32 saat ya da daha az

Daha fazla çalışmak daha çok üretmenin önünde engel mi teşkil ediyor?
32 saat ya da daha az

31 Ocak - Mey Diageo
Mey Diageo ile birlikte

Başka bir şirket mümkün : Mey | Diageo Sanata desteğini yıllar boyu sürdüren, her canlının hakkını savunan ve doğaya net pozitif katkı sağlayan bir şirket olma hedefiyle faaliyet gösteren Mey | Diageo ; ekosistem dayanışması, sürdürülebilirlik, kapsayıcılık ve çeşitlilik odaklı çalışmalarına Cumhuriyetin 100’üncü yılında da tüm gücüyle devam ediyor. Sorumlu tüketim, kapsayıcılık ve çeşitlilik kültürü, su kıtlığı, geri dönüşüm, karbon salımı gibi konularda bilinç yaymayı ve fark yaratmayı amaçlayan şirket, “başka bir şirket mümkün” vizyonuyla daha dürüst ve adil bir dünya için çalışıyor. 2022’de neler oldu? Tohumdan kadehe kadar sürdürülebilirliğe öncülük etme anlayışıyla geliştirdiği projelere son hız devam eden Mey | Diageo, merkez ofis dâhil olmak üzere tüm tesislerinde sıfır atık derecesine erişerek 2030 yılı için belirlediği atık yönetimi hedefine 2022 yılında ulaştı. “Sanatı destekleyen, tüm canlıların haklarını savunan, çevreye pozitif etki yapan bir şirket mümkün” diyen Mey | Diageo, 17. İstanbul Bienali’ne katkı sağlayan kuruluşlar arasında da yer alarak birleştirici ve iyileştirici gücüne inandığı kültür-sanatın sürdürülebilirliğine gururla destek verdi. Sektöründe fark yaratan Mey | Diageo, başarılarını Kadın Dostu Markalar Platformu Farkındalık Ödülü ve Sektöründe Türkiye’nin En Beğenilen Şirketi Ödülü gibi ödüllerle taçlandırdı. Mey | Diageo ’nun farklı alanlarda sürdürdüğü sosyal fayda çalışmalarını buradan takip edebilirsiniz.

Daha fazlasını öğren →

Pareto

Pareto

İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.

4 günlük çalışma haftası fikri dünya genelinde daha fazla ilgi çekmeye ve taraftar toplamaya devam ediyor. Hatta ülkemizde de haftada 4 gün çalışmayı deneyen bazı şirketlerin adını duymaya başladık. Ancak 5 günlük çalışma haftası fikri bile görece yeni sayılır. Bu yazıda, çalışma günlerinin nasıl kısalmaya başladığı ve bunun üretkenliğe nasıl katkı sunabileceğini ele alacağız.

Bir takvim haftasının 7 gün olmasının kökeni, ta Babil’e kadar uzanıyor. Haftada 1 günün dinlenmeye ayrılmasının köklerineyse ilahi dinlerde ulaşıyoruz. Ancak modern ve seküler anlamda bir “izin günü” kavramı ilk defa 19. yüzyıl Britanyasında ortaya çıkıyor.

Viktorya Dönemi’nin Britanyalı işçileri, normalde ibadete ayırmaları beklenen pazar günlerinde eğlenceye, kumara ve içmeye, kiliseye gitmekten daha düşkün oldukları için; pazartesileri de fabrikalara ya daha geç gidiyorlar ya da hiç gitmiyorlar. Bu durum “Aziz Pazartesi” diye bir de lakap takılacak kadar yaygınlaşmaya başladığında işverenler pazartesileri akşamdan kalma gelmemeleri karşılığında işçilere diledikleri gibi taşkınlık yapabilecekleri cumartesi öğleden sonraları için izin vermeye başlıyor.

Atlantik’in diğer yakasında ise işler biraz daha farklı ilerliyor. 

Bu dönemde elbette mesailerin uzunluğunda yasal bir sınır bulunmuyor. İşçiler 1 Mayıs 1867’de günlük mesailerinin insani saatlere düşürülmesi talebiyle Şikago’da büyük bir greve gidiyor ve 1 Mayıs İşçi Bayramı’nın temellerini atıyorlar. 1886 yılında 1 Mayıs’ta ülke geneline yayılan protestolarda yaşanan çatışmalarda Şikago’daki işçilerden yaşamını yitirenler oluyor. 1890 yılına gelindiğinde ABD’de hükümet çalışanların mesai saatlerini kayıt altına almaya karar veriyor ve işçilerin haftada ortalama 100 saat çalıştığı ortaya çıkıyor.

20. yüzyılın başlarına gelindiğindeyse ABD’de bazı işyerleri, Musevi çalışanlar nedeniyle cumartesileri izin günü ilan ederek pazarları çalıştığı için, pazarların tatil olmasında ısrarcı olan Hristiyan çoğunluğun eleştirilerine daha fazla kulak tıkayamıyor ve iki günlük hafta sonu tatili kavramı ortaya çıkıyor.

Henry Ford’un haftada 5 gün, günde 8 saatlik mesai prensibini benimsemesinin ardından 40 saatlik çalışma haftası, ABD’de önce popülarite kazanıyor, ardından da Büyük Buhran dönemi boyunca istihdam eksikliğine çare olarak görülüyor ve nihayet 1940’ta yasalaşıyor.

Günümüz Türkiyesindeyse yasal çalışma sınırı 45 saat olarak belirlenmiş durumda. OECD verilerine göre Türk çalışanların %60’ı 45 saatten fazla çalıştıklarını belirtseler de yılda 1.572 saatle 1.566 saat olan Avrupa Birliği ortalamasından fazla çalışan Türk işçilerin, OECD ortalaması olan 1.716 ve ABD ortalaması olan 1.791 saatten daha fazla çalıştığını söylemek mümkün değil.

Tabii ABD’ye ait bu rakamların 19. yüzyılda 3 bin saati aşkın yıllık çalışma sürelerinden adım adım bu noktaya gerilediğini unutmamak gerek. Buna karşın Güney Kore’de 1970’lerden sonra zıt yönde gelişen mesai kültürü neticesinde çalışma saatleri yılda 3 bin saatin üzerine çıkmış durumda.

Araştırmalara göre 3 haftadan daha uzun süre haftada 60 saatten fazla mesai yapmak, verimliliğin düşmesine neden oluyor. Çalışma kültürü nedeniyle çok çalışmanın yüceltildiği ABD’de yürütülen araştırmalar ise haftada 80 saat çalışmakla övünen beyaz yakalı erkeklerin birçoğunun aslında yalan söylediğini ve aslında 50-60 saat arasında çalıştığını ortaya koyuyor.

Dahası, 5 günlük çalışma haftasının üretkenliği azalttığı düşünülüyor. American Journal of Epidemiology'de yayımlanan bir araştırmaya göre, haftada 55 saat çalışan kişiler, 40 saat mesai yapanlara göre zihinsel faaliyetlerde daha kötü performans gösteriyor. "Her işi harika yapın" kitabının yazarı Tony Schwartz'a göre en verimli şekilde çalışmak için eldeki işe 90 dakika odaklanmak, ardından da mola vermek gerekiyor. Kısacası, verimli çalışarak aynı işi daha kısa sürede bitirmek mümkünken, mesai süreleri arttıkça aslında daha az verim alınıyor.

Kendisi uygulamamış olsa da, Google'ın kurucularından Larry Page de 4 iş günü konseptinden övgüyle bahsediyor. Proje yönetimi yazılımları geliştiren Basecamp, 4 günlük iş haftasını ilk deneyen şirketlerden. Buna göre personel yılın ikinci yarısında haftada 4 gün, günde 8 saat çalışıyor ve buna rağmen yılın ilk yarısındakiyle aynı çıktıyı alıyor. Şirketin CEO'su Jason Fried'ın 2012 yılında The New York Times'da yayımlanan makalesine göre, mesai süreleri azaldığında çalışanlar en önemli görevlere odaklanıyor ve daha verimli çalışıyor.

Her ne kadar 4 günlük çalışma haftası sadece üretkenliği artırmakla kalmayıp, aynı zamanda çalışan moralini ve refahını da yükseltse de, dünyanın geri kalanı 5 gün çalışırken, şirketlerin münferit olarak 4 günlük çalışma haftalarını benimsemesi kolay değil. 

Bu nedenle personel kadrosunun geniş olmasını değerlendirmek isteyen bir şirketin, çalışanlarını farklı günlerde çalışacak şekilde iki takıma ayırması olası gözüküyor. Her hafta dönüşümlü olarak pazartesi-perşembe ve salı-cuma çalışan takımlar bir hafta 2 gün, diğer hafta ise 4 gün tatil yapabilir ve yüz yüze toplantılar için haftada 3 ortak güne sahip olmaya devam edebilir. Uzaktan ve hibrit çalışmanın bu kadar yaygınlaştığı pandemi sonrası dönem için yeter de artar bile!

1.450 çalışanının 200’ü ile haftada 4 günlük mesai planını Türkiye’de ilk deneyen şirket olan Aksa Akrilik'in Harvard Business Review'a konuşan genel müdürü Cengiz Taş, araştırmaların -özellikle de büyük şehirlerde yaşayan çalışanlar için- yol ve yemekte geçen süre hesaba katıldığında hâlihazırda haftada yarım günlük verimlilik kaybına yol açtığını, bunu aşmak için uzaktan ve hibrit çalışma modellerinin denendiğini aktarıyor. Ancak Taş, böyle bir uygulamayı hayata geçirmek için "aidiyet ve sorumluluk duygusu yüksek bir çalışan profili, iş sonuçlarına yönelik hedef ve performans sistemi, uygun teknolojik altyapı ve köklü bir çalışma sistemi" gerektiğini de ifade ediyor.

Pennsylvania Üniversitesi Wharton School'dan örgütsel psikolog Adam Grant, kâr amacı gütmeyen 4 Day Week Global tarafından koordine edilen ve düzinelerce şirketi kapsayan bir çalışmanın sonucunda, 4 günlük mesainin stres ve kaygıda azalma, verimlilik ve gelirde artış sağladığını gösterdiğini söyledi. Buna göre çalışmaya katılanlar hem daha fazla egzersiz yaptı hem de daha iyi uyudu.

Bu gidişle yüksek nitelikli yeteneği çekmek ve elde tutmak isteyen tüm şirketlerin gelecekte çalışanlarının iş-yaşam dengesine daha fazla saygı göstermesi ve 4 günlük çalışma haftasını benimsemesi kaçınılmaz gözüküyor. 

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Pareto

Pareto

İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.

NEREDE YAYIMLANDI?

ParetoPareto
∙

BÜLTEN SAYISI

∙

PREMIUM'A ÖZEL

🧑‍💼 İşten çıkarmalarda CEO'ların rolü ne?

Hangi şirketler, ne büyüklükte işten çıkarma kararları alıyor? CEO'ların pozisyonları ve gelirleri işten çıkarma dalgasından nasıl etkilenecek?

03 Şub 2023

Mey Diageo ile birlikte
Google CEO'su Sundar Pichai - The New York Times

YAZARLAR

Atilla Büyükurvay

Haber Koordinatörü

Pareto

İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.

İLGİLİ OKUMALAR

ParetoPareto
∙

HİKAYE

Savunma sanayii büyüdü: Peki Türkiye gerçekten çağ atladı mı?

Savunma ihracatı 2002’den bu yana katlandı, yerlilik oranı %80’e ulaştı, Türk şirketleri küresel sıralamalarda yükseldi. Ancak motorlardan kritik elektronik ve optik teknolojilere uzanan kalan %20, Türkiye’nin savunma sanayiindeki asıl sınırını gösteriyor. Bu sınırı aşmak ise daha fazla silah üretmekten değil, bilim ve teknoloji üretebilmekten geçiyor.

Birol Oğuz

·

02 Eki 2026

Savunma sanayii büyüdü: Peki Türkiye gerçekten çağ atladı mı?
ParetoPareto
∙

HİKAYE

Sadeliğe giden yollar dikenli ve taşlı olmak zorunda mı?

Bir insanın “Ne iş yapıyorsun?” sorusuna iki cümleyle cevap verip daha fazlasını anlatma ihtiyacı duymamasıyla bir markanın neyi söyleyip neyi geride bırakacağını bilmesi, aynı olgunluk eşiğine işaret ediyor. Sadelik; hiçbir şey bilmemenin getirdiği bir sığlıktan değil, aksine çok şey bilip hepsinin ağırlığını tarttıktan sonra lüzumsuz olanları arkada bırakabilme cesaretinden geçiyor.

Cem Arıdağ

·

25 Eyl 2026

Sadeliğe giden yollar dikenli ve taşlı olmak zorunda mı?
ParetoPareto
∙

HİKAYE

Nike, S&P 100 endeksine veda ediyor: Yanlış giden neydi?

Nike’ın marka adı, onlarca yıldır “spor” kelimesiyle neredeyse eş anlamlıydı. Bu başarı, şirketi uzun yıllar borsanın favorileri arasında tuttu. Fakat son birkaç yılda ivme şaşırtıcı bir hızla tersine döndü ve şirket, yaklaşık 18 yılın ardından S&P 100 endeksine veda etmek zorunda kaldı. Peki ne oldu da dünyanın en güçlü spor markalarından biri, bu denli hızlı bir düşüşe sürüklendi?

Doğa Yurduneri

·

24 Eyl 2026

Nike, S&P 100 endeksine veda ediyor: Yanlış giden neydi?
ParetoPareto
∙

HİKAYE

Sponsorlu ajan reklamcılığı: Reklamı izlemek yerine, reklamla sohbet etmeye ne dersiniz?

Reklamcılık artık dikkat ekonomisinden niyet ekonomisine geçiş yapıyor. ChatGPT’nin test ettiği Sponsorlu Ajanlar, markaların tüketicinin karar verme konuşmasına doğrudan katılmasını sağlayan yeni bir katman açıyor. Kişiselleştirilmiş iknanın birim maliyeti neredeyse sıfıra inerken mesele, anlatının nerede durduğu ve kimin adına konuştuğunun her aşamada görünür olup olmamasında düğümleniyor.

Ümit Alan

·

18 Eyl 2026

Sponsorlu ajan reklamcılığı: Reklamı izlemek yerine, reklamla sohbet etmeye ne dersiniz?
ParetoPareto
∙

HİKAYE

Makinelere danışıyor, gerçek yorumlara inanıyoruz: Algoritmik itibara giden yol hâlâ insanlardan mı geçiyor?

Arama deneyimimizin yapısal olarak değişmeye başladığı aşikar. Artık sadece bilgi aramıyoruz, aynı zamanda alım kararlarımızı da yapay zekaya danışıyoruz. Ancak yeni denklem yalnızca GEO’dan ibaret değil: Araştırmalar, tüketicilerin yapay zeka önerilerinde hâlâ bağımsız insan deneyimine ve güvenilir üçüncü taraflara ihtiyaç duyduğunu gösteriyor. Markalar için de esas mesele, algoritmada görünmek kadar, algoritmanın güvendiği üçüncü taraf dünyasında sahici, tutarlı ve organik bir yer edinebilmekte yatıyor.

Cem Arıdağ

·

18 Eyl 2026

Makinelere danışıyor, gerçek yorumlara inanıyoruz: Algoritmik itibara giden yol hâlâ insanlardan mı geçiyor?