Alp Can Gökdeniz: "Yatırımlara tamamen stratejik ortaklık perspektifiyle giriyoruz"

EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
Türkiye’de kurumsal girişim sermayeleri birkaç yıl öncesine kadar niş bir başlıkken, bugün neredeyse her büyük grubun ajandasında. Bankalardan sanayi gruplarına, havayollarından enerji şirketlerine kadar pek çok büyük oyuncu artık yalnızca kendi bilançosuyla büyümeyi değil, etrafında bir girişim halkası örmeyi konuşuyor. Ancak sahadaki CVC’lerin hepsi aynı odağa sahip değil. Kimi her dikeyde biraz yatırım yapmış olma mantığıyla geniş bir portföy kurarken, kimisi az sayıda ama grubun ana işine derinlemesine entegre olmuş girişimlere odaklanıyor.
Ata Grubu’nun kurumsal girişim sermayesi kolu ATP Capital ise kendini tam olarak ikinci kategoriye yerleştiriyor. Teknoloji ve dijital dönüşüm odağında, grubun gıda, perakende, lojistik ve finans gibi ana iş kollarıyla doğrudan kesişen, ölçeklenebilir ve veri temelli iş modellerinin peşinde koşuyor.
Peki Ata Grubu en çok hangi girişimlere yatırım yapmayı değerlendiriyor, hangi aşamadaki girişimlere odaklanıyor ve operasyonel gücünü girişimlerin büyüme sürecine nasıl entegre ediyor? ATP Capital Genel Müdürü Alp Can Gökdeniz, Aposto okurları için anlattı.
“Veri odaklı çözümler, operasyonel verimlilik sağlayan teknolojiler radarımızda”
ATP Capital olarak, Ata Grubu’nun kurumsal girişim sermayesi kolu olmanın getirdiği perspektifle hareket ettiklerini, bu nedenle yatırım yaklaşımlarının yalnızca finansal getiri odaklı değil; teknoloji, ölçeklenebilirlik ve Ata Grubu ekosistemiyle stratejik sinerji yaratma potansiyeli taşıyan alanlara odaklandığını söyleyen Gökdeniz, “Özellikle dijitalleşme ve teknolojik dönüşümün iş modellerini kökten değiştirdiği, bir anlamda re-engineer ettiği sektörler ve bu değişimi büyük ölçekte drive eden yapay zeka tabanlı iş fırsatları bizim için öncelikli” ifadelerini kullandı.
“Sektörel olarak baktığımızda; yazılım, veri odaklı çözümler, operasyonel verimlilik sağlayan teknolojiler radarımızda. Gıda, perakende, lojistik ve hizmet sektörlerine dokunan; ancak bu alanları teknolojiyle yeniden tanımlayan girişimlere daha yakınız. Burada temel kriterimiz, girişimin Ata Grubu’nun mevcut operasyonlarıyla anlamlı iş birlikleri geliştirebilmesi.
Öte yandan, her alana yatırım yapan bir fon değiliz. Teknoloji ve dijital dönüşüm içermeyen, geleneksel veya yoğun şekilde emek bazlı iş modelleri bizim odağımızın dışında kalıyor. Aynı şekilde, grubun bilgi birikimi ve stratejik öncelikleriyle örtüşmeyen sektörlerde daha seçici davranıyoruz. Bu disiplin, hem girişimler hem de bizim açımızdan daha sürdürülebilir ve değer yaratan ortaklıklar kurulmasını sağlıyor.”
“Temel kriterimiz yalnızca büyüme değil, ayrıca grup şirketleriyle birlikte gerçek bir değer üretilip üretilemeyeceği”
Sektörel ve tematik odaklarının çıkış noktasını Ata Grubu’nun ana ve yan iş kollarıyla somut sinerji yaratabilecek alanların oluşturduğuna dikkat çeken Gökdeniz, “Bu nedenle özellikle FoodTech, Logitech, Agrotech, Fintech, robotics ve automation gibi grubun mevcut operasyonlarını daha verimli, ölçeklenebilir ve teknoloji odaklı hale getirebilecek dikeylere yoğunlaşıyoruz. Buradaki temel kriterimiz, yatırım yaptığımız girişimin yalnızca büyüme potansiyeli değil, aynı zamanda grup şirketleriyle birlikte gerçek bir değer üretip üretemeyeceği” dedi.
“Örneğin gıda, lojistik ve perakende gibi Ata Grubu’nun güçlü olduğu alanlarda; operasyonel verimlilik sağlayan yazılımlar, otomasyon çözümleri, veri ve yapay zeka temelli iş modelleri bizim için oldukça cazip. Benzer şekilde FinTech tarafında ise, grubun farklı sektörlerde faaliyet gösteren tüm şirketlerine dokunabilen yapısı nedeniyle bu alandaki girişimlere özellikle bakıyoruz. Finansal altyapıyı güçlendiren, işlem hacmini destekleyen, regülasyonlarla uyumlu ve ölçeklenebilir çözümler, hem grup genelinde yaygın etki yaratabilme potansiyeli hem de sürdürülebilir büyüme açısından bizim için öncelikli. Agrotech’te ise verimlilik, izlenebilirlik ve sürdürülebilirlik başlıkları ön plana çıkıyor.”
Grubun stratejik öncelikleriyle örtüşmeyen alanlarda ise net bir duruş sergilediklerinden bahseden Gökdeniz, “Örneğin biyoteknoloji, ilaç geliştirme veya sağlık teknolojileri gibi uzun Ar-Ge döngüsü ve farklı uzmanlık gerektiren alanlar bizim ana odağımızda yer almıyor. Benzer şekilde oyun, medya gibi Ata Grubu ekosistemiyle sınırlı sinerji üretebilecek alanları da bilinçli olarak dışarıda bırakıyoruz. Bu seçicilik, hem girişimler hem de bizim açımızdan daha sağlıklı ve uzun vadeli ortaklıklar kurulmasını sağlıyor” açıklamasında bulundu.
“Çok erken aşama girişimlere yatırım yapmayı tercih etmiyoruz”
“Bir girişime yatırım yaparken genellikle hangi aşamayı ve hangi büyüklükleri hedefliyorsunuz?” sorumuza iki ayrı yapı üzerinden cevap veren Gökdeniz, şöyle konuştu:
“CloudOne bünyesinde, çok erken aşama fikir ve konseptlere bakıyoruz; özellikle hızlı servis restoran sektörü gibi net bir problem alanında, satış artırıcı veya maliyet düşürücü fikirlerin yapay zeka tabanlı ürünlere dönüşmesini destekleyen bir venture studio modeli yürütüyoruz. Burada amacımız, henüz ürünleşmemiş fikirlerin doğru veri, operasyonel bilgi ve teknolojiyle olgunlaşmasını sağlamak.
Bunun dışında, ATP Capital olarak yatırım tarafında net bir duruşumuz var. Çok erken aşama, henüz ürününü veya iş modelini doğrulamamış girişimlere yatırım yapmayı tercih etmiyoruz. Bunun yerine, pazarda karşılığını bulmuş, gelir üretmeye başlamış ve büyümeye hazır daha olgun girişimlere odaklanıyoruz. Bu aşamadaki girişimlerde önceliğimiz; sadece sermaye ihtiyacı değil, Ata Grubu’nun getirdiği operasyonel, ticari ve teknolojik sinerjiyle birlikte ölçeklenebilir bir büyüme potansiyelinin olması. Genellikle early growth/growth aşamasındaki şirketleri hedefliyoruz. Girişimler, bu aşamada sunduğumuz sermayeyi klasik bir finansman kaynağı olarak değil, smart money olarak görüyor. Haksız da sayılmazlar, girişimlerin dışarıdan bulduğu parayla bizim sağladığımız sermaye aynı değil. Ata Grubu’nun operasyonel gücü, sektörel uzmanlığı ve müşteri erişimiyle birlikte geliyor.
Bu katkı sayesinde girişimlerin ölçeklenme ve execution riski azalıyor. Bu da değerleme tarafında, yalnızca finansal bir yatırımcıya kıyasla daha yüksek iskonto varsayımlarıyla yatırım yapabilmemizi mümkün kılıyor. Sonuçta hem girişim hem de yatırımcı açısından çift taraflı, daha sağlıklı bir değer yaratımı ortaya çıkıyor.”
“Yatırımlara tamamen stratejik ortaklık perspektifiyle giriyoruz”
ATP Capital’i Türkiye’deki kurumsal girişim sermayesi ekosistemi içinde, VC’lerden ve CVC modellerinden belirgin biçimde ayrışan, net bir stratejik yatırımcı olarak konumladıklarını ifade eden Gökdeniz, “Klasik VC’lerde daha çok spray and pray yaklaşımını, birçok CVC’de ise kendi faaliyet alanlarında geleceğin nasıl şekilleneceğini anlamak amacıyla yapılan, sınırlı etki yaratan minority yatırımları görüyoruz. Bizim yaklaşımımız ise çok daha net ve iddialı” dedi ve şöyle devam etti:
“ATP Capital olarak yatırımlara, tamamen stratejik bir ortaklık perspektifiyle giriyoruz. İlk aşamada doğrudan majority stake aldığımız ya da belirli operasyonel ve finansal kilometre taşlarına bağlı olarak majority’ye ulaşacak şekilde kurgulanmış yatırımlar yapıyoruz. Bu yapı sayesinde riski girişimciyle birlikte üstleniyor, sadece yönlendiren değil, büyümenin bizzat içinde olan bir oyuncu haline geliyoruz. Bir anlamda biz de sürecin içine giriyor, ellerimizi kirletiyoruz.
Bu yaklaşımın en büyük gücü, Ata Grubu’nun özellikle gıda, yazılım ve operasyonel teknoloji gibi alanlarda yıllar içinde oluşmuş derin uzmanlığını girişimlerin büyüme sürecine doğrudan entegre edebilmemiz. Türkiye’de pek çok girişim, ürününü ve iş modelini doğruladıktan sonra ölçeklenme aşamasında zorlanıyor. Biz tam bu noktada, yalnızca sermaye değil, gerçek operasyonel katkı ve karar alma gücüyle devreye giriyoruz. Bu da ATP Capital’in ekosistemde doldurduğu temel boşluğu oluşturuyor.”
Kısa ve orta vadede hedeflerinin bu modeli daha da güçlendirmek olduğunu söyleyen Gökdeniz, “Ata Grubu’nun güçlü olduğu alanlarda daha odaklı ve derin yatırımlar yaparak portföyümüzü konsolide etmeyi, mevcut yatırımlarımızda ise grubun global iş ağlarını ve Stamp of Aprroval’ını kullanarak girişimlerin yurt dışına flip-up etmelerine imkan tanıyor, hızlı ölçeklenme hikâyeleri yaratmayı amaçlıyoruz. Orta vadede ATP Capital’i, girişimler için sadece bir yatırımcı değil; büyümeyi aktif olarak drive eden ve hızlandıran stratejik bir platform olarak konumlandırmayı hedefliyoruz” dedi.
“Girişimcinin Ata Grubu’nun ihtiyaçlarını ve senaryolarını önceden çalışmış olması ciddi fark yaratıyor”
“ATP Capital’den yatırım almak isteyen girişimciler neler yapmış olmalı?” sorumuza da iki ayrı perspektiften yanıt veren Gökdeniz, sözlerini şöyle sürdürdü:
“CloudOne tarafında, çok daha erken aşamada olan girişimcilerle ve fikirlerle çalışıyoruz. Burada beklentimiz; girişimcinin hızlı servis restoran sektörü başta olmak üzere net bir problem alanını iyi tanıması, çözmek istediği problemi doğru tanımlaması ve bu problemin satış artırma ya da maliyet düşürme gibi ölçülebilir bir etkiye sahip olması. CloudOne’da fikirden ürüne giden yolculukta, girişimcinin teknik açıdan yapay zeka tabanlı ürünler geliştirme konusunda tecrübeli, esnek, iteratif çalışmaya yatkın ve gerçek operasyonlarla temas etmeye istekli olması bizim için belirleyici.
ATP Capital olarak yatırım tarafında ise beklentimiz daha farklı. Burada girişimcinin ürününü ve iş modelini çok iyi tanımasını bekliyoruz. Bununla birlikte, girişimcinin Ata Grubu’nun ihtiyaçlarını ve kendi ürünüyle örtüşen kullanım senaryolarını önceden çalışmış olması ciddi bir fark yaratıyor. Girişimin, grubun hangi iş kollarında, hangi operasyonel problemlere çözüm sunduğunu; bu çözümlerin gerçek hayatta nasıl bir değer yaratacağını net şekilde ortaya koyabilmesi bizim için çok kritik.
Biz yatırım yaptığımız girişimleri birlikte değer ürettiğimiz ortaklar olarak görüyoruz. Bu nedenle iş birliğine açık, şeffaf ve grup ekosistemiyle birlikte büyümeyi isteyen ekipler, ATP Capital açısından her zaman bir adım öne çıkıyor.”
ATP Capital ile birlikte CloudOne hakkında bilgi de veren Gökdeniz, “ATP Capital bünyesinde yeni kurduğumuz venture studio yapısıyla, girişimciler ve startuplar için daha erken aşamada değer üretmeye başladığımız bir platform oluşturduk. CloudOne’da odağımız; özellikle hızlı servis restoran sektörü başta olmak üzere, satışları artıran veya maliyetleri düşüren, özetle EBITDA iyileştirmesi sağlaması muhtemel fikirleri yapay zeka tabanlı ürünlere dönüştürmek” ifadelerini kullandı.
“CloudOne Venture Studio çatısı altında girişimcilere sadece sermaye değil; yaklaşık 20 kişilik AI Developer havuzu, gerçek operasyonel veri, domain know-how ve ilk büyük müşteri erişimi fırsatını sunarak fikirlerini hızla ürüne ve ticari değere dönüştürmeleri için destek oluyoruz.
Bu yaklaşım, ATP Capital’in yatırımcı kimliğini tamamlayan önemli bir yapı taşı. Yatırımın ötesinde, girişimlerin doğduğu, test edildiği ve ölçeklenmeye hazır hale geldiği bir ekosistem yaratmaya çalışıyoruz. Önümüzdeki dönemde CloudOne çatısı altında daha fazla girişimi hayata geçirmeyi ve bu modeli farklı dikeylere de taşımayı planlıyoruz. Bu vesileyle, bu röportaj için teşekkür ederim. Türkiye’de kurumsal girişim sermayesi ve girişimcilik ekosistemi üzerine bu tür sohbetlerin çoğalmasının, hem girişimciler hem de yatırımcılar için çok kıymetli olduğuna inanıyorum”
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Emircan Yaman
Piyasalar ve Finans Editörü

EXANTE
Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Ortaya çıkan tablo, daha az konuşan ancak şeffaflıktan ödün vermeyen, iletişimini daha sade metinlerle kuran, piyasaya daha az yönlendirme yapan fakat hedefleri konusunda daha kararlı ve kurumsal açıdan daha disiplinli bir merkez bankası modeline işaret ediyor.

Türkiye'nin en büyük dış ticaret fazlası veren sanayi kollarından tekstil ve hazır giyim sektörü, 2025 yılını 26,2 milyar dolarlık ihracatla kapattı. Doğrudan 845 bin, dolaylı etkileriyle birlikte yaklaşık 2 milyon kişiye istihdam sağlayan sektör, 2022'de ulaştığı zirveden bu yana tarihinin en sert daralmalarından birini yaşıyor. Konuyla ilgili sunum yapan TGSD yönetimi, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'na sunulan üç aşamalı strateji haritasının ayrıntılarını paylaştı.

Bu hafta hem yurt içi hem de yurt dışı piyasalarda veri akışı güçlü. Yurt içinde Fitch değerlendirmesi ve cari denge, yurt dışında ise ABD TÜFE ön planda olacak.
13 Tem 2026

Küresel ekonomide bir taraftan savaşın yarattığı belirsizliği ve bunun başta petrol ve altın fiyatları olmak üzere finansal piyasalardaki yansımalarını izlerken, diğer taraftan özellikle yapay zeka alanında yaşanan olağanüstü teknolojik gelişmelerin önümüzdeki dönemde ekonomik hayata nasıl yansıyacağını anlamaya çalışan bir piyasa dinamiğiyle karşı karşıyayız.

20.yy çeliğin yüzyılıydı; 21.yy ise elektriğin yüzyılı olacaktır. Elektrodevlet, gücünü fosil yakıtlardan değil, elektriğin kendisinden alarak bunu bir kalkınma, nüfuz ve düzen kurma aracına dönüştüren devlet tipidir.




