Sad girl summer

“Brat summer”ın dans pistindeki isyanının üzerinden iki yıl geçti. 2026 yazında Z kuşağının pop yıldızları bu kez ayrılıkları, ölümü, kaygıyı ve dünyanın sonunu anlatıyor. Olivia Rodrigo’dan Phoebe Bridgers’a, Gracie Abrams’tan Charli xcx’e uzanan “sad girl summer”, yalnızca pop müziğin yeni trendi değil, savaşlar, iklim krizi ve gelecek kaygısıyla büyüyen bir kuşağın da ruh hâli.
Yazı: Eda Solmaz
Popüler kültürde uluslararası anlamda hit olmuş şarkılar o dönemin dünya genelindeki ruh hâlinin de bir yansımasıdır. 2024’te Charli xcx’in “brat summer”ının fosforlu yeşil fonunda isyan vardı; cesurdu ve partileyip dans da ediyordu. Yazın sonuna yaklaşıyoruz ve global popüler kültür yazarları 2026’ya da bir isim taktı: Sad girl summer (hüzünlü kız yazı). Z kuşağının pop yıldızlarının şarkıları bu yaz melankolik; ayrılık ile ölüm hakkında daha fazla söz söylüyor, ses tonları çok kasvetli ve müzikleri karamsar.
Charli XCX mesela siyah beyaz kapaklı Music, Fashion, Film albümündeki “SS26” şarkısında şöyle diyor:
“When the world is gonna end, no hope for any of it (Dünya sona erecekken, hiçbir şey için umut yok)
Yeah, we’re walking on a runway that goes straight to Hell (Evet, bizi doğruca cehenneme götüren bir podyumda yürüyoruz)
Nothing’s gonna save us, not music, fashion, or film (Hiçbir şey kurtaramayacak bizi; ne müzik, ne moda, ne de sinema)”
Savaşlar devam ediyor, çocuklar evsiz kalıyor, gençler dünya genelinde ekonomik problemler yaşıyor, yapay zekanın yarattığı belirsizlik ve işsiz kalma tehlikesi ise hemen kapının arkasında bekliyor. Dünya küresel ısınma yüzünden en sıcak yazını yaşarken müzisyenler dans etmeyi belli ki bu yıl erteleyip en hüzünlü şarkılarını yazıp seslendiriyor. Bir sokak röportajında söylenen bir laftan doğan thought daughters (düşünce kızları) kelimesi de bu yazın ruh hâlini simgeliyor. TikTok’taki thought daughters’lar Fiona Apple ile Lana del Rey dinliyor, Sylvia Plath gibi yazarları okuyor ve kaygılı bir hayat yaşıyorlar...
Sema Kaygusuz

Sema Kaygusuz’un "Saf Canavar"ı uzak bir geleceğin distopyasını değil, bugünün büyütülmüş ve ürkütücü ölçüde tanıdık bir suretini anlatıyor. İnsan olmanın sınırlarından hafızaya, rüyalardan yapay zekaya, insanmerkezciliğin kibrinden edebiyatın iyileştirici gücüne uzanan sohbetimizde Kaygusuz’la, kendi ifadesiyle “şimdinin kabusu, geleceğin enkazı” üzerine konuştuk.
Söyleşi: Nis Tuğba Çelik
Sema Kaygusuz, yaklaşık 10 yıl aradan sonra yayımladığı yeni romanı Saf Canavar ile okuru bugünden çok da uzak olmayan, insanın yalnızca temel hak ve özgürlüklerinin değil, duyumsama ve hayal kurma yetisinin de denetim altına alındığı bir dünyaya götürüyor. Nisan 2026’da Metis Yayınları’ndan çıkan romanın ilk fikri, Kaygusuz’un 2019’da kaleme aldığı kısa bir distopik öyküye dayanıyor; yazar, daha sonra romana dönüşen metin üzerinde altı yıl çalıştığını anlatıyor.
Saf Canavar’ın bir distopya olduğunu söyleyebiliriz. Fakat distopyanın tanımını da aşan bir kitap aslında umutlu olması açısından. Siz de bir röportajınızda, esere doğrudan bir tanım getirmek yerine kitaptakilerin aslında alegori değil, “gerçeğin abartılmış hâli” olduğunu söylüyorsunuz. Bugün Saf Canavar hangi gerçeğin abartılmış hâli sizce? Sizi bu kitabı yazmaya iten, Sema Kaygusuz’un gördüğü gerçek nedir?
Distopik roman derken aynı zamanda imtina ediyorum. Spekülatif kurmaca diye yeni bir kuram var edebiyatta. Anlatının tamamen kategorize edilmesi pek roman sanatının alanı değil; edebiyat bütün bunları aşmak, tartışmak ve yıkmak üzere kurulan dilsel bir alandır. Burada benim almış olduğum önlem aslında şu: Alegori dediğimizde gerçeği kendimizden uzaklaştırıyoruz ya da ona fantazma dediğimizde, dil alışkanlıklarımızdan ötürü o gerçekle aramıza sanki çok büyük bir düşsel mesafe varmış gibi yaşıyoruz.
'Radikal Kitap' koleksiyonu 11.000 liraya satıldı
2001-2016 yılları arasında yayımlanan Radikal Kitap eklerinin yaklaşık 600 farklı sayıdan, mükerrer nüshalarla birlikte 700’ü aşkın sayıdan oluşan ve 1.000 liralık açılış fiyatıyla satışa çıkan koleksiyonu, Gezegen Sahaf’ın düzenlediği müzayedede 11.000 liraya alıcı buldu.
- Ayrıntılar: Radikal Kitap, eleştiri, söyleşi ve değerlendirme yazılarıyla uzun yıllar Türkiye’nin edebiyat ve yayıncılık ortamının önemli mecralarından biri oldu. Radikal’in dijital arşivine erişimin gazete sitesinin kapanmasının ardından mümkün olmaması, basılı koleksiyonun arşiv değerini artırdı.
'Sanat Yolunda' erişime açıldı
İstanbul Modern’in Türkiye’nin farklı şehirlerinden genç sanatçıların ürettiği çalışmaları biraraya getiren, “Sanat Yolunda” projesi müzenin internet sitesindeki çevrimiçi galeride erişime açıldı.
- Ayrıntılar: İkinci yılını tamamlayan proje bugüne kadar 200 genç sanatçıya ulaştı; Nevşehir, Mardin, Trabzon, Van, Adana, Diyarbakır, Artvin ve Kars’ta düzenlenen atölyelerin yanı sıra sanat tarihi seminerleri ve çevrim içi buluşmalarla katılımcıların üretim süreçleri desteklendi.
Edebiyat Sokakta'

' Türkiye Yazarlar Sendikası’nın (TYS) edebiyatı salonlardan ve etkinlik mekanlarından çıkararak mahallelere taşımayı amaçladığı “Edebiyat Sokakta” projesi, TYS Yönetim Kurulu Üyesi Esra Alkan’ın öncülüğünde İstanbul’dan Türkiye’ye yayılmaya hazırlanıyor.
- Ayrıntılar: Projenin ilk buluşması, İstanbul Yeldeğirmeni Duatepe Sokak’ta yaşayan şair ve TYS üyesi Hatice Nayır için düzenlendi. Projeyle edebiyatçıların yaşadıkları sokaklarda tanınması, kitaplarının komşulara ve esnafa ulaşması ve mahallelerde zamanla bir “yazar kültürü” oluşturulması amaçlanıyor.
Rami Kütüphanesi’ne yeşil ödül
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Rami Kütüphanesi’nin IFLA 2026 Yeşil Kütüphane Ödülleri’nde “En İyi Yeşil Kütüphane” seçildiğini açıkladı.
- Ayrıntılar: İstanbul’daki 19. yüzyıldan kalma Rami Kışlası’nın dönüştürülmesiyle oluşturulan kütüphane, iklim koşullarına dayanıklı ve sürdürülebilir bir kamusal alan yaratması nedeniyle Çin’deki Jinjiang Kütüphanesi ve İrlanda’daki Munster Teknoloji Üniversitesi ile birlikte üç finalist arasına kalmıştı. IFLA, ödülleri çevresel sürdürülebilirlik, BM Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’na katkı ve sürdürülebilir kütüphanecilik uygulamaları gibi kriterlere göre değerlendiriyor.
Yakarsa dünyayı kadınlar yakar

Şiddet, yok sayılma, erken yaşta evlilikler, engellenen kariyerler ve erken ölümler... Arabeskin kadınları, onları sürekli geride bırakmaya çalışan bir sistem içinde kendi kulvarlarını açtı, popüler kültürün damarlarına sızdı. Cansever’den Bergen’e, Dilber Ay’dan Esengül’e uzanan bu hikayeler, arabeskin acısını yalnızca şarkılarıyla değil, hayatlarıyla da sırtlanan; ölümleriyle dahi bu dünyanın onlara reva gördüğü vedanın tatsızlığını görünür kılan kadınları anlatıyor.
Yazı: Ayça Örer
Bizim Cansever ismiyle tanıdığımız Dzansever Dalipova 59 yaşında Almanya’da hayatını kaybetti. Fakat onu farklı yorumuyla seslendirdiği şarkılardan çok “bir türlü sırt üstü uyutmayan” rahatsızlığıyla, aşk hayatını muğlak hâle getiren “yasak” bir hikayeyle, görünüşü yüzünden çekimser tavrıyla anıyoruz.
Arabeskin kadınları yalnız trajedileriyle hatırlanmaya mı layık? Ne zaman onları tam manasıyla konuşacağız?
“Ben gönül yakmayı bilmiyor muydum?
Bu benim ilk değil son aldanışım…”
"Son Ağlayışım" şarkısının sözlerini bir erkek yazsa da Bergen’in sesinden giriyor hayatımıza. Gönül yakmayı bildiği hâlde tercih etmeyen, kötülüğü iyilikle, zorbalığı metanetle karşılayan kadınların hikayeleri de şarkıları gibi. Her zerresiyle erkeklik turnusolu olan bir dünyada varolmaya çalışıp, hoyratlığa direnerek bir iz bırakıyorlar.
Ölümleri, ölümlerinin yaşanma şekli bu dünyanın onlara reva gördüğü vedanın tatsızlığını da iyice görünür kılıyor. Cenazeleri üzerine ayrı; yaşadıkları üzerine ayrı; kaderleri ve kadersizlikleri üzerine ayrı; gerçekçi olmayan yaslar tutuluyor.
Müzisyenlerden Kuzey Denizi’ndeki sondaja tepki
Müzisyenlerden Kuzey Denizi’ndeki sondaja tepki: Thom Yorke, Brian Eno, Romy, Robert Smith, Olly Alexander ve Paris Paloma’nın da aralarında bulunduğu 211 müzisyen, Birleşik Krallık Başbakanı Andy Burnham’a mektup göndererek Kuzey Denizi’ndeki yeni petrol ve gaz sondajı planlarını reddetmesi çağrısında bulundu.
- Ayrıntılar: Yaklaşık 250 milyon ton karbondioksit salımına yol açabileceği tahmin edilen Rosebank sahası için hükümetin danışma sürecinin tamamlanmasının ardından sanatçılar, petrol sahasının işletilmesinin iklim krizini derinleştireceğine ve enerji faturalarını düşürmeyeceğine dikkat çekti.
Virginia Woolf’un çocukluk evi satışta
Virginia Woolf ve ressam kız kardeşi Vanessa Bell’in çocukluk yıllarını geçirdiği Londra’daki 22 Hyde Park Gate’in dördüncü katındaki iki yatak odalı daire, 1,9 milyon sterlin fiyatla satışa çıktı.
- Ayrıntılar: Kensington’daki Viktorya dönemi konutu, 19. yüzyılın sonlarında Woolf’un babası, edebiyat eleştirmeni Leslie Stephen’ın ailesiyle birlikte yaşadığı evdi. Woolf burada edebi çalışmalarına başlarken, kız kardeşi Bell de resim yapıyordu.
'Bir Balinayı Nasıl Gömersiniz?' Camden Fringe’de
'Bir Balinayı Nasıl Gömersiniz?' Camden Fringe’de: Iraz Akçam’ın performans ve yaratıcı ekibinde yer aldığı Plan by 5 kolektifinin How Do You Bury A Whale? (Bir Balinayı Nasıl Gömersiniz?) adlı performansı, Londra’daki Camden Fringe Festivali’nde izleyiciyle buluşuyor; ilk gösterimi 14 Ağustos’ta yapılan yapım, 29 ve 30 Ağustos’ta Camden People’s Theatre’da yeniden sahnelenecek.
- Ayrıntılar: Royal Central School of Speech and Drama’da bir araya gelen dört tiyatro sanatçısının kurduğu Plan by 5’in 50 dakikalık performansı, 2024 kışında Çin’in Hangzhou kentindeki bir deniz parkında yaşamını yitiren beyaz balina Da Bai’nin gerçek hikayesinden yola çıkıyor. Yapımda bilim insanları, deniz biyologları ve çevre aktivistleriyle yapılan görüşmelerin yanı sıra belgeler, tanıklıklar, fiziksel keşif, sesli deneyler ve şiirsel anlatı kullanılıyor.
A24'ten New York’u keşif kitabı

A24’ün yeni kitabı On Location in New York City, New York’un beş bölgesinde filmlerde yer alan ve bugün hâlâ açık olan 179 restoran, mağaza, park, bar ve simge yapıyı biraraya getiriyor.
- Ayrıntılar: Celine Song’un önsözüyle yayımlanan kitap, adres, telefon numarası, harita ve kategoriler aracılığıyla şehri filmler üzerinden keşfetme imkanı sunuyor. Kitapta The Fisher King, 9½ Weeks, Big, Uncut Gems, The Devil Wears Prada ve Sex and the City: The Movie gibi yapımlarda görülen mekanlar yer alıyor.
Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın evi için müze çağrısı
Türkiye Yazarlar Sendikası (TYS) ve Ada Dostları Derneği, Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın 30 yılı aşkın süre yaşadığı Heybeliada’daki evinin restorasyonun ardından yeniden müze olarak ziyarete açılması çağrısında bulundu.
- Bir adım geriden: Gürpınar’ın eserlerinin önemli bir bölümünü kaleme aldığı ev, yazarın 1944’teki ölümünden 56 yıl sonra, 2000’de müzeye dönüştürülmüş; 2016’da ise restorasyon için kapatılmıştı.
RTÜK’ten 4 dijital platforma ceza
Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), HBO Max, Prime Video, Netflix ve Disney+’ta yayımlanan dört yapımdaki müstehcenlik, şiddet, çocuk istismarı ve LGBTİ+ ilişkilerin sunumuna ilişkin ihlaller gerekçesiyle platformlara katalogdan çıkarma ve üst sınırdan idari para cezaları uyguladı.
- Ayrıntılar: HBO Max’taki Bang My Box: The Robin Byrd Story için %3, Prime Video’daki Spartacus: House of Ashuriçin %5, Netflix’teki Heartstopper: Sonsuza Dek için %3 ve Disney+’taki A Teacher için %5 idari para cezası ve katalogdan çıkarma kararı verildi.
Altın Leopar Romanya’ya
79. Locarno Film Festivali sona erdi; festivalin büyük ödülü Altın Leopar’ı Romanya’dan Florin Şerban’ın You Don’t Belong Here filmi kazandı.
- Ayrıntılar: İsviçre’nin Locarno kentinde düzenlenen festivalin uluslararası yarışmasında Jüri Özel Ödülü Brezilya’dan Matheus Farias ve Enock Carvalho’nun The Riverbank filmine giderken, En İyi Yönetmen ödülü Nowhere to Lay My Eyes filmi ile Güney Kore’den Hong Sang-soo’nun, En İyi Performans ödülü ise Ketticè filmindeki rolüyle İtalya’dan Monica Belluci’nin oldu.
Hayden Panettiere hayatını kaybetti

Heroes ve Nashville dizilerindeki rolleriyle tanınan oyuncu Hayden Panettiere, 36 yaşında hayatını kaybetti; ölüm nedeni henüz açıklanmadı.
- Ayrıntılar: 17 yaşında Heroes dizisindeki Claire Bennet karakteriyle dünya çapında tanınan; Nashville dizisindeki Juliette Barnes rolüyle iki Altın Küre adaylığı alan Panettiere kariyeri boyunca depresyon, doğum sonrası depresyon, alkol ve madde bağımlılığıyla mücadelesini kamuoyuyla paylaşmış 2026'da yayımlanan This is Me: A Reckoning adlı anı kitabında şöhret, bağımlılık ve iyileşme sürecini anlatmıştı.
Sicilya’da sanat soygunu
Sicilya’daki Messina Bölge Müzesi’nden Rönesans ressamı Antonello da Messina’ya ait olduğu düşünülen dört eser çalındı; uzmanlar eserlerin toplam değerinin 70-80 milyon euro olabileceğini tahmin ediyor.
- Ayrıntılar: Hırsızlar, 1473 tarihli San Gregorio Poliptiği'nin günümüze ulaşan beş panelinden üçünü ve Meryem ile İsa’yı betimleyen çift taraflı bir paneli güvenlik sistemlerini aşarak müzeden çıkardı. Müze yönetimi alarmların çalıştığını ve güvenlik görevlilerinin binada bulunduğunu belirtirken polis, soygunun nasıl yapıldığını araştırıyor.
Marvel’ın yeni X-Men kadrosu açıklandı
Marvel Studios, Mayıs 2028’de vizyona girmesi planlanan yeni X-Men filminin oyuncularını Disney’in Anaheim’daki D23 etkinliğinde duyurdu. Sadie Sink Jean Grey’i, Kit Connor Cyclops’u, Christopher Abbott Professor X’i, Maya Boyd Storm’u, Inde Navarrette Rogue’u ve Samara Weaving Emma Frost’u canlandıracak; Adam Driver ise filmin kötü karakteri Mister Sinister rolünde yer alacak.
- Ayrıca: Filmin yönetmenliğini Thunderbolts ile tanınan Jake Schreier üstlenirken senaryoda Lee Sung Jin ve Joanna Calo’nun imzası bulunuyor. 5 Mayıs 2028 için planlanan yapım, X-Men’in yeni oyuncu kadrosuyla Marvel Sinematik Evreni’ne dahil edildiği ilk uzun metrajlı film olacak.
Obama’dan kitap podcasti
Eski ABD Başkanı Barack Obama, hayatı ve dünya görüşü üzerinde etkili olan altı kitabı ele alacağı "A Great Book with Barack Obama" adlı podcast serisini 24 Eylül’de Audible’da yayımlamaya başlayacak.
- Ayrıntılar: Altı bölümlük seride Obama, her bölümde farklı bir konukla James Baldwin’in The Fire Next Time, Toni Morrison’ın Song of Solomon ve John le Carré’nin Tinker Tailor Soldier Spy eserlerinin de aralarında bulunduğu altı kitabı konuşacak. Podcast, Audible ile Barack ve Michelle Obama’nın yapım şirketi Higher Ground tarafından hazırlanıyor; konukların isimleri ise henüz açıklanmadı.
AIMA Müzik Festivali başlıyor
Ayvalık Uluslararası Müzik Akademisi’nin (AIMA) bu yıl 12’ncisini düzenlediği AIMA Müzik Festivali, 18-30 Ağustos tarihleri arasında Ayvalık ve Cunda’da klasik müziğin uluslararası isimleriyle genç müzisyenleri biraraya getirecek.
- Geniş açı: AIMA, piyanist ve müzikbilimci Prof. Filiz Ali öncülüğünde 1998’de kuruldu ve bugüne kadar düzenlediği ustalık sınıflarıyla bini aşkın genç müzisyenin eğitimine katkı sağladı.
Lucas Museum’dan Skywalker Ranch esintili restoran

Lucas Museum of Narrative Art, kurucusu George Lucas’ın Kaliforniya’daki Skywalker Ranch’inden ilham alan müzenin en üst katındaki Skywalker Grill adlı restoranını tanıttı ve Kaliforniya ürünleriyle hazırlanan klasik Amerikan yemekleri sunacak restoran için rezervasyonları kabul etmeye başladı.
- Ayrıntılar: Mid-century modern tasarıma sahip restoranın iç mekanını Rockwell Group tasarladı. Lucas Museum, 22 Eylül’de açılacak; açılış sergileri arasında ilk altı Star Wars filminden araç, kostüm, aksesuar ve illüstrasyonları biraraya getiren Star Wars in Motion da yer alıyor.
OKUMAYA DEVAM EDİN
“Brat summer”ın dans pistindeki isyanının üzerinden iki yıl geçti. 2026 yazında Z kuşağının pop yıldızları bu kez ayrılıkları, ölümü, kaygıyı ve dünyanın sonunu anlatıyor. Olivia Rodrigo’dan Phoebe Bridgers’a, Gracie Abrams’tan Charli xcx’e uzanan “sad girl summer”, yalnızca pop müziğin yeni trendi değil, savaşlar, iklim krizi ve gelecek kaygısıyla büyüyen bir kuşağın da ruh hâli.

Akdeniz bölgesi ağırlıklı olmak üzere Türkiye’de her geçen yıl plastik atık ithalatı sorunu büyüyor. Başta Birleşik Krallık olmak üzere Avrupa’dan ithal edilen plastik atık miktarı 500 bin tona ulaşırken sahillerdeki mikro plastik sorunu büyüyor. İlk kez 1989’da gündeme gelen ancak son yıllarda yaygın kullanılan “atık sömürgeciliği” kavramı The Guardian’da yer alan bir haberde Türkiye için kullanıldı.

Sema Kaygusuz’un "Saf Canavar"ı uzak bir geleceğin distopyasını değil, bugünün büyütülmüş ve ürkütücü ölçüde tanıdık bir suretini anlatıyor. İnsan olmanın sınırlarından hafızaya, rüyalardan yapay zekaya, insanmerkezciliğin kibrinden edebiyatın iyileştirici gücüne uzanan sohbetimizde Kaygusuz’la, kendi ifadesiyle “şimdinin kabusu, geleceğin enkazı” üzerine konuştuk.

Aşırı zenginlikten aşırı yoksulluğa, açgözlülükten fanatizme, mükemmeliyetçilikten bitmek bilmeyen arzularımıza... Psikanalist ve yazar Adam Phillips, "Aşırılık Üzerine Beş Kısa Sohbet"te çağımızı kuşatan aşırılıkların izini sürüyor. Belki de mesele çok fazla istememiz değil: “Kendimiz için çok fazlayız; açlıklarımızda ve arzularımızda, kederlerimizde ve bağlılıklarımızda, sevgilerimizde ve nefretlerimizde fazlayız.”



