Avrupa'da Türk Modası "Turquerie"

AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
16. ve 18. yüzyıllar arasında Avrupa’da yaşamış olsaydınız, 1453’te İstanbul’u fetheden Osmanlıların dünyasına duyulan ilgi ve merakın bir parçası olurdunuz. Önceleri, Osmanlı topraklarını gezmiş seyyahların anlatımlarının ve 16. yüzyılın ortalarından itibaren Osmanlı giyimini tasvir etmeye çalışan kostüm kitaplarının; imparatorluk topraklarında hiç gezmemiş sanatçıların ve tasarımcıların eserleri üzerinde azımsanmayacak etkileri oldu. 18. yüzyıl ile birlikte Avrupa ve Osmanlı arasında artan diplomatik ve ticari ilişkilerin de etkisi ile daha da somutlaşan ve Avrupa’daki etkisini artıran Osmanlı modası, namıdiğer Turquerie, etkisini sadece giyimde değil; resim, müzik, tiyatro, mimari ve iç mekân tasarımları gibi farklı alanlarda da gösterdi. Bu açıdan Turquerie terimi, 16. ve 18. yüzyıllar arasında Avrupa’nın Osmanlı'ya bakışının çeşitli sanat alanlarında yansımasını tanımlamak için kullanılabilir.
- Seyahatnamelerde Turquerie: Aramon Baronu Gabriel de Luetz’in Fransa elçisi olduğu 1551-52 yıllarında İstanbul’a gönderilen Nicolas de Nicolay’nın "Les quatre premiers livres des navigations et pérégrinations orientales" adlı eseri Avrupa’nın Osmanlı’ya bakışını önemli ölçüde etkileyen eserlerden biriydi. De Nicolay'ın seyahatnamesinde çizdiği kent sakinlerinin eskizlerinin aktarıldığı kitaba konulacak gravürleri Leon Davent hazırladı. Kısa sürede başarıya ulaşan ve Almanca, İngilizce ve Flamanca’ya çevrilen eser, Avrupa’da tarihsel ve bölgesel kostümlere olan ilgiyi artırdı.

- Avrupa resminde Turquerie: 18. yüzyılda Turquerie’nin Avrupa’da moda zirvesine ulaşmasında Avrupa’dan Osmanlı topraklarına gönderilen elçilerle birlikte gelen ressamların önemli bir etkisi vardı. Bu ressamlardan biri de 1738-1742 yılları arasında İstanbul’da yaşayan, “Türk Ressamı" lakabı ile anılan sanatçı Jean-Étienne Liotard idi. İstanbul’daki çevresinden tanıdığı kadınları yerel kıyafetler içinde resmetti. Avrupa’ya döndükten sonra da modellerinin portrelerinde yanında götürdüğü kıyafetleri kullandı. Sanatçının eserlerinden “Türk Giysileri İçinde Bir Kadın” eseri Suna ve İnan Kıraç Vakfı’nın Oryantalist Resim Koleksiyonu’nda yer almaktadır. Élisabeth Louise Vigée Le Brun gibi eserlerine kişisel moda anlayışını daha fazla katan sanatçılar da vardı. Prenses Anna Aleksandrovna Golitsina’nın üzerinde çapraz geçişli gevşek elbise ile 1797’de St Petersburg’da yapılan portresinde sanatçının yorumu görülebilir.
- Kıyafetlerin ötesinde: Avrupalıları, Osmanlıların kılık kıyafetleri kadar askerî seferlerinde kurdukları çadır kentler ve bu kentlerin büyüklüğü de hayrete düşürmüştü. Maskeli balolarda Osmanlı kılık kıyafeti kullanımındaki yaratıcılık, Osmanlı çadırlarının Avrupa bahçelerinde canlandırılan Osmanlı yapılarında da kendini gösterdi. Osmanlı çadırları sadece sabit yapıların mimarisinde değil, o dönemde Avrupa’da gerçekleştirilen kutlama ve şenlik dekorlarına da esin kaynağı oldu. 1719’da Dresden’de gerçekleştirilen kraliyet düğünü için Elbe kıyılarına kurulan çadırlar gibi.
- Turquerie’yi şatafatlı hayal alemi olarak görenlerin veya bu moda akımından sıkılmaya başlayanların sayısı artmaya başlamış olacak ki Turqueire’nin 19. yüzyıl ile birlikte gözden düştüğü ve yerini başka akımlara bıraktığı görülüyor. "Osmanlı kültürü ve Avrupalı sanatçıların bu kültüre bakışının sentezi olan Turquerie, gerçekten gözden düşmüş müdür yoksa hâlâ birçok sanatçı ve tasarımcıya esin kaynağı oluyor mudur?" sorusu ise bir başka tartışmanın konusu olabilir.
ODTÜ Kimya Mühendisliği Bölümünden mezun oldu. Berlin Teknik Üniversitesi’nde yüksek lisans öğrenimi gördü. Moda tutkusunu Fashion Museum Turquerie ile somutlaştırıyor ve Vakko Esmod “Esmod’s Formation Courtes Intensive” programında moda tasarımı eğitimi alıyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Milano Moda Haftası dijital podyumlar ile geri dönüyor. Eski Tommy Hilfiger yöneticileri Hugo Boss'da yeniden buluşuyor.
05 Tem 2020

YAZARLAR

Angst
Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
İoanna Kuçuradi'nin ardından pek çok şey söylendi: “Hocaların hocası”, bilge”, “filozof”... Onu tanıyanlara sorduğumuzda ise tek bir Kuçuradi çıkmıyor: Birinin hayatında cesaret veren iki sözcük, bir başkasında kavramların sınırlarını doğru çizme titizliği, bir diğerinde değerleri yaşama sorumluluğu... Belki insan öldüğünde geriye kalan tam da bunlardır: Kendisi artık orada olmadığı hâlde başkalarının düşünme, konuşma, davranma, anlama ve kuşkusuz bunların toplamı olan yaşama biçimlerinde yaşamaya devam etmesi.

Okullar açıldı; artık akşamlar, hafta sonları ve evler yeniden ödevle dolacak. “O ödevler yapılacak!” Peki neden? Çocuğun ilgileriyle konuşuyor mu? Ona beceri kazandırıyor mu? Kendi başına bir şeyin peşine düşmesini sağlıyor mu? Uğraş edinmesini destekliyor mu? Eğitimin öğretmeni, okulu, sınavı, müfredatı hatta okulun kendisini tartışmaya açtığımız bir dönemde, okulun en görünmez kurumlarından ödev üzerine düşünüyoruz.

Kadınların hayatının yaklaşık üçte birine yayılan menopoz, yüzyıllar boyunca doğurganlığın kaybı ve toplumsal değerin azalması üzerinden konuşuldu; sağlık boyutu ancak son yüzyılda görünür olmaya başladı. Bugün hormon tedavisinden osteoporoza, çalışma hayatından ayrımcılığa uzanan etkileri daha fazla tartışılsa da birçok kadın hâlâ ne yaşadığını anlamak, doğru teşhisi almak ve tedaviye ulaşmak için kendi başlarına bırakılıyor.

2026 Uluslararası Hrant Dink Ödülü sahibi Süheyla Doğan’a bu ödül başta Kazdağları olmak üzere pek çok yerde ekoloji mücadelesini cesaretle sürdürdüğü, doğayı ve yaşamı savunmaktan vazgeçmediği, kadın hakları için mücadele ettiği, devlet destekli ekokırım projelerine karşı ısrarla ses çıkardığı ve doğayla birlikte yaşam hakkını savunduğu için verildi. Doğan, “Yaşam için mücadele etmek benim hayattaki varlık nedenim. Baskıların da bir sonu olacak. Geleceğe dair umutlarımı da kaybetmiyorum” diyor.

Sabah dolabın karşısında “Bugün bunu mu giysem?” diye düşündüğümüzde aslında yalnızca kıyafet seçmiyoruz; kendimizi nasıl hissetmek, nasıl algılanmak ve hatta kim olmak istediğimize dair de bir karar alıyoruz. Moda bireysel görünür ama kolektif olarak öğrenilir: Kendimizi göstermek isteriz ama bazen başkalarının bakışından saklanmak da, değişmek isteriz ama aynı zamanda ait olmak da. Moda, bütün bu çelişkileri aynı anda taşıyabilen nadir alanlardan...



