“Okyanusun ortasında küçücük takımadalardan oluşan ülkede yaşayan yerlinin, bir adadan diğerine geçerken suyla kurduğu organik ilişki gibi bir ilişki kurmayı gerektiriyor Pera’da Peralı olmak.”

Mahalle: Pera. Mahalleli & Yazı: Yaşar Adanalı. Fotoğraflar: Deniz Sabuncu.
“Okyanusun ortasında küçücük takımadalardan oluşan ülkede yaşayan yerlinin, bir adadan diğerine geçerken suyla kurduğu organik ilişki gibi bir ilişki kurmayı gerektiriyor Pera’da Peralı olmak.”

24 Nisan - Vitruta - Soli
Vitruta ile birlikte

İskandinav rüzgârları Pera sokaklarında: Vitruta İlhamını sokak kültüründen ve İskandinav yaşam tarzından alan Vitruta , online bir platform olarak başladığı serüvenine 2017’de, hayranlık uyandıran tarihî Yazıcızade Apartmanında açtığı ilk mağazasında devam ederek İskandinav rüzgârlarını Beyoğlu sokaklarında estirmeye başladı. 2018’de ise yönünü, Vitruta’yı hayata geçiren ekibin keyifli sohbetler eşliğinde şarapların ve leziz yemeklerin tadını çıkarmaktan mutluluk duyduğu Pera’ya çevirerek tarihle dolu Meşrutiyet Caddesi’ne giriş yaptı. O günden bu yana Vitruta ; Pera sokaklarının kimliğine, Pera ruhuna ve Pera insanına uyan; küratör titizliğiyle bir araya getirdiği markaların kuzeyin minimal ve zamansız tasarımlarıyla buluşturduğu bir mağaza olarak serüvenine devam ediyor. Öyle ki Vitruta Pera, bu hafta itibarıyla Meşrutiyet Caddesi’nin hemen girişinde yer alan yeni yerine geçerek yepyeni bir Pera sayfası daha açtı . En büyük hayali, bu zamansız mahalleyle her geçen gün bütünleşerek zamansız bir mağaza hâline gelmek olan Vitruta, bugün tüm fiziksel mağazalarında ve online mağazasında Pera’nın ona yüklediği değerleri temsil ederek hayatını sürdürüyor. Vitruta, indirimsiz tüm ürünlerde %20 indirim fırsatı sunan VitrutaSoli kodunu, Pera’dan yolu geçen herkese ulaşması dileğiyle, oldukça değerli gördüğü Soli’nin bugünkü Pera sayısında Soli okuruyla paylaşıyor. Nisan ayı boyunca vitruta.com’da ve tüm Vitruta mağazalarında geçerli olacak bu kodu, tabii ki Pera’da geçirilecek keyifli bir şarap keyfinden sonra da kullanmak üzere mağazalarına davet ediyor.

Daha fazlasını öğren

Soli

Soli

Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.

Kendini bir yere ait hissetmek mekânsal olduğu kadar zamansal da. O yerin anlatısı içinde yer bulabilmek, o anlatıyı oluşturan hayalî topluluk içinde kendini görebilmekle alakalı. Hâliyle o yerin, hatıralarında veya gelecek planlarının arasında yer alması elbette önemli. Ancak geçmişi anlamlandırırken de gelecek hayalleri kurarken de yaşadığımız zamana fazlasıyla bağlıyız. Şu an neler yaşadığımız ve nasıl hissettiğimiz geçmişi sürekli yeniden kurmamıza sebep oluyor.

Nostalji, şu anın duygu durumundan bağımsız değil. Aksine bugünle alakalı ve çoğu zaman tarihsel gerçeklik veya maddi bir zemin arayışını anlamsız kılacak kadar mitolojik. Pera’nın geçmişini anımsarken aslında mitik bir hikâyeyi sürekli yeniden yazıyoruz. Bu hikâyeleri bugünün ağırlığı altında ezilip içinden geçerken artık ucunu kaçırıyormuş hissiyle takip etmeye çalıştığımız dönüşümlerin hızıyla savrulurken yazdığımız için de sanki hep şu andan daha güzel bir geçmiş varmış, en güzel günleri artık geride kalmış gibi hissediyoruz. 

Peki gerçekten öyle bir geçmiş hiç oldu mu? Emin değilim. Sanırım Peralı olmak biraz da bu mitolojiyi sürekli canlı tutmakla alakalı. Belki de hiç var olmamış bir yerin geçmişini bugün sürekli yeniden yazmakla, onu aramakla. Hatta bugün "Peralı olmak nedir?" gibi hayalî bir arayışın kendisi de tam olarak bu bahsettiğim duruma iyi bir örnek teşkil ediyor.

Yaşar Adanalı, Postane'de


“Ah Beyoğlu, vah Beyoğlu miti”

Kendi mitolojim içinde Peralı olmak, öncelikle çoklukla alakalı. Birbirine benzemeyen farklı sınıftan, kültürden, dinden, dilden insanların sürekli birbirleriyle temas edebilme imkânıyla. Muazzam bir çeşitliliğe, onunla tam olarak barışık olamasanız bile, teslim olmakla. Dolayısıyla kapsayıcı ve akışkan bir aidiyet. 

Bu kulübe üye olmak da üyelikten çıkmak da kolay. Peralı olmak, özgürlükle alakalı. Özgür olmak isteyip çoğu zaman olamamakla. Burası hem İstanbul’un görece en özgür hem de polis gözetim ve kontrolünün en yüksek olduğu yeri. Yine Peralı olmak hem biricik olup hem de anonim kalabilmekle alakalı. Burada hayat tarzımla, kendimi ifade etme biçimlerimle, farklılıklarımla varım ve birey olarak önemliyim. Sözlerim, eylemlerim, ürettiklerimle buranın kaderine etki edebileceğimi biliyorum. Ama aynı zamanda da isteyerek veya kaçınılmaz olarak anonimim. Hem çok değerliyim hem de bir o kadar göz ardı edilebilirim. 

Peralı olmak, hep bir huzursuzluğu içinde barındırmayı kabul etmekle de alakalı. Buna "Ah Beyoğlu, vah Beyoğlu miti" de diyebiliriz. Bu huzursuzluğun çoklukla, kırılgan bir özgürlük hissiyle, büyük kalabalıkların arasında biricik kalabilme mücadelesiyle ilgili bir yani var elbet. Ama bir taraftan da hiç bir zaman tam olarak yüzleşilmeyen, birbirleri üstüne katman katman binen geçmiş ve güncel haksızlıklar, adaletsizliklerle de ilişkisi var. 

Bir Ermeni mimarın Rum bir aile için yaptığı binada, cemaati kalmamış bir sinagog veya kilisenin sokağında yaşarken "Nerede bu Peralılar?" diye sormadan bugün huzurla Peralı olmak ne kadar mümkün olabilir ki? Veya artık eski emekçi sakininden en ufak bir iz dahi kalmamış, Peralı bir zanaatkâr atölyesinden dönüşmüş bir eğlence yerinde insan kendini kaybetmeden gerçekten tam olarak eğlenebilir mi?

Tarihiyle iç içe, Pera


Pera yolculuk gibi, gelgitlerle dolu

Bugün Pera’yı, kendi mitolojinizden bağımsız anlatmanın mümkün olduğunu düşünmüyorum. Fiziki sınırları aşağı yukarı belli alandaki tekil sokak, bina ve mekânlarla kurduğum ilişki zamanda yolculuk gibi, gelgitlerle dolu. Sadece bugün oraları kullanmak üzerine değil, aynı zamanda hikâyelerimi biriktirdiğim ve birçoğu artık bambaşka bir şeye dönüşmüş Beyoğlu'nun bileşenlerini hatırlamak üzerine de kurulu bu ilişki. 

En eskilere gittiğimde benim için Pera, eski ABD üretimli otomobillerinden dönüşmüş dolmuşlara AKM önünde bir büyüğün elini tutarak bindiğim, 20 yıldır ağzıma sokmasam da Taksim’de Türkiye’nin ilk McDonald's restoranında hamburger yediğim yer. Lisede Mersin’den okul gezisi için geldiğimizde kaldığımız Talimhane otellerinden gece kaçıp İstiklal sokaklarında yaramazlık yaptığımız yer. Üniversitede Çiçek Pasajı’ndaki meyhanelerde arada demlendiğim; yıllardır şantiye hâlindeki Afrika Han’ın bağladığı Küçükparmakkapı ve Büyükparmakkapı Sokaklar’daki Hayal Kahvesi’nde, Line, ve Mojo gibi mekânlarda geceleri eğlendiğim; vejetaryen ilk sevgilim için restoran ararken yakın zamanda kapanan Zencefil'le tanıştığım yer Pera. 

Çiçek Pasajı


Her hafta Atlas, Emek, Beyoğlu veya Alkazar sinemalarında bir filme gittiğim; İstiklal Caddesi’ndeki yerinden taşınmak zorunda kalan Robinson Cruise Kitabevi’nden bir kitap ya da dergi aldığım; Asmalımescit Babylon’da ayda bir iki konser dinlediğim yer. Üniversiteden sonra biraz başka diyarlarda yaşadıktan sonra Beyoğlu’nda ilk evimi en yakın arkadaşımla Galatasaray’da, olayların tam merkezinde tuttuğumuz, gecenin ilerleyen saatlerinde kendimizi sık sık Kiki’de veya Gizli Bahçe’de bulduğumuz; Duduodaları Sokak’taki Balıkpazarı’nın eski esnafından düzenli alışveriş yaptığım; Hazzo Pulo’da küçük taburelerde oturup çay, Urban'da bira içtiğimiz, bayramlarda rahmetli teyzeme Haci Bekir’den mutlaka karışık şeker aldığım yer.

Ve tabii ki Pera, Cumartesi Anneleri'nin, iş cinayetlerinde hayatını kaybeden yakınları için mücadele veren Adalet Arayan İşçi Aileleri'nin ve sesini duyurmak isteyen başka bir çok toplumsal hareketin buluşma mekânı Galatasaray Meydanı demek. Taksim Meydanı’nda 1 Mayıs'ı kutlayabildiğim, Emek Sineması yıkılmasın diye mücadele ettiğim yer.

Panter Kırtasiye


Artık 2010’a geldiğimizde, o zaman düzenli tuttuğum Mutlu Kent blog'unda her iki yazımdan biri Beyoğlu’ndaki dönüşümdü. Son 10 yılda kapanan hafıza mekânları; hızlanan soylulaştırma süreci; Tarlabaşı’ndaki yıkıcı dönüşümler; Taksim ‘Yayalaştırma' Projesi; Emek Sineması’nı Yıkma Projesi derken kendimi pozisyon almaya zorunlu hissettiğim, şehircilik çalışan biri olarak üretimlerim içinde artık daha doğrudan yer alan bir Pera var. Bakım, üretim ve eylemin iç içe geçtiği bir dönem. 

Gezi’nin hareketli günlerinin hemen sonrasında Ömer Abed Han’ın en üst katında önce bir "yazıhane" olan, sonra bir araştırma kolektifi ve en sonunda Mekanda Adalet Derneği’ne dönüşen mekânımızla Karaköy hayatımızda merkezî bir önem kazandı. Binlerce kere yürünen İstiklal Caddesi, katıldığımız onlarca eylem, sayısını hatırlayamadığım yazı sonrasında, son 3 yıldır da Beyoğlu’nun umut hikâyeleri arasında yer alması için çabaladığım Postane, sonunda açıldı.

Postane'nin girişi


Pera’nın sunduğu alternatif rotalar çoklukla teması sürekli imkânlı kılıyor

Uzun süredir Beyoğlu’nda oturuyorum. Şu an evim Cihangir Caddesi’ne, işim de Galata Kulesi’ne yakın. Her gün evden çıktığımda ruh hâlime veya yapmam gereken işlere göre tercih ettiğim farklı yürüme rotalarım var. Kazancı Yokuşu'ndan Taksim’e çıkıp İstiklal boyunca yürüyebilirim; arka sokaklardan Cihangir, Çukurcuma, Galatasaray hattını takip edebilirim; Fındıklı’ya inip sahil boyunca yürüyebilirim; Defterdar Yokuşu’ndan aşağıya oradan Tophane ve Galata rotasını takip edebilirim. Ve tüm bunlar içinde dahi küçük varyasyonlar yapabilirim. 

Pera’nın sunduğu bu alternatif rotalar bahsettiğim çoklukla teması sürekli imkânlı kılıyor. Yaşadığınız yeri biraz da oyun alanı olarak tecrübe etmenize imkân veriyor. Tabii bu rotaları seçerken veya bu oyunun kurallarını yazarken her zaman irade sizde olmuyor. Farklı saatlere göre artan kalabalık, eylemlere göre yoğunlaşan polis barikatları, hava koşulları gibi faktörler bu oyunda kararlarınızı etkiliyor.

Kamondo Merdivenleri


Eğer Çukurcuma, Galata, Cihangir, Tarlabaşı’ndan ayrı Peralı olmak diye bir şey varsa işte bu farklı ölçekler arasında geçişken ve kapsayıcı olabilmekle alakalı sanırım. Daha üst ölçekte bir mekânsal algı düzeyine sahip olmak gerekiyor. Alternatif rotalarımda bahsettiğim şekilde. Tekil bina ve hatta mekân ölçeğinde de bu mahalleler arasında geçişler yapabilmeyi gerektiriyor. 

Pera, tabii ki tüm bu mahalleleri kapsıyor. Ve bu kapsama 2 + 2 = 5 gibi bir zenginlik yaratıyor. Okyanusun ortasında küçücük takımadalardan oluşan bir ülkede yaşayan bir yerlinin, bir adadan diğerine geçerken suyla kurduğu organik ilişki gibi bir ilişki kurmayı gerektiriyor Pera’da Peralı olmak.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Soli

Soli

Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.

İLGİLİ BAŞLIKLAR

NEREDE YAYIMLANDI?

SoliSoli

BÜLTEN SAYISI

📍 Pera'da Peralılar

Bu hafta Pera'yı Peralılardan dinliyoruz.

24 Nis 2022

Vitruta ile birlikte
Fotoğraf: Deniz Sabuncu

YAZARLAR

Soli

Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.

İLGİLİ OKUMALAR

SoliSoli

HİKAYE

Seyahatin yeni değer önerisi: Yediğin içtiğin senin olsun, bana öğrendiğini anlat

Kültürel değer üretme biçimi değişiyor. Seyahat de bunun dışında kalmıyor. Seyahatin tarihsel işlevlerinden biri olan öğrenme, kültürel katılım ve karşılaşma, dijital çağın koşullarında yeniden görünür oluyor.

Elif Bayram

·

12 Tem 2026

Seyahatin yeni değer önerisi: Yediğin içtiğin senin olsun, bana öğrendiğini anlat
SoliSoli

HİKAYE

12 Ağustos tam güneş tutulması rehberi: Nereye gitmeli, ne yapmalı?

12 Ağustos’ta yaşanacak tam güneş tutulması Grönland’ın doğusundan başlayıp güneye doğru ilerleyecek ve ardından İzlanda’nın batı kıyıları ile İspanya’nın kuzeyinden geçecek. Yaklaşık iki dakika sürecek bu doğa mucizesine tanık olmak isteyenler için farklı zevklere göre öneriler hazırladık.

Deniz Aytekin

·

12 Tem 2026

12 Ağustos tam güneş tutulması rehberi: Nereye gitmeli, ne yapmalı?
SoliSoli

HİKAYE

Paris'in en şık kaosu: Paris Erkek Moda Haftası'ndan notlar

23-28 Haziran arasındaki Paris Erkek Moda Haftası bir kez daha gösterdi ki bugün moda yalnızca kıyafet üretmiyor; şehirlerin kültürel ritmini belirleyen, farklı disiplinleri aynı masada buluşturan ve en beklenmedik karşılaşmalar için alan açan canlı bir ekosistem olmaya devam ediyor.

Doruk Başkır

·

11 Tem 2026

Paris'in en şık kaosu: Paris Erkek Moda Haftası'ndan notlar
SoliSoli

HİKAYE

Gölgeden çıkan zanaat: Türkiye'de bağımsız saatçiliğin sessiz yükselişi

Kuruçeşme'de, sadece randevuyla hizmet veren Salon Kantiem, Türkiye'nin ilk bağımsız saatçilik butiği olma iddiasında. Ama bir mağazadan çok bir buluşma noktası olarak tasarlanmış. Türkiye'de bağımsız saatçilikte yaşanan dönüşümün ortasında duran isimlerden biriyle, Turkish Watch Guy'ın kurucusu ve yeni açılan Salon Kantiem'in ortaklarından Doruk Ünlü'yle saatlerin anlattığı hikayelerden ve Türkiye'nin potansiyelinden sohbet ediyoruz.

Orhun Canca

·

10 Tem 2026

Gölgeden çıkan zanaat: Türkiye'de bağımsız saatçiliğin sessiz yükselişi
SoliSoli

HİKAYE

6'dan 6'ya İstanbul | Mitte Brot'ta gecenin son, sabahın ilk durağı

Belki Canelé’sini belki Earl Grey’li kekini tattınız ama muhtemelen henüz onunla tanışmadınız. Mitte Brot'un pasta şefi Gökçe Durukan, şehrin kahve laboratuvarı Petra’nın kahve eşlikçileriden sorumlu. Sabahın erken saatlerinde müşterilerine sıcak ve taze ürünler servis etmek üzere geceden çalışmaya başlayanlardan yalnızca biri. Gecenin son, sabahın ilk durağının temsilcisi. Gökçe’yle pâtisserie yaklaşımlarına, pasta şefi olarak rutinlerine ve şehirde gece çalışmaya dair laflıyoruz.

Elif Bayram

·

08 Tem 2026

6'dan 6'ya İstanbul | Mitte Brot'ta gecenin son, sabahın ilk durağı