Seçimin ardından: Beklentiler ve tepkiler


Yatırım Finansman 'da YF Yüzyüze ile görüntülü görüşme yaparak kolayca hesabınızı açabilir ve sermaye piyasalarında anında işlem yapmaya başlayabilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci turu, 28 Mayıs günü yapılan oylama sonucunda tamamlandı. Beştepe Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde balkon konuşmasını gerçekleştiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, ekonomiye ilişkin, "Enflasyonun yol açtığı fiyat artışları sıkıntılarını gidermek, refah kaybını gidermek önümüzdeki günlerin en acil konu başlığıdır. Bunları başbakanlığım döneminde faizi 4,6'ya, enflasyonu 6,2'ye indirerek ispatlayan biz değil miydik?" ifadelerini kullandı.
Beklentiler ne yönde?
Seçim sonuçlarının kesinleşmesinin ardından Türkiye ekonomisinin seçim sonrası rotasına ilişkin beklentiler de şekillenmeye başladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, ikinci tur öncesinde CNN International'a verdiği demecinde "Şimdi faiz 8,5'te ve enflasyon da düşüyor, daha da düşecek. Enflasyon bu ülkede kesinlikle faizle beraber inerek halkımın çok daha rahat edebileceği bir konuma gelecek. Bunu bir ekonomist olarak konuşuyorum, yani hayali değil. Eğer böyle bir durum olmamış olsa zaten bu inmezdi" ifadelerini kullanarak "mevcut modelle devam" mesajı vermişti. Konuya ilişkin Reuters’a konuşan üst düzey bir yetkili ise mevcut sistemin sürdürülebilir olmaması nedeniyle yeni bir modelin araştırılmakta olduğunu; fakat bu çalışmaların henüz Erdoğan’a sunulmadığını ifade etmişti.
Seçim sonrasında bir not yayımlayan ABD merkezli Morgan Stanley analistleri, yıl sonunda dolar/TL’nin 26 seviyesine ulaşabileceğini, fakat bu noktaya erken ulaşılması ve ekonomi politikalarında bir değişiklik yapılmaması hâlinde bu değerin 28’e kadar çıkabileceğini ifade etti. Yayımlanan notta ayrıca, "Makro politika çerçevesinde dezenflasyona öncelik verecek ve piyasa dostu politikalar benimseyecek bir değişiklik yapılmadığı takdirde, Türkiye'nin yüksek dış finansman ihtiyacı makro riskleri canlı tutacak, küresel şoklara ve bölgesel ortaklardan gelen döviz girişlerine duyarlılığı artıracaktır" ifadelerine yer verildi.
Barclays ekonomisti Ercan Ergüzel tarafından müşterilere yollanan bilgi notunda ise hem faiz oranlarında hem de dövizde bir düzenleme gerektiği ifade edilerek TCMB politika faizinin yıl sonunda %36’ya kadar çıkabileceği belirtildi.
Analistlerin de birtakım beklentileri mevcut.
- Tellimer Hisse Araştırma Birimi Başkanı Hasnain Malik, "Erdoğan'ın kazanması hiçbir yabancı yatırımcıyı rahatlatmaz. Yüksek enflasyon, düşük faiz oranları ve net döviz rezervinin eksikliği nedeniyle tüm varlıkları etkileyecek sancılı bir kriz kapıda olabilir" ifadelerini kullandı.
- Ninety One’dan Roger Clark, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın en büyük zorluğunun ekonomi olacağını ifade ederek, "Ekonomi siyasetinin yönü değişmezse, Türkiye daha aşırı bir ödemeler dengesi krizine ve daha sıkı bir sermaye kontrolüne doğru gidecek. Aşırı senaryoda ise, vatandaşların geniş dolar stokunun zorla bozdurulması ve Türk borçluların, dış yükümlülüklerinde temerrüde girdiğini görebiliriz" açıklamasında bulundu.
- Strateji Portföy’den Burak Çetinçeker, "Mevcut ekonomi modelinin işlemediği çok açık. Erdoğan da muhtemelen bunun farkında ve yakın gelecekte ortodoks bir politikaya mütevazı bir geçiş muhtemel çünkü aksi takdirde bu sürdürülebilir değil. Buna yönelik herhangi bir sinyal piyasa tarafından da memnuniyetle karşılanacaktır" dedi.
- Global Securities Araştırma Grubu Direktörü Serdar Pazı, "Hisse senetlerinde kısa süreli bir artış görebiliriz, özellikle de büyük ihtimalle 20’nin üzerinde kalacak döviz kuruyla. Bu süreç ihracatçılara önemli avantaj sağlayacaktır. Erdoğan hem seçim kampanyasında hem de dün geceki zafer konuşmasında düşük faiz oranlarını övdü. Bu politikanın değişme olasılığı düşük, en azından 2024’ün ilk çeyreğinin sonunda yapılacak yerel seçimlere kadar" ifadelerini kullandı.
- İngiliz ekonomist Timothy Ash ise Twitter üzerinden yaptığı açıklamasında, "Erdoğan'ın sistemik bir bankacılık krizi riski taşıyan bir başka ödemeler dengesi ve döviz krizini önleme şansı varsa, Mehmet Şimşek'ten başlayarak hızlı bir şekilde yetenekli bir ekonomi ekibi ataması gerekiyor." ifadelerine yer verdi.
İş dünyasının tepkisi
Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED) Başkanı Süleyman Sönmez, yarının Türkiye'sini ve umudu inşa etmek için herkese büyük sorumluluklar düştüğünü belirterek, "Vakit, hayallerimizdeki kalkınmış Türkiye'ye odaklanmanın vaktidir ve ülkemizin, hızla asli gündemi olan ekonomiye dönmesi gerekmektedir" ifadelerini kullandı.
İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (İKMİB) Yönetim Kurulu Başkanı Adil Pelister, "Seçim gündemi tamamlandığına göre şimdi ekonomi gündemine odaklanmalıyız. En kısa sürede ihracatçılarımızın beklenti ve ihtiyaçları doğrultusunda yeniden belirlenecek ekonomik politikalarla yatırım ortamının iyileştirilmesini, enflasyon kur makasının daraltılmasını, enflasyon faiz dengesinin sağlanmasını ve finansmana erişimin kolaylaştırılmasını bekliyoruz" açıklamasında bulundu.
Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği (TGSD) Başkanı Ramazan Kaya, "Bu süreçte ülkemizin ekonomik, toplumsal ve sosyal refahına katkı sağlamak için üretimimizi ve ihracatımızı artırmamız gerektiğine inanıyoruz. Daha fazla üreterek enflasyonu aşağı çekebilir, daha fazla ihracat yaparak cari açığımızı düşürebilir ve oluşturduğumuz katma değerle iş gücümüzü artırabiliriz" değerlendirmesinde bulundu.
Türkiye Perakendeciler Federasyonu (TPF) Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Düzgün, şu ifadeleri kullandı:
"Önümüzdeki süreçte sektörün karşılaştığı zorlukları ve ihtiyaçları da sizlerle gündeme getirerek ortak çözümler bulmayı hedefliyoruz. Türkiye'nin önümüzdeki süreçte tek yürek halinde hareket edip, daha da güçleneceğine ve ekonomik potansiyelini tam anlamıyla ortaya çıkaracağına yürekten inanıyoruz."
İstanbul Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği (İTHİB) Başkanı Ahmet Öksüz ise, "Türk tekstil sektörü olarak sağladığımız istihdam, devasa üretim gücümüz ve 13 milyar doları bulan ihracatımızla Türkiye Yüzyılı'na hazırız. Türkiye ekonomisinin mihenk taşı olan sektörümüz; daha fazla üretim, ihracat ve istihdamla, ülkemizin ekonomisine katkı sunmaya var gücüyle devam edecek" değerlendirmesinde bulundu.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Uzun süredir gündemin ilk maddesi olan seçim süreci tamamlandı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan beş yıl daha Cumhurbaşkanlığı görevini sürdürecek.
30 May 2023

YAZARLAR

Emircan Yaman
Piyasalar ve Finans Editörü

EXANTE
Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Bu hafta hem yurt içi hem de yurt dışı piyasalarda yoğun bir veri takvimi izlenecek. Yurt içinde Pazartesi günü açıklanacak Ağustos ayı sektörel enflasyon beklentileri ön plana çıkarken, yurt dışında Çarşamba günü ABD'de açıklanacak ikinci çeyrek GSYH revizyonu ve Temmuz ayı PCE enflasyonu ile Cuma günü Fed Başkanı Kevin Warsh'ın Jackson Hole konuşması takip edilecek.
24 Ağu 2026

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), İran’ın BAE topraklarına yönelik balistik füze saldırılarının ardından İran ile yürütülen tüm faaliyetleri, ticari alışverişi ve finansal işlemleri ikinci bir karara kadar askıya aldığını duyurdu. İran yönetimi füze saldırısıyla ilgisi bulunmadığını ve bunun bir “sahte bayrak” operasyonu olduğunu ifade etmiş olsa da, BAE’nin kararı İran’ın en büyük ithalat kapısını ve yaptırımlar altında kullandığı başlıca ödeme merkezlerinden birini aynı anda devre dışı bırakma potansiyeli taşıyor.

Hem Japonya’da hem de Amerika’da piyasaların merkez bankalarını faiz artırmaya zorladığı bir süreçten geçiliyor. Ancak tarih gösteriyor ki genellikle bu savaşın kazananı tahvil piyasaları oluyor. Bu nedenle önümüzde, faizlerle ilgili olarak piyasaların çok da sevmediği stresli bir sürecin içinde bulunduğumuzu bir kez daha görülüyor.

Türkiye ekonomisinin omurgası KOBİ'lerin ihtiyacı mali ve beşeri sermayedir. Bunun yolu da büyüme sermayesi ve profesyonelleşmeden geçmektedir. Ancak özel sermaye yatırımları Türkiye'de milli gelirin yalnızca %0,03'üne denk gelmekte. Avrupa'da ise bu oran %0,44. Çözüm, şirketlerimizi kurumsallaştıracak daha derin bir özel sermaye piyasasından geçmektedir.

Uzun vadeli devlet tahvili getirileri dünyanın neredeyse her yerinde aynı anda zirvelere ulaşıyor. Getiri eğrisinin uzun tarafı son dönemlerde çokça dikkat çekmeye başladı. Ancak tahvillerdeki bu hareket, klasik “resesyon korkusu” hikayesine pek benzemiyor.




