Bir umut tasarımcısı: Bruno Taut

Bu hafta Boğaziçi Köprüsü'nden geçerken kiremit rengiyle bizi selamlayan Bruno Taut evini, ardındaki "umut tasarımcısıyla" anıyoruz.
Bir umut tasarımcısı: Bruno Taut

Aposto İstanbul

Aposto İstanbul

İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.

Bu haftaki hikâyemiz, 1916 yılındaki Türk-Alman Dostluk Yurdu yarışmasıyla başlıyor. Dönemin iç işleri sorumlusu Talat Paşa ile İmparator Kaiser Wilhelm II, Almanya’yı tanıtacak bir yapının İstanbul'da, aynı şekilde bir benzerinin de Almanya’da inşa edilmesini ister. Yarışma için kimi şartlar belirlenirken yetkililer zorlanır. Çünkü, 19. yüzyıla dek Türk-İslam mimari öğelerinin ön plana çıkması, Almanya’dan getirilecek bir mimarın hangi unsurları “beraberinde getirmesi” gerektiğine karar verilmesinde zorluk çıkartır. Yetkililer yarışmaya katılması için 24 kişi belirler, bunları 12’ye indirir; aralarından biri askere gittiği için 11 kişi İstanbul’a davet edilir. Yarışma için azınlıkların veya gayrimüslimlerin yoğun olduğu semtlerden ziyade Çemberlitaş gibi eski bir yerleşim yeri tercih edilir. Ayasofya, Sultanahmet, Kapalı Çarşı gibi tarihî mekânların anlamlarına bir değer daha katması planlanan projenin adayları arasındaki en genç isim ise 36 yaşındaki Bruno Taut’tur. 

brunotaut
Bruno Taut
Fotoğraf: vikipedi üzerinden
 

• Bruno Taut: Kendisi, Yahudi asıllı bir ailenin mimar ve şehir plancısı oğludur. 1880 yılında Doğu Prusya’nın başkentinde -şimdiki adıyla Kaliningrad’da- dünyada gelir. Almanya’daki uygulamaları esnasında mimarlığın yaşam kalitesini artıran, estetik kaygılar barındırsa da konforunu bütün bileşenlerinden nimetlerinden faydalanarak sağlayan bir disiplin olduğuna inanır. Renk kullanımı, malzeme bilgisi ve tasarrufu ön planda tutması; dönemin sürdürülebilir yaşam felsefesine uyduğunu gösterir. Mesleğine merakı, çok genç yaşta duvarcı çırağı olarak çalıştığı yıllarda başlar. Meslek lisesi altı dönemden oluşurken Taut'un üç dönemde bitirmesi hızla çalışmaya başlamasına yardımcı olur. Bu sayede erken atıldığı çalışma hayatında dönemin bilinen mimarlarının stüdyolarında tasarım yapma imkânı bulur. Bir yandan da 1908 yılında Berlin’deki planlama dairesinde başkanlık yapmış olan Theodor Goecke’nin şehircilik eğitimini tamamlar. Bu esnada fikirleri onun sosyalizmle yakınlaştırır ve özellikle "ütopya"ya dokunan tasarımlar yapmaya başlar. Zihinsel bozukluğa sebep olduğuna inandığı savaş dönemi, "umudu" bir tasarım unsuru olarak kullanmasını tetikler. Bunun için başta ışığı kullanır. Hatta ışığı bir ressam gibi değerlendirir ve beton ile camı kullandığı tasarımlarıyla dikkat çeker. Cama olan bağlılığı Die Gläserne Kette (Cam Zincir) isimli bir topluluğun içinde yer almasına, topluluğun üyelerinin mektupla fikir alışverişinde bulunmalarına sebep olur. Ülkede ırka bağlı ayrımcılığın artışıyla beraber İsveç, Japonya ve en son Türkiye’ye gelir. Türkiye’ye çağrıldığında İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi'nde yönetici olur ve Milli Eğitim Bakanlığı’nda da Mimarlık Bölüm Başkanlığına getirilir.

camev
Taut'un 1914 yılında bir fuar için tasarladığı cam pavyon.
 

• Yapıtları: Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nin, Ankara Atatürk Lisesi'nin Atatürk'ün katafalkının, Trabzon Fen Lisesi’nin ve Cebeci Ortaokulu'nun planlarını çizer. Aynı zamanda Ortaköy’de yer alan ve Boğaziçi Köprüsü’nden geçerken kiremit rengiyle bizi kendine çeken evini de inşa eder.

taut
Taut'un evi

• Yapı, Japonya’daki minimalizmle Türkiye’deki Cumhuriyet dönemi mimari unsurlarını barındırır. Ne yazık ki bu yapıda uzun zaman geçiremeden griple başlayan sağlık sorunlarının zatürreye dönmesi sebebiyle 1938 yılında hayatını kaybeder. Bize de geçenin hâlâ hayranlıkla seyrettiği evi kalır.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Aposto İstanbul

Aposto İstanbul

İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

Aposto İstanbulAposto İstanbul
∙

BÜLTEN SAYISI

🚢 Kabataş'ı nasıl bilirdiniz?

Pazar kahvaltınız hazır: Kabataş'ın öyküsü, Osman Hamdi Bey'in kayıp tablosu, İstanbul'un endemik bitkileri ve daha nicesi.

23 Ağu 2020

🚢 Kabataş'ı nasıl bilirdiniz?

YAZARLAR

Ege Dikencik

1990'da Bursa'da doğdum. Bursa Erkek Lisesi ve İTÜ Şehir ve Bölge Planlama Bölümü'nden mezun oldum. Beş sene süren profesyonel spor hayatım ve birkaç sene zorlanarak gittiğim şan dersleri hayatıma nasıl şekil vermem gerektiğiyle ilgili çok şey öğretti. İstanbul'a geldiğimden beri birçok farklı işi ucundan deneyimledim ve harika insanlarla tanıştım. Şimdilik öğretim hayatıma yüksek lisansa kadar ara verdim; 'eğitim' hayatım ise tam hızıyla devam ediyor.

Aposto İstanbul

İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

Bizi bu şehir sinirlendiriyor olabilir mi?

Bir zamanlar iyi geldiği için adı "terapi" konan bölgelere sahip bu şehir, bugünlerde çoğumuzun psikolojisinin bozulmasının sebeplerinden biri hâline gelmiş gibi. Belki de sorun İstanbul’un yalnızca çok kalabalık olması değildir. Belki sorun, İstanbul’un bize kendimiz için giderek daha az yer bırakması. Belki mesele yalnızca trafik değil, gürültü değil, nüfus değil, beton değil. Bütün bunların arasında kendimize ait küçücük bir alan bulamamak.

Vartan Estukyan

·

04 Eki 2026

Bizi bu şehir sinirlendiriyor olabilir mi?
Eski Şark Eserleri Müzesi yeniden açıldı: İstanbul Arkeoloji Müzeleri'nin gözden kaçan hikayeleri

Dört yıllık tadilatın ardından yeniden açılan Eski Şark Eserleri Müzesi, İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nin geniş koleksiyonundaki hikayelerin peşine düşmek için İstanbullulara bahane oldu. Dört bin yıllık bir aşk şiirinden Assur’un süslü cinlerine, Midillili bir köpeğin mezartaşından müze bahçesindeki altı Bizans, üstü Osmanlı çeşmesine, bu kez hemen akla gelen başyapıtlarla değil, ilk bakışta gözden kaçabilecek ilginç hikayeler eşliğinde geziyoruz müzeyi.

Deniz Kaynak

·

09 Ağu 2026

Eski Şark Eserleri Müzesi yeniden açıldı: İstanbul Arkeoloji Müzeleri'nin gözden kaçan hikayeleri
İstanbul’da neden bir Doğu Roma müzesi yok?

İstanbul’da gezerken bazen bir sarnıcın önünden geçeriz, bazen bir sur parçasının yanından. Bazen eski bir kilisenin, bazen bir saray kalıntısının, bazen de adını bilmediğimiz bir sütunun önünde dururuz. Çoğu zaman fark etmeyiz; fark ettiğimizde de bu kalıntıları ayrı ayrı görürüz. Ayasofya bir yerde durur, Kariye başka bir yerde. Oysa bütün bunlar aynı büyük hikayenin parçalarıdır: İstanbul’un bin yılı aşan Roma / Doğu Roma başkentliği.

Şerif Yenen

·

04 Ağu 2026

İstanbul’da neden bir Doğu Roma müzesi yok?
Kent hakkı ve bellek: Kadıköy değişiyor, peki kimin için?

Kadıköy değişiyor ama bu sadece yapısal bir dönüşüm değil. Bu, bir mahallenin değişen yaşam kültürünün, aşınan kent belleğinin ve yaşadığı çevre üzerinde söz sahibi olmak isteyen sakinlerinin hikayesi aynı zamanda. Caferağa Mahallesi Muhtarı Hanife Dağıstanlı, son 15 yılda semtin geçirdiği dönüşümü kent belleği, kamusal alan ve aidiyet üzerinden değerlendiriyor.

Zeynep Sipahi

·

22 Tem 2026

Kent hakkı ve bellek: Kadıköy değişiyor, peki kimin için?
Sanasaryan Han: Vakıftan lüks otele uzanan yüz yıllık mülkiyet düğümü

Sirkeci’de, İstanbul’un en yoğun geçiş noktalarından birinde yükselen Sanasaryan Han, bugün "lüks otel" olarak işletiliyor. Ancak binanın hikayesi bir otelden çok daha fazlası: Bir Ermeni vakfı, devletleşen bir mülkiyet, siyasi tutukluluk hafızası ve yarım asrı aşan bir hukuk mücadelesi...

Vartan Estukyan

·

17 Tem 2026

Sanasaryan Han: Vakıftan lüks otele uzanan yüz yıllık mülkiyet düğümü