Akıntıya karşı yüzen 11 ses, kendine ait 11 alan

DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Müzik dünyasında birçok hikâye iki kişinin aynı şeye inanmasıyla boşluğa baktıklarında aynı hayali görmeleriyle başlıyor. İster kendi müziğini duyurmaya hevesli bir grup olsun ister evinde yaptığı kayıtları dinleyiciye ulaştırmaya çalışan bir müzisyen, herkesin kendine inanacak birilerine ve kendine ait bir yere ihtiyacı var.
"Kendine Ait Bir Yer" serisi, bağımsız plak şirketlerine odaklanıyor. Dünya üzerinde yayımlanan tüm müziklerin %69'unun üç büyük plak şirketine ait olduğu bir düzende bağımsız plak şirketleri müzik sektörüne nefes aldırıyor.
Çoğu zaman tutkuyu ekonominin önüne koyarak belki de başka türlü dinleyemeyeceğimiz müziklere alan açıyor. O açılan alan, bazen kendinden sonraki nesilleri etkileyecek sanatçılara ev oluyor bazen toplumsal bir dönüşümü tetikliyor. Müziğe aşık ruhlar, oyunu büyük oyuncuların koyduğu kurallara göre değil de kendileri gibi oynayınca akıntıya karşı yüzenlerin sesleri daha net duyuluyor.
"Kendin yap" kültüründen beslenen bağımsız plak şirketlerinin doğum yerleri fanzin sayfalarından plak dükkânlarına, üniversite yurtlarından konser mekânlarına uzanıyor.
Borç-harçla gelen başlangıçların devamı, beklenen çöküşler ve beklenmeyen çıkışlar — popüler müziğin göğünde parlayıp sönüşler ve kendini kalıcı kılışlar. Creation, Sub Pop, Factory, Def Jam, Warp, Motown, Domino, Mute, 4AD ve Rough Trade'in hikâyelerini Türkiye'den Hexe Music, Tamar, Shalgam ve Table Records temsilcilerinin sözleri tamamlıyor.
Bağımsız plak şirketleri, kulağını farklı seslere açanlar için Kendine Ait Bir Yer koleksiyonunda — seçki görsele tıklayınca karşında:
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Yeni sesler için 11 alan. 5 performans sanatçısından 5 gelecek tahayyülü.
24 Ağu 2021

YAZARLAR

Artemis Günebakanlı
Duende müzik yazarı

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
“Uzaklar, Kuşaklar, Bakışlar” başlıklı sergi, 212 Photography Istanbul’un 2026 edisyonunda Erbak ailesinin üç kuşağının seyahat tutkusu ve fotoğraflarını biraraya getiriyor. Nuri Z. Erbak (1914), Mehmet H. Erbak (1950) ve Ceylin Erbak Aytekin’in (1988) dünyanın farklı noktalarında çektiği kareler, 1930’ların Mısır ve Japonya’sından Tibet’e, Antarktika’ya uzanıyor. Bu arşivin nasıl oluştuğunu fotoğrafçı, yazar ve Erbak ailesinin üçüncü kuşak temsilcisi Ceylin Erbak Aytekin ile konuştuk.

Ela Lee, kendi hayatından izler taşıyan ilk romanı Ceyda’da, dışarıdan kusursuz görünen hayatı bir cinsel saldırının ardından parçalanan Türk-Koreli genç avukat Jade’in hikayesini anlatıyor. Rıza, adalet, göçmenlik, aile, başarı baskısı ve suçluluk duygusu etrafında ilerleyen roman, Jade’in başına gelenlerden çok, yaşadıklarının ardından kendisi ve kurduğu hayatla yeniden yüzleşmesine odaklanıyor.

1960’ların başında Sirkeci’den Almanya’ya giden trenlere binenler birkaç yıl çalışıp dönmeyi düşünüyordu. Ama bavullarda yalnızca eşya değil, dil ve kültür de taşındı. Bekir Yıldız’dan Aras Ören’e, ‘Emine’ Sevgi Özdamar’dan Fatma Aydemir’e uzanan 60 yılı aşkın edebiyat geleneği “misafir işçi”nin Almancayı nasıl içeriden dönüştürdüğünü ve sonunda o dili kendi evi hâline getirdiğini anlatıyor.

İsviçreli sanatçı Ugo Rondinone, İstanbul’daki ilk kişisel sergisi "the sun and the mountain"da neon renkli taş heykellerini gün doğumu ve gün batımı suluboyalarıyla buluşturuyor. Dirimart Dolapdere’de 8 Kasım’a kadar görülebilecek sergi, dağların dikeyliğiyle ufkun yataylığını karşı karşıya getirerek insanın doğayla kurduğu ilişkiyi ele alıyor.

Lukas Dhont’un Cannes’ın ana yarışmasında prömiyerini yapan üçüncü uzun metrajı "Korkak", Emmanuel Macchia ve Valentin Campagne’a En İyi Erkek Oyuncu Ödülü’nü kazandırdı. Dhont ile festivalde biraraya geldiğimizde ilk kez bir savaş filmi yapmasından, daha büyük bir ölçekte çalışmaktan ve filmin çıkış noktasındaki fikirlerden konuştuk.





