Karbon-nötr hedefler ne derece güvenilir?

Güvenilir olmayanlar nasıl elimine edilecek?
Karbon-nötr hedefler ne derece güvenilir?

2 Ekim - Alternatif Bank - Pareto
Alternatif Bank ile birlikte

Alternatif Bank’tan: Engelleri kaldırmak tek Alternatif’imiz podcast serisi Engellerin kalktığı bir dünyada herkesin toplumsal yaşama bağımsız bir şekilde dâhil olabileceğine inanan Alternatif Bank , dönüşüm için gerekli sorumluluğu üstlenerek son dört yıldır “Engelsiz Bankacılık” için var gücüyle çalışmalar yürütüyor. Herkes için erişilebilir bir bankacılık deneyimi oluşturmayı hedefleyen Alternatif Bank, son olarak engelsiz bankacılık ve engellilerin karşılaştıkları zorluklara dikkat çekmek amacıyla “Engelleri Kaldırmak Tek Alternatifimiz” konulu podcast serisini hayata geçirdi. Engelsiz Bankacılık çalışmalarını sürekli gelişime dayanan, ‘Engelleri Kaldırma’ gayesi etrafında sürdüren banka, podcast serisiyle ‘hak temelli’ anlayışının sesini daha çok duyurmayı hedefliyor. Nedir? Podcast serisinde, akademisyenler, iş dünyasından ve sivil toplum kuruluşlarından alanında uzman isimlerle engelli bireylerin finansal erişim ve kapsayıcılık konularında yaşadığı zorluklar, çözüm önerileri, hak temelli yaklaşım gibi birçok konu ele alınıyor. İlk bölüm: Toplumsal Haklar ve Araştırmalar Derneği’nden Araştırmacı Yazar Süleyman Akbulut ’la haklara eşit bir şekilde erişimin öneminden sakatlık ve engellilik arasındaki temel farklara, toplumsal algılardan konunun insan hakları çerçevesinde ele alınmasına kadar pek çok konunun konuşulduğu bölümü buradan dinleyebilirsiniz. Engelleri kaldırmak tek Alternatif’imiz serisinin ilk bölümünü tüm podcast dinleme platformlarından dinleyebilir, aynı zamanda işaret dilinde erişilebilir versiyonuna Alternatif Bank YouTube kanalından ulaşabilirsiniz.

Daha fazlasını öğren →

Pareto

Pareto

İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.

Bir şirketin kendisini "karbon nötr" ilan etmesi, bir anda iklim sorununun dışında kaldığı anlamına gelir mi? Son yıllarda büyük şirketlerin web sitelerinde sürdürülebilirlik raporları öne çıkıyor; fakat bunların içi ne kadar dolu?

  • Her şirketin ait olduğu değer zinciriyle; tedarikçileriyle, müşterileriyle, ortaklarıyla ele alınması gerekiyor. Söz konusu emisyonlar kendilerine ait olmasa da bu senaryodaki risk mülkiyetten değil, bağımlılıktan kaynaklanıyor.
  • Bunu kompanse etmek için bazı şirketler ağaç dikiyor; bazıları ağaçların kesilmemesi için ödeme yapıyor. Bazı şirketler daha da ileri giderek günlük yaşamı karbondan arındıran teknolojilere yatırım yapıyor. Bunların hepsini birbirine bağlayan nokta, tüketicilerin –genellikle küçük miktarlarda– para ödeyerek, faaliyetlerinin yarattığı emisyona karşı koydukları iddiası.
  • Hatta: Karbon kredilerinin kolay satın alınabilirliği ve ekonomikliği, iklim değişikliğinin aciliyetiyle uyuşmuyor gibi görünüyor. Çoğu şirkete göstermelik katkılarına ek olarak neredeyse bir "kirletme lisansı" sağlayan uygulamalar, vicdanı rahatlatma ve müşteriyi ikna etme ajandasından öteye gidemiyor.

Geçtiğimiz hafta: Avrupa Parlamentosu, üye ülkeler ile yeşil aklama (green-washing) olarak nitelendirilen ve bir şirketin çevresel sorumluluğa sahip olduğu imajını vurgulamak amacıyla yaydığı yanlış bilgiler ve yanıltıcı iddiaları kapsayan ifadelere karşı yaptırımlar uygulayacağını açıkladı.

  • Detaylar: Şirketler iddialarının doğruluğunu kanıtlayamazsa, 2026 yılına kadar "iklim dostu" ya da "ekolojik" gibi kapsamlı çevresel iddiaların kullanımının yasaklanması planlanıyor.

Çözüm ne olabilir? Buna bireysel taraftan yaklaşabiliriz, neyse ki şirketler için önemli olan birimler de müşterilerin ta kendisi. Bir karbon dengeleme vaadi veya projesi gerçekten var olsa bile, yanlış gitme potansiyeline sahip. Ne de olsa bugüne dek %53'lük bir sapma tespit edilmiş. Göz göre göre kandırılmamak adına, Verified Carbon Standard, Gold Standard ve Green-e Climate Standard gibi üçüncü taraf sertifikasyon programları tarafından onaylanmış projeler tercih edilebilir.

  • Öte yandan: Eleştirilen noktalardan biri dengeleme programlarının genellikle temel sorunu ele almaması. Temiz ulaşım seçeneklerinin eksikliği çoğu şirket ve tüketicinin ayak izlerini hafifletmesini zorlaştırıyor.
  • Unutmadan: Net Zero projeleri birçok ülkede karbon emisyonlarını azaltmanın ötesinde, yenilenebilir enerji gelişimini desteklemek ve yerel ekonomileri iyileştirmek gibi ek faydalar sağlamak üzere kurgulanmış durumda. Yani aslında tüm partiler için uzun vadeli bir "kazan-kazan" senaryosuna işaret ediyor.

Bir başka çözüm: Çetele tutmak. Birleşmiş Milletler tarafından bir araya getirilen çevre grupları ve yüzlerce işletme tarafından başlatılan Science Based Targets, dünya çapında yeterli emisyon verisine sahip olduğu 338 büyük şirketin 2015-2019 yılları arasında emisyonlarını toplu olarak %25 oranında azalttığını söyledi.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Pareto

Pareto

İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.

NEREDE YAYIMLANDI?

ParetoPareto
∙

BÜLTEN SAYISI

🌡️ Hastalık izni, "chatbot" marketi

Bir araştırmaya göre, çalışanların %15'i her hasta olduğunda çalışıyor, küresel chatbot pazar büyüklüğünün 2032'ye kadar yaklaşık 4,9 milyar dolara yükselmesi bekleniyor.

02 Eki 2023

Alternatif Bank ile birlikte
🌡️ Hastalık izni, "chatbot" marketi

YAZARLAR

Pareto

İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.

İLGİLİ OKUMALAR

ParetoPareto
∙

HİKAYE

Savunma sanayii büyüdü: Peki Türkiye gerçekten çağ atladı mı?

Savunma ihracatı 2002’den bu yana katlandı, yerlilik oranı %80’e ulaştı, Türk şirketleri küresel sıralamalarda yükseldi. Ancak motorlardan kritik elektronik ve optik teknolojilere uzanan kalan %20, Türkiye’nin savunma sanayiindeki asıl sınırını gösteriyor. Bu sınırı aşmak ise daha fazla silah üretmekten değil, bilim ve teknoloji üretebilmekten geçiyor.

Birol Oğuz

·

02 Eki 2026

Savunma sanayii büyüdü: Peki Türkiye gerçekten çağ atladı mı?
ParetoPareto
∙

HİKAYE

Sadeliğe giden yollar dikenli ve taşlı olmak zorunda mı?

Bir insanın “Ne iş yapıyorsun?” sorusuna iki cümleyle cevap verip daha fazlasını anlatma ihtiyacı duymamasıyla bir markanın neyi söyleyip neyi geride bırakacağını bilmesi, aynı olgunluk eşiğine işaret ediyor. Sadelik; hiçbir şey bilmemenin getirdiği bir sığlıktan değil, aksine çok şey bilip hepsinin ağırlığını tarttıktan sonra lüzumsuz olanları arkada bırakabilme cesaretinden geçiyor.

Cem Arıdağ

·

25 Eyl 2026

Sadeliğe giden yollar dikenli ve taşlı olmak zorunda mı?
ParetoPareto
∙

HİKAYE

Nike, S&P 100 endeksine veda ediyor: Yanlış giden neydi?

Nike’ın marka adı, onlarca yıldır “spor” kelimesiyle neredeyse eş anlamlıydı. Bu başarı, şirketi uzun yıllar borsanın favorileri arasında tuttu. Fakat son birkaç yılda ivme şaşırtıcı bir hızla tersine döndü ve şirket, yaklaşık 18 yılın ardından S&P 100 endeksine veda etmek zorunda kaldı. Peki ne oldu da dünyanın en güçlü spor markalarından biri, bu denli hızlı bir düşüşe sürüklendi?

Doğa Yurduneri

·

24 Eyl 2026

Nike, S&P 100 endeksine veda ediyor: Yanlış giden neydi?
ParetoPareto
∙

HİKAYE

Sponsorlu ajan reklamcılığı: Reklamı izlemek yerine, reklamla sohbet etmeye ne dersiniz?

Reklamcılık artık dikkat ekonomisinden niyet ekonomisine geçiş yapıyor. ChatGPT’nin test ettiği Sponsorlu Ajanlar, markaların tüketicinin karar verme konuşmasına doğrudan katılmasını sağlayan yeni bir katman açıyor. Kişiselleştirilmiş iknanın birim maliyeti neredeyse sıfıra inerken mesele, anlatının nerede durduğu ve kimin adına konuştuğunun her aşamada görünür olup olmamasında düğümleniyor.

Ümit Alan

·

18 Eyl 2026

Sponsorlu ajan reklamcılığı: Reklamı izlemek yerine, reklamla sohbet etmeye ne dersiniz?
ParetoPareto
∙

HİKAYE

Makinelere danışıyor, gerçek yorumlara inanıyoruz: Algoritmik itibara giden yol hâlâ insanlardan mı geçiyor?

Arama deneyimimizin yapısal olarak değişmeye başladığı aşikar. Artık sadece bilgi aramıyoruz, aynı zamanda alım kararlarımızı da yapay zekaya danışıyoruz. Ancak yeni denklem yalnızca GEO’dan ibaret değil: Araştırmalar, tüketicilerin yapay zeka önerilerinde hâlâ bağımsız insan deneyimine ve güvenilir üçüncü taraflara ihtiyaç duyduğunu gösteriyor. Markalar için de esas mesele, algoritmada görünmek kadar, algoritmanın güvendiği üçüncü taraf dünyasında sahici, tutarlı ve organik bir yer edinebilmekte yatıyor.

Cem Arıdağ

·

18 Eyl 2026

Makinelere danışıyor, gerçek yorumlara inanıyoruz: Algoritmik itibara giden yol hâlâ insanlardan mı geçiyor?