Avrupa sokaklarında bir tanıdık: Getir


Similarweb’le dijital rekabette öne geçin: Sizleri, şirketinize özel bir içgörü seansı ile sektörel rekabetteki konumunuzu keşfetmeye çağırıyoruz.
Dijitalde 25 yıllık deneyimli ekibiyle öne çıkan Similarweb Türkiye Temsilcisi Digitaflex, dijitalde hedefleri yüksek olan ve kısa sürede rekabet avantajı elde etmek isteyen şirketleri küresel markalarca tercih edilen pazarlama veri…
Daha fazlasını öğren →
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İllüstrasyon: Ayşe Ezgi Yıldız
Geçen perşembe günü Getir’in İspanya merkezli Blok’u satın alarak yurt dışı rotalarına Güney Avrupa’yı da eklediğini öğrendiğimizde şirketin kurucu ortaklarından Tuncay Tütek ile bir araya gelmek üzereydik. Tütek, çevrim içi toplantımıza şirketin kuryelerinin kullandıklarına benzer bir motosikletin arka planda olduğu, Getir ofisini geniş açıdan görmemizi sağlayan bir odadan katıldı. Konuşmamızın ilerleyen dakikalarında, bu motosikletin şirketin ikinci elektrikli motosiklet prototipi olduğunu öğrendik. Tütek, “Şu anda hizmet verdiğimiz tüm Avrupa ülkelerinde teslimatları tamamen elektrikli motosiklet ve bisikletlerle gerçekleştiriyoruz,” diyerek bu konuya ekstra hassasiyet gösterdiklerini özellikle vurguladı. Getir, 2021’nin başlarında Birleşik Krallık ile başladığı yurt dışı açılımda motosikletlerinin sokaklarda dolaştığı ülke sayısını şimdiden sekize yükseltti. Geçen ay tamamlanan 555 milyon dolarlık yatırım turunda değerlemesini 7,5 milyar dolara çıkaran şirket, önümüzdeki aylarda Avrupa’daki faaliyetlerini genişletmeyi ve ABD’ye açılmayı planlıyor.
Getir fikri nasıl ortaya çıktı?

Getir Kurucu Ortağı Tuncay Tütek
Getir’i pandemi döneminde keşfedenler elbette vardır; ancak şirketin hikâyesinin başlangıcı yaklaşık yedi sene öncesine dayanıyor. BiTaksi’nin kurucusu Nazım Salur, kendi girişimindeki iş modelini başka bir sektörde hayata geçirmeyi ilk olarak düşündüğünde tarihler Ekim 2014’ü gösteriyordu. “Madem birkaç dakika içinde insanlara taksi gönderebiliyoruz aynısını neden market ürünleri için de yapmayalım?” diyen Salur, bu fikri Gittigidiyor kurucularından Serkan Borançlı’ya anlattı. Borançlı, ilk olarak temkinli yaklaşsa da o gece sabaha kadar dünyada bu işi yapan var mı diye araştırdı. Dünyada bu işi yapan kimse yoktu. Borançlı’nın “Biz bu işi yapalım” demesinin ardından Salur, o dönem kendi aile şirketini yöneten Tuncay Tütek, BiTaksi’nin CIO’su Doğancan Dalyan ve ABD’de eğitim gören oğlu Mert Salur’u da ikna ederek ekibe kattı. Tütek, beş kurucu ortağı bir araya getiren motivasyonu, “dünyada daha önce yapılmamış olan bir işi Türkiye’den çıkarmak” olarak tanımlıyor. Türkiye’nin eskiden beri aşina olduğu bakkal çırağının siparişi getirmesi, camdan sepet sallama gibi gelenekleri teknoloji ile birleştirdiklerini söyleyen Tütek, işin zor kısmının ise fikrin uygulaması olduğunu belirtiyor.
Silikon Vadisi’nin iki günahı
Getir’in iş modeli, tüketiciye kendi depoları üzerinden ürün teslimatı yapmak üzerine kurulu. İşin ilginci, Getir’in kurucuları 2016’da Silikon Vadisi’nde yatırımcıların kapısını çalıp iş modellerini anlattığında teknolojik işlerin bu şekilde yapılamayacağı cevabını alıyor. Tabiri yerindeyse Silikon Vadisi’nin gözünde teknoloji şirketlerinin işlememesi gereken iki günah var: ürün stoğunu kendi elinde tutmak ve personelin şirketin kadrolu çalışanı olması. Tütek, o günleri anarken “Kendimizi bir günah işliyor gibi hissettik,” diyor, “Silikon Vadisi daha çok aracılık yapan teknoloji firmalarına yatırım yapmayı seviyor,” diye de ekliyor.
2016’da Silikon Vadisi’nden eli boş dönen kurucular, Getir'in öncüsü olduğu ve e-ticaretten varış süresinin kısalığı açısından ayrılan “Q-commerce” terimini dünyaya duyurmak için hummalı bir çalışma içine giriyor. Siparişi dakikalar içinde ulaştırma vaadiyle yola çıkan şirket; toptancılarla değil direkt olarak Unilever, P&G gibi markalarla çalışıyor. Markalar, ürünleri Getir’in İstanbul, Ankara ve İzmir’deki beş merkezî deposuna teslim ediyor. Ürünler, daha sonra merkezî depolardan şu anda sayısı 500’ü aşan cep depolara dağıtılıyor. Kullanıcılar, Getir uygulamasını açtığında bulunduğu noktaya teslimat sağlayacak cep depodaki ürünleri görerek sipariş veriyor. Nitekim, depolarda stoğu olmayan hiçbir ürün uygulamada görünmüyor.
Getir’in son iki senesi

Hâlihazırda Türkiye'de 32 şehirde hizmet veren Getir, 2019 yılında ana işi olan dakikalar içinde market teslimatının yanı sıra yeni projeleri hayata geçirmeye başladı. GetirYemek ile çevrim içi yemek siparişi işine giren şirket, restoranlardan uzun süre komisyon almayarak ve özellikle pandemi döneminde sıkıntı çeken restoran sahiplerine milyonlarca lira destek vererek sektörde fark yaratmaya çalıştı. Bir süre sonra, daha geniş bir ürün skalasına ulaşmak isteyen kullanıcılar için GetirBüyük devreye girdi. 2021’de ise esnafı desteklemeye yönelik olarak GetirSu ve GetirÇarşı tanıtıldı. Tütek, “Biz sipariş götürebiliyorken kasap, bakkal gibi mahalle esnafı dükkanını siftahsız kapatıyordu. Getir teknolojisini onların ayağına götürmek, esnafı dijitalleştirmek istedik,” diyor ve ekliyor “Burada amacımız birinci günden para kazanmak değil mahalle esnafına destek olmak ve müşteriyi mutlu etmekti.”
Geç gelen “unicorn” statüsü
Getir’in özellikle pandemi döneminde Türkiye ve dünyada ciddi bir şekilde büyüyen hızlı teslimat sektöründe öne çıkmasının nedenleri arasında sektörün ilk oyuncusu olması, uygulamanın kullanım kolaylığı, değişen tüketici alışkanlıkları ve yurt dışı atılımı geliyor. Bu noktada, akıllara ister istemez “Pandemi, Getir’in son bir senedeki hızlı büyümesinin arkasındaki sebep mi?” sorusu geliyor. Tütek, pandemi döneminin yeni kuşakları uygulamaya çekmek konusunda olumlu etkisinin olduğunu kabul ediyor; ancak kısıtlamaların getirisi olduğu kadar götürüsü olduğunun da özellikle altını çiziyor. Nitekim, Getir’in finansal sonuçlarına bakıldığında 2018-2019 yıllarındaki büyüme ile 2020’deki büyümenin hemen hemen aynı olduğu görülüyor. Ayrıca, pandemi döneminde pazardaki rekabetin arttığının da gözardı edilmemesi gerekiyor. Şirket, toplam süpermarket pazarının 100 milyar dolar olduğu Türkiye'de hâlihazırda pazarın yaklaşık %2'lik bir kısmından sorumlu olan hızlı teslimatlarda Banabi, Migros Hemen, Gönder gibi şirketlerle rekabet ederken Avrupa pazarında ise Goriller, Dija, Flink gibi oyuncular bulunuyor.
Öte yandan, Getir’in kurucuları için aslında 1 milyar dolarlık değerlemeye ulaşarak “unicorn” statüsüne ulaşmak 2014’te yola çıktıklarında iki-üç sene içinde gerçekleşecek bir plandı. Fakat Tütek, Türkiye’nin en zor yıllarına denk geldiklerini belirterek 2016’daki darbe girişimi ve 2018’deki makroekonomik krizle birlikte yabancı yatırımcının ilgisinin azaldığına dikkat çekiyor. “Bu nedenle birkaç yatırım turu kaçırdık ve sanılanın aksine “unicorn” statüsüne daha geç ulaştık.” diye de ekliyor. Son zamanlarda ulaşılan değerlemeler ise yurt dışı hamlesinin ardından geliyor.
Yurt dışı açılımı

Getir için en önemli kilometre taşlarından biri, Ocak 2021’de gerçekleşen Birleşik Krallık açılımı. Şirketin ilk rotasını Londra olarak belirlemesinin arkasında şehrin dünya vitrinlerinden biri olması, Birleşik Krallık’ta dijitalleşme ve e-ticaret alışkanlıklarının ileri seviyede bulunması, kişi başına düşen milli gelirin yüksekliği ve Londra nüfusunun yüksek ve yoğun olması yer alıyor. Getir, Avrupa pazarındaki ilk sınavını başarıyla geçince Amsterdam, Berlin ve Paris sokaklarında da hizmet vermeye başlıyor.
Son olarak geçen hafta şirket, Güney Avrupa pazarında faaliyet gösteren İspanya merkezli hızlı market teslimatı uygulaması olan Blok’u satın aldı. Satın almanın heyecanı yüzünden okunan Tütek, “Bugüne kadar hep organik büyüdük. İlk defa bir satın alma gerçekleştirerek inorganik büyüyoruz; ancak gelecekte çok iyi bir fırsat çıkmadığı takdirde önceliğimiz organik büyüme olacak,” diyor. Blok’un satın alınmasıyla birlikte şirket, Getir adıyla İspanya, İtalya ve Portekiz’de de hizmet vermeye başlayacak. 2021’in son çeyreğinde ise ABD pazarına girilmesi hedefleniyor.
Tütek, Türkiye ile yurt dışı operasyonları arasındaki en büyük farkın “depo bulma zorluğu” olduğunu söylüyor. Türkiye’de rahatlıkla halledilebilen bu süreç, yurt dışında prosedürlerinin çok fazla olması nedeniyle aylar sürebiliyor. Ayrıca, merkezî bir deponun açılması için belli bir sipariş hacmine de ulaşılması gerekiyor. Getir, şu anda Avrupa’daki operasyonlarını merkezî depo olmadan yürütüyor. Toptancılara kendilerini ispat etmek de Getir’i yurt dışında zorlayan konulardan biri; ancak bu zorluğu kısa sürede aşan şirket, hâlihazırda çok uluslu şirketlerle Avrupa bazında iş birlikleri için masaya oturmaya hazırlanıyor.
Getir'in yurt dışında öncelikli hedefi; dakikalar içinde market teslimatını olabildiğince geniş kitlelere ulaştırmak. Tütek, “Şimdilik GetirYemek, GetirÇarşı gibi projeleri yurt dışına taşımayı düşünmüyoruz. Gelecekte ülkelerin ihtiyaçlarına göre bu projelerin şekillenmesi ise kaçınılmaz. Mesela Fransa’da GetirÇarşı’nın tutabileceğini düşünüyoruz,” diyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Bu hafta, Getir'in kurucu ortağı Tuncay Tütek'le şirketin yurt dışı açılımı, gelecek planları ve Q-commerce üzerine konuştuk. SC Yönetim Danışmanlık kurucusu Soner Canko ise evrim geçiren iş modellerini anlattı.
05 Tem 2021

YAZARLAR

Pareto
İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR
Ortadoğu'daki savaşın tetiklediği akaryakıt krizi, elektrikli otomobillere yönelik talebi yeniden artırırken sektördeki dengeleri de değiştiriyor. Son bir yılda elektrifikasyon yatırımlarını küçülten otomobil devleri, yükselen talep ve Çin’deki üreticilerin güçlenen rekabeti karşısında gelecek stratejilerini yeniden değerlendirmek zorunda kalıyor.

Dijital ödeme çözümleri, her geçen gün daha da yaygınlaşırken işletmelerin bu çözümlere yaklaşımında güven, kullanım kolaylığı ve sağlanan somut fayda belirleyici hâle geliyor. Yakın tarihte Garanti BBVA’nın kuruluşu Tami’nin ve Ipsos Türkiye’nin işbirliğinde gerçekleşen çalışma da işletmelerin dijital ödeme çözümlerine açık olduğunu, fakat dönüşümün esas anahtarının güven olduğunu ortaya koyuyor.
12 Eki 2026

Tüketicilerin kredi kullanım tercihleri son yıllarda nasıl değişti, Türk bankacılık sektörü para politikası kararlarına nasıl uyum sağlıyor ve finansal teknolojiler alanında faaliyet gösteren girişimlerin büyümesinin önündeki başlıca sorunlar neler? TeklifimGelsin Kurucu Ortağı ve CEO’su İhsan Cem Zararsız, kredi piyasasındaki gelişmeleri, bankaların dijitalleşme sürecini ve Türkiye’de girişimlerin finansmana erişimde yaşadığı sorunları Aposto okurları için anlattı.

Türkiye’de otomotiv pazarı, 2026’nın son çeyreğine frene basarak girdi. Eylül rakamları, sektörle ilgili aylık düşüşten çok daha fazlasını anlattı. Toplam pazar, yıllık bazda %24’ün üzerinde daralırken sektörde yaşanan baskının tüketici için fırsat olup olmayacağı sorusu da gündeme taşındı.

Teknoloji birçok alanda sonuca ulaşmayı kolaylaştırırken ustalığın değeri artık yalnızca bir işi yapabilmekte değil; neyin iyi olduğunu ayırt etmekte, doğru kararı verebilmekte ve yıllar içinde biriken deneyimi yeni araçlara uyarlayabilmekte yatıyor. Ustalık kaybolmuyor; biçim değiştiriyor.



