Bakan ile birlikte kimler değişecek?


Elektrikli araç şarj istasyonunuz Vestel ’de Elektrikli araç şarj istasyonunuz Vestel’de Elektrikli araç kullanımının artmasıyla şarj noktalarının ulaşılabilirliği ve yaygınlaşması da önem kazanıyor. Üstün tasarımlı ve yeşil enerjiye katkı sağlayan elektrikli araç şarj istasyonlarıyla yurt içindeki müşterilerin ihtiyaçlarını karşılayan Vestel , aynı zamanda İngiltere, Fransa, Almanya ve Hollanda başta olmak üzere birçok ülkeye ihracat yapıyor. Neler var? Elektrikli araç sahipleri, evlerine veya iş yerlerine ergonomik tasarımı sayesinde konforlu bir kullanım deneyimi sunan elektrikli şarj istasyonları satın alabiliyor. Kurulum sonrası herhangi bir ayarlamaya ihtiyaç duymayan istasyonlar “tak-çalıştır” özelliğiyle kolay bir kullanım sunuyor. Müşteriler kendi araçlarının enerji ihtiyacına göre 7.4kW, 11kW veya 22kW güç seçeneklerine sahip şarj istasyonları arasından en uygun olanı tercih edebiliyor. Vestel, montaj ve servis ihtiyacı doğrultusunda Türkiye’nin her yerinde eksiksiz bir satış sonrası hizmeti sağlıyor. Size en uygun elektrikli araç şarj istasyonuna ulaşmak için Vestel ’i buradan ziyaret edebilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
Ekonomim.com’dan Mehmet Kaya’nın haberine göre kabine değişiminin ardından önümüzdeki günlerde Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, Hazine ve Maliye Bakanlığı, SPK ve BDDK’nın kilit noktalarında da birtakım değişiklikler olması bekleniyor. Özellikle bakan değişimi ve verilen ortodoks politikalara dönüş mesajları nedeniyle yeni bakan Mehmet Şimşek ve uygulanması planlanan yeni politika seti ile uyumlu çalışabilecek kadrolar kurulmasının üzerinde duruluyor.
💉 Hatırlatma dozu: Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek görevi devraldığı gün yaptığı konuşmasında, “Türkiye’nin rasyonel bir zemine dönme dışında bir seçeneği kalmamıştır. Kurala dayalı, öngörülebilir bir Türkiye ekonomisi, özlenen refaha ulaşmamızda anahtar olacaktır.” ifadelerini kullanarak ortodoks politikalara dönüş mesajı vermişti. Şimşek aynı konuşmada makrofinansal istikrarın önceliklendirileceğini de söylemişti.
TCMB Başkanlığı için ismi en çok geçen isim eski Goldman Sachs Yönetici Direktörü ve Marsh McLennan Yönetim Kurulu Üyesi Hafize Gaye Erkan olurken, BDDK Başkanlığı için BDDK İkinci Başkanı Yakup Asarkaya’nın ve TCMB Başkan Yardımcısı Taha Çakmak’ın isimleri üzerinde duruluyor.
💉 Hatırlatma dozu: Reuters haber ajansı, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in, ismi son zamanlarda TCMB Başkanlığı ile birlikte anılan Hafize Gaye Erkan ile görüştüğünü haberleştirmişti. Konuya ilişkin Reuters’a konuşan üst düzey bir yetkili ise başkanlık için birkaç aday olduğunu belirterek, “Ancak Gaye Erkan’ın atamasının birkaç gün içinde tamamlanacağını düşünüyorum. Erkan, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile de görüşecek kısa süre içinde. Bir tanışma olacak” ifadelerini kullanmıştı.
Ekonomi Politikaları Kurulu ve Strateji ve Bütçe Başkanlığı (SBB) gibi kurumlarda da “kan tazeleme” niteliğinde birtakım değişiklikler beklenirken, genel beklenti mevcut SBB Başkanı İbrahim Şenel’in görevine devam edeceği yönünde.
“Elinde sihirli değnek yok”
Hürriyet yazarı Hande Fırat, yeni bakan Mehmet Şimşek ile ilgili kaleme aldığı yazısında Şimşek ile Cumhurbaşkanı Erdoğan arasındaki görüşmelerin adeta baba - oğul edasında ve tüm gerçeklerin ortaya konulmasıyla geçtiğini ifade etti.
Mehmet Şimşek için "Göreve gelmemesi için lobi yapanlar oldu" da diyen Fırat, yeni bakanla ilgili tespitlerini ise şu şekilde sıraladı:
“- Adı, tek başına güveni temsil ediyor. Ancak elinde sihirli bir değnek yok.
- Ekonomideki durumun A’dan Z’ye farkında. Makroekonomik dengelerin oturtulması ve enflasyonla mücadele birinci önceliği.
- Şimşek bakan yardımcılıklarından teknik ekibe, liyakatli ve birbiriyle uyumlu isimlerle çalışmaktan yana.
- Ortaya koyacağı program ve takvimlendirme ile kamuoyuna hep şeffaf olması bekleniyor.
- Ancak ekonomik bazı rakamların düzeltilmesi için zamana ihtiyaç olduğu da unutulmamalı. Kısacası zaman ve kamuoyu desteği Şimşek açısından önemli."
Kıdemli ekonomi gazetecisi Erdal Sağlam ise "Mehmet Şimşek'e yüzde 25 faiz limiti konuldu mu?" başlığıyla kaleme aldığı yazısında, piyasalarda Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Bakan Mehmet Şimşek arasında yapılan müzakereler sonucunda özellikle faizler gibi detay rakamlar üzerinde birtakım anlaşmalara varıldığı görüşünün hâkim olduğunu ifade etti.
Sağlam yazısında, "Ancak faizlere Cumhurbaşkanı tarafından bir limit konulup konulmadığı konusu merak konusu oluyor. Eğer böyle bir limit için Mehmet Şimşek söz verdiyse bu uygulanacak yeni politikaların gücünü azaltabilir. Enflasyonun yeterince düşmemesi, enflasyonla ilgili beklentilerin planlandığı kadar gerilememesi faiz oranlarında %25'in de üzerine çıkılmasını gerektirebilir" ifadelerini kullandı.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Görece sakin bir veri akışının olduğu günde yurt dışında öncü veriler öne çıkarken yurt içinde TCMB’nin olası adımlarının değerlendirildiği raporlar manşetleri oluşturdu.
07 Haz 2023

YAZARLAR

Emircan Yaman
Piyasalar ve Finans Editörü

EXANTE
Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Fed’in 25 baz puanlık faiz artışı, küresel tahvil piyasalarında yalnızca politika faizinin bir kademe daha yükselmesi anlamına gelmiyor. Kararın piyasa açısından daha önemli tarafı, ABD’de para politikasının beklenenden daha uzun süre sıkı kalabileceğine yönelik algının güçlenmesi. Bu noktada küresel tahvil piyasasının en önemli referansı ABD 10 yıllık tahvil faizi olmaya devam ediyor.

SPK'nın 131 fonu tasfiye etmesiyle 455 bini aşkın yatırımcının birikimi askıda kaldı. Türkiye'nin derin bir sermaye piyasası kurabilmesi için haksız kazanç geri alınmalı, zarar mükellefe yüklenmemeli. Bu kriz, doğru dersler çıkarıldığında Türkiye sermaye piyasası için bir eşik olabilir.

ABD’den Türkiye’ye, fiyatların gelirlerden hızlı arttığı bir dönemde tüketici harcamaktan vazgeçmek yerine alışveriş biçimini değiştiriyor. Daha küçük sepetler, market markaları, daha sık alışveriş ve kredi kartına yayılan ödemeler hane bütçesindeki baskının giderek daha görünür hâle gelen sonuçları. Tüketim verileri canlılığını korurken, bu canlılığın arkasında gelir dağılımı, borçlanma ve sürekli sonraya bırakılan harcamalar var.

Ülkemiz fon piyasasında önceki hafta adeta deprem yaşandı. Teknik detaylara ilişkin çokça yazılıp çizilse de dip toplamda tasarruf sahiplerinin “paramı ne zaman ve hangi değer üzerinden geri alabileceğim?” sorusu yanıtlanmayı bekliyor. Bu noktada benzer yaşanmışlıkları yakın geleceğe dair belirsizlikleri azaltabilecek bir ayna olarak kullanabiliriz. 2008'de ABD'de yaşanan Reserve Primary Fund krizi de öğretici bir örnek olarak karşımıza çıkıyor.

TCMB verilerine göre Türkiye, Ocak-Temmuz döneminde toplam 34,8 milyar dolarlık cari açık verdi. Geçen yılın aynı dönemine kıyasla 10,6 milyar dolar büyüyen açığın finansmanında bankaların ve şirketlerin dış borçlanması öne çıktı. İlgili dönemde açığın finansmanı için yurt dışından kullanılan krediler önemli ölçüde artarken, rezervlerden de geçen yıl kullanılanın iki katından fazla kaynak kullanıldı.




