Bu gidişle Büyük Set Resifi'ni gören son nesil olacağız


Dr. Jane Goodall İstanbul'daydı! Dr. Jane Goodall Pera Müzesi’nde Umuda Dair başlıklı konuşmasını gerçekleştirdi. Fotoğraf: Pera Müzesi İnsanlığın “benzersiz” özellikleri hakkında önceden kabul edilen fikirleri araştırmalarıyla dönüştürerek insanlar ile doğa arasında daha derin bir bağ kurulmasına öncülük eden Dr. Jane Goodall (DBE / Jane Goodall Enstitüsü Kurucusu ve Birleşmiş Milletler Barış Elçisi) , Roots Shoots Türkiye’nin ev sahipliğinde 3 - 8 Mayıs tarihlerinde İstanbul’u ziyaret etti. Türkiye’nin dört bir yanından gelen katılımcılar dünyada çığır açan çalışmalarıyla tanınan Dr. Goodall’un hikâyesini Pera Müzesi ve İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde gerçekleşen etkinliklerde dinleme fırsatına sahip oldu. Neler oldu? Dr. Jane Goodall İstanbul ziyareti esnasında WWF Türkiye ve İBB Yeşil İstanbul’un ev sahipliğinde yunus ve kuş gözlemi yaptı, Roots Shoots Türkiye üyelerine özel bir buluşmaya katıldı, İstanbul’un gezgin köpeği Boji ile tanıştı, Sabancı Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Güler Sabancı’nın özel davetine katıldı. Aposto ve Magma Dergisi ile özel röportaj yapan Dr. Goodall, Borusan Kocabıyık Vakfı ve Yuvam Dünya Derneği tarafından verilen yemekle İstanbul’a veda etti. Dr. Jane Goodall bu ziyaretiyle zor zamanlarda dayanışmanın önemini ve umutlu bir dünya için yapabileceklerimizi; “Umut, bütün zorluklarına rağmen yola devam etmemizi sağlayan şeydir. Gerçekleşmesini arzuladığımız şeydir ama bunun için çok çalışmaya hazır olmalıyız.” sözleriyle herkese yeniden hatırlattı. Dr. Jane Goodall ’un umut dolu hikâyelerini ve Roots Shoots Türkiye ’nin çalışmalarını buradan takip edebilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
Nature dergisinde bu hafta yayımlanan, yakın dönemdeki deniz yüzeyi sıcaklık trendlerinin incelendiği bir araştırmanın yazarları, iklim krizini tersine çevirmek için küresel çapta hızlı, koordineli ve iddialı adımlar atılmaması hâlinde bu neslin Büyük Set Resifi'nin yok oluşuna tanıklık edeceği uyarısında bulundu.
- Avustralya’nın kuzey doğusunda, 344.400 kilometrekarelik bir alanı kaplayan ve dünyadaki mercan resiflerinin en büyüğü olan Büyük Set Resifi, İrlanda ve Büyük Britanya’nın yüzölçümünden daha büyük bir alana yayılıyor.
Dördüncü kitlesel ağarma
Isı stresiyle dokularında yaşayan renkli ve yararlı algleri kendilerinden uzaklaştıran mercanlar solgunlaşıyor, yumurtlama yetenekleri sınırlanıyor ve açlık, hastalık gibi risklere karşı savunmasız hâle geliyor.

Fotoğraf: Greenpeace
ABD’nin Ulusal Okyanus ve Atmosfer Dairesi (NOAA) ve Uluslararası Mercan Resifleri Girişimi Nisan ayında yaptıkları ortak açıklamada mercan ağarması olarak bilinen bu durumun son 30 yılda dünya genelinde dördüncü kez yaşandığı, 54 ülke ve bölgedeki mercan resiflerinin ağardığı belirtilmişti. Avustralya’dan akademisyenlerin yayımladığı bu yeni çalışmada da bu gidişle Büyük Mercan Resifi’nde her yıl ağarma yaşanabileceği ve bu durumun dünyanın en büyük doğa harikalarından biri olarak anılan resifin ekolojik işlevini ve evrensel değeri üzerinde daha büyük tehdit oluşturacağı vurgulandı.
Denizlerin yağmur ormanları
Küresel Mercan Resifleri İzleme Ağı (GCRMN) tarafından hazırlanan en son rapor, 2009 yılından bu yana mercanların yaklaşık %14'ünün yok olduğunu gösteriyor. Sudaki fazla karbondioksiti emerek karbon yutakları oluşturma yetenekleri nedeniyle bazen denizlerin yağmur ormanları olarak adlandırılan mercan resifleri, deniz canlılarının en az dörtte birine yaşamsal doğal destek sağlıyor.

Fotoğraf: The Washington Post
İklim modelleri kullanılarak yapılan bu yeni çalışmaya göre Büyük Set Resifi'ndeki okyanus sıcaklıkları son 400 yılın en yüksek seviyesine ulaşarak gezegenin bu eşsiz doğa harikası üzerinde "varoluşsal bir tehdit" oluşturuyor. Araştırmaya göre, son 10 yıllardaki aşırı sıcaklıklar, çoğunlukla fosil yakıtların yakılmasından kaynaklanan atmosferdeki ekstra sera gazları olmasa gerçekleşmeyecekti.
- BM verilerine göre, küresel ısınmanın her 0,5 derecesi aşırı sıcakların, yoğun yağış olaylarının ve bölgesel kuraklığın sıklığında ve şiddetinde fark edilebilir artışlara neden olacak.
Mevcut tüm uluslararası iklim kriziyle mücadele taahhütlerinin yerine getirildiği senaryoda bile, küresel ortalama yüzey sıcaklığının bu yüzyılın sonuna kadar sanayi öncesi seviyelerin 1,9-3,2 derece üzerine çıkacacağı tahmin ediliyor. Ne yazık ki küresel ısınmayı Paris Anlaşması'nda belirlenen kritik eşik olan 1,5 derece ile sınırlamayı başarsak bile, dünyadaki resiflerin %70-90'ı "muhtemelen" küresel olarak kaybedilecek.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Birleşik Krallık'taki su faturası boykotu, Salda Gölü'nde ilk kez görüntülenen minik geyik, hayvan yasasından sonra yaşanan gelişmeler, Olimpiyat'taki geri dönüşüm krizi.
10 Ağu 2024

YAZARLAR

Deniz Aytekin
Aposto'da kültür sanat ve çevre editörü

Angst
Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
1 Temmuz’da başlayan "Depozitosu Olan Ambalajlar" uygulamasıyla iade edilen her plastik, cam ve alüminyum içecek ambalajı için vatandaşlara 1 TL ödeniyor. Ancak uygulama ile tekrar kullanılabilen ambalajlar sistem dışına itilirken tek kullanımlık ambalajlar yaygınlaşıyor. "Ambalaj tasarımından bağımsız olarak ambalaj atığı sistemi tasarlanamayacağını" belirten Prof. Dr. Sedat Gündoğdu’ya göre 1 TL iade çok düşük, üretilen ürünün yüzde 20’sine yakın bir ödeme yapılması gerekiyor.

Deniz Göktaş, bize mizahın bildiğimiz hâlinin ne olduğunu hatırlattı. Bir zamanlar prime time’da politikacılarla kıyasıya dalga geçildiğini, bunun bir halüsinasyon olmadığını Yedi Uyurlar Mağarası'ndan çıkmış gibi hatırladık. Bu açıdan da Deniz Göktaş’a "sonunu düşünmeyen kahraman" değil, hoşgörünün ve gülüp geçmenin mümkün olduğu zamanların gerçek olduğunu hatırlatan biri gibi yaklaşmak gerek belki de.

Asıl öğrenme kaybı, çocuğun bedeninden, akranlarından, oyundan, doğadan, sıkıntıdan, evin gündelik işlerinden, kendi iradesinden, hayatın beklenmedik karşılaşmalarından kopmasıdır. Çocuklar yaz tatilinde öğrenmeyi kaybetmez. Biz öğrenmeyi okul sanma yanılgımız yüzünden, çocukların hayattan öğrendiklerini görme yetimizi kaybederiz.

Keynes, teknolojik ilerleme ve otomasyon sayesinde 2030 yılına gelindiğinde insanlığın temel ekonomik sorunları çözeceğini ve haftada yalnızca ortalama 15 saat çalışacağını öngörüyordu. Oysa bu eşiğe giderek yaklaşırken manzara bu öngörüden oldukça uzak. Peki ekranlarla ilişkimize dair gelecek senaryoları neler ve markaların iletişim faaliyetleri bu senaryolara göre nasıl şekillendirilmeli?

Birçok Avrupa kentinde sıcaklık rekorları peş peşe kırılırken kıtada sıcağa bağlı ölüm sayıları dünyanın diğer bölgelerine kıyasla orantısız derecede yüksek seyrediyor. Peki neden?




