Arlo Parks'la ilham, sükunet ve çiçekler üzerine

Arlo Parks, 31. İstanbul Caz Festivali kapsamında 9 Temmuz akşamı Sultan Park-Swissôtel The Bosphorus’ta seyirci karşısına çıkacak. Arlo Parks ile konser öncesi sakin hayatını ve ilham kaynaklarını konuştuk…
Arlo Parks'la ilham, sükunet ve çiçekler üzerine

11 Nisan - Uluslararası Vestibüler Derneği
Uluslararası Vestibüler Derneği ile birlikte

Dünya Vertigo Farkındalık Haftası’nda “Vertigoya Yön Ver” Uluslararası Vestibüler Derneği , Dünya Vertigo Farkındalık Haftası ’nda “Vertigoya Yön Ver” diyerek hastalığa dikkat çekiyor. Neden önemli? Denge sorunu ve baş dönmesi şikayetiyle ortaya çıkan vertigo, kişinin yaşam kalitesini %80 oranında düşürüyor. Uluslararası Vestibüler Derneği , “Vertigoya Yön Ver” diyerek baş dönmesi yapan hastalıkların önceliklerinin nasıl değiştiğine değiniyor. Her geçen gün hayata daha çok dahil olan yeni yaşam ve çalışma koşulları, yıkıcı hızıyla sağlığı da tehdit ediyor. Yoğun yaşam koşulları, vertigoyu tetikliyor. İlerleyen yaşta riskin yükseldiği vertigo, bu noktada çalışan verimini düşürüyor, hatta işlerinden ayrılmalarına sebep olabiliyor. Doğru tanı ile tedavi mümkün: Uluslararası Vestibüler Derneği yaşam kalitesini önemli şekilde düşüren vertigo bulgusunun doğru tanı ile tedavi edilebildiğinin altını çiziyor. Bu nedenle “Vertigoya Yön Ver” çağrısında bulunduğu farkındalık kampanyasıyla toplumu bilgilendirmeyi amaçlıyor. Uluslararası Vestibüler Derneği : Dernek, Türkiye’de baş dönmesi ve iç kulak yapılardaki anomali ve hastalıkları incelemenin yanı sıra bu hastalıkların medikal ve cerrahi tedavisi, rehabilitasyonu ve önlenmesiyle ilgili araştırmalar yapmak ve tıp pratiğini yönlendirmek amacıyla 2017’de kuruldu.

Daha fazlasını öğren

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

Geçen yıl Arlo Parks’ın kariyerinin en üretken dönemiydi. Mercury Prize kazandığı ilk albümü Collapsed in Sunbeams’in ardından ikinci uzunçaları My Soft Machine’i yayınladı ve The Magic Border adlı ilk şiir kitabını da okuyucu ile buluşturdu. Özellikle kitabını çıkarmış olmak onun için çok önemliydi çünkü şarkılarının ilhamı, yazdığı şiirlerden geliyordu. Sanatçı, şarkılarında ve şiirlerindeki ruh hâlini hep şu sözlerle dile getiriyordu: “Beni kızdıran, sersemleten, moralimi bozan ya da hayatta olduğum için inanılmayacak kadar mutlu eden her şeyin birbirine karışmış bir yığını.”

Arlo Parks’ın caz, soul ve indie pop arasında geçiş yaptığı şarkılarının çıkışı depresyonda olduğu dönemler gibi dursa da aslında bir köşesinde hep umut var. Belki bu yüzden canlı performanslarında sahnesini adeta çiçek bahçesine çeviriyor, izleyicisine neşe veriyor. 2 yıl önce konserini izlemiş ve kayıtlardakinden daha da berrak ve kadife sesine hayran olmuştum. Parks, seyircisinin bazı şarkılarda kendisine eşlik etmesini izleyip ardından onlara büyük bir coşkuyla karşılık veriyordu. Hatta konserde şiir defterinden bazı dizeleri de okuyarak sadece bize özel anlar bile yaratmıştı. 

Londra müzik sahnesinin pandemi döneminde bize armağan ettiği bu dikkat çekici ses, 31. İstanbul Caz Festivali kapsamında 9 Temmuz akşamı Sultan Park-Swissôtel The Bosphorus’ta seyirci karşısına çıkacak. Bir yaz rüzgarını andıran sesi ve sıradan anları güzelleştiren şarkılarını canlı dinlemeden önce Arlo Parks ile sohbet etmek üzere buluştuk.

'Daha cesur ve yaratıcı olmak istedim'

İlk albümün sadece İngiltere değil dünyada da büyük bir kitle ile tanışmanı sağladı. Albümden Too GoodCarolineEugene gibi şarkılar popüler oldu hatta Mercury'yi de kazandın. Bu başarılar ikinci albümü kaydetme sürecinde zorlayıcı oldu mu, üzerinde baskı hissettin mi?
Her zamankinden daha cesur ve yaratıcı olmaya odaklanmam gerekti, bu anlamda evet. Ama bu yalnızca derinden gurur duyduğum bir albüm yapmak için kendime uyguladığım baskıydı. Uzun süre yatak odamda, bodrum katlarında ve arkadaşlarımın oturma odalarında müzik yaptım. Bu mekanların verdiği atölyeye benzer samimi histen dolayı kimse izlemiyormuş gibi müzik yaptığım o ruh hâline girmek kolay oluyor. Yani aslında dinleyici kitlemin genişlemesi benim çalışma sürecimi değiştirmedi.

Arlo Parks, bu aralar en çok dinlediği müzisyenleri şöyle sıralıyor: “Şu sıralar Detroitli tekno DJ’i Blake Baxter’ın yanı sıra Sky Ferreira, Nine Inch Nails, Bar Italia ve Sade’yi çok dinliyorum.”

İkinci albümün My Soft Machine’in yayınlanmasının üzerinden neredeyse bir yıl geçti. Bu albüm müzikal anlamda nasıl bir tavırdaydı? Bu arada albümdeki favorim Impurities.

Albümün müzikal tavrı çok geniş kapsamlı. Hayal edebileceğim bütün sesler ceplerimden çıkıyor gibiydi. Albümün ilhamları arasında Smashing Pumpkins, Autechre, Joan Armatrading, Paul Chain, Björk, Jeff Buckley gibi isimler vardı. 

İnsanların Impurities'i bu kadar sevmesi bende mutlu bir şaşkınlık yarattı. Bu şarkıyı en sevdiğim çalışma arkadaşlarımdan Romil ile tanıştığım ilk gün yazdım. (Romil Hemnani, albümdeki bazı şarkıların prodüktörlüğünü üstlendi. Hemnani bir dönem BROCKHAMPTON adlı grupta da yer aldı.)

Yazım sürecinde hangi duyguyu daha derinden hissediyordun?
Sanırım mutlu olduğumda yazı yazmak ve üretmek benim için çok daha zor oluyor. Çoğu zaman oturup yazmayı düşünemeyecek kadar bu mutluluk duygusuna kapılabiliyorum. Bu yüzden yazım sürecinde melankoli duygusunun daha yaygın olduğunu düşünüyorum.

'Çiçekler etrafıma taze bir duygu katıyor'

Şarkı sözlerinde sık sık çiçeklere dair göndermeler var. Sahne dekorunda da çiçekleri kullanıyorsun. Evinde de çiçekler var mı. Bunlar sana neyi hatırlatıyor?
Evimin etrafında çiçekler bulundurmayı seviyorum. Bence bu bir yaşam tarzı. Etrafıma taze bir duygu katıyor. Mücevherlerimin çoğunu yapan yakın arkadaşım Bleue, doğum günümde kurutulmuş çiçeklerden baskılar yapmam için bana küçük bir kır çiçekleri baskısı aleti verdi. Çayır çiçeklerini seviyorum. Ayrıca aster, nergis, ayçiçeği ve papatyaları da... Bana yazı ve romantizmi hatırlatıyorlar.

Yaz demişken Londra’dan Los Angeles’a taşındığını okumuştum. Londra’nın karanlık ve yağmurlu havasının tam aksi güneşli Los Angeles üretim sürecini nasıl etkiledi?
Evet, Los Angeles’ta yaşıyorum. California’ya her geçen gün daha çok âşık oluyorum. Galiba havanın güzelliği doğada daha fazla zaman geçirmemi sağlıyor. Sekoya Ulusal Parkı’na gidiyorum, yüzüyorum, sörf yapıyorum, tırmanıyorum... Yazılarımı çoğunlukla açık havada yazıyorum. Bu süreç, ürettiklerime de daha ferah ve organik bir his katıyor.

'İstanbul’da ailemle meyve yediğim anlar'

Sahnede seni izlemek çok güzel. Müzik yaptığın arkadaşların ve seyircinle arandaki enerjin inanılmaz. Performans sergilerken kendini nasıl hissediyorsun?
Vahşi, serbest, enerjik... Sahnede çok fazla hissi serbest bırakıp seyirciye veriyorum ve umarım seyirciler de bunu hissedebiliyordur. Sahne benim için gerçekten saf ve çok güzel bir deneyim.

Bir film yazmak istediğini okudum. Bu konuda herhangi bir gelişme var mı?
Çok istiyorum. Şimdilik toparlama aşamasındayım ve karanlıkta yolumu bulmaya çalışıyorum. Bu fazlasıyla özel bir uğraş.

Yakında İstanbul’da sahne alacaksın. İstanbul sana ne hatırlatıyor?
Aklıma hemen şehirdeki canlılık geliyor... Ailemle birlikte sokaklarda dolaşıp taze meyve yediğimiz anları hatırlıyorum. Hamamları da... İstanbul için çok heyecanlı olduğum gerçeğini de düşünüyorum.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

DuendeDuende

BÜLTEN SAYISI

🌻Arlo Parks'ın çiçekleri, Vampire Weekend'in dönüşü

Arlo Parks ile İstanbul konseri öncesi sakin hayatını ve ilham kaynaklarını konuştuk. Vampire Weekend'in 5 yılın ardından yeni albümüyle dönüşünü kutladık.

15 Nis 2024

Vampire Weekend

YAZARLAR

Eda Solmaz

Müzik yazarı

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

DuendeDuende

HİKAYE

'Yalvaç'ın yazarı Selda Uygur: Biraz cesaretle baktığımızda taşın bile bir ruha sahip olduğunu görürüz

Selda Uygur, yeni romanı "Yalvaç"ta iki farklı çağdan tutkularının peşindeki iki kadının özgürleşme öyküsünü ve zaman algısını, benlik ve kişiliklerini korumak için ortaya koyduğu mücadeleyi, iki farklı zaman koridorunda işliyor. Uygur ile zamanın ruhuna ve dair söyleşirken onun hiç değiştiremediği savaşları ve tutkuları, kahramanları Gece ve Livia üzerinden anlamaya çalıştık.

Soner Can

·

04 Eyl 2026

'Yalvaç'ın yazarı Selda Uygur: Biraz cesaretle baktığımızda taşın bile bir ruha sahip olduğunu görürüz
DuendeDuende

HİKAYE

'Annie Bot': Kusursuz bir sevgilinin isyanı

Uzun ve yıpratıcı bir boşanma sürecinin ardından bir boşluğa düşen Doug, duygusal ve fiziksel ihtiyaçlarını karşılayacak bir robot satın alıyor. Ödüllü yazar Sierra Greer’in kurguladığı korkutucu derecede gerçekçi bilimkurgu hikayesi burada başlıyor. Sierra Greer, Annie’nin hikayesi üzerinden itaat, rıza ve özgürlük gibi meseleleri kurcalıyor.

Şeyma Ye

·

02 Eyl 2026

'Annie Bot': Kusursuz bir sevgilinin isyanı
DuendeDuende

HİKAYE

'İçimdeki Kalabalık'ın yazarı Gamze Güller: İç içe matruşkalar gibi kadınlar

Gamze Güller, uzun bir aradan sonra yeniden basılan ödüllü ilk öykü kitabı "İçimdeki Kalabalık"ta yalnızlık, korku ve tıkanmışlıklara vurgu yapıyor. Her kadın kendi içinde birçok kadını barındırıyor. Her birinin farklı yüzleri var; iç içe geçmiş matruşkalar gibi. Acı, sevinç, korku, yalnızlık ve tıkanmışlıkları hep bir bedenin içinde. Yani hepsinin içinde bir kalabalık var.

Soner Can

·

31 Ağu 2026

'İçimdeki Kalabalık'ın yazarı Gamze Güller: İç içe matruşkalar gibi kadınlar
DuendeDuende

HİKAYE

Garth Jennings: "Umarım bu belgeseli izleyen herkes Pulp’a âşık olur"

Garth Jennings’ın yönettiği "Pulp: Son Bir Şarkı Daha" (Pulp: What Do You Do for an Encore?), 24 Eylül’de MUBI’de. Belgesel, grubun “More” turnesindeki en büyük arena konserini, geçmişte daha önce hiç görülmemiş arşiv görüntüleriyle buluşturuyor. Belgeselin anlatıcısı ise vokal Jarvis Cocker. Yönetmen Garth Jennings ile Zoom’da biraraya geldik.

Eda Solmaz

·

31 Ağu 2026

Garth Jennings: "Umarım bu belgeseli izleyen herkes Pulp’a âşık olur"
DuendeDuende

HİKAYE

'The Dog Stars': Post-apokaliptik dünyada yası kişiselleştirmeye hakkımız var mı?

Ridley Scott, "The Dog Stars"ta salgın sonrası bir dünyada yas, yalnızlık ve umuda dair güçlü fikirlerin peşine düşüyor; fakat bu fikirleri taşıyabilecek inandırıcı bir dünya yaratmakta zorlanıyor.

Emre Eminoğlu

·

31 Ağu 2026

'The Dog Stars': Post-apokaliptik dünyada yası kişiselleştirmeye hakkımız var mı?