

Büyülenmeye hazırız: 34 Calling kapsamında Hooverphonic with Orchestra ve Mark Eliyahu Friends konserleri İstanbul’un efsanevi 1993 yılı konserlerini deneyimleyebilen şanslılardan mıydın bilmiyoruz ama o döneme denk gelememişsen de o günleri yad edenlerden dinlemiş; üstüne, “ vay be ne günlermiş ” diye sen de bizim gibi içinden geçirmişsindir sevgili Duende okuru. İlerleyen senelerde de Madonna, Roger Waters, Prodigy, Red Hot Chilli Peppers ve daha nicesinin geçtiği bu şehirde şimdi 34 Calling ile yeni heyecanların sesi duyulmaya başladı. İstanbul özlediğimiz ruhuna kavuşuyor, seni de bu heyecana katılmaya çağırıyor. Nedir? İstanbul’u, uluslararası turnelerin rotasına dâhil etme hevesiyle yola çıkan 34 Calling konser serisi, Türkiye’den ve dünyadan pek çok değerli sanatçıyı ağırlayan Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu’nda Hooverphonic with Orchestra ile 11 Haziran’da başlıyor . Ardından hiç hız kesmeden 13 Haziran’da yine Harbiye’de , Mark Eliyahu’ya sahnede sürpriz isimlerin eşlik edeceği Mark Eliyahu Friends konseriyle heyecanımızı körüklemeye devam ediyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi iştiraklerinden Kültür AŞ’nin organizasyonuyla gerçekleşecek konser serisinin sezon boyunca farklı sanatçıların performanslarıyla devam edeceğinin müjdesini de seninle paylaşmaktan mutluluk duyarız. Şehri çağıran 34 Calling konserlerinde kimleri göreceğimizi takipte kalmak için burayı ziyaret edebilirsin.
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Film: Aşk, Mark ve Ölüm
Yönetmen: Cem Kaya
Süre: 96 dakika
Jenerik: Önceki belgesel filmi Remake, Remix, Rip-Off’da Yeşilçam’daki kopya kültürüne ve dolayısıyla 1960’lar ve 1970’lerin popüler kültürüne bir bakış atan yönetmen Cem Kaya, şimdi de 1960’lardan 1990’lara uzanan bir zaman diliminde, Almanya’ya işçi olarak göçmüş Türklerin orada bağrına bastığı, baş tacı yaptığı ve ortaya çıkardığı müzisyenlere çeviriyor kamerasını. İlk gösterimi 72. Berlin Film Festivali’nin Panorama bölümünde yapılan ve festivalden İzleyici Ödülü’yle ayrılan belgesel, eğlenceli, nostaljik ve hüzünlü anlar vadediyor.
Neden izleyelim? Eğlenirken öğrenmek ve öğrenirken müzik ziyafeti yaşamak için — belgesel, Aşk, Mark ve Ölüm başlıklı üç bölümünde, 60 yıl önce Türkiye’den Almanya’ya göç edenlerin oraya taşıdığı ve orada geliştirdiği müziği ele alıyor. Üstelik bunu yaparken konu hakkındaki fikirlerini almak için mikrofon uzattığı insanları öznenin ta kendisi hâline getiriyor ve hikâyenin bugünkü uzantısını gösteriyor.
Seçtikleri sözcüklerle, giydikleriyle, göstermeyi ya da övünmeyi seçtikleri detaylarla, özlediklerini söyledikleriyle ya da karakterlerinin herhangi bir parçasıyla geçmişi, bugünü ve ikisi arasında geçen süreyi daha iyi kavramamızı sağlıyor. Aşk, Mark ve Ölüm'de vatan özlemi, para sevgisi ve ezilmişlik öfkesi üzerinden ama daima müzik üzerinden Almanya'da toplum yapısı içerisinde son 60 yılda oluşan bir alt kümenin analizini yapıyor. Çok katmanlı, bir yandan doyasıya eğlendirip güzel müzikler dinlerken bir yandan içine büyük bir hüzün yumağı yerleştirecek bir belgesel bu.
Nerede izleyebilirsin? 41. İstanbul Film Festivali’nin Galalar bölümünde gösterilen Aşk, Mark ve Ölüm’ü hafta boyunca farklı festival salonlarında izleyebilirsin. Film, yarın Atlas 1948, pazar Kadıköy Sineması, pazartesi Cinewam City’s, salı da Beyoğlu Sineması’nda gösteriliyor. Yönetmen Cem Kaya ve yapımcı Mehmet Akif Büyükatalay’ın yanı sıra gösterimlerde sürpriz konukların da olabileceği söyleniyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
"İKSV kimi kapsıyor?" sorusuna cevap arıyoruz; Aşk, Mark ve Ölüm belgeseli; Red Hot Chili Peppers'tan Unlimited Love.
15 Nis 2022

YAZARLAR

Emre Eminoğlu
Sinema, kültür, sanat yazarı. 2021’den beri sinema editörlüğünü üstlendiği Aposto başta olmak üzere çeşitli dijital ve basılı yayınlarda sinema yazıları yazmaya, röportajlar yapmaya ve podcast'ler üretmeye devam ediyor. SİYAD ve FIPRESCI üyesi, Golden Globes seçmeni.

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
“Uzaklar, Kuşaklar, Bakışlar” başlıklı sergi, 212 Photography Istanbul’un 2026 edisyonunda Erbak ailesinin üç kuşağının seyahat tutkusu ve fotoğraflarını biraraya getiriyor. Nuri Z. Erbak (1914), Mehmet H. Erbak (1950) ve Ceylin Erbak Aytekin’in (1988) dünyanın farklı noktalarında çektiği kareler, 1930’ların Mısır ve Japonya’sından Tibet’e, Antarktika’ya uzanıyor. Bu arşivin nasıl oluştuğunu fotoğrafçı, yazar ve Erbak ailesinin üçüncü kuşak temsilcisi Ceylin Erbak Aytekin ile konuştuk.

Ela Lee, kendi hayatından izler taşıyan ilk romanı Ceyda’da, dışarıdan kusursuz görünen hayatı bir cinsel saldırının ardından parçalanan Türk-Koreli genç avukat Jade’in hikayesini anlatıyor. Rıza, adalet, göçmenlik, aile, başarı baskısı ve suçluluk duygusu etrafında ilerleyen roman, Jade’in başına gelenlerden çok, yaşadıklarının ardından kendisi ve kurduğu hayatla yeniden yüzleşmesine odaklanıyor.

1960’ların başında Sirkeci’den Almanya’ya giden trenlere binenler birkaç yıl çalışıp dönmeyi düşünüyordu. Ama bavullarda yalnızca eşya değil, dil ve kültür de taşındı. Bekir Yıldız’dan Aras Ören’e, ‘Emine’ Sevgi Özdamar’dan Fatma Aydemir’e uzanan 60 yılı aşkın edebiyat geleneği “misafir işçi”nin Almancayı nasıl içeriden dönüştürdüğünü ve sonunda o dili kendi evi hâline getirdiğini anlatıyor.

İsviçreli sanatçı Ugo Rondinone, İstanbul’daki ilk kişisel sergisi "the sun and the mountain"da neon renkli taş heykellerini gün doğumu ve gün batımı suluboyalarıyla buluşturuyor. Dirimart Dolapdere’de 8 Kasım’a kadar görülebilecek sergi, dağların dikeyliğiyle ufkun yataylığını karşı karşıya getirerek insanın doğayla kurduğu ilişkiyi ele alıyor.

Lukas Dhont’un Cannes’ın ana yarışmasında prömiyerini yapan üçüncü uzun metrajı "Korkak", Emmanuel Macchia ve Valentin Campagne’a En İyi Erkek Oyuncu Ödülü’nü kazandırdı. Dhont ile festivalde biraraya geldiğimizde ilk kez bir savaş filmi yapmasından, daha büyük bir ölçekte çalışmaktan ve filmin çıkış noktasındaki fikirlerden konuştuk.




