🪱 Albüm İncelemesi: HMLTD, The Worm

HMLTD ve içinde yaşadığımız, içimizde yaşattığımız solucanlar
🪱 Albüm İncelemesi: HMLTD, The Worm

21 Nisan - The Irish Spirit - Duende
The Irish Spirit ile birlikte

Duende X Kadıköy Sineması X The Irish Spirit : Başrol Müzik Duende ’nin “Müziğin sesini açmakla kalmayıp, müziği seyre dalma zamanı…” diyerek seni Kadıköy Sineması ’nın kırmızı koltuklarına davet ettiği Başrol Müzik film gösterim serisi, şimdi yanına The Irish Spirit ’i de alarak rotasını gelecek filme çeviriyor. Sırada The Boat That Rocked var. Neler oluyor? Müziğin farklı türlerinden bambaşka hikâyeler anlatan filmleri Kadıköy Sineması iş birliğiyle yeniden izleyiciyle buluşturan Duende, İrlanda’nın ritimle yükselen havasını The Irish Spirit ile 25 Nisan, 4 ve 11 Mayıs günleri Kadıköy Sineması’nın sıraları arasında bir gezintiye çıkarıyor. 25 Nisan Salı | The Boat That Rocked : Ruha iyi gelecek bir dönem komedisi, radyo tınıları ve rock 'n' roll için haydutların peşindeyiz. Bu gösterimde sen de bizimle olmak istersen Duende’nin bugünkü sayısında yer alan bulmacayı çözerek davetiyeyi kapabilirsin. 4 Mayıs Perşembe | Walk The Line : Johnny Cash’in hayatına bir yolculuk için beyaz perdeye giden tren yakında kalkıyor. Elvis Presley ve Jerry Lee Lewis’li turne anlarının yanında Joaquin Phoenix ve Reese Witherspoon uyumu seni bekliyor. 11 Mayıs Perşembe | Straight Outta Compton : 80'lerde Los Angeles'tayız. Compton'ın mizaçı sert sokaklarında N.W.A ile birlikte. Ice Cube, Dr. Dre, Eazy-E, DJ Yella, MC Ren ve hip hop’un ta kendisi bizlerle. Bu gösterimde yerini ayırtmak için kulağın bizde olsun. The Irish Spirit ’i buradan takip ederek gelişmelerden haberdar olabilirsin.

Daha fazlasını öğren

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

Albüm: HMLTD, The Worm

Süre: 41 dakika

Plak şirketi: Lucky Number Records

Yayın tarihi: 7 Nisan 2023

Batı öldü ve şafakta bir savaş göründü

HMLTD ya da Happy Meal LTD, 2016 yılında bir dizi tekli yayımlayarak başladıkları müzikal yolculuklarında ilk albüm denemelerini 2018'de yayımlanan Hate Music Last Time Delete kısaçalarlarıyla yaptı. Drag queen personalarından yansıyan göz alıcı görünümleriyle glam müziğinin punk, art pop ve synthpop janrlarıyla dirsek temasına giren modern bir temsili olarak adını öne çıkardı.

Öte yandan HMLTD, drag queen görsel-kültürünü sahiplenen heteroseksüel erkek müzisyenler olarak kuir mirasını istismar etmek, onu salt bir gösterişçilikle basitleştirmek ve dahasıyla eleştirildi. Vice'ın müzik yayını Noisey'de "HMLTD Kuirlik Turistleri mi Yoksa Gitar Müziğinin En Büyük Umudu mu?" yazısıyla merceğe alınan grup, müziklerini görsel kimliklerinden bağımsız ele alınamaz hâle getiren bir ikiliğin içine sıkıştı.

Lucky Number plak şirketi etiketiyle yayımladıkları ilk albüm West of Eden (2020) ise grubun bu ikiliğin dışına taşan ve "patriarkaya içkin olan toksik erilliğe alternatif olmak üzere" üretilmiş janrlar arası görkemli bir müzikal deneyimdi. HMLTD'nin glamour'unun noksan olmadığı, punk'ın alt türü birçok müziğin de grubun ses denklemine girdiği West of Eden, Batı'nın ölümüyle başlayan ve bir savaşın/mücadelenin yaklaşmakta olduğunu duyuran bir albümdü. İşte o yaklaşmakta olan mücadele, grubun kataloğunun açık ara en iyisi olduğunu düşündüğüm The Worm albümünde ve onun alegorik hikâye anlatıcılığında vuku buldu.

Rüyalarla gerçeklerin, Ortaçağ'la modern zamanların, feodaliteyle kapitalizmin geçişkenliklerinde akışkanlıklar yaratan; tasvir ettiği distopik evrenin kolektif karanlığından ve geleceksizliğinden bireysel aydınlıklara ve özgürlüğe yelken açan The Worm'un yapımcılığını grubun temel yaratıcı gücü Henry Spychalski ve arkadaşları Achilleas Sarantaris, Saigon Fury ve Seth Evans gerçekleştirdi. Geniş bir gospel korosu ve 16 kişilik bir yaylılar orkestrasının da içinde olduğu 47 müzisyeni işe koşturan, toplamda da 11 ismin yaratıcı müzik yazarlığını bir araya getiren albüm, (kapağından da anlaşılacağı üzere) insanlıkla hilkat garibesi amansız bir Solucan'ın karşı karşıya geldiği konsept bir kıssa.  

HMLTD, The Worm

İçinde yaşadığımız, içimizde yaşattığımız solucanlar

Dev bir Solucan Ortaçağ İngiltere'sini ele geçirdi ve Henry Spychalski'nin absürt, apokaliptik ve savaş dolu rüyası gerçeğe dönüştü. 

Rüya diyorum zira The Worm, Spychalski'ye anakronik ve alegorik bir hikâye yazdıran bir rüyadan esinlenerek ayyuka çıktı. Albümün giriş şarkısı Worm's Dream'de tabir edilen ve ortasına fırlatıp atıldığımız distopik bir enkaz yığını, bizi insanların karnından çıkarak hayatta kalmanın bir yolunu düşündükleri o pembe şeyle, Solucan'la karşı karşıya bıraktı. Ve Solucan, albümün etrafında kurulduğu; hem müzikal hem de anlatısal anlamda karanlıkla aydınlık, sessizlikle gürültü, endişeyle dinginlik arasında mekik dokuyan bir hikâyenin başrolü hâline geldi.

The Worm, Londra'nın alternatif ve niş gitar sahnesine sıkıştırılan, glam punk/art punk etiketleriyle tanımlanabilir kılınan HMLTD'nin müzik kataloğunundan öngöremediğim bir şekilde ayrıştı. Bunda, girişte değindiğim ve bir Solucan'ı merkezine alan, albümün 9 şarkısı ve 41 dakikalık süresi boyunca anlatılan metaforik öyküsü kadar; bu öyküye eşlik eden ve grubun daha önce hiç keşfetmediği müzikal alanlara ve kahramanlara uzanması da etkili oldu. 

İyi de, nedir bu Solucan?

Kuruluşlarından bu yana Batı dünyasında kristalize olan kapitalist, patriyarkal, bireyleri kolektif uzamlardan izole eden toplum şartlarıyla dertli olan HMLTD, bir parçası oldukları (ve olduğumuz) gerçekliği karşılarına aldı ve müziklerini janrların kısıtlayıcılığından kurtardı. The Worm'un içinde yaşadığımızı, içimizde yaşattığımızı ilan ettiği Solucan metaforunun -muhtemelen- simgelediği ve Demokles'in kılıcı gibi tepemizde dikilen mefhum, Henry Spychalski'nin albüm hakkındaki şu sözleriyle aydınlığa kavuştu:

"Bize anskiyetin ve depresyonun yalnızca maddi ve biyolojik olduğu, doğru tedaviyle sökülüp atılabilecek parazit bir solucan olduğu anlatıldı. Sanıyorum ki bizi kuşatan dünyayı yansıtan şartlar da bunlar: Çok daha büyük bir Solucan'ın içimizde yarattığı koloniler; yani kaçışı olmayan kapitalist gerçekliğin ve onun yarattığı yaklaşmakta olan kıyametin yol açtığı psikolojik tahribat." 

HMLTD, son albümlerinde müziklerini tasarladıkları sıra dışı ve ürkünç sinematik evrenlerine bir soundtrack olarak kullandı. Günümüzün kapitalist alternatifsizliğinin buhranlarını kimi zaman kolektif bir boyutta, kimi zaman da bireysel bir münzevilikte yaşayan grup, kısa bir film tanında dinlenebilecek albümlerinde odağa taşıdıkları kıyamet (ve nihayetinde kurtuluşu hayal etmeyi salık veren anlatılarının) pasajlarına müzikal esinlerin çok renkliliğini sığdırdı. The Worm'un Solucan masalı, HMLTD'yi janrların jenerik ses ipuçlarıyla değil, kelimerin tasvir ettiği zaman-mekânların çevre sesleriyle buluşturdu.

Atonal free jazz'dan minimal piyano baladlarına, yaylılar orkestrasının barok pop'undan rock'ın operasının debdebeli vokal performanslarına, gospel korolarının soul'undan kilise organlarının ulviliğine genişleyen ses paletiyle albüm; içimizdeki solucanı, solucanın içindeki bizlerle yüzleştirdiği yolculuğunda inişli-çıkışlı bir müzikal deneyim vadetti. Yok oluşla kurtuluş, karanlıkla aydınlık, feodalizmle kapitalizm, kolektiflikle bireysellik durakları arasındaki seyahat, HMLTD'nin yalnızca alelalede bir gitar grubu değil; fikir beyan etmekten ve taraf olmaktan kaçınmayan komüniter bir müzik deneyi olduğunu ortaya koydu.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

DuendeDuende

BÜLTEN SAYISI

🎤 Gizemleri ve çalkantılarıyla Frank Ocean, Lukas Dhont’un büyüme sancılarıyla Close

Frank Ocean'ın gizemler, çalkantılar ve projelerle dolu günceline dair sorgulamalar, Lukas Dhont’un büyüme sancısı Close, solucanlarla yüzleşen HMLTD'nin son albümü The Worm.

21 Nis 2023

The Irish Spirit ile birlikte
Fotoğraf: Loren Wohl

YAZARLAR

Koray Soylu

Editor @ Aposto

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

DuendeDuende

HİKAYE

32. Saraybosna Film Festivali: Balkanlar sineması ve Cannes’ın öne çıkanları

Saraybosna Film Festivali’nin 32. yılında yarışmanın öne çıkanlarına, Balkan sinemasının yakın geçmişle ilişkisine ve festivalin en iyi filmlerine yakından bakıyoruz.

Emre Eminoğlu

·

24 Ağu 2026

32. Saraybosna Film Festivali: Balkanlar sineması ve Cannes’ın öne çıkanları
DuendeDuende

HİKAYE

The Invite: Bir ilişkiyi ayakta tutan nedir?

Olivia Wilde’ın "The Invite"ı, boşanmanın eşiğindeki bir çiftin evlerine misafir olan başka bir çift üzerinden arzuyu, evliliği, kadınlık deneyimlerini ve birlikte yaşamanın performatif hâllerini didikliyor. Tek mekana sıkışan film, seksin bir ilişkinin nedeni değil semptomu olduğunu söylerken asıl soruyu sonu bırakıyor: Bir ilişkiyi ayakta tutan şey arzu mu, alışkanlık mı, yoksa ilişkinin içinde kendin olabilmek midir?

Aslı Ildır

·

24 Ağu 2026

The Invite: Bir ilişkiyi ayakta tutan nedir?
DuendeDuende

HİKAYE

Caz Datça’nın ritmine karışırken: DatJazz'da Melina ile Doğu Akdeniz müziği üzerine

Datça’nın doğası ve Akdeniz ruhunu cazla buluşturan DatJazz’ın ilk yılında festivaldeydik. Yunan ve Fransız kültürü arasında büyüyen genç sanatçı Melina ile buluştuk ve geleneksel ile moderni buluşturan Doğu Akdeniz müziği üzerine konuştuk.

Eda Solmaz

·

24 Ağu 2026

Caz Datça’nın ritmine karışırken: DatJazz'da Melina ile Doğu Akdeniz müziği üzerine
DuendeDuende

HİKAYE

Kurgunun tasfiyesi: Otobiyografik anlatı edebiyatı nasıl istila etti?

Otobiyografik kurgu, memoir ve “dolaysızlık” estetiği çağdaş edebiyatın merkezine yerleşirken kurgu, hayal gücü ve başka dünyalar kurma iddiası giderek geri çekiliyor. Édouard Louis’den Karl Ove Knausgård’a uzanan bu yeni gerçekçilik, edebiyatı bir “otantiklik piyasası”na dönüştürürken okuru başka dünyaları tahayyül etmeye değil ona yalnızca empatiyle yaklaşmaya çağırıyor. Politik ve kültürel olarak alternatifsiz bırakılmış dünyanın edebiyattaki semptomları.

Enes Köse

·

21 Ağu 2026

Kurgunun tasfiyesi: Otobiyografik anlatı edebiyatı nasıl istila etti?
DuendeDuende

HİKAYE

Kazdağları'nın geçmişine uzanan bir köprü: Doğaya Sanat programı

Kazdağları’nın ekolojik kırılganlığı ile Mehmetalan Köyü’nün Tahtacı kültürü, sözlü hafızası, mitoloji ve tarih anlatılarıyla ilişki kuran Doğaya Sanat programı ekoloji, yerel kültür ve sanat arasındaki bağı; araştırma, karşılaşma, birlikte düşünme ve üretme pratiği üzerinden ele alıyor. Programın kurucuları Barış Atağ, Oğuzhan Taflı ve program direktörü Derya Yücel ile bu uzun soluklu ilişkinin nasıl kurulduğunu konuştuk.

Melike Bayık

·

21 Ağu 2026

Kazdağları'nın geçmişine uzanan bir köprü: Doğaya Sanat programı