Bitkinin süte milyar dolarlık dönüşümü

Günümüzde süt dediğimiz ürün nedir? Bitkiden süt olur mu? Bitki bazlı süt ürünleri kafa karıştırıyor mu? Aklımızda daha birçok soru ve cevap arayışları.
Bitkinin süte milyar dolarlık dönüşümü

31 Ağustos - Metro Türkiye - apéro
Metro Türkiye ile birlikte

Kendi vegan peynirini yapmak isteyenler Metro Türkiye ’ye

Vegan peynir Soya, kaju, badem, fındık, hindistan cevizi, un, sebze kökleri gibi ürünlerden üretilebilen vegan peynirler , vegan beslenenlerle peynire yeni bir bakış açısıyla yaklaşmak isteyenlerin sofralarında sıklıkla yer alıyor.…

Daha fazlasını öğren →

apéro

apéro

İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.

Hindistan cevizi, badem, soya sütü gibi bitki temelli sütler Orta Doğu, Kuzey Afrika, Güney Asya gibi farklı coğrafyalarda yüzyıllardır kullanılan tariflerden %11,9’luk bileşik büyüme oranıyla 2029 yılına kadar 42,86 milyar dolara ulaşması beklenen bir pazara dönüştü.

Bitki temelli sütler içerisinde hayvansal protein barındırmayan, bitki kullanılarak üretilen, hayvansal süte alternatif oluşturan süt benzeri sıvı olarak tanımlanabilir. Süte hem tat hem doku olarak oldukça benzeyen bu alternatifleri bir çok farklı kuruyemiş ve tahıldan üretmek mümkün. Günümüzde Hindistan cevizi, badem, yulaf ve soya sütü en popüler alternatifler olarak karşımıza çıksada fındık, pirinç, bezelye hatta patates sütü dahi bulunuyor.

Bitki temelli sütler uzun yıllardır piyasada olmasına rağmen günümüzdeki popülerliğini son bir kaç yıla borçlu. Bitki temelli sütlerin yükselişi; Covid-19 pandemisiyle birlikte insanların daha sağlıklı beslenmeye özen göstermesi, çevreyle dost, sürdürülebilir bir gıda sisteminin her geçen gün daha önemli bir hâle gelmesi, hayvan haklarının gündeme gelmesi ve laktoz intoleransı gibi sağlık durumları hakkında bilgiye ulaşımın hiç olmadığı kadar kolay olmasına bağlanabilir.

Rakamlar konuşursa 

2018 yılına ait bir araştırma gösteriyor ki bitki temelli sütler, hayvansal süt ve süt ürünlerine kıyasla 3 kat daha az sera gazı üretiyor. Aynı zamanda bitki temelli süt üretimi hayvansal süte kıyasla ortalama 9 kat daha az alan gerektiyor ve yaklaşık yarı yarıya daha az su gerektiriyor. Bitki temelli sütlerin her birinin gerektirdiği alan, kullandığı su ve neden olduğu sera gazı miktarının değiştiği ve araştırmada sözü geçen miktarların ortalama olduğunu unutmamak gerekiyor.

The Good Food Institute’e gore ABD’deki 2020 yılına ait süt satışlarının %15’ini bitki temelli sütler oluşturuyor. Uluslararası pazar araştırma şirketi Mintel’in yiyecek ve içecek analisti Sydney Olson, 4 seneye kadar bitki temelli sütlerin, tüm süt satışlarının %30’una karşılık gelmesini beklediklerini ifade ediyor. Bitki temelli süt satışları günden güne artarken “geleneksel” sütün tüketici kaybetmesi de bazı anlaşmazlıkları beraberinde getiriyor.

İsim meselesi

En büyük anlaşmazlık ürünlerin isimlendirilmesinde yaşanıyor. Pazarlama stratejisi olarak tüketiciye kafa karışıklığı yaratmadan, en açıklayıcı yoldan ulaşmayı hedefleyen bitki temelli süt üreticileri, ürünlerini “ana malzeme + alternatifi olduğu hayvansal ürün adı” yani “badem sütü”, “yulaf sütü” gibi tamlamalarla isimlendiriyor. Fakat süt üreticilerinin oluşturduğu lobiler, hükümetleri bitki temelli ürünlerin etiketlendirilmesinde “süt” gibi “hayvansal” terimlerin kullanımını yasaklamaya itiyor.

Peki gerçekten süt üreticilerinin, Fransa ve ABD gibi devletlerin iddia ettiği gibi ürünlerin paketlemesinde “badem sütü” yazısına yer vermek tüketicileri yanıltıyor mu? Uluslararası Gıda Bilgi Konseyi (IFIC)’nin 2018 yılında bin ABD’li tüketiciyle yaptığı anket verilerine göre araştırmaya katılanların %80’inden fazlası bitki temelli sütlerin “süt” olarak pazarlanmasının kafalarını karıştırmadığını, “inek sütü”yle bitki temelli sütleri paketlerine bakarak kolayca ayırt edebildiklerini belirtiyor.

Bitki temelli sütlerin, isimleri değişsin ya da değişmesin pazardaki ağırlıklarının artarak devam edileceği öngörülüyor. Bitki bazlı et sektörüne geçen seneyle şu an için çizilen manzaranın biraz farklı olması, Beyond Meat gibi sektörün önde gelen şirketlerin satışlarında görülen düşüşler, benzer bir durumun bitki temelli sütlerin de başına gelip gelmeyeceği sorusunu akıllara getiriyor.

İleriki dönemlerde bu sorunun cevabını yaşayarak göreceğiz. Fakat şimdilik alternatif süt pazarında sona yaklaşılmadığını, yakın zamanda da yaklaşılmayacağını ifade eden Olson’a kulak verebiliriz.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

apéro

apéro

İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.

NEREDE YAYIMLANDI?

apéroapéro
∙

BÜLTEN SAYISI

∙

PREMIUM'A ÖZEL

🧀 Bildiğin peynirlerden değil

Bugün tartışmayı, “Peynir de mi yemiyorsun?” sorusunun ötesine taşımak istiyoruz. Ve pek tabii, bu daha bir başlangıç. Londra'dan ve Türkiye'den vegan marka örnekleri, Beril Oymak'la vegan peynircilik üzerine sohbet ve dahası.

31 Ağu 2022

Metro Türkiye ile birlikte
Fotoğraf: Beril Oymak

YAZARLAR

Adasu Mireli

Food writer @ Aposto

apéro

İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.

İLGİLİ OKUMALAR

apéroapéro
∙

HİKAYE

Daday'da iki gün: Hasattan kışa

Batı Karadeniz’in iç kesimlerindeki Daday, deniz etkisinin azaldığı, yüksek rakımlı ve ormanlık bir coğrafyada yer alıyor. Ormanlar, meralar, tarım arazileri ve köyler birbiriyle iç içe. Üretim ise iklimin ve mevsimlerin çizdiği sınırlar içinde ilerliyor. İki gün boyunca ziyaret ettiğimiz çiftlikler, bu koşullarla kurulan farklı ilişkileri anlamak için iyi birer durak.

Reyhan Ülker

·

24 Eki 2026

Daday'da iki gün: Hasattan kışa
apéroapéro
∙

HİKAYE

İstanbul’da mevsimi balık söylerdi

Bir zamanlar İstanbul’un takvimi deniz üzerinden tutulurdu. Palamutun, lüferin ve uskumrunun gelişi mutfakta neyin pişeceği kadar, kayıkların ne zaman suya ineceğini, balıkçı tezgahlarının görünümünü ve şehrin gündelik akışını da belirliyordu. Bazı şeyler hiç değişmiyor. Ekim geldiğinde İstanbul’da gözler hâlâ yeniden denize çevriliyor.

Büşra Soydemir

·

17 Eki 2026

İstanbul’da mevsimi balık söylerdi
apéroapéro
∙

HİKAYE

Londra gastronomi rotası: Borough Market’tan Bermondsey Street’e

Londra’yı gastronomi üzerinden tanımak için her zaman şehrin en yeni restoranlarının peşine düşmek gerekmiyor. Bazen birkaç sokaklık bir rota, şehrin yemek kültürünün nasıl değiştiğini görmek için yeterli. Borough Market’tan Bermondsey Street’e kadarki bu bölge de bunun iyi örneklerinden biri. Emre Onar, sevdiği duraklar ve kendi deneyimleri üzerinden bu kısa mesafeyi adım adım anlatıyor; kahveyle başlayan rotayı pazar tezgahlarından restoranlara, oradan da Bermondsey Street’in sakinliğine taşıyor.

Emre Onar

·

10 Eki 2026

Londra gastronomi rotası: Borough Market’tan Bermondsey Street’e
apéroapéro
∙

HİKAYE

Hasat, Mutfak ve Sofra: WMF ile Urla’da bir akşam

Urla’da sofraya giden yol, toprağın ve mevsimin sunduklarıyla başlıyor. WMF işbirliğiyle, Şef Dilek Yetkiner eşliğinde lavantalardan Ege otlarına uzanan bir hasadın ardından mutfağa geçtik. Doğada başlayan akşamı, uzun bir yaz akşamına yakışan sofrada, Bi’ Masa Akademi’de pişirdiklerimizle tamamladık.

05 Eki 2026

Hasat, Mutfak ve Sofra: WMF ile Urla’da bir akşam
apéroapéro
∙

HİKAYE

Şef Kanji Kobayashi’nin İstanbul notları

İki Michelin yıldızlı Villa Aida’nın kurucu şefi Kanji Kobayashi, Vakko L’Atelier’in “Guest Chef Dinner” serisi için İstanbul'daydı. Şef Kobayashi, sohbetimizde İstanbul’da karşılaştığı malzemeleri kendi mutfak diliyle yeniden düşünürken şehrin yemek kültüründe kendisine tanıdık gelen ve ayrışan noktaları anlattı.

Reyhan Ülker

·

03 Eki 2026

Şef Kanji Kobayashi’nin İstanbul notları