Altın ve petrolde yön ne tarafa doğru?

Son birkaç haftadır petrol ve altın fiyatlarındaki yükselişler, finansal piyasalarda daha oynak günlerin bizleri beklediğinin sinyallerini veriyor.
Altın ve petrolde yön ne tarafa doğru?

18 Nisan - Türkiye İş Bankası
Türkiye İş Bankası ile birlikte

Türkiye İş Bankası'ndan 100. Yıl Bonosu

Türkiye İş Bankası 100. doğum gününü doğayla birlikte kutluyor.

Daha fazlasını öğren →

EXANTE

EXANTE

Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.

Son birkaç haftadır petrol ve altın fiyatlarındaki yükselişler, finansal piyasalarda daha oynak günlerin bizleri beklediğinin sinyallerini veriyordu. Petrol fiyatlarındaki artış gerek Ortadoğu gerek Rusya-Ukrayna meselelerinin çok sıcak bir şekilde devam etmesi kadar,  küresel ekonominin büyüme eğiliminde olmasına bağlı olarak talebin güçlenme beklentisi ile  de yükseliş seyrini sürdürdü. Yaklaşmakta olan turizm sezonu ve buna bağlı otomobil havayolu gibi ulaşıma yönelik talebin artması da petrol talebindeki artışı destekleyen bir başka faktör oldu. 

ABD seçimleri ve petrol fiyatları

Petrol fiyatlarındaki artışa yönelik olarak ekonomik bu gerekçelerin yanında, siyasi ve jeopolitik gelişmelerin de etkili olduğu kanaatindeyiz. ABD’de petrol fiyatlarının seyri tüketici güveninin en önemli belirleyenlerinden birisidir. Seçime çok az bir süre kala petrol fiyatlarındaki artışın Biden yönetimini desteklemeyeceği, işini zorlaştıracağı aşikar. ABD’de Trump’ın kazanmasını daha çok isteyen Rusya başta olmak üzere bazı OPEC ve Ortadoğu ülkelerinin petrol fiyatlarını yukarıya taşıyacak jeopolitik riskleri destekleme ihtimali ve petrol arzını kısma yönünde aksiyon alma eğilimini güçlü tutması da petroldeki yukarı yönlü hareketi açıklayan bir başka faktör olarak olarak karşımızda duruyor.

ABD’de büyüme de enflasyon da yukarı

Petrol fiyatlarındaki artış sadece ABD seçim sonuçlarını etkileyebilecek bir etmen değil, ABD enflasyonu için de önemli bir belirleyen olarak yerini alıyor. 70 USD'den 90 USD'lere doğru giden petrol fiyatları, ABD’de %3’lerin altına inmekte zorlanan, tam tersine yukarı yönde gitmek üzere hareketlenen enflasyonun en temel belirleyenlerinden birisi durumunda bulunuyor. ABD’de manşet TÜFE ve diğer yakından izlenen Çekirdek TÜFE gibi göstergeler son birkaç aydır hafif hafif yukarıyı zorluyor. 

Yılbaşında tam tersi bir beklenti ile %3’ün altına inmesi beklenen ABD manşet enflasyonu tekrar %4’lere doğru yönelmiş durumda. %3’ün altına inme beklentisi ABD’de bu yıl 7 kere 25 baz puanlık faiz indirim beklentilerine kadar uzanan iyimser bir tablo yaratmıştı. Faizler inecek ekonomi canlanacak borsalar coşacak konut sektörü hareketlenecek, gelişmekte olan ülkelere sermaye akacak gibi tüm senaryolar bu çerçeveye oturtuluyordu.

Enflasyon arttıkça faiz indirim tahminleri de aşağıya dönmeye başladı. Bu yıl üç faiz indirimi beklentisi fiyatlanırken son gelen rakamlar ve Fed başkanı Powell’ın geri adımları bu yıl faiz indirim ihtimalini son derece azaltmış durumda. Bir türlü yavaşlamayan, tam tersine güçlü büyüme eğilimi sürdüren ABD ekonomisinde faiz indirimi, talebi daha da canlandırarak enflasyondaki çıkışı destekleyecektir. Bu şartlarda Fed nasıl faiz indirebilir?

Faiz indirimi başka bahara

Dolayısıyla yukarıda bahsettiğimiz makro gelişmelerin beklentisi de ötelenmeye başlıyor. İyimser taraftan bakmak gerekirse, baz senaryo gelecek yıla bile kalsa faiz indirimlerinin başlayacağı yönünde. Kötümser taraftan bakarsak düşmekte zorlanan bu enflasyon faiz arttırımlarını dahi gündeme getirebilir. Bugün baktığımızda, faiz artırımını konuşmak çok anormal görünebilir. Bununla birlikte, 70'li yılların stagflasyonunu incelediğimizde, bu olasılığın hiç de küçümsenemeyecek bir risk oluşturduğunu görebiliyoruz. 1970'lerde varili 6 USD'den 45 USD'ye çıkan petrol fiyatları enflasyonu fırlatmıştı.

Örneğin Amerika’da 1974 yılında manşet enflasyon %12’ye çıkmış, arkasından gelen sıkı para ve maliye politikaları ile 1976 yılında %5’lere gerilemişti. Fakat İran devrimi ve yine OPEC ülkelerinin bir kartel gibi davranarak arzı kısma çabaları petrol fiyatlarını yukarı taşıyarak ABD enflasyonunu %14’lere taşımıştı. 1980 yılında Fed başkanı Paul Volker %14’e çıkan enflasyonun ardından politika faizini %20’ye çekerek ve ABD ekonomisinin büyük bir resesyona girmesini göze alarak enflasyonla mücadelede son darbeyi vurmuştu. Başta Fed olmak üzere bütün dünya Merkez bankalarının hafızasında bu senaryo var. Yaşadığımız gelişmelerin birçok açıdan 1970’lerin stagflasyon dinamiklerine benzemesi, önümüzdeki süreçte enflasyonun tekrar yukarı dönme riskinin ciddi biçimde var olduğunu gösteriyor. Hafta sonu İran-İsrail arasında yaşananlar ve muhtemelen önümüzdeki günlerde yaşanacaklar bu riskleri canlı tutmaya devam edecektir. Söz konusu gelişmeleri küçümsemek bizi çok yanıltabilir. Umarız bu gelişmeler daha büyük jeopolitik risklere dönüşmez.

Altın fiyatları yeni rekorlara aday

1970 stagflasyon deneyimi  bizlere altın fiyatları konusunda da bir fikir verebiliyor. O dönemde onsu 150 USD'den 850 USD'ye gelen altının fiyatının bugünkü reel karşılığı 2350 USD seviyesinde görünüyor. Yakın bir süre önce bu rekoru egale etmiş olan altın fiyatlarının jeopolitik risklerin bu denli yüksek olduğu bir ortamda yeni zirveleri zorlaması ve tarihin bu dönemine rekor bir rakamla damga vurması çok şaşırtıcı olmayacaktır.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

EXANTE

EXANTE

Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

EXANTEEXANTE
∙

BÜLTEN SAYISI

💸 Yedi ayın en yüksek açığı

Dün yurt içinde cari denge ve TÜİK tarafından gelen veri akışı takip edilirken; IMF ve Dünya Bankası toplantıları için ABD'de bulunan Fatih Karahan ve Mehmet Şimşek'ten gelen mesajlar da izlendi.

18 Nis 2024

Haber Global

YAZARLAR

Erhan Aslanoğlu

İstanbul Topkapı Üniversitesi rektör yardımcısı, akademisyen ve ekonomist. Makroekonomi, Türkiye ve dünya ekonomisi alanlarıyla ilgilenen Aslanoğlu’nun yayımlanmış bir kitabı, kitap bölümleri, çok sayıda makalesi ve tebliğleri bulunuyor. Genel ekonomi, makroekonomik göstergelerin yorumlanması, Türkiye ve dünya ekonomisi, göstergeler ve gelişmeler üzerine seminer ve eğitimler veriyor.

EXANTE

Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

EXANTEEXANTE
∙

HİKAYE

Kalkınmanın jeoekonomisi: Küresel ticarette yeni dönem

ABD-İran savaşının ve artan korumacılığın etkisiyle küresel ticarette dengeler değişirken, ülkelerin ulusal güvenlik ve jeopolitik öncelikleri ekonomik kararlarında giderek daha belirleyici hale geliyor. Ancak teknolojik dönüşüm ve stratejik sektörlerdeki yatırımların gelişmiş ülkelerde yoğunlaşması, gelişmekte olan ülkelerin kalkınma ve gelir farkını kapatma çabalarını zorlaştırıyor.

Kalkınmanın jeoekonomisi: Küresel ticarette yeni dönem
EXANTEEXANTE
∙

HİKAYE

Rekorlar kıran küresel tahvil faizleri neden artıyor ve bunu ne durdurabilir?

Küresel ekonomide en önemli gündem maddesi, uzun vadeli tahvil faizlerindeki önlenemeyen yükseliş olmaya devam ediyor. Sadece ABD’de değil, birçok gelişmiş ülkede on yıllık tahvil faizlerinin çok sert yükseldiği görülüyor. Peki neden ve bu gidişi ne durdurabilir?

Erhan Aslanoğlu

·

15 Eki 2026

Rekorlar kıran küresel tahvil faizleri neden artıyor ve bunu ne durdurabilir?
EXANTEEXANTE
∙

HİKAYE

ABD'nin akaryakıt krizi nasıl Putin’e yaradı?

ABD Başkanı Donald Trump’ın Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile yaptığı dizel tedarik anlaşması, ABD Kongresinde Cumhuriyetçiler ile Demokratların hükümetin kapanması sürecinde dahi yaşamadıkları ölçüde bir ortak mutabakat sağlamalarına neden oldu. Peki Trump neden böyle bir karar aldı? Rusya bu anlaşmadan ne kazanacak ve ABD’nin Ukrayna politikasında nasıl bir değişiklik yaşanıyor?

Emircan Yaman

·

14 Eki 2026

ABD'nin akaryakıt krizi nasıl Putin’e yaradı?
EXANTEEXANTE
∙

HİKAYE

Sanayide yaz ayı bilançosu: İmalatta büyüme sıfıra yaklaştı

İmalat sanayiinde ilk dört ayda %1,3’e ulaşan üretim artışı, Ağustos ayında %0,2’ye geriledi. Giyim ve makine sektörlerinde daralma tüm şiddetiyle sürerken, önceki yıllarda büyüyen bazı sanayi kolları da yaz aylarında üretim kaybetmeye başladı.

Emircan Yaman

·

13 Eki 2026

Sanayide yaz ayı bilançosu: İmalatta büyüme sıfıra yaklaştı
EXANTEEXANTE
∙

HİKAYE

2026 Nobel Ekonomi Ödülü: İnsan davranışları ekonomi politikalarını nasıl şekillendiriyor?

Nobel Ekonomi Ödülü’nü alan Robert Hall ve Michael Woodford’un çalışmalarının ortak noktası, ekonomik istikrarın yalnızca bugün alınan kararlara değil, insanların geleceğe ilişkin beklentilerine de bağlı olduğu düşüncesi oldu. Ödülün gerekçesinde “makroekonomik istikrarın mikroekonomik temellere yaptığı katkılar” ifadesi yer alırken burada Türkiye açısından da önemli çıkarımlar var. Bu teze göre, ekonomik istikrarın toplumsal karşılığı tek başına enflasyonun düşmesi değil.

Pelin Cengiz

·

12 Eki 2026

2026 Nobel Ekonomi Ödülü: İnsan davranışları ekonomi politikalarını nasıl şekillendiriyor?