26. İstanbul Tiyatro Festivali perdelerini açtı

"Festivalin yeni oyuncular, yeni yönetmenler, hiç denenmemiş biçimler ortaya çıkarmasını arzu ettim."
26. İstanbul Tiyatro Festivali perdelerini açtı

30 Ekim - Etat Pur - İstanbul
Etat Pur ile birlikte

Oksitlenmeyen ve sararmayan formül: Pure Active Saf Vitamin C %10 Pure Active Saf Vitamin C %10 Güçlü bir antioksidan olan C vitamini, serbest radikallere karşı güçlü bir etki gösterir ve cildin kendini yenileme sürecine katkı sağlar. Pure Active Saf Vitamin C %10 ; C vitamininin en aktif, etkili ve saf formu olan Askorbik Asit’e sahiptir. Cilt tarafından doğrudan emilebilir yapısıyla yaşlanma ve koyu leke karşıtı iki etkiyi bir arada sunar. Pure Active Saf Vitamin C %10’un kanıtlanmış etkinliği nedir? %90 Koyu lekeleri azaltmaya yardımcı olur.* *Sonuçlar 56 gün boyunca 30 gönüllüyle gerçekleştirilen kullanım testi ardından elde edilmiştir. Lekeli bölge ve normal cilt üzerinde beklenen etkinin ölçümüdür. %87 Cildin daha pürüzsüz görünmesine yardımcı olur. ** %81 Cildin doğal ışıltısını kazanmasına destek olur.** %80 Cilt tonunun eşitlenmesine destek olur.** **Sonuçlar 28 gün boyunca 33 gönüllüyle gerçekleştirilen kullanım testi ardından elde edilmiştir. Lekeli bölge ve normal cilt üzerinde beklenen etkinin ölçümüdür. Nasıl kullanılır? Pure Active Saf Vitamin C %10 ’u damlalığı çıkararak temiz ve kuru cilde iyice yayıp ürün tamamen emilene kadar masaj yaparak kullanabilirsin. Koyu lekelerin olduğu bölgelere (yanaklar, elmacık kemikleri, alın) bir veya tüm yüze üç-dört damla olarak sabah ve akşam nemlendirici kremden önce uygulayabilirsin. Ekobiyolojiden ilham alan Etat Pur markasının Pure Active Saf Vitamin C %10 ürünüyle tanışmak için bu bağlantıyı ziyaret edebilirsin.

Daha fazlasını öğren

Aposto İstanbul

Aposto İstanbul

İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.

İstanbul Tiyatro Festivali’nin 26. edisyonu, 25 Ekim’de tiyatroseverlerle buluştu. 26 Kasım’a kadar sürecek festivalde bu yıl 6 uluslararası yapım; çoğu festival için üretilmiş 15 yerli yapım ve 3 perdeden gösterim izleyicileri bekliyor. Festivalin küratörü Işıl Kasapoğlu'yla festivalde bir ilk olan küratöryal yaklaşımı, programda çeşitlilik ve çoksesliliğin izlerini, festivalin kurduğu köprüleri konuştuk.

Işıl Kasapoğlu

Işıl Kasapoğlu

Festival, 26. edisyonunda bir ilki gerçekleştiriyor ve küratörlük sistemine geçiyor. Sizin gibi usta isimlerin birikiminden faydalanırken yeniyi aramaktan da çekinmeyen bu anlayış ve küratöryal yaklaşım festivali hangi açılardan zenginleştiriyor?

İKSV festivalin farklı yaklaşımlara alan açabilen, dinamik ve yenilikçi bir program sunmasını hedefliyordu. Programı hem bu noktadan hem de “Ben bir festivalden ne istiyorum, bir festival ne işe yarar, izleyiciye ne kazandırmalıdır” sorularından yola çıkarak şekillendirmeye çalıştım. 

Program; içinde hem usta isimleri hem genç sanatçıları barındırıyor, hem yerli hem de uluslararası çok çeşitli örnekleri izleyiciyle buluşturuyor. Bu çeşitliliğin festivali zenginleştireceğini ve tiyatro izleyicisini besleyeceğini umut ediyorum.

Akram Khan Topluluğu: Orman Kitabı | Fotoğraf: Ambra Vernuccio

Akram Khan Topluluğu: Orman Kitabı | Fotoğraf: Ambra Vernuccio

Festivallerde temsillerdeki çeşitliliğe ve çoksesliliğe önem vermek sanatçıların üretimlerini görünür kılmakla kalmayıp sanatseverlerin ufuklarını genişletiyor, kavrayışlarını güçlendiriyor ve yeni perspektifler kazanmalarını sağlıyor. Programda bu anlayışın hangi örnekleri bulunuyor?

Sanat alanında kadın üretimini daha da görünür kılmayı amaçlayan Bu İşte Bir Kadın Var teması bu yıl da festivalde yer alıyor. Programda Atlas Sineması’nda gösterilecek bir Molière Maratonu da var. Festival ayrıca tiyatromuzun iki ustasına saygı duruşunda bulunuyor: Yaşasın Demokrasi ile Haldun Taner’e ve Şahları da Vururlar ile Ferhan Şensoy’a… Ali Poyrazoğlu Habanera Makamı ile; Okan Bayülgen Richard ile; Zülfü Livaneli ise yazdığı ilk tiyatro oyunu Duvar ile festivalde. Uluslararası seçki ise Avrupa tiyatrosunun iki yıldız ismini; Juliet ve Romeo yorumu ile Ben Duke’u, Titanlar isimli türlerötesi gösterisiyle Euripides Laskaridis’i izleyiciye tanıtacak.

Toyo | Fotoğraf: Laurent Pappens

 Toyo | Fotoğraf: Laurent Pappens

Çocukların hayal gücünden, fikirlerinden, bakış açılarından ilham almak ve onları erken yaşta tiyatroyla buluşturmak festivalin kurmayı amaçladığı köprülerden biri olsa gerek. Festivali bu anlamda nasıl değerlendiriyorsunuz?

Festival bu yıl da çocuklara yönelik gösterilere alan açıyor. Programda Fransa’dan ünlü sirk topluluğu Les Colporteurs’ün TOYO! adlı bir gösterisi var. Kukla ustası Javier Aranda’nın bol ödüllü el kuklası gösterisi Yaşam da yine gençlere hitap edebilecek bir gösteri. Bugün bu gösteriler, onları izleyecek çocukların tiyatro sevgilerini ve zevklerini şekillendirecek.

Fotoğraf: Ara Güler

Festivalde 15 yerli yapıma 3 perdeden gösterim ve 6 uluslararası yapım eşlik ediyor. Tiyatro sahnelere dönerken mekânlar çeşitleniyor, sanat rotalarıyla sahne tanımı genişliyor. Bu zengin programın kaçırılmaması gerekenlerinden minik bir seçki hazırlayacak olsanız hangi oyun, performans ve gösterileri önerirdiniz?

Elbette gösterilerin tümü birbirinden değerli fakat izleyicilerin festivaldeki uluslararası gösterileri daha sonra izleme fırsatı yerlilere oranla çok daha düşük. Bu sebeple uluslararası seçkiyi mutlaka görmelerini tavsiye ederim. 

Selçuk Yöntem’in müzikli okuma formatındaki İlyada’sı sadece festivalde sahnelenecek. Fazıl Say’ın kendi bestelerinden bu performansa özel derlediği seçkiyi piyanist Ece Dağıstan Say yorumlayacak ve onlara sahnede kum sanatçısı Veysel Çelikdemir eşlik edecek. 

Festivale özel üretilen bir diğer proje ise Semaver Kumpanya yapımı İstanbul Mon Amour. Bu gösteriyi neredeyse 30 yıl önce tasarladım ve bugüne dek hayata geçirme fırsatı bulamadım. Bu yıl festivalde bir kereye mahsus sahneleneceğinden benim için yeri ayrı.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Aposto İstanbul

Aposto İstanbul

İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

Aposto İstanbulAposto İstanbul

BÜLTEN SAYISI

🏄‍♀️ Snarky Puppy, Beats by Girlz Festivali

Bu hafta şehrin ajandasında Artweeks@Akaretler'le sanat turu, Zülfü Livaneli oyunu Duvar, Amelie Lens'le dans randevusu, Kinky Pinky partisi ve dahası var.

30 Eki 2022

Etat Pur ile birlikte
Pera, 2022 | Fotoğraf: Deniz Sabuncu

YAZARLAR

Dilara Kaya

Aposto - Dilara Kaya

Aposto İstanbul

İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

Şehri yaşamanın bedeli: Bayramın ücretsiz otobüslerinde bir İstanbul turu

Bayramda arabasız gezmek, çoğu insana külfet geliyor. Azalan otobüs seferleri, artan yolcu sayısı, belli semtlere gitmenin işkenceye dönüşmesi bayram gezmesinin olmazsa olmazları. Öte yandan ücretsiz bayram otobüsleri, sabahın nurunda kalkıp işe gidenler, bu yüzden şehri ancak bayramdan bayrama keşfedenler, iki kuruş harçlıkla hayatını idame ettirmeye çalışan kadınlar, denizi görmeden büyüyen çocuklar, çocuklarına denizi göstermek için bayramı bekleyen aileler için biraz da.

Ayça Örer

·

29 May 2026

Şehri yaşamanın bedeli: Bayramın ücretsiz otobüslerinde bir İstanbul turu
Hafıza bahçesinde bir kent turu: İstanbul'un kokusu nasıl hatırlanır?

İstanbul, bitkileri ve kokularıyla geçmişin ve bugünün birlikte yaşadığı bir hafıza bahçesidir. Kimileri meşhur bir lavanta kolonyasının ferah kokusuyla büyümüştür; kimileri Tokatlıyan Han’ın önünden geçerken tanıdık bir lavanta esintisini bugün hâlâ duyar. Ve bazen, İstanbul sadece kokusuyla hatırlanır.

Gözde Keskin

·

28 Nis 2026

Hafıza bahçesinde bir kent turu: İstanbul'un kokusu nasıl hatırlanır?
Kır çiçeğinden kültür çiçeğine: İstanbul kent yaşamında lalenin serüveni

İstanbul'da lale sevgisinin kökenleri çok eski zamanlara kadar uzanıyor. Türklerle birlikte Orta Asya'dan çıkıp Anadolu'ya ve İstanbul'a ulaşan lale, bahçelerimizden evlerdeki vazolara, geleneksel el sanatlarından edebiyata hep baştacı ediliyor. Hazır mevsimi gelmişken lalenin tarihinden bugüne uzanan renkli bir yolculuğa çıkıyoruz.

Gözde Akyüz

·

19 Nis 2026

Kır çiçeğinden kültür çiçeğine: İstanbul kent yaşamında lalenin serüveni
Geçmişe isim koymak: Bizans diye bir devlet var mıydı?

Bir devleti, kendi çağında kendine verdiği adla mı anmalıyız, yoksa sonradan yakıştırılan adla da anabilir miyiz? Bu sorunun tek bir doğru cevabı yok. Ancak şunu bilmeden sağlıklı bir tartışma yürütülemez: Bizans, Doğu Roma’nın kendine verdiği bir ad değildir. Bu da bizi daha büyük bir soruya götürür: Tarihi kim anlatıyor, hangi kelimelerle ve neden?

Şerif Yenen

·

10 Mar 2026

Geçmişe isim koymak: Bizans diye bir devlet var mıydı?
İstanbul'un kış yüzücüleri: Yağmur-çamur demeden Boğaz'ın sularıyla buluşanlar anlatıyor

Kar-kış demeden güne Boğaz'ın soğuk sularına atlayarak başlayan İstanbulluların sayısı her geçen gün artıyor. Sarayburnu'ndan Suadiye'ye, oradan Bebek'e, şehrin farklı noktalarından denize giren bu cevval yüzücüler arasında Kapalıçarşı esnafından eski bankacılara, lisanslı sporculardan hiç yüzme bilmeyenlere pek çok farklı profil var. Ortak noktaları ise üç tarafı denizlerle çevrili bir ülkede denize sırtlarını dönmeyi reddetmeleri...

Gökhan Tan

·

10 Şub 2026

İstanbul'un kış yüzücüleri: Yağmur-çamur demeden Boğaz'ın sularıyla buluşanlar anlatıyor