2020: Elektrikli araçların yılı


Sınır tanımayan, yeni, özgür finans: Papara 2008 küresel ekonomik krizinin getirdiği maliyet tasarrufu ve verimlilik ihtiyacının, finansal teknolojilerin gelişimine hız kazandırdığı söylenebilir. Kullanıcı odaklı finansal teknoloji şirketleri daha fazla kişiyi daha özgür bir finans ortamında var etmeyi amaçlıyor. Finansal hizmetlerin vadettiği kolaylıkları daha çok insana ulaştırmak, giderek yükselen nakitsiz hayat trendini yaygınlaştırmak amacıyla çalışıyor. Kullanıcılar; haftanın 7 günü, 24 saat boyunca anında para göndermek/alabilmek, bunu yaparken yüksek maliyetler ödememek, karmaşık arayüzlerle ve hatırlaması zor süreçlerle karşılaşmamak istiyor. Yani; özgürlük, hız, maliyet ve deneyim. Türkiye’de ön ödemeli kart pazarının önde gelen şirketlerinden Papara da tam olarak bu başlıkları vadediyor. • Papara: Geleneksel finansal uygulamalar karşısında rekabetçi ve kullanıcı odaklı çözümler sunarak yeni bir deneyim yaratmaya çalışan finansal teknoloji kuruluşu Papara, “Finansal Özgürlük” mottosuyla kullanıcılara finansal anlamda en iyi deneyimleri yaşatma hedefiyle çalışıyor. Finansal hizmetlerden bir banka hesabı ya da kredi kartı sahibi olmadan faydalanmayı mümkün kılan ve herkese finansal hizmetler sektöründe özgürce var olma fırsatı sunan Papara, Bankalararası Kart Merkezi (BKM) verilerine göre ön ödemeli kart pazarında Türkiye’de %44’lük bir pazar payıyla var oluyor. Ocak ayını 6,5 milyon kullanıcıyla kapatmayı hedefleyen Papara, 2021 yılı sonunda 10 milyon kullanıcıya ulaşmış olmayı hedefliyor. • Neler var? Papara, "Finansal Özgürlük" deneyimini bireysel ve kurumsal olmak üzere iki kategoride oluşturduğu ürün ve hizmetlerle sunuyor. Bireysel çözümleriyle Papara; hesap kartının sadeliğini kredi kartının ödülleriyle birleştirerek borçlanmadan 7 gün 24 saat ücretsiz para gönderme , fatura ödeme ve bütçe yönetme olanağı sunuyor. Kart ücreti, kullanım ücreti ya da kart aidatı olmayan ücretsiz Papara Card ile kullanıcılar yurt içinde ya da yurt dışında, internette güvenle harcayabiliyor; Cashback’te anlaşmalı olunan markalarda yaptıkları harcamalar karşılığında nakit kazanabiliyor. Papara Lite Card sahipleri bütün ATM'lerden para yatırabilirken Papara Black Card sahipleri hem para yatırıp hem de her ay 500 liraya kadar ücretsiz nakit çekme fırsatından faydalanabiliyor. Ayrıca Papara'nın sunduğu Sanal Kart, anında ücretsiz biçimde oluşturulabiliyor; tüm dünyada geçerli internet harcamalarında kullanılabiliyor ve diğer kartlar gibi anında nakit kazandırıyor. Papara’nın kurumsal çözümleri de kurumsal üye iş yerlerinin finansal süreçlerini kolaylaştırıyor. Bugün 1.000’den fazla üye iş yerine finansal kolaylık sağlayan Papara’nın MassPayment hizmeti; firmaların müşteri ya da iş ortaklarının Papara hesaplarına 7/24, anında ödeme yapabilmelerine olanak tanıyor. Papara Checkout sayesinde firmalar milyonlarca Papara kullanıcısının Papara bakiyesinden ya da diğer hesaplarından kolayca ödeme alabilirken şirketler; limitlerini ve özelliklerini belirleyebilecekleri, internet harcamalarını kapatabilecekleri ve harcama yapılabilecek yerleri seçebilecekleri Papara Corporate Card ürününü çalışanlarına dağıtabiliyor. Papara’nın herkes için kolay hâle getirdiği finansal evreni keşfetmek ve Papara üyeliğinizi saniyeler içinde başlatmak için bu bağlantıyı kullanabilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
10 yıl öncesini düşünün. O zamanlar 2020’li yıllarda hangi teknolojinin otomobillerde devrim yapacağını hayal ederdiniz? Çocukluğunu Jetgiller izleyerek geçirmiş olanlar, muhtemelen bu soruya uçan arabalar cevabını verirdi. Biraz daha az hayalperest olanların cevabı ise Hollywood filmlerinde de sıkça gördüğümüz sürücüsüz araçlar olurdu. Elbette bir Batmobile değildi; ancak otomobil endüstrisinin öncüsü Ford gibi markalar da 2010’lu yılların sonuna doğru sürücüsüz araçları piyasaya süreceğine dair vaatlerde bulunuyordu. Yıl 2021, otonom araçlara dair vaatler hâlâ daha gerçekleşmedi. Çoğumuzun Tesla sayesinde aşina olduğu elektrikli araçlar (EV) cephesinde ise çığır açıcı bir yıl yaşandı. Tesla’nın 500 bine yakın araç sattığı 2020’de, dünya çapında EV satışları %43 artarak 3,24 milyona ulaştı. Devletlerin ve uluslararası kuruluşların karbondioksit (CO2) emisyonunu azaltmaya yönelik adımları, vergi indirimleri, özel sektör yatırımları, satın almalar, birleşmeler ve batarya teknolojilerindeki gelişmeler ise kalıcı bir “elektrikli araç devriminin" yaklaştığına dair cesaret verici sinyaller içeriyor.
- Öncüler: Çin’in ulusal sanayi politikasını dünyanın en büyük EV üreticisi olma üzerine kurgulaması, son beş yılda sektörün ivmelenmesinde büyük rol oynadı. Benzinli, dizel ve hibrit araçların üretiminde bir nevi “ana merkez” konumunda bulunan Detroit’in rolünü EV üretiminde üstlenmek isteyen Çin, hem yerli hem de ulusal şirketleri Şanhay ve Tianjin'e çekmeyi başardı. Üretimdeki bu güç, Çin’in son beş yılda EV satışlarında da liderliği elinde tutmasını sağladı fakat 2020’de işler değişti. Avrupa, AB’nin sağladığı teşvikler ve yaptırımların etkisiyle atağa geçerken yıllık bazda %137 artışla 1,4 milyon adet EV sattı. Satışlarını %12 artıran Çin ise 1,34 milyon adetle ikinci sırada yer aldı. Öte yandan Norveç, elektrikli araçların satışının dizel ya da benzinle çalışan araçların satışını geçtiği ilk ülke oldu. Ülkede EV'ler geçen yıl satılan tüm yeni otomobillerin %54,3’ünü oluşturdu.
- Şirketlerin karneleri: Uluslararası Enerji Ajansı’na göre EV'ler, hâlihazırda otomobil endüstrisinin en hızlı büyüyen segmenti. Ancak yine de yeni otomobil satışlarının sadece %4,2'sini oluşturuyor. Dünyanın en değerli 10 otomobil üreticisi arasında yer alan Tesla, Nio ve Xpeng’in yıllık satışları 30,5 milyar dolara yaklaşırken bu şirketlerin satışlarının ilk 10 şirketin toplam satışları içindeki payı %3 civarında. Hem regülasyonlara hem de tüketici taleplerine cevap verebilmek için ürün gamını ve üretimini artıran Avrupa merkezli otomobil şirketlerinin 2020'deki EV satışları ise katlanarak artmış durumda. Volkswagen 2020’de EV satışlarını %158 artırarak 212 bine çıkarırken Mercedes-Benz’in sahibi Daimler, bir önceki yılın aynı dönemine göre satışlarını %228 artırarak 160 bin elektrikli aracı tüketicilere ulaştırdı. BMW’nin satışları %32 artarak 192 bini aşarken Renault ise satışlarını ikiye katlayarak 116 bin araca yaklaştı.
- Stratejiler: Ocak ayı itibarıyla 2020 bilançolarını ve 2021 öngörülerini açıklamaya başlayan otomobil şirketlerinin hepsinin sunumunda ortak bir nokta vardı: Sadece elektrikli araçların üretildiği bir gelecek. Dünyanın en büyük otomobil üreticilerinden biri olan General Motors, geçen hafta 2040 yılına kadar karbon nötr olma hedefinin bir parçası olarak 2035’e kadar dizel ve benzinli araç üretimini durdurmayı planladığını açıkladı. Önümüzdeki beş yılda elektrikli araçların Ar-Ge ve üretimine 27 milyar dolarlık yatırım yapmayı hedefleyen şirket, pazara 30 EV modeli sürmeyi amaçlıyor. 2021’de çok sayıda yeni EV modeli piyasaya sürmeyi planlayan Volkswagen ise 2028’e kadar EV satışlarını 28 milyona çıkarmayı hedefliyor. Bugüne kadar stratejisini hibrit araçlar üzerine kurgulayan Toyota'nın tamamen elektrikli ilk aracı da birkaç ay içinde Avrupa'da piyasaya sürülecek. BMW’nin, 2023’e kadar EV serisini neredeyse ikiye katlayarak 25 modele çıkarması ve bunların yarısından fazlasının tamamen elektrikli olması da beklentiler arasında.
- Yeni oyuncular: Geleneksel otomobil şirketlerinin yanı sıra büyük teknoloji şirketleri ve küçük girişimler de EV pastasından pay almak için harekete geçiyor. Geçen haftalarda Çin merkezli e-ticaret devi Alibaba, otomotiv şirketi SAIC ile el sıkışarak 2022’den itibaren tamamen EV üretimine odaklanacak olan Zhiji Auto’nun temellerini attı. 2014’ten beri “Titan Projesi” adı altında otomobil sektörüne dair çalışmalarını yürüten Apple’ın ise elektrikli otonom araç teknolojisi üzerine çalıştığı ve üretim için 2024’ü hedeflediği biliniyor. Bu proje için bir otomobil şirketiyle anlaşması beklenen Apple’ın son olarak Hyundai ile görüştüğü duyuruldu.
- Ticari araç hamleleri: Elektrikli binek araçlarının çeşitliliği her geçen gün artarken asıl fırsat, elektrikli ticari araçlarda yatıyor. Yakın zamana kadar elektrikli ticari araçlar, trilyon dolarlık otomotiv endüstrisi içinde kolayca görmezden gelinen bir yeri işgal ediyordu. Son haftalarda yaşanan gelişmeler ise bu bakış açısının hızla değiştiğini gösteriyor. Geçen hafta, elektrikli araç girişimi Rivian değerlemesini 27,6 milyar dolara çıkaran yeni yatırım turunda Amazon, Ford ve BlackRock’ın dahil olduğu yatırımcılardan 1,3 milyar dolar yatırım aldı. Gelecek yıl elektrikli kamyonet R1T'yi piyasaya sürmeyi planlayan şirket, Tesla'nın Cybertruck'ına rakip olarak ticari segmentte rekabeti kızıştıracak. General Motors’un BrightDrop isimli yeni markası altında üretilecek olan tamamen elektrikli ilk ticari araç EV600’ün ise bu yıl içinde piyasaya sürüleceği açıklandı. Yıl sonuna kadar üretilmesi planlanan ilk 500 adet FedEx’e satılırken yaygın kullanıma 2022’nin ilk aylarında geçilmesi bekleniyor.
- Öngörüler: Şu anda dünyada dolaşımda yedi milyondan fazla EV bulunuyor. Büyük otomobil üreticilerinin hırslı planları, küçük girişimlerin Tesla’nın büyüsünü yeniden yaratma çabaları ve dev teknoloji şirketlerinin sektöre girişi ise gelecekte bu rakamın artacağına dair önemli ipuçları veriyor. Uluslararası Enerji Ajansı’nın tahmini, 2040’da yollardaki EV sayısının 330 milyona ulaşacağı yönünde. Otomobil firmalarının EV dönüşümünü hızlandırmalarının, servetleri içten yanmalı motorların kullanımıyla yakından bağlantılı olan petrol sektörü için olumsuz sonuçlar doğurması ise kaçınılmaz görünüyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Herkese günaydın. Bu hafta gündemimizde 2020’de satışları 3,24 milyona ulaşan elektrikli araçlar ve bu yıl ilk defa çevrim içi gerçekleşen Dünya Ekonomik Forumu var.
01 Şub 2021

YAZARLAR

Nurefşan Kutlu
Business Editor

Pareto
İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR
Polaroid, üst üste ikinci yaz kampanyasını da yapay zeka karşıtı hissiyata ayırdı. Markanın sahillerdeki billboardlara yerleştirdiği reklamları "Veri merkezleri hepsini içip bitirmeden gidip denize atla" diyor; "yapay zekanın parmaklarımızın arasındaki kumu üretip üretemeyeceğini" sorguluyordu. Peki teknoloji liderlerinin kendilerini "tastewashing" ile yeniden paketlemeye çalıştığı bir dönemde markaların yapay zekayla mesafesi nasıl inandırıcı olur?

Ticaret Bakanlığı, yerli üretimi desteklemek ve cari açığı azaltmak amacıyla pek çok ithal üründe ek gümrük vergisi oranlarını artırdı. Her ne kadar bu düzenlemeler iç pazarda Çin ürünlerinin oluşturduğu haksız rekabetten kaynaklanan dezavantajları gidermeye yönelik olsa da, tüketiciye etkisinin zam olarak yansıyacağı beklentisi hâkim. Kur baskısıyla ithalatın üretmeye göre daha avantajlı olduğu Türkiye’de alınan bu kararların enflasyonla mücadeleye, cari açığın düşürülmesine ve yerli üretime etkileri ne olacak?

Türkiye’de kurumsal dönüşüm yönetimi denince akla ilk gelen isimlerden biri olan Burhan Karaçam’ın "Değişim, İnsan, CEO" kitabı, yakın zamanda okuruyla buluştu. Yeni kitabı vesilesiyle Aposto editörleriyle biraraya gelen Karaçam, yöneticilik serüveninden çıkardığı en önemli dersleri ve geleceğin yöneticilerine tavsiyelerini paylaştı.

Yıllarca bir girişimin ciddiyetini ölçmenin en kestirme yolu ekip büyüklüğüydü. "Kaç kişisiniz?" sorusu aslında "Ne kadar gerçeksiniz?" demekti. Yapay zeka, bu denklemi sessizce bozdu. Bugün en hızlı büyüyen şirketlerin bazıları, bir toplantı odasına sığacak ekiplerle yönetiliyor. Peki küçük bir ekip nasıl büyük iş çıkarıyor ve bu modelin görünmeyen bedeli ne?

Bugüne kadar liderlikle ilgili binlerce kitap ve makale yazıldı; pek çok farklı liderlik tanımı yapıldı. Yapılan onca tanımın içinde sanırım çoğunluğun hemfikir olduğu bir açı var: Kurumsal hayatta liderlik “insanlardan en yüksek verimi alabilmekle” ilgili. Bu verimlilikte doğru sorulara odaklanmanın payı da büyük.




