Beyin göçü ülkenin geleceği için en büyük tehlike

Beyin göçü ülkenin geleceği için en büyük tehlike haline geldi. "Bırakın gitsinler" demek yerine gitmelerine neden olan unsurları ortadan kaldırmak önceki nesillerin sorumluluğu değil mi?
Beyin göçü ülkenin geleceği için en büyük tehlike

EXANTE

EXANTE

Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.

2024 Yılı Yükseköğretim Beyin Göçü İstatistikleri, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından 24 Ekim 2025 tarihinde açıklandı. Bundan yaklaşık bir ay önce, 26 Eylül 2024’te ise “Yükseköğretimde Beyin Göçü 2021–2023 İstatistikleri” yayımlanmıştı.

Türkiye’de ekonomiyi faiz, kur, enflasyon, altın ve borsa üzerinden konuştuğumuz için bu önemli istatistiklere neredeyse hiç değinilmedi.

Ta ki Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Seyit Ardıç’ın, Antalya’da yapılan 2025 Yılı Meslek Komiteleri Ortak Toplantısı'nın açılışında yaptığı “Rekabet Gücünü Sadece Döviz Kuru Belirlemiyor” başlıklı konuşma basının dikkatini çekene kadar… Bu istatistikler o zamana dek yalnızca birer veri olarak kalmıştı.

Kendi adıma, hem İstanbul Sanayi Odası Başkanı Erdal Bahçıvan’ın hem de Ankara Sanayi Odası Başkanı Seyit Ardıç’ın konuşmalarını “Ekonomide Artık Başka Şeyler Söylemek Lazım” başlığı altında, vizyon açıcı değerlendirmeler olarak görüyorum.

Peki, ne dedi Sayın Seyit Ardıç?

Ardıç, önce iş dünyasına ilişkin bir özeleştiri yaptı. Sanayicinin rekabet gücünü sadece döviz kuru ya da işçilik maliyetinin değil; teknoloji, AR-GE, fikri mülkiyet ve markanın belirlediğini vurguladı.

Bu, uzun zamandır dile getirdiğimiz bir konu. Özellikle tüm varlığını döviz kuruna ve düşük faizli işletme sermayesine bağlamış bazı sermaye sahipleri ve onların temsilcileri için pek hoş karşılanmayacak bir tespit bu.

Ardıç, “Teknolojiyi sanayimize entegre edemezsek yakın gelecekte birçok firmamız ciddi ölçüde rekabet gücünü kaybedecek, hatta kapanma riskiyle karşı karşıya kalacaktır. Ülkemiz sanayisinin güçlü bir üretim kapasitesi var ancak katma değeri yüksek üretim oranımız hâlâ arzu edilen seviyede değil. Verimliliği artırmak, enerji yoğunluğunu azaltmak ve küresel değer zincirlerinde daha üst basamaklara çıkmak için dijitalleşme, AR-GE ve inovasyon yatırımlarına hız vermek zorundayız” diyerek savını destekledi.

Ardıç ayrıca, “Türkiye’nin AR-GE harcamaları 2002 yılında 1,2 milyar dolar iken 2024’te 20 milyar dolara çıktı; yaklaşık 17 kat arttı. Son 10 yılda imalat sanayiine 38,5 milyar dolar AR-GE harcaması yapıldı, bunun %45’i yüksek teknolojiye gitti. Geçen yıl imalat sanayiindeki AR-GE harcaması 6,4 milyar dolar oldu; ancak sadece Samsung firması geçen yıl 24 milyar dolar AR-GE harcaması yaptı” dedi.

Bir ekleme de ben yapayım: Türkiye’de yapılan AR-GE harcamalarının yaklaşık %60’ı personel giderlerinden oluşuyor.

Tabii burada esas tartışılması gereken noktalardan biri de, AR-GE adı altında yapılan yatırımların ne kadarının uluslararası standartlarda AR-GE sayılabileceği. Geçmişte, şirketlerde kullanılmayan bir odaya birkaç bilgisayar ve yazıcı alıp kapısına AR-GE laboratuvarı yazan ve milyarlarca lira teşvik alan firmalar olduğunu biliyoruz.

AR-GE yatırımları sonucunda ticari değere dönüşen, yenilik getiren ve hem ulusal hem uluslararası patent alınan ürünlerin neler olduğunu bilmiyoruz. Keşke bunlar da raporlanabilse.

Yapılan bu özeleştiriyle bütünleşen en önemli konu, beyin göçüne yapılan atıf idi.

ASO Başkanı Ardıç, TÜİK’in 2024 Yükseköğretim Beyin Göçü İstatistikleri’ne göre, tam burslu okuyan yani en zeki öğrencilerin %8,3’ünün yurt dışına gittiğini belirterek, “Bu aslında beyin göçü değil, akıl göçü. Bedava akıl ihraç ediyoruz” dedi.

İşte burası çok ama çok önemli.

Ardıç, eğitim sistemi ile sanayinin ihtiyaçlarının birbiriyle örtüşmemesinden de yakındı: “Kamu, üniversite ve sanayi arasında kurduğumuz bağın geometrisi bozuk. Ben bunun adına ‘kusurlu üçgen’ diyorum. Köşeler var, çizgiler var; ama akım yok, sinyal yok, güven yok.”

Sanayi ya da iş dünyasıyla bütünleşik bir yapıda mezun vermeye çalışan ve bizzat YÖK Başkanı tarafından da desteklenen iş dünyası destekli seçimlik dersler, yıl ortasında müfredat komisyonundan geri dönebiliyor. Bazen müfredat komisyonu bu dersler için sanki yeni bir bölüm açılıyormuş gibi dünya örnekleri istiyor. Oysa bu dersler ülkenin ihtiyaçlarına göre şekillenmiş derslerdir; illa bir yabancı örneğe dayanması gerekmez. Bu da bizim taraftan bir özeleştiri olarak burada dursun.

ASO Başkanı’nın referans verdiği “2024 Yükseköğretim Beyin Göçü İstatistikleri”ne biraz yakından bakalım.

Beyin Göçü İstatistikleri, 2024 referans yılı için Yükseköğretim Kurulu (YÖK) kayıtlarına dayanıyor ve 2009–2018 yılları arasında Türkiye’deki bir üniversiteden lisans düzeyinde (4, 5 ve 6 yıllık) mezun olup 2024 yılında Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan bireyleri kapsıyor. Ayrıca lisans mezunu olup daha üst bir eğitim seviyesine devam eden bireyler de kapsamda.

Bu mezunlardan, referans yıldan önceki beş yıl içinde en az üç yıl yurt dışında bulunup referans yılda kesin olarak yurt dışında yaşayanlar, yani 2024 yılı için 2019–2023 arasında en az üç yıl yurt dışında olup hâlen orada bulunanlar, yurt dışına göç etmiş kabul ediliyor.

Yükseköğretim mezunlarının beyin göçü oranı 2021’de %1,6 iken, 2023’te %2,0’a çıkmış. 2024 yılında ise değişmeyerek %2,0 seviyesinde kalmış.

Vakıf üniversitelerinde beyin göçü oranı %4,3 ile devlet üniversitelerinin (%1,7) oldukça üzerinde. Vakıf üniversitelerinde tam burslu okuyanların %8,3’ü yurt dışına göç etmiş. Bu çok yüksek bir oran.

2024 yılında en yüksek beyin göçü oranına sahip alanlar bilişim ve iletişim teknolojileri (%6,7), mühendislik, imalat ve inşaat (%4,4) ile doğa bilimleri, matematik ve istatistik (%2,7) olmuş.

Zaten ülkede matematik, fizik, kimya ve biyoloji gibi temel alanları seçen öğrenci sayısı azalmıştı; bu veriler tabloya tuz biber ekmiş durumda.

Unutmadan ekleyelim: Bu veriler yalnızca yükseköğretim mezunlarını kapsıyor. Türkiye’de esas önemli beyin göçü, lise mezunları arasında yaşanıyor. Bu durum hem beyin göçü hem de yurt dışına aktarılan milyonlarca dolar ve avro anlamına geliyor.

“Giderlerse gitsinler” demek yerine, gitmelerine neden olan unsurları ortadan kaldırmak önceki nesillerin sorumluluğu değil mi?

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

EXANTE

EXANTE

Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.

YAZARLAR

Prof. Dr. Burak Arzova

Akademisyen. 1994 yılında Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nden mezun olmasının ardından araştırma görevlisi olarak göreve başladı. 1996 yılında yüksek lisans, 2000 yılında doktorasını tamamlayan Arzova, 2004 yılında doçent, 2009 yılında da profesör oldu. Marmara Üniversitesi İşletme Fakültesi, Muhasebe-Finansman Ana Bilim Dalı’nda öğretim görevlisi.

EXANTE

Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

EXANTEEXANTE
∙

HİKAYE

Workup 14. dönem Demo Day: Yapay zeka ağırlıklı 10 girişim mezun oldu

İş Bankası’nın ana destekçiliğinde 2017'den bu yana süren Workup Girişimcilik Programı’nın 14. dönemi, çevrimiçi düzenlenen Demo Day etkinliğiyle tamamlandı. Yapay Zekâ Fabrikası’nın yürüttüğü bu dönemde 10 teknoloji girişimi mezun oldu. Dönemi öne çıkaran iki gelişme var: Mezunların 10'da 8'i işini doğrudan yapay zeka üzerine kuruyor ve seçim süreci bu kez bilinçli olarak İstanbul, Ankara ve İzmir’in dışına açıldı. Yeni mezunlarla birlikte programın toplam mezun sayısı 198'e ulaştı.

05 Kas 2026

Workup 14. dönem Demo Day: Yapay zeka ağırlıklı 10 girişim mezun oldu
EXANTEEXANTE
∙

HİKAYE

Türk Devletleri Zirvesinin ardından: Türk dünyası kendi arasında ne kadar iş yapıyor?

Türk Devletleri Teşkilatı'nın (TDT) 13. Zirvesi 29-30 Ekim'de Ankara'da yapıldı. Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan TDT'nin üyesi; Türkmenistan, Macaristan ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ise gözlemcisi. Zirvenin sonunda üye devletler 163 maddelik Ankara Bildirisi'ni kabul etti. Bildiri ortak alfabeden küp uyduya, savunma sanayisi kolejinden ulaşım koridorlarına kadar pek çok konuyu kapsıyor.

Yaman Alp Ungan

·

05 Kas 2026

Türk Devletleri Zirvesinin ardından: Türk dünyası kendi arasında ne kadar iş yapıyor?
EXANTEEXANTE
∙

HİKAYE

ABD ara seçimleri sonrası potansiyel ekonomik görünüm

ABD’de 2026 ara seçimlerinin Demokratların hem Temsilciler Meclisi hem de Senato’da çoğunluğu elde etmesiyle sonuçlanması, Amerikan ekonomisi ve küresel finansal piyasalar açısından yeni bir siyasi denge oluşturdu. Ancak seçim sonuçlarının ekonomi politikalarında radikal bir yön değişikliğinden ziyade, yürütme ve yasama organları arasındaki anlaşmazlıkları artırması bekleniyor.

Eren Kuru

·

05 Kas 2026

ABD ara seçimleri sonrası potansiyel ekonomik görünüm
EXANTEEXANTE
∙

HİKAYE

ABD ara seçim sonuçları: Ekonomide ve siyasette yeni dengeler

ABD'de 2026 ara seçimleri, Trump'ın ikinci döneminin kalan son iki yılının çerçevesini belirlemiş durumda. Resmi olmayan sonuçlara göre demokratlar hem temsilciler meclisinde hem de senatoda çoğunluğu ele geçirdi. Temsilciler meclisini demokratların kazanması beklenen bir sonuçtu. Sürpriz, cumhuriyetçilerin yıllardır elinde tuttuğu eyaletlerde de koltuklarını yitirerek senato tarafını da kaybetmesi oldu. Bu sonuç Washington'da Trump'ın gücünün yeniden dengelenmesi sürecini başlatırken, önümüzdeki iki yılın maliye, ticaret ve dış politika gündemini doğrudan etkileyecek

Eralp Ersoy

·

05 Kas 2026

ABD ara seçim sonuçları: Ekonomide ve siyasette yeni dengeler
EXANTEEXANTE
∙

HİKAYE

İSO'da Dalgakıran dönemi: Yeni başkanın programında neler var?

İstanbul Sanayi Odası’nda (İSO) 13 yıldır devam eden Erdal Bahçıvan dönemi sona erdi. 4 Kasım'da yapılan seçimlerde Adnan Dalgakıran, Bahçıvan'ın desteklediği Ender Yılmaz'ı 67'ye karşı 86 oyla geride bırakarak İSO'nun 2026-2030 dönemi Yönetim Kurulu Başkanı seçildi. Peki yeni İSO Başkanının programında hangi başlıklar var?

Emircan Yaman

·

04 Kas 2026

İSO'da Dalgakıran dönemi: Yeni başkanın programında neler var?