
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
Giysileri bir ifade aracı ve sanatının bir parçası hâline getiren non-binary ressam ve kreatif direktör Altın Tatlı'yla tanış.
Söyleşi: Alara Demirel
Türkiye'de kadın atanan bir bedenle yaşamak göz önüne alınınca giysilerin senin için nasıl bir ifade alanı oluşturuyor? Bundan "tarzın" diye bahsedecek olursak onu nasıl betimlerdin?
Öncelikle kadınlık atfedilmesiyle
Ekonomik durumumuz düzelmeye başlayınca annem bana korkunç elbiseler giydirmeye başladı. Kendimi aşırı rahatsız hissediyor, emo bir çocuk olarak siyah tişörtler içinde kaybolmak istiyordum. İnsanlardan sürekli “Kız mısın erkek misin?” sorusunu duyuyordum. Önceden rahatsız olmakla birlikte şimdi bu durumu benimsiyorum — insanların kafasını iyi yönde karıştırmak hoşuma gidiyor.
Bu süreç büyüdükten sonra farklı bir yön aldı; artık kendimi tanıdığım için giysiler benim için bir ifade aracı ve sanatımın bir parçası hâline geldi. Tarzım değişken çünkü içinde bulunduğumuz evren gibi ben de değişkenim ve gelişiyorum. Giysileri çıplak bedenlerimizi örtmek için kullanıyoruz ama aslında giydiklerimizde bizi daha çıplak hâle getirdiklerini düşünüyorum — olduğumuz kişiyi ve ilgi alanlarımızı yansıtabiliyorlar.

Fotoğraf: Mohamad Abdouni
Kendini giysilerin üzerinden ifade ederken toplumsal yaşamın etkilerini nasıl deneyimliyorsun?
Anlatacak komik hikâyelerim var ama elbette hepsini bir sorunun cevabına sığdıramıyorum. Ressam olduğum için iyi makyaj yapıyorum ve zaman zaman kendime teatral şeyler yapıyorum — bu şekilde sokağa çıkmayı seviyorum. İnsanların beni şeytan veya cin sandığını işittiğim oldu, yeri geldi mi âşık oluyorlar.
Bazen babamın takım elbiselerini araklıyorum. Topuklu ayakkabı giymeyi de çok seviyorum. Giysinin cinsiyeti olmamalı diye düşünüyorum. Mesela elbise giymeyi çok seven heteroseksüel natrans erkek olduğunu bildiğim arkadaşlarım var — onların bunu toplumsal hayata taşıyacak özgürlüğe sahip olamaması da beni üzüyor.

Altın Tatlı
Profesyonel hayatında giysiler ve kendini ifade etme hakkı işlerine nasıl yansıyor? İktidar alanlarını nasıl yıkıyorsun?
Birebir bağlantılılar. Eserlerim de hep karakterler ve hikâyeleri üzerinden yürüyor. Giysilerle aslında bir illüzyon yarattığımıza inanıyorum — onlar topluma uyum sağlamamız için bir araç işlevi görüyorlar. Hiçbir topluluğa uymayacak şeyler giymeyi seviyorum ve toplumdaki normları yıkmak istiyorum. İçimde Altın Tatlı'yım ama bedenimi kanvas gibi kullandığımda giydiklerimle, hareketlerimle yarattığım evrendeki bir karaktere dönüşüyorum.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Modanın endüstrisinin giysiler ve ifade alanlarıyla ilgisi ne? Giysilerin cinsiyeti var mı? Meselenin sınıfsal boyutunu nereden ele alacağız?
18 Oca 2022

YAZARLAR

Angst
Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
Fransa ve İspanya’da etkili olan orman yangınları sadece aşırı sıcaklık ve güçlü rüzgarla değil, alevlerin oluşturduğu sıra dışı bir hava olayıyla da büyüyor. NASA’nın “ateş püskürten ejderha” olarak tanımladığı, bilimsel adı “pyrocumulonimbus” olan ateş bulutları, çok büyük ve yoğun yangınların oluşturduğu aşırı sıcak hava, duman, kül ve nemin atmosferin üst katmanlarına doğru hızla yükselmesiyle oluşuyor. Prof. Dr. Doğanay Tolunay, “Bu bulutlar, büyük yangınlarda 12 kilometreye kadar yükselebilir. Bu kritik bir eşik çünkü uçaklar da o seviyelerden geçiyor” diyor.

Bağımlılık denince ilk akla gelenlerden biri alışveriş değil şüphesiz. Ya da spor. Bazen bir hafta boyunca oyun oynamak. Çoğumuz sosyal medyada geçirdiğimiz saatleri sorun olarak bile görmüyoruz. Oysa bağımlılık artık kendini pek çok farklı alanda gösteriyor ve işsizlik, gelecek kaygısı, anksiyete arttıkça bağımlı olduğumuz şeylerin sayısı ve çeşidi de artıyor.

Travma sadece olayın içinde olanların değil, ona tanık edilenlerin de bedenine yerleşir. Çünkü güven duygusunun yıkılışını görmek de insanın sinir sistemine yazılır. Bu yüzden bazı anksiyeteler kişisel değil; toplumsal ve politiktir. Çünkü sürekli alarmda yaşamak politiktir.

Farklı politikaları aynı şekilde uygulayarak liseyi kendi başına değer taşıyan bir yaşam alanı olmaktan çıkarıp üniversitenin bekleme salonuna dönüştürdük. Şimdi çocuklara hangi liseye gireceklerini soruyoruz; dört yıl sonra da hangi üniversiteyi kazanacaklarını soracağız. Déjà vu! Peki üniversite, bu bekleyişin sonunda başlayan bir başka bekleme odası olmasın?

1 Temmuz’da başlayan "Depozitosu Olan Ambalajlar" uygulamasıyla iade edilen her plastik, cam ve alüminyum içecek ambalajı için vatandaşlara 1 TL ödeniyor. Ancak uygulama ile tekrar kullanılabilen ambalajlar sistem dışına itilirken tek kullanımlık ambalajlar yaygınlaşıyor. "Ambalaj tasarımından bağımsız olarak ambalaj atığı sistemi tasarlanamayacağını" belirten Prof. Dr. Sedat Gündoğdu’ya göre 1 TL iade çok düşük, üretilen ürünün yüzde 20’sine yakın bir ödeme yapılması gerekiyor.



