

Uyusun da Büyüsün Arter’de Uyusun da Büyüsün Arter , Eda Berkmen’in küratörlüğünü üstlendiği Koyun Koyuna sergisini Uyusun da Büyüsün adlı konserle taçlandırmaya hazırlanıyor. Nedir? Keman sanatçısı Önder Baloğlu’nun Koyun Koyuna sergisinden esinlenerek kurguladığı Uyusun da Büyüsün konseri, 21 Ocak saat 17.00 ’de Arter’de dinleyicilerle buluşacak. Neler var? Önder Baloğlu ’na piyanist Çağdaş Özkan ’ın eşlik edeceği ve ünlü ABD'li besteci George Gershwin’in Porgy and Bess operası için bestelediği Summertime ile açılacak konser; Robert Schumann , Johannes Brahms , Fazıl Say ve Arvo Pärt gibi dünyaca ünlü bestecilerin eserlerinden oluşan kapsamlı bir seçkiyle müzik tarihi boyunca ilgi gören ninnilere odaklanacak. Uyusun da Büyüsün konseriyle ilgili detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsin. Konser biletlerini Arter’den temin edebilir ya da [email protected] adresiyle iletişime geçerek rezervasyon yaptırabilirsin.
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Film: EO
Yönetmen: Jerzy Skolimowski
Süre: 86 dakika
Yapım yılı: 2022
Jenerik: Polonya’nın sineması yıllansa da vizyonundan zerre kaybetmeyen sinemacılarından Jerzy Skolimowski’nin yedi yıl aradan sonra sinemaya dönüşünü müjdeleyen filmi EO, geçtiğimiz Cannes Film Festivali’nde Jüri Ödülü’nü paylaştı. Skolimowski, bir eşeğin başrolde olduğu ve bir eşeğin bakış açısıyla anlattığı bu yol hikâyesi için “kendisini ağlatabilen tek film” olduğunu söylediği Robert Bresson imzalı Au Hasard Balthazar’dan ilham alıyor. Ülkesi Polonya’yı bu yılki En İyi Uluslararası Film Oscar yarışında temsil eden film, on beş filmlik kısa listeye kalmayı başardı. Filmde EO’yu altı ayrı eşek, Ettore, Hola, Marietta, Mela, Rocco ve Tako canlandırıyor.
Neden izleyelim? Hayvanların ana karakter olduğu ama çocuklar veya aileler için tasarlanmamış, söz konusu hayvanın görsel efektlerden ibaret olmadığı, hatta konuşup dans etmediği bir canlı aksiyon filmi bulmak neredeyse imkânsız. Yaşı ilerleledikçe meraklı bir çocuk gibi sinemanın farklı oyun alanlarını keşfetmeye başlamış Jerzy Skolimowski, yeni deneyinde bu imkânsızlığı mümkün kılıyor. Tamamı bir eşeğin bakış açısıyla anlatılan, insanların sadece gelip geçici yan karakterler olduğu film sadece dünyayı değil, dünyanın zalimliğini ve bu zalimliğe rağmen tohumlarına rastlanabilen umudu da bir eşeğin gözünden görüyor.
Karakteri insan olan, alışılagelmiş yol hikâyelerinden pek bir farkı yok aslında EO’nun. Çalıştığı sirk iflas edince sirkin herhangi bir ekipmanı, eşyası ya da mobilyasından farksızcasına haczedilen EO, satıldığı çiftlikten kaçmayı başarıyor. Belki ona zulmeden insanlarla dolu bu dünyada onu sevmiş tek kişi olan bakıcısı Kasandra’yla yeniden bir araya gelmeye çalışıyor. Belki de sadece hayatta kalma içgüdüsüyle karşısına çıkan fırsatları değerlendirerek oradan oraya sürükleniyor. Amacının ne olduğunu hiçbir zaman tam olarak bilemiyor, sadece öngörüyoruz.
Jerzy Skolimowski, segmentlerden oluşan bu yol hikâyesini biçimsel anlamda tam bir lunaparka çeviriyor. Her farklı durakta ve EO’nun insanlarla kurduğu her ilişkide; bu yol hikâyesinin türü, kamera filtresi, temposu ve hissi değişiyor. Bazen duygusal bir bağın duygu yoğunluğunu, bazen pastoral tablonun coşkusunu, bazen bir kamyon kasasının klostrofobisini, bazen bir aile dramının gerilimini, bazen de bir tekno-arzu nesnesinin neon ışıklarını hissediyoruz. İnsanların figüranlardan ibaret olduğu bu yolculukta bazı figüranlar biraz daha öne çıkıyor tabii: Sandra Drzymalska’nın Kasandra’sı, Lorenzo Zurzolo’nun Vito’su, Mateusz Kościukiewicz’in Mateo’su ve filmin belki de en büyük sürprizi, Isabelle Huppert’in kontesi…
İnsanın insanla ve medeniyetle olan ilişkisini fona yerleştirip tüm bunları insanın doğayla ilişkisi üzerinden yorumlayan, dünyayı mutluluğu da mutsuzluğu da tadan bir eşeğin kocaman açtığı gözleriyle görüp upuzun kulaklarıyla dinleyen bu film, 2022’nin deneyselliği ve gerçekçiliği iç içe geçirebilen sayılı işinden biri.
Nereden izleyebilirsin? EO, bugün Başka Sinema salonlarında gösterime giriyor.
Benzer işler:
- Au Hasard Balthazar (1966, Robert Bresson)
- Gunda (2020, Viktor Kosakovskiy)
🟠🟢🔵 Duende’yi Letterboxd’da da takip edebilir, Haftanın Filmi incelemelerimize ve Keşif Sineması’nda adı geçen filmlere hesabımızdan ulaşabilirsin.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
NEREDE YAYIMLANDI?
İstanbul'u kışta ziyaret edecek sesler, Iggy Pop'un heyecansız bir garaj/punk rock nostaljisinin çelmesine takılan son albümü Every Loser, eşek gözünden bir yol hikâyesi EO.
13 Oca 2023

YAZARLAR

Emre Eminoğlu
Sinema, kültür, sanat yazarı. 2021’den beri sinema editörlüğünü üstlendiği Aposto başta olmak üzere çeşitli dijital ve basılı yayınlarda sinema yazıları yazmaya, röportajlar yapmaya ve podcast'ler üretmeye devam ediyor. SİYAD ve FIPRESCI üyesi, Golden Globes seçmeni.

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Renata Salecl, birçok kitabında neden sonuç bağlamında gündeminde tuttuğu neoliberalizm değişmezini, yeni kitabı "Kabalık Çağı"nda da pergelin sabit ayağı olarak kullanıyor. Bireyselden toplumsala yeni liberal düzenin yarattığı sosyal erozyonu incelerken deyim yerindeyse çuvaldızı hem dayatılmış neoliberal düzene hem de onun heveslisi, faili, sürdürücüsü ve kurbanı durumundaki günümüzün şaşkın bireyine batırıyor.

Virtüöz davulcu Jojo Mayer, “ME/MACHINE” projesi ile geçen Cuma akşamı Terminal Kadıköy’ün içinde bulunan Komünite’de sahne aldı ve akustik davul ile yapay zekayı aynı sahnede gerçek zamanlı bir diyaloğa soktuğu canlı bir performans sundu. Mayer ile insan-makine etkileşimli benzersiz müzik deneyimi konuştuk. Sanatçı, teknolojiden korkmak yerine onu müziğine nasıl adapte ettiğini anlattı.

Dying for Sex’te (2025) yaralı, öfkeli ve arzularıyla var olabilen bir kadın yaratan Elizabeth Meriwether, Furious’ta da kadın öfkesinin başka bir yüzüne bakıyor. Dizinin üç kadın karakterinin öfkeleri aynı yerden doğmuyor, aynı biçimde dışarı vurulmuyor ve onları aynı yola götürmüyor. Fakat üçü de kendilerinden önce başka kadınların taşıdığı öfkeden bir parça devralıyor. İlk sezon sona erdiğinde geriye tek bir kadının intikamından çok daha fazlası kalıyor: Kuşaktan kuşağa, bedenden bedene dolaşan ve kendisine başka başka yollar arayan bir kadın öfkesi.

Sadakatsizliğe uğramak insanın eğitimiyle, yaşıyla, güzelliğiyle, zekasıyla ya da ne kadar “iyi bir partner” olduğuyla açıklanabilecek bir şey değil. Yine de insan böyle bir şey yaşadığında çoğu zaman suçu kendisinde arıyor. Oysa bu soruların çoğunun sebebi kontrolümüz dışında gelişen bir olayı yeniden kontrol edilebilir hâle getirme çalışmamız. "Sadakatsizlikle nasıl başa çıkarım?" diye düşünenler için üç kitap.

"Anatomy of a Fall"un Oscar ödüllü senaristi Arthur Harari, yeni filmi "The Unknown"da beden değiştirme motifini fotoğraf, kent hafızası ve kimlik üzerine tekinsiz bir bilmeceye dönüştürüyor.




