Birer iletişim aracı olarak diyalog ve sessizlik, bir hafıza aracı olarak mekân: Ali Tansu Turhan

“En son ne zaman sadece güzel olduğu için bir şeyi hatırlamaya çalıştın?”
Birer iletişim aracı olarak diyalog ve sessizlik, bir hafıza aracı olarak mekân: Ali Tansu Turhan

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

Ali’yi keşfetmek. Sinemada izleyip de bizi sinemaya bağlayan filmler çok benzer Ali’yle; benim İstanbul’da izlediğim Titanic ve The Lion King’i o da Bolu’da perdede izlemiş. 19 yaşında İstanbul’a sinemayı mesleğine dönüştürmek için gelmiş:

Bir üniversite sinema öğrencisinin film çekmesi çoğunlukla okuldaki derslerine ödev olarak başlar ama ben bu filmleri sadece ödev olarak tutmak istemedim. O yüzden düşündüğüm hayalleri, ilk filmimi bir yapımcıyla çektim ben.” 

Üstelik senaryo yazmanın da bir film yönetmek kadar değerli olduğunun farkında. “Bir hikâyede vesile olacağın, aracı olacağın yer neresiyse orası en önemli ve en özel yer. Onun dışında yönetmen olmuşsun, senarist olmuşsun bunun aslında birbirinden iyi ya kötü bir farkı yok.” diyor.

Ali, bir bar taburesi üstünde düşüncelere dalmışken


İlk gösterimi geçtiğimiz aylarda Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde yapılan Diyalog, Ali Tansu Turhan’ın ilk uzun metrajlı filmi. İkinci filminin çekimlerine önümüzdeki bahar Ayvalık'ta başlayacağı İlişki ve Temas Üçlemesi’nin ilk filmi bu. Filmde oyuncu seçimleriyle tanıdığımız, provalarda karakterleriyle ülkemizde çekilmiş en uzun plan sekansta birbirleriyle kurdukları bağı izlediğimiz Ushan Çakır ve Hare Sürel için şöyle diyor Ali: “Ushan ve Hare’yi biz seçmedik. Ushan ve Hare geldiler, rolleri kendileri aldılar.” 

Daha farklı nasıl diyalog kurabiliriz? Adını diyalog kurmaktan alan bir filmin en etkileyici, en akılda kalıcı sahnesinin çoğunlukla diyalogsuz bir sahne olması beni büyülüyor. Ali, sessizliğin bir iletişim aracı olduğunu hatırladıkları noktada filme olabildiğince sessiz diyaloglar eklemeye çalıştıklarını söylüyor. Öte yandan bugünlerde Başka Sinema’yla turnede olan Diyalog ekibi, her hafta yeni bir kente uğrayarak seyirciyle buluşmak konusunda yepyeni bir yöntem deniyor, yeni diyaloglar kuruyor. “Sinemalarda görüşürüz…” diyor Ali, “Başka hiçbir yerde değil.” 

Ali'yle, diyalogsuz bir yürüyüşün izinden gitmeye başlamadan hemen önce


Ali’yle keşfetmek. Şanslıyım, Keşif Sineması’ndaki konuklarım da benim kadar seviyor Nordik sinemayı. “Eskil Vogt’u konuşalım mı?” dediğinde bu yılki favori filmim The Worst Person in the World geliyor aklıma hemen, gülümsüyorum. Joachim Trier’in filmlerinin senaristi olarak tanıdığımız Vogt’un 2014 yapımı bir filmi var — Blind. Görme duyusunu kaybeden bir kadının gördüklerini unutmamak için hafızasında kurduğu hikâyeler üzerine olan Blind; Nordik mizahın o oyunbaz, o haylaz, o trajik yanlarından besleniyor, ve tabii Vogt’un tüm Trier filmlerinden alışık olduğumuz dehasından. “Beni yüzleştiren şeylere çok fazla gülüyorum.” diyor Ali. Mizahın ciddi bir şekilde konuşamayacağız konuları konuşulur hâle getirmek için kullanılmasının onu etkilediğini söylüyor. Hafızadan, mekândan, hafıza ve mekân ilişkisinden konuşuyoruz sonra: “Bir mekânın içinde oluşan hafıza daha sonra o mekânın içinden tekrar ve tekrar oluşmaya başlıyor ve baktığın zaman o hafızanın sahibi mekân mı yoksa insan mı orada pek emin olamıyorsun.” 

Şimdilik en fazla vakit geçirdiğim, en uzun Keşif Sineması bölümünü kaydettiğim Ali’nin sineması daha şimdiden iz bırakıyor bende. Yönetmen olarak bir imzaya dönüştürmeye şimdiden başladığı tek planlarıyla, “o gecelerden”, sözcüklerden ya da sessizlikten beslenen diyaloglarıyla, gerçek ve kurmaca arasındaki git gelleriyle yeni filmlerini keşfetmek için heyecanlıyım. 

Ali ve Emre'yle keşif dolu bir sohbetin derinliklerinde


Diyor ki... “Yaşadığımız yüzyılda o kadar var olma ihtiyacımız, biricik olma ihtiyacımız var ki hafızayı hep bizi onaylayan yerden hatırlıyoruz. 100 yıl öncesinde hafıza bir insanın kendi fikri ya da duygusuna referans olarak başvurduğu bir hatırlama metodu muydu şu an olduğu gibi? En son ne zaman sevdiğim bir anıyı sadece hatırlamak için hafızamın derinliklerine gittim? En son ne zaman sadece güzel olduğu için bir şeyi hatırlamaya çalıştım? Hafızaya gidişimiz hep bir şeyi kanıtlamak, bir şeyi onaylamak için oluyor. Hafızaya gidiş hep karşımızdakini ikna etmek için masaya bir silah bırakmak gibi.”

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

DuendeDuende

BÜLTEN SAYISI

PREMIUM'A ÖZEL

🎬 Keşif Sineması #1.7: Ali Tansu Turhan

Ali Tansu Turhan’la sessizlikte buluşuyor, mekânlarda hayat buluyor ve sinemanın cazibesine kapılıyoruz.

15 Ara 2021

Fotoğraf: Deniz Sabuncu

YAZARLAR

Emre Eminoğlu

Sinema, kültür, sanat yazarı. 2021’den beri sinema editörlüğünü üstlendiği Aposto başta olmak üzere çeşitli dijital ve basılı yayınlarda sinema yazıları yazmaya, röportajlar yapmaya ve podcast'ler üretmeye devam ediyor. SİYAD ve FIPRESCI üyesi, Golden Globes seçmeni.

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

DuendeDuende

HİKAYE

32. Saraybosna Film Festivali: Balkanlar sineması ve Cannes’ın öne çıkanları

Saraybosna Film Festivali’nin 32. yılında yarışmanın öne çıkanlarına, Balkan sinemasının yakın geçmişle ilişkisine ve festivalin en iyi filmlerine yakından bakıyoruz.

Emre Eminoğlu

·

24 Ağu 2026

32. Saraybosna Film Festivali: Balkanlar sineması ve Cannes’ın öne çıkanları
DuendeDuende

HİKAYE

The Invite: Bir ilişkiyi ayakta tutan nedir?

Olivia Wilde’ın "The Invite"ı, boşanmanın eşiğindeki bir çiftin evlerine misafir olan başka bir çift üzerinden arzuyu, evliliği, kadınlık deneyimlerini ve birlikte yaşamanın performatif hâllerini didikliyor. Tek mekana sıkışan film, seksin bir ilişkinin nedeni değil semptomu olduğunu söylerken asıl soruyu sonu bırakıyor: Bir ilişkiyi ayakta tutan şey arzu mu, alışkanlık mı, yoksa ilişkinin içinde kendin olabilmek midir?

Aslı Ildır

·

24 Ağu 2026

The Invite: Bir ilişkiyi ayakta tutan nedir?
DuendeDuende

HİKAYE

Caz Datça’nın ritmine karışırken: DatJazz'da Melina ile Doğu Akdeniz müziği üzerine

Datça’nın doğası ve Akdeniz ruhunu cazla buluşturan DatJazz’ın ilk yılında festivaldeydik. Yunan ve Fransız kültürü arasında büyüyen genç sanatçı Melina ile buluştuk ve geleneksel ile moderni buluşturan Doğu Akdeniz müziği üzerine konuştuk.

Eda Solmaz

·

24 Ağu 2026

Caz Datça’nın ritmine karışırken: DatJazz'da Melina ile Doğu Akdeniz müziği üzerine
DuendeDuende

HİKAYE

Kurgunun tasfiyesi: Otobiyografik anlatı edebiyatı nasıl istila etti?

Otobiyografik kurgu, memoir ve “dolaysızlık” estetiği çağdaş edebiyatın merkezine yerleşirken kurgu, hayal gücü ve başka dünyalar kurma iddiası giderek geri çekiliyor. Édouard Louis’den Karl Ove Knausgård’a uzanan bu yeni gerçekçilik, edebiyatı bir “otantiklik piyasası”na dönüştürürken okuru başka dünyaları tahayyül etmeye değil ona yalnızca empatiyle yaklaşmaya çağırıyor. Politik ve kültürel olarak alternatifsiz bırakılmış dünyanın edebiyattaki semptomları.

Enes Köse

·

21 Ağu 2026

Kurgunun tasfiyesi: Otobiyografik anlatı edebiyatı nasıl istila etti?
DuendeDuende

HİKAYE

Sad girl summer: Pop yıldızları neden hüzünlendi?

“Brat summer”ın dans pistindeki isyanının üzerinden iki yıl geçti. 2026 yazında Z kuşağının pop yıldızları bu kez ayrılıkları, ölümü, kaygıyı ve dünyanın sonunu anlatıyor. Olivia Rodrigo’dan Phoebe Bridgers’a, Gracie Abrams’tan Charli xcx’e uzanan “sad girl summer”, yalnızca pop müziğin yeni trendi değil, savaşlar, iklim krizi ve gelecek kaygısıyla büyüyen bir kuşağın da ruh hâli.

Eda Solmaz

·

17 Ağu 2026

Sad girl summer: Pop yıldızları neden hüzünlendi?