

Aktif Ventures ’tan servis bankacılığı platformu Apilion Finansal teknolojilere öncülük eden bir girişim kurucu, yatırımcı, kaşif ve yenilikçi olan Aktif Ventures , girişim geliştirme stratejisini dört farklı iş modeli üzerine kuruyor: Fikir, uygulama ve geliştirme süreçlerini tamamen kendi yönettiği, yepyeni fintech’ler inşa etmek. Hâlihazırda kurulan uygulama ve servisleri satın alıp onları büyüterek yeni, inovatif fintech’lere dönüştürmek. Yenilikçi çözümler üreten fintech’lerle iş birlikleri yapmak. Yatırım yapılabilir olgunluğa gelmiş fintech’lere yatırım yaparak birlikte büyümek. Geleceğin finansal dünyasına hazır olmak için rotayı servis bankacılığına çeviren Aktif Ventures, Türkiye’nin ilk servis bankacılığı platformu olma özelliğini taşıyan Apilion ’u hayata geçirdi. Apilion nedir? Servis bankacılığı ve lisans altyapısını tek bir platformda bir araya getirip büyüme ve inşa etme hizmetleri sunmak üzere oluşturulan Apilion ; para transferi, yatırım ürünleri, krediler, banka hesabı, sanal ve fiziksel kart, dijital sigorta gibi sayısız fintech API’sini ve gerekli tüm lisansları bir arada sunuyor. Neden önemli? Apilion ile her girişimi, servis bankacılığı altyapısını kullanarak piyasaya yeni ürün ve çözümler sunmaya teşvik eden Aktif Ventures, böylece hem ekosistemi genişletiyor hem de çok daha iyi iş modellerinin ortaya çıkmasına aracılık ediyor. Finansal hizmetler vermek ve ürünlerinizde benzersiz müşteri deneyimleri yaratmaya başlamak için siz de Apilion ’u buradan keşfedebilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2021 yılı Araştırma Geliştirme (Ar-Ge) Faaliyetleri araştırması sonuçlarını yayımladı. Buna göre geçtiğimiz yıl ülke genelinde yapılan Ar-Ge harcaması tutarı 81,9 milyar TL oldu.
Detaylarda neler var?
2020 yılında cari fiyatlarla 55,0 milyar TL olan Ar-Ge harcaması tutarı 2021 yılında %49 artışla 81,9 milyar TL’ye yükseldi. Çalışma ithalat ağırlıklı ortalama USD/TRY kuru ile arındırıldığında ise USD bazında büyüme %16,8 seviyesinde gerçekleşti. Verilerle birlikte kişi başına düşen Ar-Ge harcamasının da 94 USD’den 108 USD’ye (+%14,9) yükseldiği görülüyor.
💾 Cep bilgisi: Çalışma, belirli bir dönem içinde ülke sınırları dahilinde yapılan Ar-Ge harcamalarını OECD tarafından yerleştirilen standartlar çerçevesinde ölçmeyi hedefliyor. Çalışma kapsamında tanımlanan Ar-Ge faaliyetleri ise “toplum, kültür ve insan bilgisini içeren bilgi birikimini arttırmak ve bunu yeni uygulamalarda kullanmak için yapılan düzenli, yaratıcı çalışmalar” olarak tanımlanıyor. İstatistik veri tabanı cari harcamalar (örneğin personel giderleri) ve yatırım harcamaları olarak ayrıştırılmış şekilde tutuluyor.
Veriler, Ar-Ge harcamalarının GSYH içindeki payının artmaya devam ettiğini gösteriyor. 2015 yılında %0,9 olan payın geçtiğimiz yıl sonu itibarıyla %1,1 seviyesine yükseldiği görülüyor.
Ülke genelinde Ar-Ge harcamalarının %70’inden fazlasını şirketler gerçekleştirirken bunu %23,7 ile yüksek öğretim kurumları takip ediyor. Kalan kısım ise kâr amacı gütmeyen kuruluşlar ve devlet harcamalarına ait. Bunun yanında, söz konusu harcama tutarının sadece %8,2’lik kısmının yatırım harcaması olarak sınıflandırılmış olması dikkat çekiyor. 2021 yılında yapılan Ar-Ge harcamalarının yarısı ise personel gideri olarak kayda geçmiş durumda.
2021 yılında yapılan Ar-Ge harcamalarının %25,1’i devlet tarafından finanse edilmiş durumda. Toplam harcamaların yaklaşık dörtte birini gerçekleştiren yüksek öğretim kurumlarının kendi kaynaklarını kullanarak gerçekleştirdikleri harcamaların payı ise %10,6 seviyesinde.
💾 Cep bilgisi: Ar-Ge faaliyetlerinin istihdam tarafına bakıldığında ise toplam 221 bin personelin üçte birinin kadın olduğu görülüyor. Bu anlamda istihdam yapısında genel istatistiklerden bir ayrışma görülmüyor. Sektörde istihdam edilen personelin eğitim seviyesi ise genel ortalamalardan olumlu yönde ayrışıyor.
Veri setinde Ar-Ge harcamalarının %60,4’lük kısmının Ankara ve İstanbul’da yapıldığı görülüyor. Yani bu bölgelerde önemli bir yoğunlaşma olduğu söylenebilir. Harcama listesinde ilk sırada olan başkentin toplam içinden aldığı pay %31,9 seviyesinde.
Ar-Ge harcamalarını yapan imalat sektörü girişimlerinin teknoloji sınıflandırılmasına bakıldığında ise toplam hacmin %47,5’lik kısmının yüksek teknoloji kategorisine girdiği görülüyor. Bu oranın 2015 yılında %35,3 olması harcamaların yüksek katma değerli ürün imalatı odaklı bir şekilde yönetildiğini gösteriyor.
Ne anlama geliyor?
Ar-Ge harcamaları, kaynak verimliliği, ürün kalitesi, imalat kapasitesi ve katma değer yönünden büyük kazanımlar yaratabilme potansiyelinin anahtarı niteliğindedir. Ar-Ge harcamalarının, özellikle kıt kaynaklarını etkin kullanma gayreti içinde olan ve kazanımları daha kısa vadede elde edilebilecek yatırımları öncelikleyen gelişen ülkelerde görece düşük seyretmesi beklenir.
Ülkemiz de bu anlamda beklentilere paralel bir görünüm sergiliyor. Dünya Bankası verilerine göre, Ar-Ge harcamalarının 2015 yılında küresel ekonomi içinden aldığı pay %2,1 iken bu oran 2020 yılında %2,6 ile rekor kırmış durumda. OECD genelinde ise bu oran %2,7 seviyesinde. Bu bağlamda, Türkiye'nin %1,1 seviyesindeki Ar-Ge harcamalarının toplam ekonomik büyüklüğü itibarıyla küresel ortalamaların oldukça altında seyrettiğini ifade etmek mümkün.
İlaveten, bu alanda küresel çapta liderliği elinde bulunduran İsrail’de bu oranın 2020 sonu itibarıyla %5,4; dünyanın dördüncü büyük ekonomisi olmasına rağmen teknik sebeplerle halen gelişen ülkeler kategorisinde yer alan Güney Kore’de ise %4,8 olduğunu belirtmekte fayda var. Bu iki ekonomiyi ise %3,5’lik harcama paylarıyla Belçika, ABD ve Japonya izliyor.
Ülkemiz, mevcut konumu ile Polonya, Hırvatistan ve Brezilya gibi ülkelerin gerisinde kalmış durumda. Bu alandaki faaliyetlerin artarak devam etmesi ise uzun vadede çok önemli kazanımlar yaratma ihtimalini güçlendirecektir. Benimsenen katma değerli ihracat bazlı büyüme modeli ve sunulan devlet teşvikleri ise bu ivmenin güçlendirilerek artırılmasını hedefliyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Türkiye'nin Ar-Ge harcamaları, GSYH içindeki %1,1 payı ile OECD ortalamasının oldukça gerisinde kalıyor. Birleşik Krallık çift haneli enflasyon ile boğuşuyor. Belarus döviz cinsinden borçlarını ödeyemeyeceğini ilan ediyor.
20 Eki 2022

YAZARLAR

EXANTE
Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Bu hafta hem yurt içi hem de yurt dışı piyasalarda yoğun bir veri takvimi izlenecek. Yurt içinde Pazartesi günü açıklanacak Ağustos ayı sektörel enflasyon beklentileri ön plana çıkarken, yurt dışında Çarşamba günü ABD'de açıklanacak ikinci çeyrek GSYH revizyonu ve Temmuz ayı PCE enflasyonu ile Cuma günü Fed Başkanı Kevin Warsh'ın Jackson Hole konuşması takip edilecek.
24 Ağu 2026

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), İran’ın BAE topraklarına yönelik balistik füze saldırılarının ardından İran ile yürütülen tüm faaliyetleri, ticari alışverişi ve finansal işlemleri ikinci bir karara kadar askıya aldığını duyurdu. İran yönetimi füze saldırısıyla ilgisi bulunmadığını ve bunun bir “sahte bayrak” operasyonu olduğunu ifade etmiş olsa da, BAE’nin kararı İran’ın en büyük ithalat kapısını ve yaptırımlar altında kullandığı başlıca ödeme merkezlerinden birini aynı anda devre dışı bırakma potansiyeli taşıyor.

Hem Japonya’da hem de Amerika’da piyasaların merkez bankalarını faiz artırmaya zorladığı bir süreçten geçiliyor. Ancak tarih gösteriyor ki genellikle bu savaşın kazananı tahvil piyasaları oluyor. Bu nedenle önümüzde, faizlerle ilgili olarak piyasaların çok da sevmediği stresli bir sürecin içinde bulunduğumuzu bir kez daha görülüyor.

Türkiye ekonomisinin omurgası KOBİ'lerin ihtiyacı mali ve beşeri sermayedir. Bunun yolu da büyüme sermayesi ve profesyonelleşmeden geçmektedir. Ancak özel sermaye yatırımları Türkiye'de milli gelirin yalnızca %0,03'üne denk gelmekte. Avrupa'da ise bu oran %0,44. Çözüm, şirketlerimizi kurumsallaştıracak daha derin bir özel sermaye piyasasından geçmektedir.

Uzun vadeli devlet tahvili getirileri dünyanın neredeyse her yerinde aynı anda zirvelere ulaşıyor. Getiri eğrisinin uzun tarafı son dönemlerde çokça dikkat çekmeye başladı. Ancak tahvillerdeki bu hareket, klasik “resesyon korkusu” hikayesine pek benzemiyor.



