Berlin'den İstanbul'a gelenler

Müge Turan'la Berlin Film Festivali ve İstanbul Film Festivali'nin kesiştiği filmler üzerine bir sohbet.
Berlin'den İstanbul'a gelenler

29 Mart - Ali Muhiddin Hacı Bekir - Duende
Ali Muhiddin Hacı Bekir ile birlikte

Hep hatırlanan tat: Ali Muhiddin Hacı Bekir Halide Edib Adıvar’dan Madonna’ya kadar pek çok ünlü ismin anılarında yer eden Ali Muhiddin Hacı Bekir , üstlendiği 42. İstanbul Film Festivali Tema Sponsorluğu ile sanata destek olmaya devam ediyor. Nedir? 1777 yılında İstanbul’un Bahçekapı semtinde küçük bir dükkânda başlayan yolculuğuna önce Osmanlı sarayında, sonra da dünyanın dört bir yanında devam eden Ali Muhiddin Hacı Bekir ; ilk günkü hâliyle koruduğu özgün reçeteler ve doğal ürünlerle tüm dünyanın hayran olduğu şeker ve lokumlar üretiyor. Kimi zaman ünlü ressamların imzalarıyla süslü kutularıyla, kimi zaman dünyaca ünlü eserlerle bezenen dükkân duvarlarıyla sanata ve sanatçıya verdiği değeri her daim gösteren Ali Muhiddin Hacı Bekir ; bu yıl 42. İstanbul Film Festivali ’nin Antidepresan bölümüne konuk olarak festival katılımcılarına duyusal bir şölen yaşatmaya hazırlanıyor. 246 yıllık tecrübesiyle İstanbul’un gastronomi tarihine tanıklık eden Ali Muhiddin Hacı Bekir’i buradan ziyaret edebilirsin.

Daha fazlasını öğren

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

Potsdamer Platz'da bir kafe, 2022 kışı. Berlin Film Festivali'nin son günleri. Almanya'da Türkçe duymak pek haber değeri taşımadığından yemeğimi bitirene kadar iki yan masadaki Türkçe cümlelerin kaynağının kim olduğuna dönüp bakmıyorum. Ne zaman ki aramızdaki masada oturanlar yemeğini bitirip kalkıyor, ses tanıdık gelmeye başlıyor ve gülüyorum: "Müge, n'aber?"

Festival tatlı tesadüfler, buluşmalar anlamına geliyor yine. Rabiye Kurnaz'ın tribünlere oynayışından, Aşk, Mark ve Ölüm'ün kusursuzluğundan, o gece Altın Ayı'yı kazanacak Alcarràs'tan konuşuyoruz ayaküstü. Festival ruhunun bir parçası olmuş o konuşmalarda hep olduğu gibi "Neler izledin?"ler, "Beğendin mi?"ler havada uçuşurken ikimiz de farklı bir filme yetişme derdindeyiz; hızlıca ayrılıyoruz.

Üç yıldır büyük bir heyecanla takip ettiğim Berlin Film Festivali'ne bu yıl ne yazık ki gidemedim. (Buraya bürokrasinin hayallerin önündeki en büyük engel oluşu, sınırların saçmalığı ve seyahat özgürlüğü ile ilgili bir şeyler yazdığımı farz edin.) Bu sene festival sırasında Berlin'de değil, festival sonrasında İstanbul'da buluşabiliyoruz aynı sohbet için. Yüreğim buruk ama sorum belli: "Berlin'den İstanbul'a gelenlerden hangilerini izledin?" diyorum, "Hangilerini beğendin, hangilerini izlemeliyim?" Eminim bu soruların yanıtları seni de ilgilendiriyor. 

Ben soruyorum, İstanbul Modern Sinema film küratörü ve sinema yazarı Müge Turan yorumluyor. Heyecanla sorduğum ilk soru "Yeni Petzold nasıldı?" oluyor. Senaryo ödüllü Musicoyunbaz ikili Bad Living - Living BadEncounters bölümünün galibi Here ve benim için önemli bir keşif olabileceğine inandığım 20,000 Species of Bees.

Afire | Yön: Christian Petzold

Petzold’un son birkaç filmi gibi bu da kaderin ağına takılan bir aşk hikâyesi, felaket ile romantizmi çiftleştiren modern bir melodram. “Elementler” üçlemesinin ikinci filmi ve merkezinde ateş var, ama Undine gibi tarihe referans vermek yerine bugünde geçiyor. Edebiyat için yanan sanatçılar, iklim krizi sonucu daha da yakında hissettiğimiz yangınlar bir arada. Hem sanat üretimi hem de bu üretimin her şeyi tüketen felaketler karşısındaki abes hali. Bir yandan tam bir Petzold filmi, ama bir yandan da daha tuhaf ve komik.


Music | Yön: Angela Schanelec

Music | Kaynak: İKSV

Schanelec’in onuncu filmi antik bir metin olan Sofokles trajedisinin postmodern yorumu. Sıcak bir Yunan adasında başlayıp gri Berlin sokaklarında bitiyor. Otomobil kazaları, doğan bebekler, ensest, körlük, sırlar ve sırların açığa çıktığında başa gelen felaketler kronolojik bir zaman çizelgesinde değil de bilmece gibi bir döngüde anlatılıyor. Uzlaşmaz bir biçimci olan yönetmen yine izleyenden yüksek ilgi ve dikkat bekliyor. Her ne kadar ışık geçirmeyen, duygu erişimine kapalı gibi dursa da filmin fevkaladeliğinden etkilenmemek mümkün değil. Üstelik bu kez müziğe de sığınabiliyoruz.


Bad Living | Yön: João Canijo

Bad Living | Kaynak: İKSV

Portekiz'den João Canijo’nun eski muhteşemliğinin izlerini hâlen taşıyan bir otele neredeyse mahkûm üç kuşak kadını anlatıyor. Ama filmin asıl ana karakteri labirent gibi büyük ve modern bu otel. Görüntü yönetmeni Leonor Teles’in bol pencere ve ayna yansımalı güzel çekimleri, renk ve bitti bitecek hissi veren ışık kullanımı filmin izleme keyfi veren tarafı. Bir de kadın kadına kaldıklarında ancak kötü bir enerji çıkarmış gibi aşırı depresif bir ruh hâli var. Sadece anne ve kızları değil çalışanların arasında da dolanıyor bu mutsuz enerji. Sıcaklıktan yoksun belki de otelin fotoğrafına fazla gönlünü kaptırmış, kendini fazla ciddiye alan bir yönetmenin filmi. Filmin siyam ikizi olan Living Bad’i izlemedim. Belki otel işletenleri kadar mutsuz değildir müşteriler.


20.000 Species of Bees | Yön: Estibaliz Urresola Solaguren

20.000 Species of Bees | Kaynak: İKSV

Bask yönetmenden bir ilk film. Trans bir çocuğun kendi içinde farklı ritim ve dinamikleri olan kalabalık bir ailede kendine yer bulma, kendi olma çabası. Yönetmen bütün karakterlerine şefkatle ve yumuşak yaklaşıyor: Çocuğun cinsiyet kimliğindeki kriz kadar annesinin sanatçı kimliğindeki krize de bakıyor. Filmin başrolündeki sekiz yaşındaki Sofia Otero filmin en büyük gücü.    


Here | Yön: Bas Devos


Here | Kaynak: İKSV

Bas Devos da ince ve hassas bir dilde anlatıyor hikâyesini. İki ana karakterden biri olan Romen inşaat işçisi Stefan, yıllık izni için memleketine dönmeden önce buzdolabında kalan sebzelerle çorba yapıp onu tanıdıklarına dağıtıyor. Stefan, yürüyüşe çıktığı bir gecede teyzesine Çin yemeği restoranında yardım eden briyolog (yosun uzmanı) genç kadın Shuxiu ile tanışıyor. Here, sinemanın gözünü çok iyi kullanan bir film: Kamera bazen yanından geçerken veya üzerine bastığımız için görmediğimiz şeyleri öne çıkarıyor, bazen de rastlantısallık için durmamız gerektiğini fısıldıyor. Sinemanın anlatıdan bağımsız anlarını iyi yakalayarak insanın ve doğanın huzur barındırabileceğine inanarak çıkıyoruz filmden.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

DuendeDuende

BÜLTEN SAYISI

PREMIUM'A ÖZEL

🍿 42. İstanbul Film Festivali: Galalar, Berlin’den filmler, festival ödevleri

Festivalin Galalar bölümünde öne çıkanlar; Berlin'den İstanbul'a gelen filmler ve festivalden önce küçük bir okuma, izleme ve dinleme listesi.

29 Mar 2023

On the Fringge (2022, Juan Diego Botto) | Kaynak: İKSV

YAZARLAR

Emre Eminoğlu

Sinema, kültür, sanat yazarı ve editör. 2021’den beri sinema editörlüğünü üstlendiği Aposto başta olmak üzere çeşitli dijital ve basılı yayınlarda sinema yazıları yazmaya, röportajlar yapmaya ve podcast'ler üretmeye devam ediyor.

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR