Natürel şarap hareketi: Nerede, nasıl, kimlerle başladı?

Eskiye, çok eskiye gidelim; 8.000 yıl öncesine... O vakitler şarap zaten doğal olarak üretiliyordu. Bugünün natürel şarap hareketi de üzüm ve teruarın bütünlüğünü korumayı hayal ediyor. Savunanlar ve şüphe duyanlar; destekçiler ve karşıtlar var. Bu da bu işin doğasında var.
Natürel şarap hareketi: Nerede, nasıl, kimlerle başladı?

29 Haziran - Brothers1801 - apero
Brothers1801 ile birlikte

Birbirimizi ışığımızla aydınlatmak için: Brothers Beraber başarmak, Zirveyi paylaşmak, Birbirimizi ışığımızla aydınlatmak için. Bir, birimiz için . Yani #birbirimiziçin diyor Brothers . Herkesin biricikliğinden yola çıkarak birlikte büyümenin ve ortak başarılara imza atmanın gücüne inanan Brothers , “bizim açımızdan, birbirimizin bakışından, farklı bir dünya” hayal ediyor. Kalıpları kırmak ve yeni hikâyeler yazmak için özgünlüğü bulmayı teşvik ediyor. Basma kalıp değil, başka kalıp hayaller kurabilmek için farklı bakış açılarından besleniyor ve birbirimizden esinleniyor. Zirvenin yalnız olduğunu söyleyenlere karşı beraber verilen mücadelelerin ayrıcalığına inanıyor. Bu yolda, ışığını paylaşarak birlikte parlamayı gözetenlerle kol kola yürüyor. Zirvede yalnız olmayı değil; başarıyı cömertçe paylaşmayı seçiyor. Bir, birimiz için. Gastronomi, moda ve sanatın sonsuz imkânlarında kolektif yaratım sürecini destekleyen Brothers, #birbirimiziçin diyerek birbirimize ilham olmayı odağına alıyor. Brothers dünyasının en yeni yansımasının hayat bulacağı çok yönlü ve yaratıcı buluşmaları takip etmek için @brothers1801 ’i takip edebilirsin.

Daha fazlasını öğren

apéro

apéro

İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.

Natürel şarap hareketinin kökenleri, modern tarım ve şarap üretimi uygulamalarının ortaya çıkışından yüzyıllar öncesine dayanıyor. Eskiden şarap geleneksel üretim yöntemleri ile teknolojik müdahaleler olmadan üretiliyordu. Yani hiçbir şey eklenmiyor ve hiçbir şey çıkarılmıyordu. Hâliyle doğada ne oluyorsa kabında, kübünde ve kadehinde de o oluyordu. Ancak 2. Dünya Savaşı sonrası sanayileşme ve Yeşil Devrim ile işler bağda ve şaraphanede çok değişti.

Yeşil Devrim, 20. yüzyılın ortalarında küresel gıda üretimini önemli ölçüde artıran büyük bir tarımsal dönüşüm. Bu dönüşüm, sentetik azot gübresi üretilmesini sağlayan Haber-Bosch süreci ile gelişti. Nasıl mı? Havadaki azotun hidrojenle birleşerek amonyağa dönüştürülmesi ile azot gübresi üretildi. Bilim insanları, Norman Borlaug'ın buğday ve geliştirilmiş pirinç türleri gibi yüksek verimli mahsul çeşitleri geliştirdi. Bu yeni mahsuller de artan azotu çokça kullanabildikleri için çok daha yüksek verim elde edildi. Böylece hacim çok arttı.

2. Dünya Savaşı sonrası endüstriyel dönemdeki teknolojik ilerlemeler, yeni tarım makinelerinin ve ekipmanlarının geliştirilmesi, verimliliği artırdı. Sentetik kimyasalların ve gübrelerin kullanımı yaygınlaştı. Bu gelişmelerden ise en çok çevre etkilendi: Gübrelerden gelen fazla azot, su yollarına karışarak kirliliğe sebep oldu. Yoğun endüstriyel tarım uygulamaları toprak bozulmalarına ve erozyona yol açtı. Haber-Bosch sürecindeki yoğun enerji ve sera gazı emisyonu ile karbon ayak izi çok arttı. 

Mona Atina'dan zero-zero olarak da bilinen sıfır müdahale şarap. Fotoğraf: Selin Osmanoğlu


Şarap da doğal olma hâlinden günbegün uzaklaştı. Bu dönüşüme bir tepki olarak "natürel şarap hareketi" oluştu. Modern şarap üretimindeki müdahalelerin şarabın doğasına aykırı olduğunu düşünen öncüler tarafından en az müdahale ile şarap üretme hareketi başladı. 

Natürel şarap üreticileri, müdahaleci tekniklerin ve kimyasal katkı maddelerinin kullanımını en aza indirerek üzümün ve toprağın doğadaki en doğal hâlini korumayı amaçlıyor; çevresel etkiyi en aza indirmek istiyordu. 

Bu hareketin çevresel ve teknik etkilerinin yanında bir de "felsefesi" var. Zira bu hareket bir düşünce ve yaşam biçimi. Natürel şarap felsefesi, insanın doğa ile uyum içinde yaşaması gerektiği inancına dayanıyor. Bu felsefe, modern tarım ve endüstriyel şarap üretiminin aksine doğanın kendine has düzenini ve dengesini bozmadan onunla birlikte çalışmayı amaçlıyor. İşbirliği hâlinde, birlikte, bir. 

Bunun yanında bu hareket kültürel değerlerin sürdürülebilirliğini savunurken geçmişe bir saygı duruşunda da bulunuyor. Yazının başında eskiye, çok eskiye gitmiştik; yaklaşık 8.000 yıl öncesine. Natürel şarap hareketinin kökenleri tam da buraya dayanıyor. O vakitler şarap zaten doğal olarak üretiliyordu. Bugün konuştuğumuz natürel şarap hareketi de üzüm ve teruarın bütünlüğünü koruyarak geldiği toprağı yansıtan şarapları hayal ediyor. 

Marcel Lapierre. Fotoğraf: Kenzo Tribouillard


Natürel şarap hareketinin öncüleri

Natürel şarap hareketini tek bir kişi ve bölge üzerinden anlatmak doğru değil çünkü dünyada çok evvelden natürel şarap yapan ya da modern yaklaşımlara birbirlerinden haberli-habersiz karşı duran pek çok kişi var. 8.000 yıl önce de 20. yüzyılın ortasında da... Fakat bu hareketin bir akım hâlinde dünyaya yayılmasında öncü rol üstlenen ve çokça insana ilham veren bağ perileri de var. İşbirliği hâlinde, biraraya gelerek, birlikte.

Natürel şarap hareketinin belki de devriminin doğduğu yer Beaujolais’de biraraya gelen "Dörtlü Çete" olarak bilinen Marcel Lapierre, Jean-Paul Thévenet, Jean Foillard ve Guy Breton öncüler. Daha sonra Joseph Chamonard da bu isimler arasında ekleniyor. "Dörtlü Çete", Beaujolais dışında Loire, Jura ve Rhône gibi diğer bölgelerdeki üreticiler ile de bağlı ve birlikte hareket ederek bu devrimin dünyaya yayılmasında pek natürel bir etki yaratıyor. Fransa dışında oluşan İtalyan-Sloven grup Angiolino Maule, Stanko Radikon ve Giampiero Bea gibi daha pek çok kişi de bu değişimin bir parçası oluyor.

Burada biyodinamik tarımı hayatımıza sokan Rudolf Steiner’den bahsetmeden geçmek olmaz. Biyodinamik bağcılık, natürel şarap yapımında kullanılan uygulamalardan biri. Rudolf, tarım alanının bütün bir organizma olduğuna inanıyor. Burada fikir, kendi kendine yetebilen bir varlık, kendi döngüsüne doğal olmayan bir içerik ile müdahale edilmeyen bir ekosistem. Bu ekosistemi oluşturmak ve sürdürmek için de Rudolf tarafından hazırlanmış takvime ve reçetelere göre tarımsal uygulamalar yapılıyor. Bu uygulamalar natürel şarap hareketinde oldukça etkili oluyor. 

Jules Chauvet. Kaynak: Éditions de l’Épure


Hareket hâli

Natürel şarabın bir devrim niteliğinde dünyaya yayılması ve pratiklerin uygulanmasında iki kişinin çalışmalarının büyük etkilerini görüyoruz: Jules Chauvet ve Jacques Néauport. Natürel şarap öncülerine de öncülük eden, hareketin ilk üreticilerinden Marcel Lapierre diyor ki: 

"Büyükbabam gibi ama Chauvet'nin bilimsel anlayışıyla şarap yapmak istedim."  

Jules Chauvet, "Fransız natürel şaraplarının babası" olarak biliniyor. Avrupa'nın çeşitli laboratuvarlarında, şarap üretimine dair pek çok araştırma yürütüyor ve yaptığı çalışmalar bugün konuştuğumuz natürel şarap akımının şekillenmesine çok yardımcı oluyor. Chauvet, şarap yapımında müdahaleyi en azda tutmayı savunuyor; müdahaleler sebebiyle üzümün ve teruarın kendi özünü kaybetmemesi gerektiğine inanıyor. Bunu şaraba aktarabilmek için doğal mayaların kullanımını, az veya hiç sülfür ilavesini ve organik bağcılığı metot olarak uyguluyor. Çalışmaları ve öğretileri pek çok insana ilham veriyor, rehber oluyor. 

Ölümünün ardından arkadaşı ve öğrencisi Jacques Néauport'un çabalarıyla Chauvet'nin çalışma ve öğretileri bir akım olarak yayılarak günümüzdeki natürel şarap hareketinin temelini oluşturuyor. Böylece "Burgonya’nın Büyücüsü" olarak anılan Jacques Néauport, geçmişten gelen bu mirasın canlanmasına öncülük ediyor.

Natürel şarap tadımından renk seçkisi. Fotoğraf: Reyhan Ülker


Peki ya sonra?

8.000 bin yıl önce Gürcistan’da qvevri’lerde yapılan şarapları düşünecek olursak dönemin şartlarına bakıldığında hâliyle doğaldı. Bugün buraya geldiğimizde de düşük müdahaleli uygulamalar ile "Hiçbir şey eklenmedi, hiçbir şey çıkarılmadı" diyerek üretilen şaraplar da doğal. Farklı coğrafyalarda başlayıp yayılan natürel hareket, geçmişte bu şekilde şarap yapan kişileri, yeni öğrenenleri, bölgeleri ve öğretileri birleştirmeye devam ediyor. Her ne kadar Fransa bu konuda "popüler" olsa da dünyanın pek çok yerinde bu hareketin bir parçası olan üreticiler mevcut. Güney Afrika, Şili, Avustralya, Amerika, Yeni Zelanda, Slovenya, Gürcistan ve Sırbistan. Bölgeler artmaya, üreticiler çoğalmaya devam ediyor.  

Natürel şarap son zamanlarda tüketicilerden de çok ilgi görüyor. Bunu hem felsefi hem de eğlenceli tarafına yoruyorum. Fakat "natürellik" felsefi bir kavramdan daha çok popüler bir kavrama mı dönüşüyor. Peki bu doğal mı? İnsanların "popüler" olduğu için natürel şarap içmesi, natürelin felsefesi ile bağdaşmasa da bu popülerlik natürel şarap öğretisinin ve fikirlerinin yayılmasına aracı oluyor. 

Bazı natürel şarap tutkunları bu hareketin radikal ve başkaldıran bir hareket olduğuna inanarak bu tavrı mesele hâline getiriyor. Bazıları ise üzerine pek de düşünmeden sadece hafif bulanık ve tortulu görüntü seviyor. Diğer taraftan modern şarap yapım tekniklerinin yardımcı etkileri olmadan, natürel şarap yapımındaki düşük müdahalenin düşük kalite, bozulma ve çeşitli kusurlara yol açabileceğine dair yorumlar var. Bazılarına üretim süreci kaynaklı riskler eğlenceli gelirken bazıları için rahatsız edici olabiliyor. Bu durumu fikren sevip fiilen hoşlanmayanlar da olabiliyor. 

Natürel şaraba artan ilgiyi ve kavram karmaşalarını düşününce evrensel olarak kabul edilen bir tanıma olan ihtiyaç aşikar. "Doğal" kelimesini pek çok yere iliştirilmiş hâlde gördüğümüz bu düzende, olumlu çağrışımlar kafa karışıklıklarına yol açabilir.

Natürel şarap hâline giriş yaptık; nedir, ne değildir? diye sorduk ve ardındaki hikayeye baktık. Savunanlar ve şüphe duyanlar; destekçiler ve karşıtlar var. Bu da bu işin doğasında var. Yazımı Marcel Lapierre’den bir alıntı ile sonlandırıyorum: 

"Bizim için natürel şarap bir trend değil, bir yaşam biçimi; toprağı koruma ve onun ritimlerine saygı gösterme taahhüdü." 

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

apéro

apéro

İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.

NEREDE YAYIMLANDI?

apéroapéro

BÜLTEN SAYISI

🍷 Natürel şarap hareketinin öncüleri, bağ perileri

Natürel şarap hareketinin izinde eskiye, çok eskiye gidiyoruz; 8.000 yıl öncesine... Hareketin kiminle, nerede ve nasıl başladığını sorguluyor; bağdan kadehe yolculukta hem tekniklerini hem de felsefesini kurcalıyoruz.

29 Haz 2024

Brothers1801 ile birlikte
Natürel şarap. İllüstrasyon: Zeynep Gözütok

YAZARLAR

Selin Osmanoğlu

Kimya mühendisi ve DipWSET adayı şarap uzmanı. Burnunu o kadehten bu kadehe sokan Osmanoğlu, koku hafızasını zorlayarak şarabı hikayeler ile sade ve eğlenceli bir dilde anlatıp, duygusal deneyimler tasarlıyor.

apéro

İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.

İLGİLİ OKUMALAR

apéroapéro

HİKAYE

Ethem Efendi Kahvaltı'da: Bir öğünden fazlası

Türkiye'de kahvaltı hiçbir zaman yalnızca günün ilk öğünü olmadı. Ailelerin, dostlukların ve gündelik hayatın etrafında şekillenen bu kültür, Erenköy'deki Mehmet Ali Paşa Köşkü'nde bulunan Ethem Efendi Kahvaltı'yla geçmişi ve bugünü aynı sofrada buluşturuyor.

11 Tem 2026

Ethem Efendi Kahvaltı'da: Bir öğünden fazlası
apéroapéro

HİKAYE

Londra'da Türk mutfağının yeni dönemi

Londra’da Türk mutfağı artık yalnızca kebapçılar ve mahalle restoranlarından ibaret değil. Şehrin merkezinde açılan yeni nesil restoranlar, sokak lezzetlerini yeniden yorumlayan girişimler ve farklı kitlelerle kurulan yeni ilişkiler, mutfağın görünürlüğünü ve algısını değiştiriyor. Soho’dan Dalston’a uzanan bu rota, Türk mutfağının Londra gastronomi sahnesindeki yerini takip ediyor.

04 Tem 2026

Londra'da Türk mutfağının yeni dönemi
apéroapéro

HİKAYE

Hona: Ahıska'dan kalanlar

Beyoğlu’nun, ahşap dokulu ve minimalist atmosferiyle öne çıkan Uzak Doğu etkili restoranı Hona'dayız. Hona, şef Ansar Kemaloğlu’nun ailesinin sürgün edildiği köyün adı. Özbekistan’da geçen çocukluk yılları, Uzak Doğu mutfaklarıyla kurulan erken temas, Türk mutfağına yöneliş ve Uygur mutfağında başlayan profesyonel deneyim, bugün Hona’yı şekillendiren fikrin temelini oluşturuyor.

Reyhan Ülker

·

27 Haz 2026

Hona: Ahıska'dan kalanlar
apéroapéro

HİKAYE

Ege’den Boğaz’a, Bodrum’dan Çeşme’ye: Denizin kıyısında beş sofra

Ege kıyıları ve İstanbul Boğazı boyunca uzanan beş restorana konuk olduk. Her biri denizle kurulan ilişkiyi farklı yorumlarla ele alıyor. Kimi mevsime teslim olup günlük avın peşinden gidiyor, kimi ocakbaşını esintili bir Bodrum akşamına taşıyor, kimi ise köklü aile hikayelerini aynı bahçede yaşatıyor. Ortak noktaları ise ürünün kendisine duyulan güven ve ortak kurulan sofralar.

20 Haz 2026

Ege’den Boğaz’a, Bodrum’dan Çeşme’ye: Denizin kıyısında beş sofra
apéroapéro

HİKAYE

Narenciye punch: Alkolsüz ve isli

Punch denince akla genellikle alkollü içecekler gelse de bu tarif, narenciye, çay ve baharat notalarının öne çıktığı alkolsüz bir yorum sunuyor. İsli karakteriyle öne çıkan Lapsang Souchong çayı, limon ve portakal kabuklarından hazırlanan oleo-saccharum ile birleşirken; tonik ve soda suyu karışıma ferahlatıcı bir canlılık kazandırıyor. Önceden hazırlanan soğuk demleme çay sayesinde derin aromalara sahip bu punch, kalabalık davetler için ideal.

20 Haz 2026

Narenciye punch: Alkolsüz ve isli