36 saatte Doğu Londra

Yazı ve fotoğraflar: Hazal Yılmaz
36 saatte Doğu Londra

26 Haziran - BMW - Soli
BMW ile birlikte

Modern, sportif ve tamamen elektrikli: Yeni BMW i4 Borusan Otomotiv'in Türkiye temsilcisi olduğu BMW, BMW i3 ile başlayan elektrikli mobilite yolculuğuna ilk tamamen elektrikli Gran Coupé modeli Yeni BMW i4 ile devam ediyor. Çarpıcı ve dinamik bir sürüş deneyimi arayanlar için Yeni BMW i4 şimdi Türkiye’d e . Neler var? Markanın efsanevi sürüş keyfini ve üstün performansını tamamen elektrikli modelinde de mükemmel bir şekilde yansıtan Yeni BMW i4’ün 340 bg güç ve 430 Nm tork üreten elektrik motoru, otomobili 0'dan 100 km/s hıza sadece 5.7 saniyede ulaştırıyor. Araç, 11kW gücündeki AC şarjla 8.5 saatten kısa bir sürede tam dolu batarya kapasitesine erişebiliyor ve 590 km yol kat edebiliyor. 200 kW’a kadar çıkabilen DC şarj istasyonunda ise 10 dakikalık şarj ile yaklaşık 164 km menzil sunuyor. Üretim sürecinde yalnızca hidroelektrik santrallerinden elde edilen yenilenebilir enerji kullanılmasıyla dikkat çeken Yeni BMW i4, bu sayede doğal kaynakları daha sorumlu bir şekilde kullanarak karbon ayak izini minimuma indirmeyi hedefliyor. Tasarım: Dinamik sürüş özelliklerini; modern, zarif ve sportif bir tasarımla harmanlayan Yeni BMW i4 , BMW’nin imzası niteliğindeki büyük böbrek ızgaraları, gövdeye entegre edilen kapı kolları ve aerodinamik kusursuzluk için optimize edilen hafif alaşım jantlarıyla çarpıcı bir dış tasarıma sahip. Yeni BMW i4 eDrive40 rüzgâra karşı minimum direnç göstererek tamamen elektrikli otomobiller için oldukça önem taşıyan aerodinamik yapıyı öne çıkarıyor. Yeni BMW i4 eDrive40 Borusan Otomotiv Yetkili Satıcılarında, ayrıntılı bilgi ise burada .

Daha fazlasını öğren

Soli

Soli

Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.

Birinci gün: De Beauvoir Town, Broadway Market, Stoke Newington, Dalston, Hackney Central

10.12

Bir gece öncenin zanlıları kanalda yüzen bira kutuları. Seyirdeyken sarımsak ihtiyacını komşudan alan bot. Zili olmadığı için “dililidilidi” diyerek kuşları taklit eden bir bisikletli. Paten kayanlar. Düşenler. Geleneksel cumartesi içeceği Bloody Marry bardaklarıyla güne merhaba diyenler. SUP’ları üzerinde birkaç mil ötedeki arkadaşlara misafirliğe gidenler. Mevsimin önemi yok, bulutlar arasından güneşin göründüğü herhangi bir gün Angel’dan Broadway Market’a uzanan yolda Londra’da olağan şüpheliler bunlar. Dalston semtinin De Beauvoir mahallesinde suyla birleşen uçta, sokağın ortasında dikilen insanlar dikkatimizi çekiyor. İlk kez görenler için şaşkınlık yaratan bu bekleşme çarşamba ve pazar günleri arasında ama özellikle hafta sonları son derece sıradan. Towpath’de masa kuyruğundalar.

Yaşama, sosyalleşme, çalışma alanı: Regent's Kanal'ın botları


12.03

Günlerden cumartesiyse Doğu Londra’nın en renkli ve hareketli pazarına giriş yapıldı. Broadway Market’a kanal yönünden daldığımız için hemen soldaki tentenin altında plaktan Start Me Up parçası karşılıyor bizi. Farketmeden dans ediyor ruhun, ona eşlikçi kalçaların, parmakların, adımların. Biraz ileride 5 Pound'a vintage gömlekler, vitrinini bugün hangi renge boyamış diye baktığımız Artwords kitapçısı, hemen yanında The Broadway Bookshop var. Dove’da masa boşsa çökebiliriz, değilse Guiness’li Bloody Marry’lerimizi alır, ilerleriz. Güney Hindistan’ın mercimekle yapılan krebi dosa mı yesek bugün, Fransa’nın karabuğdaylı galette’lerinden mi? Yoksa Netil Market’e ilerleyip minimum kırk beş dakikalık sırayı Netil Radio eşliğinde bekleyerek Pocket’s’in, pardon Londra’nın en iyi falefellerinden mi almalı? Sıranın ortasında açlıktan karın kazanırsa açlığımızı hemen yandaki büfelerden bagel, taco ile bastırılabiliriz. Karar ne olursa olsun devamında London Fields’e örtü atmak ya da hamak asmak mecburi.

Broadway Market'ta bir cumartesi


14.27

Doğu Londralılar için hava durumunun önemini yitirdiği, "ne yağarsan yağ ne açarsan aç gel" aksiyon planı: pub’da bira. Genellikle öğlen 2'den sonra başlayıp vücut aldığınca, muhabbet uzadığınca, kalabalıklar arttığınca diye devam eden bu aktivite için London Fields çevresinde herhangi bir sıralama olmaksızın sevdiğimiz pub'lar şu şekilde:

  • Tavla, zar, turnuva sesinin İngiliz rock'ına ve insan konuşması uğultusuna karıştığı: The Spurstowe Arms,
  • Arada bir üst katındaki komedi gecelerine uğranılan ama aslen podyumda yürür edasıyla dolaşan mahallelilere hayran hayran bakındığımız De Beauvoir Arms. Burası günlük, değişen menüsüyle de ilgi çekici.
  • Bahçesinde genellikle yayıncı, sanatçı veya mimarlarla tanışabildiğimiz; kimi geceler arka alandaki odasında swing dansları yapılan The Scolt Head,
  • Aslında geceleri disco, funk, soul dinlemeye dansa gittiğimiz; müdavimlerini de pek sevdiğimiz The Shacklewell Arms’ı da bu listeye alalım.

The Scolt Head'de öğleden sonra


  • Pub’larda illa bira içeceğiz diye bir kural yok; şarap, cin, alkolsüz mürver çiçeği suyu gibi içecekler de var ama pub ortamlarından sıkılmış, daralmış, yanındakiyle konuşmak için bağırdığı için her pazartesiye sesi kısılmış başlayanlar için Doğu Londra'nın şarapçılarından da bahsedelim istedik. Doğal, küçük üreticilerden alınan, Avusturya ve Gürcistan şaraplarını tatmak için birkaç adres: 
  • Newington Green’de Yield No 16,
  • Cam kenarında masa bulunca De Beauvoir Town’da Hector’s,
  •  Hoxton’da kadın işletmelerin ürünlerini alan, satan Finley’s,
  • Dalston’da şarap barı konseptini 2014’te başlatmış NewComer Vines.

16.23

Buradan sonra iki seçenek var. Zeynep'le haritadaki ismiyle Stoke Newington, mahallelilerin dilinde Stokey, posta kodu olarak vermek gerekirse her ne kadar kuzey yönünü gösterse de doğu ruhunda yaşayan N16’da gezecek, önünden “Ne güzel," diyerek geçtiğimiz vitrinlerin lokal üretim ve döngüye katkısı üzerine konuşacak; hafta sonları mahallelinin yürüyüş hattı Clissold Park'a bağlanan; üzerinde Hint, Japon, İtalyan, İspanyol, Tay, Türk kültürünün yansıması kafeler, dükkânlar ve pub'lara sahip Church Street'te müdavimi olduğu duraklara uğrayacağız. Belki biraz sağa çekecek, E5’a varacağız. 

Haziranda Londra, gökyüzünün renkleri


20.01

Akşam oldu. Haziranda hafif bir esinti, gökyüzünde gündüzden geceye geçisin renkleri. En uzun günün ardından 21 Aralık’a kadar kısalacak günler. Dörtte düşecek gece. Neyse. Henüz yaz. Pencerelerin yansımasında ışığın huzmelerini izlemek için daha en az iki saat var. Bu süreyi:

  • (A) Daha önceden rezarvasyon yaptırmışsak Brightın mevsiminde sebze ve deniz ürünleri ağırlıklı menüsünden seçim yaparak, P Franco’yu ve Bright’ı da işleten aynı ekibin Peg isimli diğer restoranında önden taze kremalı nohut cipslerini ısmarlayarak veya Pidgin’de kayısılı profiterolle geçirebiliriz. 
  • (B) Rezervasyonumuz yok. O hâlde az sonra masalarını kaldırıp kulübe dönüşecek, kapısında sıralar oluşacak Brilliant Corners’a başımızı uzatıp yeriniz var mı diye sorabilir, barda suşi yiyebiliriz. Yer yoksa da sorun değil. Biraz ileride The Talbot’ta kara tahtada yazanlara bakıp sipariş veririz bara. 
  • (C) Voodoo Rays’de bir dilim pizza, üzerine 19.30 seansı kaçmış olduğu için 21.00’e yetişebileceğin MU’da caz dinletisi.

22.34

Pub'da masa için geç, kulüp girişlerinde uzun uzun beklemek istemiyorsan uygun bir saatteyiz. Dalston ana caddesi boyunca, özellikle Rio Cinema’dan Haggerston istikametine yürüyecek olursan pek çok seçenek var. Bizim favorilerimiz çok amaçlı, alt katını dansa ayırmış kuir mekân Dalston Superstore; 80’ler hit'lerini çalan tiki bar Ridley Road; kokteylini yudumlamak isteyenler için Three Sheets; her yer kapanınca da dansa devam etmek isteyenlerin buluşma alanı Jazz Bar; yürüyerek 15, muhtemelen Uber ve otobüsle de bu saatte 15 dakikalık uzaklıkta sabah 3’e kadar açık Night Tales ve Moth Club olacak.

03.01

Kapı önünde ya da pistte dans ederken birileriyle tanışıp “Hadi parti bizde devam ediyor!” tekliflerine “Tamam arkadaşlarımı bulayım, ne içki alalım?” diye yanıt vermememişsen Londra’da sabahın ilk ışıklarını görmek zor. Ama iyi haber: dönerciler, falafelciler ve tabii ki bakkallarda servis devam ediyor. Asla eve girmem diyorsan Hackney Central’den Mare Street boyunca ilerleyip The Dolphin'e bakabilir, içeride Tarkan nameleriyle karşılanabilirsin.


İkinci gün: Columbia Flower Market, Victoria Park, Hackney Wick, Bricklane, Bethnal Green, Shoreditch, Walthamstow

09.15

Gü-nay-dın Londra! Sesimizden anlaşılacağı üzere bugün güneş tepede, havada yağmur izi yok. Columbia Road Flower Market’e bu saatlerde gidenler Hermanos’ta kahve sırası beklemez, çiçek kokuları arasında gezindikten, bazısı sadece pazar günü açılan dükkânlara -Choosing Keeping favori- girip çıktıkta sonra iyice acıkıp kahvaltıyı nerede yapsak konuşmalarına başlayabilir.

Columbia Road Flower Market


09.43

Aklımızda olanlardan biri Brunswick East’in kekleri, diğeri de Jolene’in tostları ama onlar şimdi uzak. O hâlde Victoria Park’ın bize yakın kapısından içeri girelim, istikamet suyun kenarında, ördeklerle kazları ve onları kovalamakta olan köpekleri geçince: Pavilion. Kruvasan kokularını içimize çekince hayır diyemediğimiz için önce bir tane ondan. Sonra da Sri Lanka kahvaltı tabağından. Bugün bir de parkta market günü. Kamyonlar önünde makarna, bánh mì almayı bekleyenler, ellerinde aperol gezenler, parka örtülerini serip organik şarapçıdan aldıkları şişeleri devirenler çok.

12.11

Meriç Canatan'la gündüz fabrikaların, akşam kanal kenarında yanan ateşin dumanının tüttüğü Hackney Wick'in (mahallelini tabiriyle Wick) soylulaşma sürecini keşfetmeye gidiyoruz. 2000'lerde sanatçı atölyelerinin merkezi, Queen Elizabeth Olimpiyat Parkı'nın yapımından sonra da pek çok kentsel dönüşüm projesinin üssü oluyor mahalle. Antrepolardaki komün hayatın galerilere ve Queens Yard'a kapılarını açan barlara kaydığı, henüz birlikte üretmeye inanan ruhundan bir şey kaybetmemiş Wick sokaklarında müdavimi olduğumuz yerleri göreceğiz.

People's Park Tavern


15.23

Londra’da pazartesi mesaisine başlamadan önce cumartesi hangover’ına çare pazar rostosu ismiyle bilinen, genellikle 15.00-19.00 saatleri arasında devam eden öğle yemekleri.

  • Kışın bile serasında ışık alan Victoria Park’ın ortasındaki People’s Park Tavern’de kuruyemiş ve mercimeli rosto, yanında kök sebzeler veya fırınlanmış patlıcan var menüde.
  • Bilardo oynayanların buluşma alanı, arka bahçesinde oturmayı pek sevdiği iz Adam & Eve’de hafta ortası pad thai yemeye gidiyor, pazarları da fırında karnabahar siparişi veriyoruz.
  • Bethnal Green’in gastro-pub’ı Marksman’in menüsü günlük olarak değişiyor. Patates ve pırasalı kişi ve kendi üretimi turşuları favorimiz.
  • Columbia Road Flower Market’ta son kalan çiçekler yarı fiyatına satıldıktan sonra The Royal Oak etrafında toplanıyorlar. 1923’ten beri.
  • Shoreditch’in kalabalıklaşan sokaklarına hala katlanma nedenlerimizden biri The Owl and Pussycat. Pazar günleri pancar, rezene ve hububatla yaptığı tabaklarla da kalbimizi çalıyor.

18.12

Akşamüstü. “Yeterince kirli”, “kalburüstü grafitili” “ikinci el dükkânları sıfırdan daha pahalı” Bricklane’e uğramak için olası saatler. Artık ne Rough Trade eskisi gibi, ne Bangladeş komünitesinin esnaf lokantaları burada ne de ara sokaklarında Tracey Emin yaşıyor ama hâlâ şöyle bir sokaklarında yürüyüp Spitalfields maketi gezebilir, Whitechapel Gallery’deki sergilere bakabilir, Well & Bucket’ta bir bira içip pazar dinginliğine geçebilirsin.

London Fields'de akşamüstücüler


20.21

Pazar Londra sakin. Genellikle öğle yemeğinden sonra yemek yenmez, biralar içilip evlere dağılınır ama hâlâ midesinde yeri olanlar için hem evde hissettiren hem mutluluk veren üç mekân önerimiz var. Biri Paradise Row’da fırın kerevizine bayıldığımız, antipasti'lerini ortaya istediğimiz Sager + Wilde. Diğeri Hackney Road üzerindeki tapasçı Morito. Ve tabii ki yılların, turistlerin, başka mahallelerde açılmasına rağmen popülerliğin eskitemediği Dishoom.

22.45

Cuma ve cumartesi tuvalet kuyruğunda beklenen, hip hop cenneti The Haggerston pazarları caz çalıyor. Canlı. Geceyi müzikle bitirmek isteyince orada buluyorsun bizi, Doğu Londralı arkadaşlarını.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Soli

Soli

Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.

NEREDE YAYIMLANDI?

SoliSoli

BÜLTEN SAYISI

🎪 36 saatte doğu Londra

SOLİ 36 SAAT sunar: Londra'nın doğusunda, hatta kuzeydoğusundayız bugün. Parklar, publar, kanallar arasında gezintide. Gelir misin?

26 Haz 2022

BMW ile birlikte
Fotoğraf: Hazal Yılmaz

YAZARLAR

Soli

Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.

İLGİLİ OKUMALAR

SoliSoli

HİKAYE

Seyahatin yeni değer önerisi: Yediğin içtiğin senin olsun, bana öğrendiğini anlat

Kültürel değer üretme biçimi değişiyor. Seyahat de bunun dışında kalmıyor. Seyahatin tarihsel işlevlerinden biri olan öğrenme, kültürel katılım ve karşılaşma, dijital çağın koşullarında yeniden görünür oluyor.

Elif Bayram

·

12 Tem 2026

Seyahatin yeni değer önerisi: Yediğin içtiğin senin olsun, bana öğrendiğini anlat
SoliSoli

HİKAYE

12 Ağustos tam güneş tutulması rehberi: Nereye gitmeli, ne yapmalı?

12 Ağustos’ta yaşanacak tam güneş tutulması Grönland’ın doğusundan başlayıp güneye doğru ilerleyecek ve ardından İzlanda’nın batı kıyıları ile İspanya’nın kuzeyinden geçecek. Yaklaşık iki dakika sürecek bu doğa mucizesine tanık olmak isteyenler için farklı zevklere göre öneriler hazırladık.

Deniz Aytekin

·

12 Tem 2026

12 Ağustos tam güneş tutulması rehberi: Nereye gitmeli, ne yapmalı?
SoliSoli

HİKAYE

Paris'in en şık kaosu: Paris Erkek Moda Haftası'ndan notlar

23-28 Haziran arasındaki Paris Erkek Moda Haftası bir kez daha gösterdi ki bugün moda yalnızca kıyafet üretmiyor; şehirlerin kültürel ritmini belirleyen, farklı disiplinleri aynı masada buluşturan ve en beklenmedik karşılaşmalar için alan açan canlı bir ekosistem olmaya devam ediyor.

Doruk Başkır

·

11 Tem 2026

Paris'in en şık kaosu: Paris Erkek Moda Haftası'ndan notlar
SoliSoli

HİKAYE

Gölgeden çıkan zanaat: Türkiye'de bağımsız saatçiliğin sessiz yükselişi

Kuruçeşme'de, sadece randevuyla hizmet veren Salon Kantiem, Türkiye'nin ilk bağımsız saatçilik butiği olma iddiasında. Ama bir mağazadan çok bir buluşma noktası olarak tasarlanmış. Türkiye'de bağımsız saatçilikte yaşanan dönüşümün ortasında duran isimlerden biriyle, Turkish Watch Guy'ın kurucusu ve yeni açılan Salon Kantiem'in ortaklarından Doruk Ünlü'yle saatlerin anlattığı hikayelerden ve Türkiye'nin potansiyelinden sohbet ediyoruz.

Orhun Canca

·

10 Tem 2026

Gölgeden çıkan zanaat: Türkiye'de bağımsız saatçiliğin sessiz yükselişi
SoliSoli

HİKAYE

6'dan 6'ya İstanbul | Mitte Brot'ta gecenin son, sabahın ilk durağı

Belki Canelé’sini belki Earl Grey’li kekini tattınız ama muhtemelen henüz onunla tanışmadınız. Mitte Brot'un pasta şefi Gökçe Durukan, şehrin kahve laboratuvarı Petra’nın kahve eşlikçileriden sorumlu. Sabahın erken saatlerinde müşterilerine sıcak ve taze ürünler servis etmek üzere geceden çalışmaya başlayanlardan yalnızca biri. Gecenin son, sabahın ilk durağının temsilcisi. Gökçe’yle pâtisserie yaklaşımlarına, pasta şefi olarak rutinlerine ve şehirde gece çalışmaya dair laflıyoruz.

Elif Bayram

·

08 Tem 2026

6'dan 6'ya İstanbul | Mitte Brot'ta gecenin son, sabahın ilk durağı