ŞEHİRDE KİMSE YOKKEN

AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
Hafta içlerimi olabildiğince sakin geçirmeye bakıyorum bu aralar. Yalnız günlük koşuşturma, ilgini çeken işi yapabilme şansıyla birleşince keyifli tesadüflere açık hâle geliyor — bundandır, Zorlu PSM bir sosyal farkındalık ve aktivizm yayınını kadınlık ve erkeklik üzerine tartışan oyununa davet edince insan keyifle gidiyor. Sonrasında yine aynı keyifle oturuyorum bilgisayarın başına, cinsiyet belasını Türkiye gerçekliğiyle yoğuran oyunu kuir feminist bir perspektiften geçirmek için — derdimi anlatırken verdiğim detaylar spoiler olabilir, bana da ona göre okumanı rica etmek kalıyor.
Şehirde Kimse Yokken, Elçin Sangu'nun canlandırdığı Rukiye'nin Anadolu'nun kırsalından kaçıp İstanbul'a gelişi ve güzel saçlarını kısacık, toplumsal algıda "bir erkek gibi" diyerek betimlenecek şekilde kestirmesiyle açılıyor. Berber Nurullah, böyle tanıştırılıyor bizimle — Rukiye'nin saçlarını kesip ona erkek şiddetinden kaçışına bir "ev" olurken.

Nurullah ve Rukiye, Fotoğraf: Zorlu PSM
Mahalle, Rukiye'nin ailesinin mahallesi ama eve gidemiyor; orada takip edilebilir, güvenli ortam değil. Berber de kocasının bulamayacağı bir mekân olma umuduyla orada. Rukiye'ye kaçılacak, failin ona ulaşamayacağı bir yer bulana kadar, berberin erkek çırağı olarak mahalleliye tanıtılıyor — nasılsa artık saçlar kısacık, kıyafetleri bol, tavrının daha "maskülen" olması öğütlenmiş, sesi duyulmasın diye de konuşmuyor.
Bu temsili trans veya cross dressing deneyimi olarak okumanın eksik kalacağını düşünüyorum zira buna değinen bir eleştiri sunulmuyor. Şunu sormadan da edemiyorum: madem toplumsal cinsiyet kostümü bu kadar kolay değiştirebiliyor, o hâlde transfobik söylemlerin yaygınlığı natrans iki yüzlülüğü değil mi? Bu da, sanıyorum, başka bir yazının konusu.

Rukiye ve Ali, berberde birlikte, Fotoğraf: Zorlu PSM
Berberin müdavimlerinden, feminist bir annenin çocuğu yönetmen Ali de burada tanışıyor Rukiye'yle. İnternet ağzıyla maskülinitenin toksik kırılganlığını aşmış erkek olarak karşımıza çıkan karakter, Rukiye'nin faili tarafından "yumuşak" gibi söylemlerle itham ediliyor. Sonralarda öğrendiğimiz üzere gördüğü gibi etkileniyor Rukiye'den, onun bildiği kadarıyla adı Rukiye değilken.
Öpüştüklerinde kendini sorguluyor: "Kendimi heteroseksüel olarak betimliyordum, ama önemli değil — biz öpüştük ve bana iyi hissettirdi," gibi cümlelerle bir iç hesaplaşmaya tanık oluyoruz. Karakter, bunları sorun etmiyor; sadece soruyor. Bu bir kuir açılım temsili mi, bilmiyorum, karakter böyle bir beyanda bulunmuyor. Ama temsil ve sorgulama orada. Dolayısıyla oyunun heteronormatif ilişkilenmeleri sorgulamaya varan bir tavrı olduğunu düşünüyorum — bunu görmekten de oldukça keyif alıyorum.

Şehirde Kimse Yokken'in paralelleri, Fotoğraf: Zorlu PSM
Ali'nin annesiyle de tanışığız oyun boyunca. İkizini erkek şiddetine kaybetmiş bir kadın, yine Anadolu'nun kırsalından İstanbul'a gelmiş yıllar önce. Onun hikâyesi Rukiye'yle örtüştüğü her yerde paralel bir hikâye akışıyla seyirci karşısında — iç içe geçmiş hikâye anlatıcılığıyla kadına şiddetin içkinliğini, jenerasyonlar arası benzer modellemeleri ve "kader" diyerek yedirilen cinsiyet belasını gözler önüne seriyor.
Tetiklendim mi? Fail sesini her yükselttiğinde, onu susturan yine erkek şiddeti olduğunda, Rukiye kendini her suçladığında evet, tetiklendim. Temsil sağlıklıysa varsın tetiklesin diyebildim çünkü Rukiye ve Ali'yle tanıştığıma çok sevindim.
Şehirde Kimse Yokken, kuir temsilleri odağına alma iddiasında değil. Bu, erkek şiddetini odağına alırken yine natrans bir erkek karakterle heteronormatif gerçekliğimize bir eleştiri getirmesine ve kadınların mücadelesini eril bir mercekten ele almamasına engel olmuyor.
🎫 Editörün notu: Şehirde Kimse Yokken, sezon boyunca Zorlu PSM'de seyirciyle buluşuyor. Buradan gösterim zamanlarını takip edebilir, Rukiye'yle tanışabilirsin.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Kim Kardashian ve Kanye West ayrılığında sanal taciz durumu; ilk Zorlu PSM prodüksiyonu Şehirde Kimse Yokken daveti; Beyaz Perdenin Ardında belgeselinde trans temsilleri.
06 Mar 2022

YAZARLAR

Alara Demirel
ANGST editörü

Angst
Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
İnsanların hikayelerini çoğu zaman başarıları, kazandıkları ödüller ve kariyerlerindeki dönüm noktaları üzerinden anlatıyoruz. Peki sahip oldukları imkanlarla başkalarının hayatında neyi değiştirdiler? "Etki Alanı" yazı dizisinin ilk bölümünde doğduğu bölgede binlerce insana geçim kapısı açan ve milyonlarca çocuğa kitap ulaştıran bir program başlatan country müziğin en tanınmış isimlerinden Dolly Parton var.

İstanbul’da dere yatakları yıllar içinde beton, yol, sanayi tesisleri ve konutlarla kuşatılırken kentin doğal su yolları giderek daraldı. İmar kararları, plansız yapılaşma ve altyapı yetersizlikleri, şiddetli yağışları sel felaketine dönüştüren riskleri büyüttü. İstanbul’un kayıp dereleri, kentin doğayla kurduğu ilişkinin nasıl değiştiğini ve yağmur suyunun önündeki engellerin nasıl biriktiğini gözler önüne seriyor…

Deniz kabuğunun derinliklerinde yankısını dinleyen özne, kendi sesiyle birlikte dışarıdaki dünyanın çok sesli çağrısını da işitmeye başladığında, artık ne tamamen içeridedir ne de tamamen dışarıda... Kabuk, hapishanesi olmaktan çıkar, bir köprü hâline gelir. Ve bu köprüden geçenler, içeride biriktirdikleri yankıyı yanlarında götürerek, onu müşterek bir dünyanın inşasında kullanmayı öğrenirler.

Yıllar geçtikçe sorumluluklar, kariyer, statü ve güvenlik uğruna bir zamanlar karşı çıktığımız düzenin parçası olurken verdiğimiz tavizler giderek alışkanlıklara, alışkanlıklar da karakterimize dönüşebiliyor. Gündüz Vassaf’tan Étienne de La Boétie’ye, Žižek’ten Byung-Chul Han’a uzanan düşünsel bir hat üzerinden, düzenin dışına çıkamasak bile ona bütünüyle teslim olmadan kendimize ait özgürlük alanları yaratmanın önemi üzerine...

İnsan Hakları İzleme Örgütü, bugün yayımlanan raporunda, Kasım ayında COP31'e ev sahipliği yapmaya hazılanan Türkiye'de çevre protestolarına katılanların gözaltı, para cezası ve ceza soruşturmalarıyla karşı karşıya kaldığına dikkat çekti. Kurum, bu uygulamaların ifade ve toplantı özgürlükleri üzerinde caydırıcı etki yarattığını vurguladı.
13 Eki 2026




