Brita'ya yanıltıcı olduğu iddiasıyla dava açıldı

ABD’de bir Brita kullanıcısı popüler su filtreleme sisteminin üreticisine karşı dava açtı. Kullanıcı sistemin içme suyundan potansiyel olarak tehlikeli maddeleri uzaklaştırmadığını veya bu kirletici maddelerin seviyelerini ürün ambalajında iddia edildiği kadar seviyede etkili azaltmadığını belirtti.
- Neden? Reuters tarafından elde edilen 71 sayfalık dava dosyasına göre Nicholas Brown, 2022'nin başlarında Brita Gündelik Su Sürahisi için 15 dolar ödedi. Brown Brita sürahisini satın alma kararında ürünün ambalajında yer alan "taze filtre = daha tatlı su” başta olmak üzere “Kurşun, benzen, cıva, kadmiyum, asbest ve daha fazlası dâhil 30 kirletici maddeyi azaltır.” gibi ifadeleri nedeniyle yaptığını iddia etti. Davada markanın bu söylemlerinin yanlış olduğunu söyleyen Brown "Ürün yaygın kirletici maddeleri ortadan kaldırmıyor veya sudaki bu maddelerin oranını laboratuarda tespit edilebilir limitlerin altına düşürmüyor," dedi. Ayrıca filtrelerin musluk suyundaki en yüksek riskli yaygın kirletici maddeleri ortadan kaldırmadığını veya azaltmadığını sözlerine ekledi.
- Detaylar: Dava şöyle devam ediyor: "Maalesef şirketin ürünleri davalının kasıtlı olarak insanları inandırdığı kadar etkili değil, tüketicilerin milyonlarca dolar fazla ödeme yapmasına ve daha etkili alternatiflerden vazgeçmesine neden oluyor. Bu şekilde davalı tüketicilerden haksız kazanç elde ederek milyonlarca dolar sızdırmakla kalmıyor aynı zamanda milyonlarca tüketicinin ve ailelerinin sağlığını ve refahını riske atıyor."
- Ne dediler? Brita'nın temsilcileri Brown'un iddialarına karşı "Kendimizi güçlü bir şekilde savunmayı sabırsızlıkla bekliyoruz," dedi. Şirket, yaptıkları bir açıklamada "Brita, sunduğumuz çeşitli su filtreleme seçeneklerinin şeffaflığını ciddiye alıyor. Ürünlerimiz musluk suyunun tadını ve kokusunu iyileştiren standart bir filtreleme seçeneği içeriyor ve ürünlerimiz söz konusu tanımlanmış kirletici maddeleri azaltma konusunda da sertifikalıdır." beyanında bulundu.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
NEREDE YAYIMLANDI?
apéro gazete'de bu hafta: E120 adıyla bilinen renklendiricinin nasıl elde edildiği sosyal medyanın tartışma konularından biri hâline geldi. Fransa vejeteryan ürünlerde hayvansal ete dair terimlerin kullanımını yasaklama adımları atıyor.
13 Eyl 2023

YAZARLAR

apéro
İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.
İLGİLİ OKUMALAR
Batı Karadeniz’in iç kesimlerindeki Daday, deniz etkisinin azaldığı, yüksek rakımlı ve ormanlık bir coğrafyada yer alıyor. Ormanlar, meralar, tarım arazileri ve köyler birbiriyle iç içe. Üretim ise iklimin ve mevsimlerin çizdiği sınırlar içinde ilerliyor. İki gün boyunca ziyaret ettiğimiz çiftlikler, bu koşullarla kurulan farklı ilişkileri anlamak için iyi birer durak.

Bir zamanlar İstanbul’un takvimi deniz üzerinden tutulurdu. Palamutun, lüferin ve uskumrunun gelişi mutfakta neyin pişeceği kadar, kayıkların ne zaman suya ineceğini, balıkçı tezgahlarının görünümünü ve şehrin gündelik akışını da belirliyordu. Bazı şeyler hiç değişmiyor. Ekim geldiğinde İstanbul’da gözler hâlâ yeniden denize çevriliyor.

Londra’yı gastronomi üzerinden tanımak için her zaman şehrin en yeni restoranlarının peşine düşmek gerekmiyor. Bazen birkaç sokaklık bir rota, şehrin yemek kültürünün nasıl değiştiğini görmek için yeterli. Borough Market’tan Bermondsey Street’e kadarki bu bölge de bunun iyi örneklerinden biri. Emre Onar, sevdiği duraklar ve kendi deneyimleri üzerinden bu kısa mesafeyi adım adım anlatıyor; kahveyle başlayan rotayı pazar tezgahlarından restoranlara, oradan da Bermondsey Street’in sakinliğine taşıyor.

Urla’da sofraya giden yol, toprağın ve mevsimin sunduklarıyla başlıyor. WMF işbirliğiyle, Şef Dilek Yetkiner eşliğinde lavantalardan Ege otlarına uzanan bir hasadın ardından mutfağa geçtik. Doğada başlayan akşamı, uzun bir yaz akşamına yakışan sofrada, Bi’ Masa Akademi’de pişirdiklerimizle tamamladık.
05 Eki 2026

İki Michelin yıldızlı Villa Aida’nın kurucu şefi Kanji Kobayashi, Vakko L’Atelier’in “Guest Chef Dinner” serisi için İstanbul'daydı. Şef Kobayashi, sohbetimizde İstanbul’da karşılaştığı malzemeleri kendi mutfak diliyle yeniden düşünürken şehrin yemek kültüründe kendisine tanıdık gelen ve ayrışan noktaları anlattı.




