Altın ve petrolde yön ne tarafa doğru?


Türkiye İş Bankası'ndan 100. Yıl Bonosu
Türkiye İş Bankası 100. doğum gününü doğayla birlikte kutluyor.
Daha fazlasını öğren →
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
Son birkaç haftadır petrol ve altın fiyatlarındaki yükselişler, finansal piyasalarda daha oynak günlerin bizleri beklediğinin sinyallerini veriyordu. Petrol fiyatlarındaki artış gerek Ortadoğu gerek Rusya-Ukrayna meselelerinin çok sıcak bir şekilde devam etmesi kadar, küresel ekonominin büyüme eğiliminde olmasına bağlı olarak talebin güçlenme beklentisi ile de yükseliş seyrini sürdürdü. Yaklaşmakta olan turizm sezonu ve buna bağlı otomobil havayolu gibi ulaşıma yönelik talebin artması da petrol talebindeki artışı destekleyen bir başka faktör oldu.
ABD seçimleri ve petrol fiyatları
Petrol fiyatlarındaki artışa yönelik olarak ekonomik bu gerekçelerin yanında, siyasi ve jeopolitik gelişmelerin de etkili olduğu kanaatindeyiz. ABD’de petrol fiyatlarının seyri tüketici güveninin en önemli belirleyenlerinden birisidir. Seçime çok az bir süre kala petrol fiyatlarındaki artışın Biden yönetimini desteklemeyeceği, işini zorlaştıracağı aşikar. ABD’de Trump’ın kazanmasını daha çok isteyen Rusya başta olmak üzere bazı OPEC ve Ortadoğu ülkelerinin petrol fiyatlarını yukarıya taşıyacak jeopolitik riskleri destekleme ihtimali ve petrol arzını kısma yönünde aksiyon alma eğilimini güçlü tutması da petroldeki yukarı yönlü hareketi açıklayan bir başka faktör olarak olarak karşımızda duruyor.
ABD’de büyüme de enflasyon da yukarı
Petrol fiyatlarındaki artış sadece ABD seçim sonuçlarını etkileyebilecek bir etmen değil, ABD enflasyonu için de önemli bir belirleyen olarak yerini alıyor. 70 USD'den 90 USD'lere doğru giden petrol fiyatları, ABD’de %3’lerin altına inmekte zorlanan, tam tersine yukarı yönde gitmek üzere hareketlenen enflasyonun en temel belirleyenlerinden birisi durumunda bulunuyor. ABD’de manşet TÜFE ve diğer yakından izlenen Çekirdek TÜFE gibi göstergeler son birkaç aydır hafif hafif yukarıyı zorluyor.
Yılbaşında tam tersi bir beklenti ile %3’ün altına inmesi beklenen ABD manşet enflasyonu tekrar %4’lere doğru yönelmiş durumda. %3’ün altına inme beklentisi ABD’de bu yıl 7 kere 25 baz puanlık faiz indirim beklentilerine kadar uzanan iyimser bir tablo yaratmıştı. Faizler inecek ekonomi canlanacak borsalar coşacak konut sektörü hareketlenecek, gelişmekte olan ülkelere sermaye akacak gibi tüm senaryolar bu çerçeveye oturtuluyordu.
Enflasyon arttıkça faiz indirim tahminleri de aşağıya dönmeye başladı. Bu yıl üç faiz indirimi beklentisi fiyatlanırken son gelen rakamlar ve Fed başkanı Powell’ın geri adımları bu yıl faiz indirim ihtimalini son derece azaltmış durumda. Bir türlü yavaşlamayan, tam tersine güçlü büyüme eğilimi sürdüren ABD ekonomisinde faiz indirimi, talebi daha da canlandırarak enflasyondaki çıkışı destekleyecektir. Bu şartlarda Fed nasıl faiz indirebilir?
Faiz indirimi başka bahara
Dolayısıyla yukarıda bahsettiğimiz makro gelişmelerin beklentisi de ötelenmeye başlıyor. İyimser taraftan bakmak gerekirse, baz senaryo gelecek yıla bile kalsa faiz indirimlerinin başlayacağı yönünde. Kötümser taraftan bakarsak düşmekte zorlanan bu enflasyon faiz arttırımlarını dahi gündeme getirebilir. Bugün baktığımızda, faiz artırımını konuşmak çok anormal görünebilir. Bununla birlikte, 70'li yılların stagflasyonunu incelediğimizde, bu olasılığın hiç de küçümsenemeyecek bir risk oluşturduğunu görebiliyoruz. 1970'lerde varili 6 USD'den 45 USD'ye çıkan petrol fiyatları enflasyonu fırlatmıştı.
Örneğin Amerika’da 1974 yılında manşet enflasyon %12’ye çıkmış, arkasından gelen sıkı para ve maliye politikaları ile 1976 yılında %5’lere gerilemişti. Fakat İran devrimi ve yine OPEC ülkelerinin bir kartel gibi davranarak arzı kısma çabaları petrol fiyatlarını yukarı taşıyarak ABD enflasyonunu %14’lere taşımıştı. 1980 yılında Fed başkanı Paul Volker %14’e çıkan enflasyonun ardından politika faizini %20’ye çekerek ve ABD ekonomisinin büyük bir resesyona girmesini göze alarak enflasyonla mücadelede son darbeyi vurmuştu. Başta Fed olmak üzere bütün dünya Merkez bankalarının hafızasında bu senaryo var. Yaşadığımız gelişmelerin birçok açıdan 1970’lerin stagflasyon dinamiklerine benzemesi, önümüzdeki süreçte enflasyonun tekrar yukarı dönme riskinin ciddi biçimde var olduğunu gösteriyor. Hafta sonu İran-İsrail arasında yaşananlar ve muhtemelen önümüzdeki günlerde yaşanacaklar bu riskleri canlı tutmaya devam edecektir. Söz konusu gelişmeleri küçümsemek bizi çok yanıltabilir. Umarız bu gelişmeler daha büyük jeopolitik risklere dönüşmez.
Altın fiyatları yeni rekorlara aday
1970 stagflasyon deneyimi bizlere altın fiyatları konusunda da bir fikir verebiliyor. O dönemde onsu 150 USD'den 850 USD'ye gelen altının fiyatının bugünkü reel karşılığı 2350 USD seviyesinde görünüyor. Yakın bir süre önce bu rekoru egale etmiş olan altın fiyatlarının jeopolitik risklerin bu denli yüksek olduğu bir ortamda yeni zirveleri zorlaması ve tarihin bu dönemine rekor bir rakamla damga vurması çok şaşırtıcı olmayacaktır.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
NEREDE YAYIMLANDI?
Dün yurt içinde cari denge ve TÜİK tarafından gelen veri akışı takip edilirken; IMF ve Dünya Bankası toplantıları için ABD'de bulunan Fatih Karahan ve Mehmet Şimşek'ten gelen mesajlar da izlendi.
18 Nis 2024

YAZARLAR

Erhan Aslanoğlu
İstanbul Topkapı Üniversitesi rektör yardımcısı, akademisyen ve ekonomist. Makroekonomi, Türkiye ve dünya ekonomisi alanlarıyla ilgilenen Aslanoğlu’nun yayımlanmış bir kitabı, kitap bölümleri, çok sayıda makalesi ve tebliğleri bulunuyor. Genel ekonomi, makroekonomik göstergelerin yorumlanması, Türkiye ve dünya ekonomisi, göstergeler ve gelişmeler üzerine seminer ve eğitimler veriyor.

EXANTE
Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
İş Bankası’nın ana destekçiliğinde 2017'den bu yana süren Workup Girişimcilik Programı’nın 14. dönemi, çevrimiçi düzenlenen Demo Day etkinliğiyle tamamlandı. Yapay Zekâ Fabrikası’nın yürüttüğü bu dönemde 10 teknoloji girişimi mezun oldu. Dönemi öne çıkaran iki gelişme var: Mezunların 10'da 8'i işini doğrudan yapay zeka üzerine kuruyor ve seçim süreci bu kez bilinçli olarak İstanbul, Ankara ve İzmir’in dışına açıldı. Yeni mezunlarla birlikte programın toplam mezun sayısı 198'e ulaştı.
05 Kas 2026

Türk Devletleri Teşkilatı'nın (TDT) 13. Zirvesi 29-30 Ekim'de Ankara'da yapıldı. Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan TDT'nin üyesi; Türkmenistan, Macaristan ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ise gözlemcisi. Zirvenin sonunda üye devletler 163 maddelik Ankara Bildirisi'ni kabul etti. Bildiri ortak alfabeden küp uyduya, savunma sanayisi kolejinden ulaşım koridorlarına kadar pek çok konuyu kapsıyor.

ABD’de 2026 ara seçimlerinin Demokratların hem Temsilciler Meclisi hem de Senato’da çoğunluğu elde etmesiyle sonuçlanması, Amerikan ekonomisi ve küresel finansal piyasalar açısından yeni bir siyasi denge oluşturdu. Ancak seçim sonuçlarının ekonomi politikalarında radikal bir yön değişikliğinden ziyade, yürütme ve yasama organları arasındaki anlaşmazlıkları artırması bekleniyor.

ABD'de 2026 ara seçimleri, Trump'ın ikinci döneminin kalan son iki yılının çerçevesini belirlemiş durumda. Resmi olmayan sonuçlara göre demokratlar hem temsilciler meclisinde hem de senatoda çoğunluğu ele geçirdi. Temsilciler meclisini demokratların kazanması beklenen bir sonuçtu. Sürpriz, cumhuriyetçilerin yıllardır elinde tuttuğu eyaletlerde de koltuklarını yitirerek senato tarafını da kaybetmesi oldu. Bu sonuç Washington'da Trump'ın gücünün yeniden dengelenmesi sürecini başlatırken, önümüzdeki iki yılın maliye, ticaret ve dış politika gündemini doğrudan etkileyecek

İstanbul Sanayi Odası’nda (İSO) 13 yıldır devam eden Erdal Bahçıvan dönemi sona erdi. 4 Kasım'da yapılan seçimlerde Adnan Dalgakıran, Bahçıvan'ın desteklediği Ender Yılmaz'ı 67'ye karşı 86 oyla geride bırakarak İSO'nun 2026-2030 dönemi Yönetim Kurulu Başkanı seçildi. Peki yeni İSO Başkanının programında hangi başlıklar var?




