Bitkinin süte milyar dolarlık dönüşümü

Günümüzde süt dediğimiz ürün nedir? Bitkiden süt olur mu? Bitki bazlı süt ürünleri kafa karıştırıyor mu? Aklımızda daha birçok soru ve cevap arayışları.
Bitkinin süte milyar dolarlık dönüşümü

31 Ağustos - Metro Türkiye - apéro
Metro Türkiye ile birlikte

Kendi vegan peynirini yapmak isteyenler Metro Türkiye ’ye Vegan peynir Soya, kaju, badem, fındık, hindistan cevizi, un, sebze kökleri gibi ürünlerden üretilebilen vegan peynirler , vegan beslenenlerle peynire yeni bir bakış açısıyla yaklaşmak isteyenlerin sofralarında sıklıkla yer alıyor. İçerisinde kullanılan malzemeye göre sert veya yumuşak olabilen vegan peynirler, aroma ve tat bakımından gerçeğini aratmıyor. Cheddardan parmesana, mozarelladan krem peynire kadar pek çok farklı peynir vegan olarak yapılabiliyor. Vegan ve bitki bazlı beslenmeyi tercih edenlerin tüm ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla 12 farklı kategoride 300’e yakın gıda ve gıda dışı vegan ürüne raflarında yer veren Metro Türkiye , herkesin kendi favorisini edinebileceği birbirinden farklı vegan peynir seçenekleri de sunuyor. Bunun yanında “ kendi vegan peynirimi kendim yaparım ” diyenleri de unutmayarak evde vegan peynir yapımında kullanılabilecek ürünlere de yer veriyor. Nasıl yapılır? Vegan peynirler, aslında sütten elde edilen peynirlere benzer şekilde hazırlanıyor. Mandıra sütünü fermente etmek için bakteri kültürleri eklemek yerine kültürler soya, kaju gibi çeşitli bitkisel ürünlere ekleniyor. Bu bitkisel ürünlerde bulunan protein sertleşerek vegan peyniri oluşturuyor. Vegan peynir yapmak için ihtiyaç duyulan ana malzemelerden biri olan yağlı yemişlerden Metro Chef kaju , peynire kıvam kazandırması için Metro Chef tapiyoka nişastası ve deniz yosunlarından elde edilen, olgunlaştırılmış vegan peynirlerin sertleşmesini sağlayan bir tür jelatin olan Metro Chef agar agar tozu Metro Türkiye raflarında yer alıyor.

Daha fazlasını öğren

apéro

apéro

İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.

Hindistan cevizi, badem, soya sütü gibi bitki temelli sütler Orta Doğu, Kuzey Afrika, Güney Asya gibi farklı coğrafyalarda yüzyıllardır kullanılan tariflerden %11,9’luk bileşik büyüme oranıyla 2029 yılına kadar 42,86 milyar dolara ulaşması beklenen bir pazara dönüştü.

Bitki temelli sütler içerisinde hayvansal protein barındırmayan, bitki kullanılarak üretilen, hayvansal süte alternatif oluşturan süt benzeri sıvı olarak tanımlanabilir. Süte hem tat hem doku olarak oldukça benzeyen bu alternatifleri bir çok farklı kuruyemiş ve tahıldan üretmek mümkün. Günümüzde Hindistan cevizi, badem, yulaf ve soya sütü en popüler alternatifler olarak karşımıza çıksada fındık, pirinç, bezelye hatta patates sütü dahi bulunuyor.

Bitki temelli sütler uzun yıllardır piyasada olmasına rağmen günümüzdeki popülerliğini son bir kaç yıla borçlu. Bitki temelli sütlerin yükselişi; Covid-19 pandemisiyle birlikte insanların daha sağlıklı beslenmeye özen göstermesi, çevreyle dost, sürdürülebilir bir gıda sisteminin her geçen gün daha önemli bir hâle gelmesi, hayvan haklarının gündeme gelmesi ve laktoz intoleransı gibi sağlık durumları hakkında bilgiye ulaşımın hiç olmadığı kadar kolay olmasına bağlanabilir.

Rakamlar konuşursa 

2018 yılına ait bir araştırma gösteriyor ki bitki temelli sütler, hayvansal süt ve süt ürünlerine kıyasla 3 kat daha az sera gazı üretiyor. Aynı zamanda bitki temelli süt üretimi hayvansal süte kıyasla ortalama 9 kat daha az alan gerektiyor ve yaklaşık yarı yarıya daha az su gerektiriyor. Bitki temelli sütlerin her birinin gerektirdiği alan, kullandığı su ve neden olduğu sera gazı miktarının değiştiği ve araştırmada sözü geçen miktarların ortalama olduğunu unutmamak gerekiyor.

The Good Food Institute’e gore ABD’deki 2020 yılına ait süt satışlarının %15’ini bitki temelli sütler oluşturuyor. Uluslararası pazar araştırma şirketi Mintel’in yiyecek ve içecek analisti Sydney Olson, 4 seneye kadar bitki temelli sütlerin, tüm süt satışlarının %30’una karşılık gelmesini beklediklerini ifade ediyor. Bitki temelli süt satışları günden güne artarken “geleneksel” sütün tüketici kaybetmesi de bazı anlaşmazlıkları beraberinde getiriyor.

İsim meselesi

En büyük anlaşmazlık ürünlerin isimlendirilmesinde yaşanıyor. Pazarlama stratejisi olarak tüketiciye kafa karışıklığı yaratmadan, en açıklayıcı yoldan ulaşmayı hedefleyen bitki temelli süt üreticileri, ürünlerini “ana malzeme + alternatifi olduğu hayvansal ürün adı” yani “badem sütü”, “yulaf sütü” gibi tamlamalarla isimlendiriyor. Fakat süt üreticilerinin oluşturduğu lobiler, hükümetleri bitki temelli ürünlerin etiketlendirilmesinde “süt” gibi “hayvansal” terimlerin kullanımını yasaklamaya itiyor.

Peki gerçekten süt üreticilerinin, Fransa ve ABD gibi devletlerin iddia ettiği gibi ürünlerin paketlemesinde “badem sütü” yazısına yer vermek tüketicileri yanıltıyor mu? Uluslararası Gıda Bilgi Konseyi (IFIC)’nin 2018 yılında bin ABD’li tüketiciyle yaptığı anket verilerine göre araştırmaya katılanların %80’inden fazlası bitki temelli sütlerin “süt” olarak pazarlanmasının kafalarını karıştırmadığını, “inek sütü”yle bitki temelli sütleri paketlerine bakarak kolayca ayırt edebildiklerini belirtiyor.

Bitki temelli sütlerin, isimleri değişsin ya da değişmesin pazardaki ağırlıklarının artarak devam edileceği öngörülüyor. Bitki bazlı et sektörüne geçen seneyle şu an için çizilen manzaranın biraz farklı olması, Beyond Meat gibi sektörün önde gelen şirketlerin satışlarında görülen düşüşler, benzer bir durumun bitki temelli sütlerin de başına gelip gelmeyeceği sorusunu akıllara getiriyor.

İleriki dönemlerde bu sorunun cevabını yaşayarak göreceğiz. Fakat şimdilik alternatif süt pazarında sona yaklaşılmadığını, yakın zamanda da yaklaşılmayacağını ifade eden Olson’a kulak verebiliriz.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

apéro

apéro

İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.

NEREDE YAYIMLANDI?

apéroapéro

BÜLTEN SAYISI

PREMIUM'A ÖZEL

🧀 Bildiğin peynirlerden değil

Bugün tartışmayı, “Peynir de mi yemiyorsun?” sorusunun ötesine taşımak istiyoruz. Ve pek tabii, bu daha bir başlangıç. Londra'dan ve Türkiye'den vegan marka örnekleri, Beril Oymak'la vegan peynircilik üzerine sohbet ve dahası.

31 Ağu 2022

Metro Türkiye ile birlikte
Fotoğraf: Beril Oymak

YAZARLAR

Adasu Mireli

Food writer @ Aposto

apéro

İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.

İLGİLİ OKUMALAR

apéroapéro

HİKAYE

Ethem Efendi Kahvaltı'da: Bir öğünden fazlası

Türkiye'de kahvaltı hiçbir zaman yalnızca günün ilk öğünü olmadı. Ailelerin, dostlukların ve gündelik hayatın etrafında şekillenen bu kültür, Erenköy'deki Mehmet Ali Paşa Köşkü'nde bulunan Ethem Efendi Kahvaltı'yla geçmişi ve bugünü aynı sofrada buluşturuyor.

11 Tem 2026

Ethem Efendi Kahvaltı'da: Bir öğünden fazlası
apéroapéro

HİKAYE

Londra'da Türk mutfağının yeni dönemi

Londra’da Türk mutfağı artık yalnızca kebapçılar ve mahalle restoranlarından ibaret değil. Şehrin merkezinde açılan yeni nesil restoranlar, sokak lezzetlerini yeniden yorumlayan girişimler ve farklı kitlelerle kurulan yeni ilişkiler, mutfağın görünürlüğünü ve algısını değiştiriyor. Soho’dan Dalston’a uzanan bu rota, Türk mutfağının Londra gastronomi sahnesindeki yerini takip ediyor.

04 Tem 2026

Londra'da Türk mutfağının yeni dönemi
apéroapéro

HİKAYE

Hona: Ahıska'dan kalanlar

Beyoğlu’nun, ahşap dokulu ve minimalist atmosferiyle öne çıkan Uzak Doğu etkili restoranı Hona'dayız. Hona, şef Ansar Kemaloğlu’nun ailesinin sürgün edildiği köyün adı. Özbekistan’da geçen çocukluk yılları, Uzak Doğu mutfaklarıyla kurulan erken temas, Türk mutfağına yöneliş ve Uygur mutfağında başlayan profesyonel deneyim, bugün Hona’yı şekillendiren fikrin temelini oluşturuyor.

Reyhan Ülker

·

27 Haz 2026

Hona: Ahıska'dan kalanlar
apéroapéro

HİKAYE

Ege’den Boğaz’a, Bodrum’dan Çeşme’ye: Denizin kıyısında beş sofra

Ege kıyıları ve İstanbul Boğazı boyunca uzanan beş restorana konuk olduk. Her biri denizle kurulan ilişkiyi farklı yorumlarla ele alıyor. Kimi mevsime teslim olup günlük avın peşinden gidiyor, kimi ocakbaşını esintili bir Bodrum akşamına taşıyor, kimi ise köklü aile hikayelerini aynı bahçede yaşatıyor. Ortak noktaları ise ürünün kendisine duyulan güven ve ortak kurulan sofralar.

20 Haz 2026

Ege’den Boğaz’a, Bodrum’dan Çeşme’ye: Denizin kıyısında beş sofra
apéroapéro

HİKAYE

Narenciye punch: Alkolsüz ve isli

Punch denince akla genellikle alkollü içecekler gelse de bu tarif, narenciye, çay ve baharat notalarının öne çıktığı alkolsüz bir yorum sunuyor. İsli karakteriyle öne çıkan Lapsang Souchong çayı, limon ve portakal kabuklarından hazırlanan oleo-saccharum ile birleşirken; tonik ve soda suyu karışıma ferahlatıcı bir canlılık kazandırıyor. Önceden hazırlanan soğuk demleme çay sayesinde derin aromalara sahip bu punch, kalabalık davetler için ideal.

20 Haz 2026

Narenciye punch: Alkolsüz ve isli