Albümsüz hip-hop cevheri: Doechii


Sneaks Up’tan 10. yılına özel kutlama Türkiye’de sneaker kültürünün ve spor giyim sektörünün öncü markalarından biri olan Sneaks Up , 10. yılını Büyük Ev Ablukada’nın sahne aldığı, Zorlu Performans Sanatları Merkezi’nde düzenlenen Blue Stage Partisi’nde kutladı. 2014’teki kuruluşundan günümüze, sokak kültüründen, spordan ve sanattan ilham alarak dünyanın en sevilen markalarının en otantik koleksiyonlarını tüketiciyle buluşturan Sneaks Up, Türkiye genelindeki 60’tan fazla mağazası , mobil uygulaması ve websitesi ile alışveriş deneyiminizi şekillendirmeye 10. yılında da devam ediyor. Gecenin adeta mavi renge büründüğü Blue Stage Partisi’nde , 10. yılını Büyük Ev Ablukada grubunun şarkılarıyla ve sektördeki bu yolculuğuna eşlik eden davetlilerle kutlayan Sneaks Up, müzik ve sahne performanslarıyla dolu özel bir etkinliğe imza attı. Sneaker ile başlayan yolculuğuna zaman içerisinde spor giyim, aksesuar ve özel koleksiyonları da dahil eden Sneaks Up, sanattan müziğe ve spora sokak kültürüne ait farklı deneyimleri güçlü bir şekilde desteklemeyi sürdürüyor. Sneaks Up ile buradan tanışabilir, özgürlük, tarz ve hareketin yeni formlarını markanın koleksiyonlarıyla keşfedebilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Şimdiye kadar pek çok müzisyen deha, uçuk kaçık, parlak gibi sıfatlarla anıldı. İyi bir medya okuryazarı ve biraz sorgulayan bir inansanız bu gibi yakıştırmaların genellikle halkla ilişkiler oyunlarından ibaret olduğunu biliyorsunuzdur. Deha sanılan pek çok insanın deha olmadığı çok geçmeden ortaya çıkıyor. Emin olun dehayı anlayabilmeniz için müzikten, sanattan çok iyi anlamanıza gerek yok. Onu tek notadan, tek fırça darbesinden algılarsınız zaten.
Bu yıl dinleyip en çok etkilendiğim isimlerden biri Doechii oldu. NISSAN ALTIMA klibinin bir parçası TikTok’ta karşıma çıkar çıkmaz külliyatına daldım. Tarzından etkilenmemek mümkün değil. Yapmacık ya da şımarık görünmüyor. Beyninde konuşan farklı karakterleri kullanarak spoken word rap’ine bambaşka bir hayat vermeyi başarıyor. Üstüne üstlük sadece sesini kullanarak da değil: Mimikleri ve deli deli bakışları, şarkılarına çekici, çılgın bir kişilik katıyor. Doechii kimi zaman altımızdaki halıyı çekip ayağınızı yerden keserken bir anda çok kişisel hikayelerine kulak kabartmanızı isteyerek sizi gerçek dünyanın kucağına bırakıveriyor.

Alligator Bites Never Heal başlıklı mixtape’ini ilk dinlediğimde, Doechii’nin hayatına dair doneleri enteresan bir anlatımla aktaran bir çalışmadan ibaret olmadığını anlamıştım. MC’nin bu mixtape’te dinleyiciyi deliliğin sınırında gibi gösterdiği hayatının aslında sıradan detaylarla kaplı olduğu gerçeğiyle yüzleştiriyor. Cinsel yönelimi, açlık, şehvet, bağımlılıklar, tanrı kavramı, COVID’in sonraki yıllarda sosyal hayatlarımıza olan etkileri ve pişmanlıklar mixtape’te değinilen diğer konular. O, hepimizin hayatında bir şekilde yaşanan olaylar hakkında konuşuyor. Örneğin Denial Is A River hem boom bap hip-hop türüne selam çakan, synth ağırlıklı beat’i ile güçlü bir şarkı hem de MC’nin geçmişini kronolojik bir yapıda anlattığı kırılgan ve başarıya aç bir hikaye. Bu şarkıda bağımlılığını gizlemek için kendi kendine konuşuyor, eski sevgilisine kuruluyor, sinirleniyor, sakinleşiyor inkar ediyor, gerçeklerden kaçmaya çalışıyor... Kısacası o da bizden biri.
Florida’nın suyuna ne katıyorlar?
Jaylah Ji'mya Hickmon yani Doechii bir günde meşhur olmadı. Bazen bir gün uyanıyor ve hiç tanımadığımız bir sanatçının tüm hayat hikayesini öğreniyoruz. Yeni medya/sanat düzeninde birinin ünleneceği varsa öyle ya da böyle bir yol bulunuyor ve o sanatçı ünleniyor. Doechii’yi gördüğüm andan beri ne kadar büyük bir istisna olduğu gerçeği yüzüme vuruyor. Kariyeri bu yıl, 2025 Grammy’lerinde 3 adaylık alarak hızla parlasa da Doechii çok uzun yıllardır kariyeri üzerinde çalışan bir rapçi.
Hustle denir buna; yırtınmak, her gün canını dişine takıp çalışmak diye çevirebiliriz. 2016’dan beri single ve EP yayımlayan MC, ilk olarak Persuasive şarkısının bir remiksinde SZA ile çalışmıştı. Sonrasında Kodak Black, David Guetta, Afrojack, Katy Perry, Missy Elliot ile aynı şarkılarda ismi görünmeye başladı. Aralarda ise sürekli yeni şarkı çıkarmaya devam etti.
Rolling Stone dergisinde Brittany Howard (Ex-Alabama Shakes solisti) ile yaptığı röportajda şöyle diyor:
“Buraya gelmem çok zaman aldı. Ve evet her şey biraz sürreal geliyor. Bazı sabahlar uyandığımda tavanda yürüyormuşum, havada süzülüyormuşum gibi hissediyorum. Bu gayet güzel bir his ama zemin nerede?”
Doechii 1998 Tampa, Florida doğumlu. Yine Rolling Stone’daki makalede Florida ile olan bağlarını şöyle anlatıyor:
“Florida müzik sahnesindeki kültür ve enerjinin çok ham olduğunu söyleyebilirim. Hip-hop’taki etkimiz ile oluşan tarz, parti kültürüne ve kitlenin biraraya gelip eğlemesine dayanıyor. Ben annemin hazırlanıp arkadaşlarıyla gündüz partilerine gitmesi, büyük yemek partileri ve bunlara benzer şeylerle büyüdüm. Siyah topluluk biraraya geldiğinde çok fazla enerji ve hayat ortaya çıkar. Köklerimin buraya dayandığını hissediyorum.”
Doechii çok farklı yorumladığı hip-hop’u ise enteresan bir biçimde anlatıyor. İnsanın çok fazla duyguya sahip olduğunu ve bunları tek bir biçimde ifade etmemize gerek olmadığını belirtiyor.
“Hip-hop size canlandırmanız için çok fazla alan sağlıyor. Ben de bir tiyatro çocuğuyum, bu yüzden karakter yaratmayı seviyorum. Busta Rhymes'dan ve tiyatroyu müziğine dahil etme şeklinden ilham alıyorum.”
Doechii, Busta Ryhmes ve Missy Elliott gibi teatral havaya sahip büyük karakterlerin modern bir yansımasıdır belki de. Onun müziğinde gerçekten çok sağlam bir duruş var. Sesindeki enerjide moral bozukluğunu, mutluluğu veya acıyı duymak mümkün. Bu tiyatroya yıl bitmeden dahil olmanızı tavsiye ederiz.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
NEREDE YAYIMLANDI?
2024'ün en çok konuşulan müzik olaylarını derledik, yıl bitmeden tanışmanızı tavsiye ettiğimiz Doechii'nin hikayesine daldık.
23 Ara 2024

YAZARLAR

Barış Akpolat
Müzik yazarı. 2003'te Marmara Üniversitesi, Gazetecilik bölümüne girmesinin ardından 2005'te Hürriyet Gazetesi'nin hafta sonu eklerinde muhabir olarak çalışmaya başladı. BirGün Gazetesi Cumartesi Eki editörlüğünü, ana gazetenin kültür-sanat editörlüğü üstlendi. Ezhel ile Ankara'da geçirdiği bir haftanın hikayesini yazdığı "Kazıdım Tırnaklarla" adlı bir kitabı var ve 8 yıldır Radyo Eksen'de haftalık program hazırlıyor. 15 yıldır aktif olarak DJ'lik yapıyor.

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Yazar, akademisyen ve arkeolog İsmail Gezgin ile belli başlı kitaplarının ışığında kadim zamanları, yakın geçmişi ve bugünü konuştuk. Sıra kitabı "Ötekilerin Arkeolojisi"ni irdelemeye gelince, İsmail Gezgin "Yoksulluk bir uygarlık icadıdır" diyor ve "modern zamanlar"ı yargılayıp mahkum ediyor.

Oynadığı filmlerin türleri değişir, çalıştığı yönetmenler değişir, sinemasal anlayışlar değişir; lakin “Isabelle Huppert sineması” hep aynı sorunun etrafında döner: İnsan, kendi arzusu, iktidarı, korkusu ve özgürlüğüyle baş başa kaldığında kim olur? Bu yüzden onun filmografisi, son yarım yüzyılın ahlak, arzu, güç, sınıf ve özgürlük üzerine kurulmuş, muazzam bir sinemasal düşünce laboratuvarıdır.

Christopher Nolan uzun süredir merakla beklenen Odysseia uyarlaması "The Odyssey"de hikayeyi sözcüklerden ziyade aksiyonla anlatıyor. Dolayısıyla kitapta çok daha kurnaz, kibirli ve hatta yer yer zalim bir karakter olan Odysseus, filmde içsel çatışma ve çelişkiden yoksun bir kahramana dönüşüyor.

Günümüzde bir müzisyen aynı anda içerik üreticisi, pazarlama ve sosyal medya uzmanı da olmak zorundaymış gibi davranılıyor. James Blake, müzisyenlerin şarkılarını duyurmak için görünür olma çabasıyla ilgili sesini yükseltti ve Türkiye'den Ceylan Ertem ve Jehan Barbur gibi isimler de onu destekledi. Peki sanatçılar, sosyal medyada yeterince görünür değillerse yok mu sayılıyorlar?

Beyazperdede yılın ilk yarısına Phil Lord ve Christopher Miller imzalı "Project Hail Mary" ve korku sinemasının yükselişi damga vurdu. 2026'nın ilk altı ayını geride bırakırken gişede ve festivallerde öne çıkan filmleri ve bazı keşifleri yeniden hatırlıyoruz.




