Bir vampir olarak Pinochet: El Conde

Pablo Larraín’in Venedik Film Festivali’nde En İyi Senaryo ödülü kazanan yeni filmi, Şilili diktatörü bir vampir olarak hayal ediyor.
Bir vampir olarak Pinochet: El Conde

15 Eylül - Oris - Duende
Oris ile birlikte

Keyifli bir dokunuş: Oris’ten ProPilot X Kermit Edition ProPilot X Kermit Edition Keyifli bir an için yapılacaklar o kadar da uğraş gerektirmeyebilir. Kısa bir yürüyüş, sıcak bir duş veya gökyüzünün en güzel formuna gözün bir an çarpması bile bazen aranılan keyfin bulunmasına yeterken; hayat ne kadar ciddiye alınmalı? Asıl amacını her zaman mutluluk getirmek olarak tanımlayan Oris , yepyeni ve oldukça sevindiren iş birliği ProPilot X Kermit Edition ile hayatı çok da ciddiye almamayı teşvik ediyor. Nedir? Oris ve The Muppet Show 'dan Kurbağa Kermit , mutluluk saçmanın özel bir formülünü bularak biraz eğlenmek ve ProPilot X Calibre 400 'ün oldukça özel yeni edisyonuyla ‘Kermit Günü’ nü yaratmak için bir araya geliyor. Nesillerdir bizleri gülümseten Kermit, görevini yeniden üstlenerek kendine ProPilot X Kermit Edition ’da bir yer buluyor ve her ayın ilk günü saatin kadranından bizlere selam veriyor. Oris Calibre 400: Yeşil kadranıya esprili bir dokunuşa sahip olan ProPilot X Kermit Edition, Oris’in alametifarikası Calibre 400 mekanizmasıyla donatıldı. Bağımsız İsviçreli saat şirketinin yetenekli mühendisleri tarafından tamamen kendi bünyesinde tasarlanan saat, yüksek düzeyde antimanyetizma ve beş günlük güç rezervi sunarken 10 yıllık garantiyi beraberinde getiriyor. Kurbağa Kermit’le hayatına gülümseten bir dokunuş eklemek için ProPilot X Kermit Edition saate bu bağlantı üzerinden ulaşabilirsin.

Daha fazlasını öğren

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

Film: El Conde

Yönetmen: Pablo Larraín

Yapım yılı: 2023

Süre: 110 dakika

Sinemanın açtığı kapıları seviyorum. Sinema sayesinde; normal şartlarda ilgi alanıma girmeyen, bu yüzden araştırıp öğrenemeyeceğim konularla alakalı bilgi sahibi olduğumu fark ettiğim anların sayısı hiç az değil. Arjantin, Şili, Bosna-Hersek ve Romanya gibi ülkelerin son yüz yılda yaşadıklarına -yaşadığım ülkenin yakın tarihine kıyasla daha çok- hâkim olmamın nedeni olarak Latin Amerika ve Doğu Avrupa sinemasına olan ilgim gösterilebilir. Bunu başaran önemli isimlerden biri de Şili’den dünyaya açılmış olan Pablo Larraín. Yönetmen, senarist ve yapımcı kimliğiyle Larraín; Post Mortem (2010), No (2012), The Club (2015), Neruda (2016) gibi filmleriyle ülkesinin politik atmosferine, figürlerine, olaylarına dair gerçek ya da kurmaca hikâyeler anlattı. Ardından hikâye anlatıcılığında melankolik ve derinlikli bir sayfa açarak izleyiciyi ABD ve Birleşik Krallık yakın tarihindeki iki kadının hâletiruhiyelerinde yolculuğa çıkardı: Jackie (2016) ve Spencer (2021); biyografi türüne yeni bir boyut, soluk kazandırdı. 

Pablo Larraín’in Şili diktatörü Augusto Pinochet hakkında bir film yaptığını duyduğumda, ilk dönem işlerine benzer bir filmle karşılaşacağımı düşünmüştüm. Film hakkında detaylar ortaya çıkmaya başladığında ise çok yanıldığımı, yönetmenin yeni bir şeyler denemek üzere olduğunu fark ettim: El Conde Pinochet’i hâlen yaşayan ve Şilililerin kanını emmeye devam eden bir vampir olarak tasvir edecek, siyah-beyaz ve gotik bir film olacaktı. Larraín’in daha önce de üç filminde işbirliği yaptığı Guillermo Calderón ile yazdığı senaryo; filmin dünya prömiyerinin gerçekleştiği Venedik Film Festivali’nde En İyi Senaryo ödülü kazandı. Böylece merakım iyice arttı.

Film kendine yarattığı fantezi dünyasında tarihi baştan yazıyor. Augusto Pinochet’i 250 yıl önce doğmuş bir vampir olarak kurgulayan El Conde, Avrupa’dan çıkıp “kralı olmayan ülke” Şili’ye giderek orada bir diktatörlük rejimi kurduğunu iddia ediyor. 250 küsur yaşında artık daha fazla yaşamak istemediğine karar veren diktatör; tüm ısrarlarına rağmen vampire dönüştürmediği, miras peşindeki beş çocuğunun ve bir rahibenin yardımıyla ölümüne hazırlanıyor. Yarattığı ve inandığı fantezi dünyasını bir kenara bıraktığımızda film; Larraín’in ilk dönem işlerindeki politik ve toplumsal simgeselliği son iki filmindeki karakter odaklı, klostrofobik ve melankolik atmosferle birleştiriyor.

El Conde | Kaynak: Netflix

Filmin ilk yarısında Pinochet’in hayranlık beslediği Marie Antoinette’in kellesini uçuran giyotini yalayışı ya da Santiago semalarında uçuşu gibi görsel imgelerle yeniden-kurgulanmış tarihi kan dondurucu bir vampir hikâyesi olarak tanıtıyor. Film boyunca kimi zaman izleyicisinin kendi düşüncelerini bastıracak kadar güçlü ve yüksek sesle devam edecek olan barok müzik, o görsel imgelerin etkisini ve yarattığı kana susamışlık hissini güçlendiriyor. Monokrom çekildiği için kanın kırmızısını göremeyeceğin bu filmde çoğu sahnenin kıpkırmızı olduğunu hayal etmekse hiç güç değil. Filmin birçok sahnesindeki grafik şiddet ve kan emme sahneleri, Nosferatu (1922, yönetmen: F.W. Murnau / görüntü yönetmeni: Fritz Arno Wagner) gibi klasiklerin gotik atmosferiyle The Tragedy of Macbeth (2022, yönetmen: Joel Coen / görüntü yönetmeni: Bruno Delbonnel) gibi çağdaş monokrom filmlerin heybetli ama melankolik atmosferini harmanlıyor.

Öte yandan El Conde’nin ödüllü senaryosunun, filmin güçlü görsel ve işitsel dünyasının gölgesinde kaldığını düşünüyorum. Gündelik hayatta ve medyada politikacılar için sıkça kullanılan vampir benzetmesini şakalarının ve hikâyelerinin merkezine yerleştiren Pablo Larraín ile Guillermo Calderón, bu şakayı gereğinden fazla uzatıyorlar. Anlatıcının kimliğini deşifre ederek ortaya çıkardığı sürpriz, o an gülümsetse de son tahlilde filmi ucuzlaştırıyor. Öte yandan ikilinin tarihi gerçekleri bu fantezinin içine yerleştirdiği anlar (örneğin rahibenin Pinochet’in çocuklarını sorguya çektiği diyaloglar) söz konusu şakadan uzaklaşarak sana gerçeğe ve gerçeklerin ağırlığına dair ipuçları veriyor. 

İnsanlığın işlediği bazı suçları anlamlandırmak öylesi mümkün değil ki bazen tek mantıklı açıklama suçluların kana susamış vampirler olduğunu düşününce yapılabiliyor.

Nerede izleyebilirsin? El Conde, Venedik’teki gösteriminin hemen ardından bugün Netflix’te yayınlanıyor.

Benzer işler:

  • Inglourious Basterds (2009, Quentin Tarantino)
  • Iron Sky (2012, Timo Vuorensola)
Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ BAŞLIKLAR

NEREDE YAYIMLANDI?

DuendeDuende

BÜLTEN SAYISI

🧛‍♂️ Venedik’in ödüllü filmi El Conde, sektör taşlaması dizi The Other Two

Pablo Larraín’in diktatör Pinochet’i bir vampir olarak tasvir ettiği filmi El Conde ve eğlence endüstrisini tiye alan komedi The Other Two.

15 Eyl 2023

Oris ile birlikte
El Conde | Kaynak: Netflix

YAZARLAR

Emre Eminoğlu

Sinema, kültür, sanat yazarı. 2021’den beri sinema editörlüğünü üstlendiği Aposto başta olmak üzere çeşitli dijital ve basılı yayınlarda sinema yazıları yazmaya, röportajlar yapmaya ve podcast'ler üretmeye devam ediyor. SİYAD ve FIPRESCI üyesi, Golden Globes seçmeni.

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

DuendeDuende

HİKAYE

32. Saraybosna Film Festivali: Balkanlar sineması ve Cannes’ın öne çıkanları

Saraybosna Film Festivali’nin 32. yılında yarışmanın öne çıkanlarına, Balkan sinemasının yakın geçmişle ilişkisine ve festivalin en iyi filmlerine yakından bakıyoruz.

Emre Eminoğlu

·

24 Ağu 2026

32. Saraybosna Film Festivali: Balkanlar sineması ve Cannes’ın öne çıkanları
DuendeDuende

HİKAYE

The Invite: Bir ilişkiyi ayakta tutan nedir?

Olivia Wilde’ın "The Invite"ı, boşanmanın eşiğindeki bir çiftin evlerine misafir olan başka bir çift üzerinden arzuyu, evliliği, kadınlık deneyimlerini ve birlikte yaşamanın performatif hâllerini didikliyor. Tek mekana sıkışan film, seksin bir ilişkinin nedeni değil semptomu olduğunu söylerken asıl soruyu sonu bırakıyor: Bir ilişkiyi ayakta tutan şey arzu mu, alışkanlık mı, yoksa ilişkinin içinde kendin olabilmek midir?

Aslı Ildır

·

24 Ağu 2026

The Invite: Bir ilişkiyi ayakta tutan nedir?
DuendeDuende

HİKAYE

Caz Datça’nın ritmine karışırken: DatJazz'da Melina ile Doğu Akdeniz müziği üzerine

Datça’nın doğası ve Akdeniz ruhunu cazla buluşturan DatJazz’ın ilk yılında festivaldeydik. Yunan ve Fransız kültürü arasında büyüyen genç sanatçı Melina ile buluştuk ve geleneksel ile moderni buluşturan Doğu Akdeniz müziği üzerine konuştuk.

Eda Solmaz

·

24 Ağu 2026

Caz Datça’nın ritmine karışırken: DatJazz'da Melina ile Doğu Akdeniz müziği üzerine
DuendeDuende

HİKAYE

Kurgunun tasfiyesi: Otobiyografik anlatı edebiyatı nasıl istila etti?

Otobiyografik kurgu, memoir ve “dolaysızlık” estetiği çağdaş edebiyatın merkezine yerleşirken kurgu, hayal gücü ve başka dünyalar kurma iddiası giderek geri çekiliyor. Édouard Louis’den Karl Ove Knausgård’a uzanan bu yeni gerçekçilik, edebiyatı bir “otantiklik piyasası”na dönüştürürken okuru başka dünyaları tahayyül etmeye değil ona yalnızca empatiyle yaklaşmaya çağırıyor. Politik ve kültürel olarak alternatifsiz bırakılmış dünyanın edebiyattaki semptomları.

Enes Köse

·

21 Ağu 2026

Kurgunun tasfiyesi: Otobiyografik anlatı edebiyatı nasıl istila etti?
DuendeDuende

HİKAYE

Kazdağları'nın geçmişine uzanan bir köprü: Doğaya Sanat programı

Kazdağları’nın ekolojik kırılganlığı ile Mehmetalan Köyü’nün Tahtacı kültürü, sözlü hafızası, mitoloji ve tarih anlatılarıyla ilişki kuran Doğaya Sanat programı ekoloji, yerel kültür ve sanat arasındaki bağı; araştırma, karşılaşma, birlikte düşünme ve üretme pratiği üzerinden ele alıyor. Programın kurucuları Barış Atağ, Oğuzhan Taflı ve program direktörü Derya Yücel ile bu uzun soluklu ilişkinin nasıl kurulduğunu konuştuk.

Melike Bayık

·

21 Ağu 2026

Kazdağları'nın geçmişine uzanan bir köprü: Doğaya Sanat programı