Altının önlenemeyen yükselişi

EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
Altın fiyatları tahminleri de aşan bir boyutta yukarı gidiyor. Bunun ana nedeni elbette Trump’ın peş peşe gelen ve tahmin edilmesi çok zor hamleleri. Normal koşullarda altın fiyatlarını yukarı götüren ana faktör belirsizliktir, risklerdir, enflasyon beklentileridir. Bütün belirsizlik endeksleri roket hızıyla tarihi zirvelere gidiyor. 2008 krizinden bu yana inişli çıkışlı ama sürekli yukarıyı zorlayan bir altın fiyatı gördük. İlk etapta güçlü çıkışlar olmasına rağmen, küresel enflasyonun çok da güçlü gelmemesi altın fiyatlarını 2008 krizinden bir süre sonra duraklatmıştı. Bununla birlikte, Trump‘ın birinci dönemi ile başlayan ticaret politikaları, pandemi dönemi, artan savaşlar ve en son Trump‘ın ikinci dönemiyle ortaya çıkan belirsizlikler ve riskler altını çok ciddi boyutta yukarılara taşıyan ana faktörler oldu.
ABD’ye olan güven kaybı, doların tahtını sallıyor
Burada özellikle Trump‘ın attığı adımların Amerika’ya, Amerikan ekonomisine, ABD Doları’na olan güveni sarsması da son derece öne çıkan bir faktör oldu. Küresel ekonomi kötü gittiğinde para güvenli limanlara yönelir; bunlardan birisi her zaman altın olmuştur. Bunun yanında gümüş, platin, paladyum gibi değerli madenler de kısmen payını alır. Normal koşullarda altın kadar, hatta zaman zaman altından da değerli güvenli liman ABD Doları’dır. Dünya ticaretinin ve yatırımlarının %60 civarında payına sahip olan Amerikan Doları’nın rezerv para olma özelliği, ABD krize dahi girse dolar basıp ödeyebilmek lüksünü de getiriyor. Fakat yaşadığımız süreçte ABD’ye, kurumlarına olan güvenin ciddi sarsıldığı bir ortamdan geçiyoruz.
ABD ekonomisi yavaşlıyor
Birkaç ay önce ABD’nin %3 civarında büyümesi beklenirken, şimdi beklentiler eksilere çekildi. Aynı zamanda bundan birkaç ay önce Fed’in, Trump‘ın uygulayacağı genişletici maliye politikaları nedeniyle ortaya çıkacak enflasyon nedeniyle çok da gevşemeye gidemeyeceği, dolayısıyla doların güçlü getiri sağlamaya devam edeceği beklentisi hakimdi. Trump içeride vergileri indirerek büyüme vaat etmişti. Bu adımları atamadı. Borsalarda sert düşüşler, büyük servet kayıplarına yol açtı; iç talebi zayıflatma potansiyeli arttı. Büyüme beklentileri negatife döndü. Normal koşullarda faiz indirmesi beklenen Fed’in, artan enflasyon riskleri, mevcut belirsizlikler ve dolardan kaçışı hızlandırmama gayretleri ile faize dokunamadığını izledik. Bu da son dönemlerde izlediğimiz gibi Trump‘ı öfkelendiren ve Powell’ı görevden alma tehdidine kadar götüren bir süreci yarattı.
Altın alternatifsiz kalmaya başladı
Dolara ve ABD’ye olan güveni daha da sarsıcı gelişmeleri peş peşe yaşamaya devam ediyoruz. Euro-Dolar paritesi 1,14’ler civarında dolanıyor. Doların da alternatif oluşturamadığı bir noktada altın tek başına kaldı. Gümüş gibi sanayinin kullandığı ürünler, ekonomilerdeki yavaşlama beklentisiyle sanayi tarafından talep azalması yaşayınca ve güvenli liman özelliğiyle altınla karşılaştırılmayacak bir boyutta olmaları nedeniyle altın daha da destek aldı.
1970-1980 arası altının ons fiyatı 20 katına çıktı
Sonuç olarak, tüm dünyada büyük yatırımcıların ciddi biçimde alternatif olarak altına yöneldiğini görüyoruz. Talep artışı gerçek kişi ve kurumsal firmalardan gelse de, önemli bir talep unsuru merkez bankalarının rezervlerinde altının payını artırması oldu. Merkez bankalarının toplam rezervlerinde altının payı %6’dan %14’lere geldi. Çin’in rezervlerinde altının payı son yıllarda %1,5’tan %7’lere geldi. Tüm gelişmeler altını destekliyor. Bundan yaklaşık 55 yıl önce, 1970’lerin başında altının ons fiyatı 40 dolardı. 1970’lerde yaşanan Arap-İsrail savaşı ve OPEC ülkelerinin petrol arz kesintisi ile 6 dolardan 45 dolara giden petrol fiyatları stagflasyon yarattı ve altının ons fiyatı 1970’lerin ortalarında 120 dolara geldi. Arkasından gelen İran Devrimi ile fiyatlar 800 dolara çıktı. 10 yılda 20 katına, 5 yılda 7 katına çıkan altın fiyatları için o günler referans gösterilerek çok uçuk tahminler yapılıyor. Kimse bilemez ama mevcut dinamikler altın fiyatları için yön yukarı diyor. Hiçbir varlık fiyatı düz bir çıkış gösteremez. Önümüzdeki günlerde önemli düzeltmeler olabilir. Ama yakın olmasa da bugünler geride kaldıktan sonra altın kalıcı sert düşüşler gösterme potansiyeli de taşıyor.
1980 yılında zirve yapan altın fiyatı, 30 yıl boyunca oraya geri dönemedi
Altın fiyatı 1980’lerin başında 800 doları gördükten sonra, takip eden 35–40 yıl boyunca 500 doların altında seyretmiş. Altının fiyatı çok daha yukarılara çıkabilir; olabilir ama bugünkü riskler geride kalmaya başladığında, daha iyimser bir tablo ortaya çıktığında altın muhtemelen uzun süreli ve kalıcı gerileyecektir. İşte o zaman ne zaman olur onu şu anda, bu toz bulutta kestirmek gerçekten zor ama çok yakın olmadığını düşünüyoruz. Piyasalar son dönemde en kötüyü fiyatlıyor ve karamsarlık çok yaygın. Çok da haklı gerekçeler var. Ama unutmayalım: Piyasaların ana yönü kısa vadede genellikle çoğunluğun beklediği yönde gitmez. Küçük haber akışları bile piyasanın yönünü hızla değiştirebilir. Sadece altın değil, tüm finansal varlıklar için dalgalı süreçte kalmaya devam edeceğiz.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
YAZARLAR

Erhan Aslanoğlu
İstanbul Topkapı Üniversitesi rektör yardımcısı, akademisyen ve ekonomist. Makroekonomi, Türkiye ve dünya ekonomisi alanlarıyla ilgilenen Aslanoğlu’nun yayımlanmış bir kitabı, kitap bölümleri, çok sayıda makalesi ve tebliğleri bulunuyor. Genel ekonomi, makroekonomik göstergelerin yorumlanması, Türkiye ve dünya ekonomisi, göstergeler ve gelişmeler üzerine seminer ve eğitimler veriyor.

EXANTE
Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Bu hafta hem yurt içi, hem de yurt dışı piyasalarda kritik veriler radarımızda. Yurt içinde Pazartesi günü açıklanacak Temmuz ayı TÜFE ön plandayken, yurt dışında Cuma günü açıklanacak tarım dışı istihdam verileri bekleniyor.
03 Ağu 2026

2026’nın ikinci yarısına girilirken küresel piyasalar, bir yanda yapay zeka yatırım döngüsünün beslediği güçlü bir risk iştahı, diğer yanda enerji fiyatlarındaki oynaklık, jeopolitik belirsizlik ve merkez bankaları arasında derinleşen politika ayrışması olmak üzere birbirine zıt iki kuvvetin gerilimi altında şekilleniyor.

Temmuz FOMC toplantısında asıl haber, faiz kararından değil, 9’a 3’lük bölünmeden ve uzun vadeli tahvillerin verdiği sert tepkiden geldi. Fed faizleri değiştirmedi. Buna bakıp “Toplantı beklendiği gibi bitti.” diyebiliriz. Ancak bu kez asıl hikaye, kararın arkasnda oluşan çatlakta ve tahvil piyasasının verdiği sert tepkiden doğdu. Kısacası FED bekledi, piyasa ise beklemedi.

Bu hafta Türkiye ile Irak arasında imzalanan birkaç anlaşma bölgenin, son aylarda büyük dönüşüm geçiren enerji haritasını önemli ölçüde değiştirme potansiyeli taşıyor. İmzalanan anlaşmalara göre Türkiye, Irak'ta üstleneceği ulaştırma yatırımlarının bedelini petrol ve doğalgazla alacak, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) ise Kerkük'teki petrol sahalarına ortak olacak.

Türk turizmi 2026'ya art arda gelen rekorların gölgesinde sıra dışı bir kriz yılıyla girdi. Levni Hotels Yönetim Kurulu Başkanı Aydın Karacabay, krizi hem şehrin en eski turizm bölgesinden hem de küresel bir markanın penceresinden izleyebilen isimlerden biri olarak öne çıkıyor. Sezonun en zor günlerinin geride kalmaya başladığı bir dönemde Karacabay ile İstanbul turizminin 2026 krizini konuştuk.




