Birlikteliğimizin şahidi, eşlikçisi ve eylemcisi: Müzik

Müzik; kendini ve başkalarını aşmaya, normların ve kuralların ötesine geçmeye hazırdır. Müzik, daima temsiliyetinin ötesindedir ve politiktir.
Birlikteliğimizin şahidi, eşlikçisi ve eylemcisi: Müzik

25 Şubat - Dört Ayaklı Şehir
Dört Ayaklı Şehir ile birlikte

Depremden etkilenen tüm canlar için: Dört Ayaklı Şehir

6 Şubat’ta gerçekleşen Kahramanmaraş merkezli depremlerden sonra hayvan arama kurtarma için bölgeye ulaşan Dört Ayaklı Şehir , ağır hasarlı ve yıkılmak üzere olan binalardaki hayvanların kurtarılmaları için halen çalışmaya devam ediyor.…

Daha fazlasını öğren →

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

Herhangi bir meydanda rastgele yan yana gelmenin, giyilen formanın hangi spor kulübüne ait olduğunun ya da dinlenilen müzik türünün karmaşık ve bir o kadar da büyük mesajlar taşıdığı zamanlardayız. Tepkimizin ya da tepkisizliğimizin, eylemlerimizin ya da eylemsizliklerimizin yaşadığımız felaketlerin ve krizlerin boyutunu göstermesi mümkün değil. Gündelik hayat, güven vermeyen tanıdık alanların ve gerçekliğine asla inanmadığın vaatlerin arasına sıkışmış durumda. Bu yurtsuzluk içinde algı çatlaklarından sızan bireysel temsiliyetler, yerini kalabalıklara ihtiyaç duyan sahipsiz öfkelere bırakmış durumda.

Görülene ve işitilene teşebbüs etmek daha kolay. Üstelik tepemize yerleştiğini sanan işaret göstericiler de hazırda beklemekte. Hafızasını elindeki cihazların sınırlarına ya da hayali medeniyetlerin bulutlu ortamlarına emanet eden sözde modernleştirilmiş bir yaşamın parçasıyız. Tetikteyiz, tetiklenmiş hâldeyiz. Ancak elimizdekinin varlığından ve sahip olduklarımızın potansiyelinden pek haberdar değiliz. Durum böyle olunca tasması kadere bağlanmış felaket zincirini müziğin, kimsesiz duyguları temsili şarkıların üzerine salmak ortak bir kanıya dönüştü. Hâlbuki müzik; insanlığın hesabını tutan bir defter, aksaklığın ritme, hataların öznelliğe dönüştüğü bir oyun alanıdır. Hayali toprakların gösterişli bir temsili, her dinleyicinin kendi duygularını yanaştırabildiği bir liman ve raflara sığmayan gündelik birikimlerin ortak bir hafızasıdır. Toplamı hiçbir zaman varlıktan az değildir. Aksine güncelin ötesinde, geleceğin sembolüdür.

Toplum olmak, yan yana gelmenin ötesinde neden bir araya geldiğimizle ilgilidir. Tüm bu buluşmaların şahidi, eşlikçisi ve eylemcisi de müziktir. Kalabalık hayaller müzikle katmanlaşır. Aklımda Patti Smith’in 2016 yılındaki İstanbul konserinde “Tank istemiyoruz, savaş istemiyoruz. Bizim enstrümanımız bu,” dedikten sonra gitarını öpmesi ve koca bir tarihe tanıklık eden elleriyle gitar tellerini parçalaması geldi. Aramızda yarım asır ve nice farklılık olsa da duygudaşız. Birlik olmak, bir arada durmak geleceği hayal edebilmek anlamına gelir. Bu aşkınlık da müzikle yol almaya meyillidir. Kuşaklar arası seyahate hoş geldiniz. Merak etmeyin, müzik size eşlik edecek.

Bir soru: Otorite ve müziği yan yana koyunca geriye ne kalır? Evet, yasaklar. Unutmamamız gereken bir gerçek var. “Kusura bakmasınlar. Gece kimsenin kimseyi rahatsız etmeye hakkı yoktur” sözleriyle 1 Temmuz 2021’de gece yarısından itibaren uygulanan müzik yasağı, 10 Mayıs 2022’de yapılan güncellemeyle 01.00’e çekildi.

Tamı tamına 611 gündür yaşadığımız ülkede müzik kısmen yasak. Tarih, egemenlerin müziği öncelikli fetih hedeflerine dönüştürdüğü uygulamalarla dolu. Jacques Attali’nin Gürültüden Müziğe kitabında söylediği gibi “…gürültü hem iktidar aracı hem de isyan kaynağı olduğundan, politika her zaman gürültü öznelerini büyük bir ilgiyle dinlemiştir. Çünkü kendini bu yolla sağlama alabilir, emirler hazırlar, isyanları engeller. Her şeyi bilmek, güçlülerin fantezisidir. Her şeyi kaydetmek ise, polislerin hayali.” Ele geçirme ve değiştirme gücü müziği kontrol etmeyi teşvik eder. Ancak müzik; kendini ve başkalarını aşmaya, normların ve kuralların ötesine geçmeye hazırdır. Müzik, daima temsiliyetinin ötesindedir ve politiktir.

Bir yanda iktidarın kontrol telaşı, diğer yanda takvimin her köşesine doluşan felaketler ve krizler varken sadece müzik değil tüm sanat yara alır. Üretim sanatçının inisiyatifinden derhâl alınır. Toplumun söz sahibi olduğu, başlangıç ve bitiş noktasını belirlediği güvenli bir alana çekilir. Daha doğrusu çekilmek istenir. Türkiye’de olanlar otoriter eğilimlerin bir türlü kontrol altına alamadıkları müziği, eğlence kazanına atıp dilediklerinde toplum baskısıyla ayıplayarak kapısını kapatabilecekleri bir sisteme sokmaktan ibaret. Başardılar mı? Hayır. Etkili oldu mu? Evet. Bugün tek bir müzisyen bile şarkısını, albümünü, yeni projesini, bir mevsim sonraki turnesini, hatta toplumdan dışlandığına dair hislerini paylaşmaktan çekiniyorsa çarkların kısmen de olsa çalıştığını söyleyebiliriz.

Peki müziğin dönüştürücü gücü hâlâ var mı? Elbette var. Toplulukların temsiliyetini koruduğu ve yansıttığı için müzik her daim gündelik hayatın bir parçasıdır. Kamusal alandan dışlansa da ortam bulduğu her fırsatta dönüşümü destekler. Eylemleri çoğaltır. Amaç elbette bu kudreti sanatçıya vermemek. Unutturmak, inandırmak ve susturmak. Her üç eylem de bir iktidar biçimidir ve müzik her seferinde galip gelendir. Tekrar hatırlamakta fayda var. Kendimizi ait hissettiğimiz topluluklarda şarkılar kadar dönüştürücü başka bir güç yok.

Bir soru daha: Müzikle daha iyi hissetmek mümkün mü? Açıkçası yazının konusu, bu sorunun cevabıyla ilgili değil. Zira iyi hissetmek, yaşadığımız ülkede bir süredir önceliklerimiz arasında yok. En azından görülmesi gereken hesapların sonrasına bırakılabilir. Bu yüzden yas sürecine bakmak daha önemli. Üst üste binen acılara rağmen normalleşmeye ve devam etmeye zorlanan gündelik yaşam, kuşkusuz yakın tarihin en vahşi düzeni. Gündem belirleyicilerin yasta olma hâlini kişilerin elinden alabileceğini düşündüğü bir ortamda kişisel kabullenişlere asla yer yok. Yaratılmaya çalışılan bu standart, düpedüz bir dayatma. Sessizliğin gürültüden iyi olduğunu neye göre söyleyebiliriz? Acılar sokak sokak gezmiyor mu? Her kapının ardında başka bir şekilde yaşanmıyor mu? Müzik tam da acıların savrukluğunda birlikteliği sağlamak ve duygudaşlığı arttırmak için bir araç.

Geleceğimize ayna tutan ve kendisini aşan değişikliklerin habercisi olan müziği korumak için müzisyenlere ve beraberinde tüm sahne çalışanlarına güvenli bir ortam sağlamak zorundayız. Müziği ayrıştırıcı politikaların nesnesi hâline getirmek, bir bakıma ortak hayallerimizi de yıkmak demek. Enkazın toplumun her katmanına yayıldığı bugünlerde normale en uzak yerden dışarı çıkmaksa bir gereklilik. Prof. Ali Ergur’un 1 Temmuz 2021’de kaleme aldığı bu yazısında dediği gibi “Müzik tarihin öznelerini uyandırır. Muktedirlerin kusurlarına bakar!”

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ BAŞLIKLAR

NEREDE YAYIMLANDI?

DuendeDuende
∙

BÜLTEN SAYISI

🫂 Birlikteliğimizin şahidi, eşlikçisi ve eylemcisi: Müzik

Birlikteliğimizin şahidi, eşlikçisi ve eylemcisi olan müzik, Gorillaz'ın jenerik synthpop albümü Cracker Island, M. Night Shyamalan'ın "kulübeye tıklatan kıyamet filmi" Knock at the Cabin ve müzik dünyasından deprem dayanışmaları.

03 Mar 2023

Tasarım: Esra Yapar

YAZARLAR

Taner Turna

grandkid of david bowie, son of nick cave, brother of thom yorke & damon albarn

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

DuendeDuende
∙

HİKAYE

Instadocs: Kendi canavarlarını yaratan çağ sıcağı sıcağına kayıt altında

Adalet, gerçeklik ve güvenlik sarsılırken yapay zeka yeni bir faili sahneye çıkarıyor. Netflix'in "Instadocs" serisi, kendi yarattığı sistemlerle yüzleşmek zorunda kalan insanlığın hikayesini anlatıyor.

Instadocs: Kendi canavarlarını yaratan çağ sıcağı sıcağına kayıt altında
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Dünya edebiyatının zarif devrimcileri: 'Latin Amerika Patlaması' üzerine

Süleyman Doğru'nun dilimize kazandırdığı "Latin Amerika Patlaması - Boom Mektupları", kitabın editörlerinin imece usulü yazdığı "giriş" yazısı, yaklaşık 207 mektup ve mesaj, yazarların birbirleriyle yaptıkları söyleşiler, eserleri hakkında kaleme aldıkları deneme, eleştiri ve makalelerle bizi Latin Amerika ve İspanyolca edebiyatın dört çığır açan isminin dünyasına davet ediyor.

Soner Can

·

15 Eki 2026

Dünya edebiyatının zarif devrimcileri: 'Latin Amerika Patlaması' üzerine
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Likya mirasının izinde imece usulü festival: Kaş Tiyatro Günleri

“Likya Kültürel Mirası” temasıyla 15-18 Ekim’de beşinci kez düzenlenen Kaş Tiyatro Günleri, bu yıl Kaş’ın yanı sıra Myra ve Patara’ya da uzanıyor. Festivalin kurucularından, Kaş Çevre ve Kültür Derneği Başkanı Ahmet Murat Akoy ve gönüllü destekçi Aslınur Sarıca’yla tiyatronun, ekolojik mücadelenin ve birlikte üretmenin açtığı alanı konuştuk.

Ilgaz Gökırmaklı

·

13 Eki 2026

Likya mirasının izinde imece usulü festival: Kaş Tiyatro Günleri
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Bozcaada Uluslararası Ekolojik Belgesel Festivali: 'Yerel, küçük, yavaş'

Bozcaada Uluslararası Ekolojik Belgesel Festivali’nin etkinlik koordinatörü Nigar Mat ile festivalin yerelle kurduğu bağı, adanın ekolojik sorunlarını ve dayanışmayla bir festival sürdürmenin koşullarını konuştuk.

Emre Eminoğlu

·

12 Eki 2026

Bozcaada Uluslararası Ekolojik Belgesel Festivali: 'Yerel, küçük, yavaş'
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Bir neslin geçmişiyle buluşması: Çilekeş 16 yılın ardından yeniden sahnede

Çilekeş, Epifoni Organizasyonu ile 16 yıl sonra orijinal kadrosuyla sahneye döndü. Grup yalnızca eski şarkılarını çalmadı, kolektif bir kitlenin parçası olmamızı da sağladı.

Eda Solmaz

·

12 Eki 2026

Bir neslin geçmişiyle buluşması: Çilekeş 16 yılın ardından yeniden sahnede