Albüm incelemesi: Blur, The Ballad of Darren

The Ballad of Darren, Damen Albarn’ın orta yaşını kucakladığı duygusal bir başyapıt.
Albüm incelemesi: Blur, The Ballad of Darren

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

Albüm: Blur, The Ballad of Darren

Süre: 36 dakika

Plak şirketi: Parlophone Records

Yayın tarihi: 21 Temmuz 2023

Damon Albarn, Blur projesiyle sekiz sene sonra çıkan yeni albümü The Ballad of Darren'ı “50’li yaşlarımda çok hüzünlü bir insanım. Bu sorun değil, üzüntüme yaslanıyorum. Mutluluktan o kadar da uzak değil. Melankoliyle rahatım” sözleriyle anlattı. Albarn, albüm çalışmalarına geçen yıl Gorillaz ile dünya turnesindeyken başladı. O sırada Graham Coxon ve Dave Rowntree, solo çalışmaları üzerinde çalışırken Alex James ise Oxfordshire’daki peynir çiftliğinde müzik ile yemek festivali düzenlemekle meşguldü. Eşzamanlı olarak grubun e-posta kutusuna 35. yılları şerefine İngiltere’nin önemli stadyumu Wembley’de verecekleri konserlerin teklifi düştü. 

Damon Albarn, bu teklifin de verdiği enerji ile yazdığı 22 şarkıyı Arctic Monkeys’in Car albümünün prodüktörü olan ve hassas ses heykeltıraşı olarak tanınan James Ford’a emanet etti. Ve Ford, demoların kısa sürede kolektif bir çalışmaya dönüşmesine yardımcı oldu. Ekip, geçen aralık ayında Londra’da bir araya geldi. Önce aynı odada birbirlerine dayanıp dayanamayacaklarını sınadılar. Ardından Albarn’ın Londra’daki stüdyosunda kayıtlara başladılar. Dave Rowntree bir röportajında süreci şöyle anlatmış: “Hepimizin daha yaşlı ve daha akıllı olduğunu ve tüm eski husumetin artık geçmişte kaldığını söylemek yanlış olur. Birbirimizi seviyoruz ve aynı anda sadece ailelerin yaptığı gibi birbirimize katlanamayız. Ama dürüst olmak gerekirse bu sefer aramızda kavga değil, sadece gülümsemeler var.”

Albümün müjdesini veren ilk tekli The Narcissist'le gerçekleşti. Albarn’ın aslında kendiyle yüzleştiği bir şarkı... Hatta röportajlarında da bunun altını çizdi: “Hayatıma baktım ve gördüğüm tek şey geri gelmeyeceğiydi.” Fakat şarkı sözleri öyle muğlak ki sadece kendisinden mi ya da kendi neslinden mi yoksa gruptan mı bahsettiğini anlamak mümkün değil. Bana sorarsanız bir yol şarkısı gibi de... 

I’ma shine a light in your eyes (for a while)
You’ll probably shine it back on me (for a while)
Yet I won’t fall this timeWith Godspeed I’ll heed the signs

Blur | Fotoğraf: Reuben Bastienne Lewis

Köklerinden beslenen şarkılar

Albümün açılışı The Ballad'a ait. Bir aşk hikâyesinin sonu veya ölümü de anlatıyor olabilir bu şarkı. Albarn, yine karmaşık bir his bırakmayı tercih etmiş. Hemen ardından gelen St. Charles Square’in açılışı kusursuz ve alaycı bir tonda. “Oi” diye söze başlıyor Albarn, “I fucked up / I’m not the first to do it” diye sözlerine devam ediyor. Bu şarkı da bir bakıma grubun Song 2 köklerine dönüşü niteliğinde. Glam ve progresif rock türleri arasında da geçiş yapan şarkıda Albarn’ın imzası hâline gelen küstah vokalleri de var. Hatta David Bowie’den esinlenmeler olduğu da aşikâr. Ruh hâli aydınlık ve elektro-pop odaklı Barbaric hemen sıradaki şarkı. Sözlerindeki “At what cost, the feeling that I thought I’d never lose? / It is barbaric” bölümü, grup olarak nasıl farklı yollara yöneldiklerinin de simgesi. Britpop hayranlarının anında akılda kalıcı bu şarkıdan keyif almaması mümkün değil.

Orta yaş melankolisi

Russian Strings, sakin bir balat… Geçmişin izleri, eski günlerin anıları, titrek siyah beyaz bir film gibi akıp gidiyor şarkıda. 10 şarkılık albüm kapanışı The Heights'a ait. Bir kitabın sonu gibi... Şarkı durağan ve en önemlisi  fazlasıyla gürültülü bir finale sahip. The Ballad of Darren sadece 36 dakikalık bir albüm. Blur’un stüdyoda daha fazla zaman geçirmesini ve çok daha uzun bir albüm sunmasını isterdik. Ayrıca albümün yayınlanan Deluxe versiyonunda The Rabbi ve The Swan adında iki bonus şarkı da var.

Albümün geneline hâkim olan ritmin, bir yandan neşe verirken aniden cesaretinizi kırması da mümkün. Şarkıların hepsinde asla depresif olmayan bir melankoli mevcut. Damon Albarn’ın belki de yaşlanmanın bir sonucu olarak alçak perdeden gelen sesi bu atmosfere müthiş şekilde hizmet etmiş. Orta yaşın ve beraberinde geçmişin kucaklanması gerektiğinin altını çiziyor Albarn. Duygularını sözlere, müziğe dökerken de bir o kadar sansürsüz... The Ballad of Darren, 35 yıllık bir grubun köklerini inkâr etmeden geçmişini onurlandırması âdeta...

Blur, The Ballad of Darren | Fotoğraf: Martin Parr

Albümün adı korumasından

The Ballad of Darren adını grubun uzun süredir korumalığını üstlenen Darren “Smoggy” Evans’tan aldı. Darren, 2003 yılında üzerinde çalıştığı demoyu bir türlü bitiremeyen Albarn’ın kafasını devamlı şişirdi.

Ve grup, bu sözü tutarcasına albümde Darren’ı andı. Albümün kapağı ise Martin Parr tarafından 2004’te çekildi. Kapakta İskoçya’nın Gourock kentindeki Gourock Açık Havuzu’nda tek başına yüzen bir adam var. Albümün görkemine yakışır şekilde grup Wembley Stadyumu’nda iki gün üst üste sold-out konser verirken artık fazlasıyla duygusal olan Albarn’ın gözyaşlarını tutamadığının da altını çizelim.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

DuendeDuende
∙

BÜLTEN SAYISI

🎧 Bon Iver'le nahif ve kederli bir buluşma, Blur'un olgunlaşan melankolisi

Bon Iver'in Viyana'da verdiği nahif ve kederli konserinde 21 şarkılık bir tur. Blur'un yaş haddini çoktan aşmış melankolisinde 42 dakikalık bir yolculuk.

31 Tem 2023

Fotoğraf: Michal Augustini

YAZARLAR

Eda Solmaz

Müzik yazarı

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

DuendeDuende
∙

HİKAYE

Ayvalık Uluslararası Film Festivali: Ayvalık’ı farklı kılan nedir?

14–20 Eylül tarihleri arasında düzenlenen ve medya sponsorları arasında yer aldığımız Ayvalık Uluslararası Film Festivali’ne; değişen alışkanlıkları, süren samimiyeti ve bu yılın filmleri üzerinden baktık.

Emre Eminoğlu

·

25 Eyl 2026

Ayvalık Uluslararası Film Festivali: Ayvalık’ı farklı kılan nedir?
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Bibliyoterapi'de bu hafta: Büyük yaslara sessizce eşlik edecek kitaplar

Bazen insanın ihtiyacı, acısına bir cevap bulmak değil, o acının içinde bütünüyle yalnız olmadığını bilmektir. Belki kitapların yapabileceği şey de tam burada başlıyor. Acıyı dindirmek değil, çünkü bazı acılar dindirilemeyebilir. Bir kaybı anlamlandırmak ya da ona teselli olacak birkaç güzel cümle bulmak da değil; yalnızca insanın acısının yanında sessizce bulunmak.

Aslı Perker

·

25 Eyl 2026

Bibliyoterapi'de bu hafta: Büyük yaslara sessizce eşlik edecek kitaplar
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Arkas Sanat ve Centre Pompidou’nun beş yıllık işbirliği: Lumina: Renk ve Işık Sanatı

Arkas Sanat ve Centre Pompidou işbirliğinin ilk sergisi “Lumina: Renk ve Işık Sanatı”, 26 Eylül’de Lucien Arkas Sanat Merkezi’nde açılıyor. Beş yıllık işbirliği kapsamında düzenlenecek 10 serginin ilkini ve bu uzun soluklu buluşmayı Arkas Holding Yönetim Kurulu Başkanı Lucien Arkas, Arkas Sanat Direktörü Müjde Unustası ve Centre Pompidou Başkanı Laurent Le Bon’dan dinledik.

Burcu Dimili

·

25 Eyl 2026

Arkas Sanat ve Centre Pompidou’nun beş yıllık işbirliği: Lumina: Renk ve Işık Sanatı
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Yıldız Tozu | Sinemanın emekçisi, filozofu ve delisi: Werner Herzog

“Verilere dayalı gerçek, muhasebeciler içindir” diyen ve sadece nesnel gerçeği beyazperdeye yansıtmakla yetinen sinema anlayışını aşağılayan Werner Herzog'un çektiği tüm filmlerde, kurgu ve belgesel iç içe geçer. Her bir film projesi, lideri Herzog olan ekibin görevidir ve görev yerine getirilecektir. Görev süresince tüm ekip “dışarıdan gangsterler gibi görünüp, içlerinde papaz cübbesi giymiş azizler gibi” adanmış olacaktır.

Mehmet Sindel

·

24 Eyl 2026

Yıldız Tozu | Sinemanın emekçisi, filozofu ve delisi: Werner Herzog
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Camilla Barnes ile sohbet: Korkuyla başa çıkmanın zarif yoludur mizah

Filozof Jonathan Barnes'ın kızı ve İngiliz yazar Julian Barnes'ın yeğeni Camilla Barnes, ilk romanı "Her Zamanki O Öldürme Arzusu"nda İngiltere'den Fransa'ya göç etmiş bir ailenin üç kuşaklık öyküsünü anlatırken zarif ve alabildiğine mizahi bir dil kullanıyor. Barnes’la, bu güçlü edebiyat ve felsefe geleneğinin içinde kendi sesini bulmayı, İngiltere’den Fransa’ya göçü, aile içindeki iktidar ilişkilerini, kuşak çatışmalarını ve yaş almayı konuştuk.

Soner Can

·

24 Eyl 2026

Camilla Barnes ile sohbet: Korkuyla başa çıkmanın zarif yoludur mizah