toplam plastik ev ve mutfak eşyası ihracatı 2026’nın ilk yedi ayında %10,9 geriledi. Kayıp Avrupa’dan çok diğer pazarlarda yoğunlaşıyor. Nitekim 2025’te birkaç ülkedeki güçlü artış toplam ihracatı ayakta tutarken ilk 10 pazarın dışında 56 milyon doları aşan ihracat kaybı yaşandı.

  • Paslanmaz çelik mutfak eşyalarında ise tablo tam tersi yöne işaret ediyor. AB’nin bu ürün grubundaki üçüncü ülke ithalatı 2025’te %11,7 büyürken Çin yaklaşık bu ithalattan %83 pay aldı. Türkiye’nin payı ise %3,6 seviyesinde kaldı. Üstelik Türkiye’den gelen ürünlerin ortalama birim değeri kilogram başına 7,74 avro ile Çin’in 6,29 avroluk seviyesinin yaklaşık %23 üzerinde. Burada pazar daralmasından çok doğrudan fiyat ve maliyet rekabeti öne çıkıyor. Dolayısıyla 2026’nın ilk yedi ayında plastikte yaşanan %10,9’luk düşüş ile metaldeki %7,5’lik kaybı aynı nedenle açıklamak mümkün değil.

Cam tarafındaki sorun ise daha eskiye dayanıyor. Türkiye’nin cam sofra ve mutfak eşyası ihracatı 2014’te 487,5 milyon dolar seviyesindeyken 2023’te 360,4 milyon dolara geriledi. Bu yılın ilk yedi ayında da cam, %14,5 ile sektörün en fazla ihracat kaybeden ana ürün grubu oldu.

LAV ve GCA’yı temsilen toplantıya katılan ZÜCDER Yönetim Kurulu Üyesi Levent Güven de camın hem miktar hem değer bazında sektörün en fazla ihracat kaybeden grubu olduğunu, buna karşılık ton başına fiyatın yükseldiğini söyledi. Güven’e göre bu dönemde hangi ürünün hangi pazara satılacağı ve üretimin buna göre planlanması daha fazla önem kazanıyor.

“Küçülmekten ziyade tam kapasite nasıl üretim yaparız ve bunu nasıl satışa yönlendiririz, bu arayış içerisinde olmak çok daha önemli” diyen Güven, düşen miktara rağmen daha yüksek değerli ürünlere yönelmenin cam üreticileri açısından önem kazandığını belirtti.

Önder ise pandemi sonrasında büyük uluslararası alıcıların tedariklerini yalnız Çin’e bağlamak istememesinin Türkiye için yeni bir alan açtığını düşünüyor. “China Plus One” olarak adlandırılan bu eğilimde şirketlerin Çin’in yanına ikinci bir üretim ülkesi eklediğini söyleyen Önder, “Elbette dünyada işler çok iyi gitmiyor ama bu şansı değerlendirmek üzere planlarımızı yapıyoruz. Bunun sonunda mutlaka o ‘plus one’ kısmından bizim pay alacağımızı düşünüyoruz” ifadelerini kullandı.

“Geçen yılki rakamları yakalamak bile başarı olur”

Yılın kalanına ilişkin beklentilerde ise uzun vadeli hedeflerle kısa vadeli görünüm arasında belirgin bir mesafe bulunuyor. Önder’e göre savaşlardan küresel faizlere, Çin’in fiyat politikasından hammadde maliyetlerine kadar çok sayıda değişken şirketlerin sağlıklı tahmin yapmasını zorlaştırıyor.

“Bu dönemde bütçe yapmak bile çok zor. Bence bu dönemi anlatan en güzel kavram öngörülemezlik” diyen Önder, hedeflerin hala yapıldığını ancak gerçekleşmelerdeki sapmanın geçmişe göre çok daha yüksek olduğunu söyledi.

Aynı nedenle gelecek tahminlerinde artık uzun vadeli senaryolardan çok mevcut veriye bakmak gerektiğini belirten Önder, içinde bulunulan dönemi “Forecast değil, nowcast zamanı” sözleriyle tanımladı.

  • Sektör 2025’i ZÜCDER’in aylık olarak izlediği dar ev ve mutfak eşyaları sepetinde 3,0 milyar dolarlık ihracatla kapatmıştı. 2026’nın ilk yedi ayında 1,6 milyar dolarda kalan ihracatın geçen yılki seviyeyi yeniden yakalayabilmesi için Ağustos-Aralık döneminde geçen yılın aynı dönemine göre %10,3 büyümesi gerekiyor.

Önder yıl sonu çıtasını da bu nedenle sınırlı tutarak, “Bütün bu şartlar altında geçen yılki rakamları yakalamanın bile başarılı olacağını düşünüyorum” dedi. Ancak mevcut koşullara rağmen gelecek konusunda kötümser olmadığını da belirten Önder, “Karamsarlığı ve kötümserliği kendimize çok yakıştırmıyoruz. Umudumuz hala var. Ev ödevlerimizi yapmaya çalışıyoruz” ifadelerini kullandı.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Pareto

Pareto

İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.

YAZARLAR

Emircan Yaman

Piyasalar ve Finans Editörü

Pareto

İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.

İLGİLİ OKUMALAR

ParetoPareto

HİKAYE

Danışmanlığın geleceği: AI büyük dörtlüyü nasıl tehdit ediyor?

Deloitte, EY, KPMG ve PwC’den oluşan büyük dörtlünün bayrak taşıdığı yönetim danışmanlığı sektöründe ölçek, uzun yıllar boyunca rekabet avantajıydı. Fakat son yıllarda yapay zeka, bu denklemi büyük oranda değiştirmeye başladı. Daha önce kalabalık ekiplerin günlerce üzerinde çalıştığı görevleri çok daha az insanla tamamlamayı mümkün kılan bu teknoloji, küçük danışmanlık şirketlerinin büyük dörtlüyle arasındaki farkı daraltmasını mümkün kıldı.

Doğa Yurduneri

·

06 Ağu 2026

Danışmanlığın geleceği: AI büyük dörtlüyü nasıl tehdit ediyor?
ParetoPareto

HİKAYE

AI çıktılarının ötesini görebilmek: Muhakeme becerisi neden önemli?

Hiçbir lider, sadece emeği ya da çalışkanlığıyla anılmaz. Liderleri akılda tutan, aldıkları kararlardır. İyi bir lider olmak için muhakeme becerisi gerekir. Bu beceri, yapay zeka çağında hemen hemen her seviyede çalışan için önemli bir kriter hâline geliyor.

Mert Karaibrahimoğlu

·

04 Ağu 2026

AI çıktılarının ötesini görebilmek: Muhakeme becerisi neden önemli?
ParetoPareto

HİKAYE

Halka arz kuyruğunun görünmeyen sorunu: Yönetim kurulları borsaya hazır mı?

2022-2023 yıllarında peş peşe gelen tavan serileriyle popülerleşen halka arz süreçleri, 2024-25 döneminde bir sakinleme dönemine girmiş olsa da içinde bulunduğumuz yılda tekrar hız kazandı. Yılbaşından bu yana toplam 28 şirket halka arz olurken, 120’den fazla şirket ise borsaya kote olabilmek için sıra bekliyor. Peki bu şirketlerin yönetim kurulları borsaya ne kadar hazır? ICCONSULTING Yönetim Kurulu Başkanı ve DataExpert Şirket Ortağı İzzet Çağlayan Aposto okurları için anlattı.

Emircan Yaman

·

04 Ağu 2026

Halka arz kuyruğunun görünmeyen sorunu: Yönetim kurulları borsaya hazır mı?
ParetoPareto

HİKAYE

Kafe ekonomisi: Türkiye, Yunanistan’ın 14 yıl önce yaşadığını mı yaşıyor?

2009’da başlayan kriz sonrası Yunanistan’da kafe sayısının patlama göstermesini inceleyen bir bilimse makale, konaklama ve yiyecek sektöründe istihdam yüzde 87 artarken verimliliğin yüzde 41, reel ücretlerin ise yüzde 59 gerilediğin ortaya koydu. Türkiye’de de sayıları giderek artan kafe ve restoranlardaki doluluk aynı tartışmayı buraya taşıdı.

Pelin Cengiz

·

03 Ağu 2026

Kafe ekonomisi: Türkiye, Yunanistan’ın 14 yıl önce yaşadığını mı yaşıyor?
ParetoPareto

HİKAYE

Teknoloji liderleri AI sonrası dünyaya nasıl hazırlanıyor?

Yapay zeka, dünyayı daha önce eşi benzeri görülmemiş bir hızda değiştiriyor. Teknolojiyle etkileşime geçme biçimimiz kadar iş yapma şeklimiz, paraya ilişkin algımız ve toplumsal düzen de dönüşüyor. Alana yön veren teknoloji liderleri, bu teknolojinin yaratacağı düzenin nasıl görüneceğine dair birbirinden farklı gelecek senaryoları tasvir ediyor.

Doğa Yurduneri

·

30 Tem 2026

Teknoloji liderleri AI sonrası dünyaya nasıl hazırlanıyor?