Birleşik Krallık müzik endüstrisinin bağımsız yıldızı: Domino Records

Sevdiği ve paylaşmak istediği müziğin peşinde.
Birleşik Krallık müzik endüstrisinin bağımsız yıldızı: Domino Records

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

Güney Londra’da bodrum katında bir daire; içeride yalnızca bir yatak, telefon ve faks makinesi var. Yerde bağdaş kurup oturmuş biri, yeni yayımladığı albümlerin yerlerine ulaşıp ulaşmadığını öğrenmek için telefonda saatler geçiriyor. Bu kişi, bugünün en etkili bağımsız plak şirketlerinden Domino’nun kurucusu Laurence Bell. 90’ların başında Ipswich’ten Londra’ya taşınan bu müzik delisi, plak dükkânlarında çalışıp bir yandan bağımsız plak şirketi Fire Records için yeni sanatçılar arıyor. Gönlünde yatan asıl arzu ise, kendi dünya görüşüne sahip, bilinmeyen müzikleri dinleyiciyle buluşturacak bir plak şirketi kurmak.

Domino Logo
Domino Logo

ABD'li indie’nin Birleşik Krallık’taki evi: 1993’te, albüm prodüksiyonu üstlenecek kadar kaynağı olmayan Bell, ABD’de yayımlanan albümlerin Birleşik Krallık’taki yayın haklarını alarak yola koyuluyor. Böylece hem daha düşük bütçeyle şirketini var edebiliyor hem de dinleyiciler, ithal albümler yerine Birleşik Krallık’ta üretilmiş albümlere daha düşük maliyetle sahip olabiliyor. Domino’nun bu şekilde yayımladığı ilk çalışma, Sebadoh’un Bubble & Scrape albümü. Will Oldham ve Bill Callahan da Domino’nun erken dönemine tanık olan sanatçılardan. 

Britpop fırtınasının ortasında: Şirketin kasasına giren ilk parayla odasına bir jukebox ve bir masa alan Bell, Domino’yu partneri Jacqui Rice ile birlikte yönetiyor. Bell, bağımsız plak şirketlerinin görevinin, insanlarla bağ kuracak sanatçıları bulmak olduğunu düşünüyor ve bu işte oldukça iyi. Ülke Britpop fırtınasıyla sarsılırken, Domino gözünü ABD’ye dikiyor ve indie rock dünyasının kült ismi Pavement’ın Birleşik Krallık’taki şirketi oluyor. Bu hamle, Domino’nun hikâyesindeki birçok dönüm noktasından biri. 

Wild Beasts üyeleri, Laurence Bell’den bahsederken, 20-21 yaşında insanlara güvenip yatırım yapmanın cesaret isteyen bir iş olduğunu söylüyor. Domino’nun DNA’sında bu cesaret var. 

Franz Ferdinand
Franz Ferdinand

Franz Ferdinand ile zirveye: 2003’te Glasgowlu, alışıldık konser mekânlarının dışında, şehrin kundaklamalarla ünlü bir mahallesinde işgal ettiği binada konserler vererek kendi etrafında bir sosyal çevre oluşturan Franz Ferdinand’la sözleşme imzalanıyor. İlk Franz Ferdinand albümü Mercury Ödülü’nü kazanıyor, gruba Grammy adaylıkları getiriyor ve Domino’yu Birleşik Krallık müzik endüstrisinin zirvesine taşıyor. 

Müzik sektörüne şok: Sanatçıların kendilerini evlerinde gibi hissettiklerini söyledikleri bu bağımsız şirketin bir sonraki büyük hamlesi, 2005 yılında geliyor. Müzik sektörü, Sheffield çıkışlı genç bir grubun demoları, konser performansları ve MySpace’teki popülerliğiyle çalkalanırken, kendi sözleriyle “duruma geç uyanan” Laurence Bell, grubun menajerini arıyor ve “Çok mu geç kaldık?” diye soruyor. Menajer, büyük oyuncular dâhil birçok plak şirketinden teklifler aldıklarını söyleyerek, grubun daha fazla toplantı yapmak istemediğini belirtiyor. Bu yanıta rağmen, 2005 Haziran’ında Domino’nun Arctic Monkeys’i kadrosuna kattığını açıklaması, müzik sektöründe şok etkisi yaratıyor. Devasa büyüklükteki plak şirketleri dururken, bu bağımsız şirket gruba ne önermiş olabilir? Bunun yanıtını Humbug albümünde onlarla çalışan Josh Homme veriyor: “Grubun Bell ile ilişkisini garipsemiştim. Bell’in “Sadece onların mutlu olmasını istiyorum.” dediğini duyunca, keşke benim için de böyle düşünen biri olsa, dedim kendi kendime.” 

Arctic Monkeys
Arctic Monkeys

Yolundan şaşmadan: Arctic Monkeys’in ilk albümü Whatever People Say I Am, That’s What I’m Not, ilk haftasında 360 bin satarak Birleşik Krallık tarihindeki en hızlı satan albüm oldu. 14 yıl sonra, sadece Arctic Monkeys değil, Alex Turner ve Miles Kane’in projesi The Last Shadow Puppets da hâlâ Domino çatısı altında. Animal Collective, Hot Chip, Blood Orange, Jon Hopkins gibi isimlerin evi olan Domino, büyük başarılarla başı dönmeden, zamanından erken büyümelerle kendini tehlikeye atmadan, sevdiği ve paylaşmak istediği müziğin peşinde ilerleyişine devam ediyor. 

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

DuendeDuende
∙

BÜLTEN SAYISI

🌳 Gelecek ne renk?

Sanatçıların gözünden iklim krizi vahameti, siyah-beyaz sinematografi, Arctic Monkeys'i kapan o plak şirketi, Armağan Ekici'nin oyuncak kelimeleri ve dahası.

18 Ara 2020

Olafur Eliasson

YAZARLAR

Artemis Günebakanlı

Duende müzik yazarı

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

DuendeDuende
∙

HİKAYE

Ayvalık Uluslararası Film Festivali: Ayvalık’ı farklı kılan nedir?

14–20 Eylül tarihleri arasında düzenlenen ve medya sponsorları arasında yer aldığımız Ayvalık Uluslararası Film Festivali’ne; değişen alışkanlıkları, süren samimiyeti ve bu yılın filmleri üzerinden baktık.

Emre Eminoğlu

·

25 Eyl 2026

Ayvalık Uluslararası Film Festivali: Ayvalık’ı farklı kılan nedir?
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Bibliyoterapi'de bu hafta: Büyük yaslara sessizce eşlik edecek kitaplar

Bazen insanın ihtiyacı, acısına bir cevap bulmak değil, o acının içinde bütünüyle yalnız olmadığını bilmektir. Belki kitapların yapabileceği şey de tam burada başlıyor. Acıyı dindirmek değil, çünkü bazı acılar dindirilemeyebilir. Bir kaybı anlamlandırmak ya da ona teselli olacak birkaç güzel cümle bulmak da değil; yalnızca insanın acısının yanında sessizce bulunmak.

Aslı Perker

·

25 Eyl 2026

Bibliyoterapi'de bu hafta: Büyük yaslara sessizce eşlik edecek kitaplar
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Arkas Sanat ve Centre Pompidou’nun beş yıllık işbirliği: Lumina: Renk ve Işık Sanatı

Arkas Sanat ve Centre Pompidou işbirliğinin ilk sergisi “Lumina: Renk ve Işık Sanatı”, 26 Eylül’de Lucien Arkas Sanat Merkezi’nde açılıyor. Beş yıllık işbirliği kapsamında düzenlenecek 10 serginin ilkini ve bu uzun soluklu buluşmayı Arkas Holding Yönetim Kurulu Başkanı Lucien Arkas, Arkas Sanat Direktörü Müjde Unustası ve Centre Pompidou Başkanı Laurent Le Bon’dan dinledik.

Burcu Dimili

·

25 Eyl 2026

Arkas Sanat ve Centre Pompidou’nun beş yıllık işbirliği: Lumina: Renk ve Işık Sanatı
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Yıldız Tozu | Sinemanın emekçisi, filozofu ve delisi: Werner Herzog

“Verilere dayalı gerçek, muhasebeciler içindir” diyen ve sadece nesnel gerçeği beyazperdeye yansıtmakla yetinen sinema anlayışını aşağılayan Werner Herzog'un çektiği tüm filmlerde, kurgu ve belgesel iç içe geçer. Her bir film projesi, lideri Herzog olan ekibin görevidir ve görev yerine getirilecektir. Görev süresince tüm ekip “dışarıdan gangsterler gibi görünüp, içlerinde papaz cübbesi giymiş azizler gibi” adanmış olacaktır.

Mehmet Sindel

·

24 Eyl 2026

Yıldız Tozu | Sinemanın emekçisi, filozofu ve delisi: Werner Herzog
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Camilla Barnes ile sohbet: Korkuyla başa çıkmanın zarif yoludur mizah

Filozof Jonathan Barnes'ın kızı ve İngiliz yazar Julian Barnes'ın yeğeni Camilla Barnes, ilk romanı "Her Zamanki O Öldürme Arzusu"nda İngiltere'den Fransa'ya göç etmiş bir ailenin üç kuşaklık öyküsünü anlatırken zarif ve alabildiğine mizahi bir dil kullanıyor. Barnes’la, bu güçlü edebiyat ve felsefe geleneğinin içinde kendi sesini bulmayı, İngiltere’den Fransa’ya göçü, aile içindeki iktidar ilişkilerini, kuşak çatışmalarını ve yaş almayı konuştuk.

Soner Can

·

24 Eyl 2026

Camilla Barnes ile sohbet: Korkuyla başa çıkmanın zarif yoludur mizah