Bu gidişle Büyük Set Resifi'ni gören son nesil olacağız

Büyük Set Resifi çevresindeki deniz yüzeyi sıcaklığı, bu yıl son 400 yılın en yüksek seviyesine ulaştı. Bu rekor, bölgedeki mercan resifi ekosistemi için varoluşsal bir tehdit oluşturuyor.
Bu gidişle Büyük Set Resifi'ni gören son nesil olacağız

10 Ağustos - Roots & Shoots Türkiye - Angst
Roots & Shoots Türkiye ile birlikte

Dr. Jane Goodall İstanbul'daydı! Dr. Jane Goodall Pera Müzesi’nde Umuda Dair başlıklı konuşmasını gerçekleştirdi. Fotoğraf: Pera Müzesi İnsanlığın “benzersiz” özellikleri hakkında önceden kabul edilen fikirleri araştırmalarıyla dönüştürerek insanlar ile doğa arasında daha derin bir bağ kurulmasına öncülük eden Dr. Jane Goodall (DBE / Jane Goodall Enstitüsü Kurucusu ve Birleşmiş Milletler Barış Elçisi) , Roots Shoots Türkiye’nin ev sahipliğinde 3 - 8 Mayıs tarihlerinde İstanbul’u ziyaret etti. Türkiye’nin dört bir yanından gelen katılımcılar dünyada çığır açan çalışmalarıyla tanınan Dr. Goodall’un hikâyesini Pera Müzesi ve İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde gerçekleşen etkinliklerde dinleme fırsatına sahip oldu. Neler oldu? Dr. Jane Goodall İstanbul ziyareti esnasında WWF Türkiye ve İBB Yeşil İstanbul’un ev sahipliğinde yunus ve kuş gözlemi yaptı, Roots Shoots Türkiye üyelerine özel bir buluşmaya katıldı, İstanbul’un gezgin köpeği Boji ile tanıştı, Sabancı Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Güler Sabancı’nın özel davetine katıldı. Aposto ve Magma Dergisi ile özel röportaj yapan Dr. Goodall, Borusan Kocabıyık Vakfı ve Yuvam Dünya Derneği tarafından verilen yemekle İstanbul’a veda etti. Dr. Jane Goodall bu ziyaretiyle zor zamanlarda dayanışmanın önemini ve umutlu bir dünya için yapabileceklerimizi; “Umut, bütün zorluklarına rağmen yola devam etmemizi sağlayan şeydir. Gerçekleşmesini arzuladığımız şeydir ama bunun için çok çalışmaya hazır olmalıyız.” sözleriyle herkese yeniden hatırlattı. Dr. Jane Goodall ’un umut dolu hikâyelerini ve Roots Shoots Türkiye ’nin çalışmalarını buradan takip edebilirsiniz.

Daha fazlasını öğren

Angst

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

Nature dergisinde bu hafta yayımlanan, yakın dönemdeki deniz yüzeyi sıcaklık trendlerinin incelendiği bir araştırmanın yazarları, iklim krizini tersine çevirmek için küresel çapta hızlı, koordineli ve iddialı adımlar atılmaması hâlinde bu neslin Büyük Set Resifi'nin yok oluşuna tanıklık edeceği uyarısında bulundu.

  • Avustralya’nın kuzey doğusunda, 344.400 kilometrekarelik bir alanı kaplayan ve dünyadaki mercan resiflerinin en büyüğü olan Büyük Set Resifi, İrlanda ve Büyük Britanya’nın yüzölçümünden daha büyük bir alana yayılıyor.

Dördüncü kitlesel ağarma

Isı stresiyle dokularında yaşayan renkli ve yararlı algleri kendilerinden uzaklaştıran mercanlar solgunlaşıyor, yumurtlama yetenekleri sınırlanıyor ve açlık, hastalık gibi risklere karşı savunmasız hâle geliyor. 

Fotoğraf: Greenpeace

ABD’nin Ulusal Okyanus ve Atmosfer Dairesi (NOAA) ve Uluslararası Mercan Resifleri Girişimi Nisan ayında yaptıkları ortak açıklamada mercan ağarması olarak bilinen bu durumun son 30 yılda dünya genelinde dördüncü kez yaşandığı, 54 ülke ve bölgedeki mercan resiflerinin ağardığı belirtilmişti. Avustralya’dan akademisyenlerin yayımladığı bu yeni çalışmada da bu gidişle Büyük Mercan Resifi’nde her yıl ağarma yaşanabileceği ve bu durumun dünyanın en büyük doğa harikalarından biri olarak anılan resifin ekolojik işlevini ve evrensel değeri üzerinde daha büyük tehdit oluşturacağı vurgulandı. 

Denizlerin yağmur ormanları

Küresel Mercan Resifleri İzleme Ağı (GCRMN) tarafından hazırlanan en son rapor, 2009 yılından bu yana mercanların yaklaşık %14'ünün yok olduğunu gösteriyor. Sudaki fazla karbondioksiti emerek karbon yutakları oluşturma yetenekleri nedeniyle bazen denizlerin yağmur ormanları olarak adlandırılan mercan resifleri, deniz canlılarının en az dörtte birine yaşamsal doğal destek sağlıyor. 

Fotoğraf: The Washington Post

İklim modelleri kullanılarak yapılan bu yeni çalışmaya göre Büyük Set Resifi'ndeki okyanus sıcaklıkları son 400 yılın en yüksek seviyesine ulaşarak gezegenin bu eşsiz doğa harikası üzerinde "varoluşsal bir tehdit" oluşturuyor. Araştırmaya göre, son 10 yıllardaki aşırı sıcaklıklar, çoğunlukla fosil yakıtların yakılmasından kaynaklanan atmosferdeki ekstra sera gazları olmasa gerçekleşmeyecekti.

  • BM verilerine göre, küresel ısınmanın her 0,5 derecesi aşırı sıcakların, yoğun yağış olaylarının ve bölgesel kuraklığın sıklığında ve şiddetinde fark edilebilir artışlara neden olacak. 

Mevcut tüm uluslararası iklim kriziyle mücadele taahhütlerinin yerine getirildiği senaryoda bile, küresel ortalama yüzey sıcaklığının bu yüzyılın sonuna kadar sanayi öncesi seviyelerin 1,9-3,2 derece üzerine çıkacacağı tahmin ediliyor. Ne yazık ki küresel ısınmayı Paris Anlaşması'nda belirlenen kritik eşik olan 1,5 derece ile sınırlamayı başarsak bile, dünyadaki resiflerin %70-90'ı "muhtemelen" küresel olarak kaybedilecek.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Angst

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

NEREDE YAYIMLANDI?

AngstAngst

BÜLTEN SAYISI

🦌 Su faturası boykotu, kızılgeyik yavrusu

Birleşik Krallık'taki su faturası boykotu, Salda Gölü'nde ilk kez görüntülenen minik geyik, hayvan yasasından sonra yaşanan gelişmeler, Olimpiyat'taki geri dönüşüm krizi.

10 Ağu 2024

YAZARLAR

Deniz Aytekin

Aposto'da kültür sanat ve çevre editörü

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

İLGİLİ OKUMALAR

AngstAngst

HİKAYE

Kiminle, nerede, ne zaman, nasıl: Karşılaşmalarımızı kim tasarlıyor?

Bir zamanlar hayatın akışı içinde kendiliğinden gerçekleşen karşılaşmalar giderek programlanan, paketlenen ve satın alınan hizmetlere dönüşüyor. Kiminle, nerede ve nasıl karşılaşacağımızı belirleyen sosyal altyapılar artık teknoloji şirketleri, hospitality sektörü ve üyelik sistemleri tarafından şekillendiriliyor. Peki daha pürüzsüz bir sosyal yaşam uğruna farklı olanla karşılaşma ihtimalinden tümden vazgeçiyor olabilir miyiz?

Elif Bayram

·

25 Ağu 2026

Kiminle, nerede, ne zaman, nasıl: Karşılaşmalarımızı kim tasarlıyor?
AngstAngst

HİKAYE

Ara beni lütfen: İletişimin dikenli gül bahçesinden yapay çime nasıl geçtik?

Bir zamanlar birbirimizin sesini duymak için telefon açıyorduk; şimdi aramadan önce mesaj atıyor, sesli mesajlarımızı telefona dikte ettiriyor, mesajı anlamayınca yapay zekaya soruyor, cevabı da ona yazdırıyoruz. İletişim hiç olmadığı kadar hızlı ve kolay hâle gelirken birbirimizi dinlemek külfete dönüşüyor; arada da makineler bizi dinliyormuş gibi yapmayı öğreniyor.

Sinem Dönmez

·

22 Ağu 2026

Ara beni lütfen: İletişimin dikenli gül bahçesinden yapay çime nasıl geçtik?
AngstAngst

HİKAYE

Kapitalizm yatağımızda: Mükemmel uyku peşinde koşarken uykusuz kalmak

Akıllı saatler ve uyku takip cihazları, dinlenmeyi puanlanması, optimize edilmesi ve başarılı olunması gereken bir projeye dönüştürdü. Oysa ki uyku, insanın kontrolü elinden bırakmadan yapamadığı az sayıdaki şeyden biri: Kovaladıkça kaçıyor, ölçtükçe bozuluyor, üzerine titredikçe nevroza dönüşüyor.

Ümit Alan

·

21 Ağu 2026

Kapitalizm yatağımızda: Mükemmel uyku peşinde koşarken uykusuz kalmak
AngstAngst

HİKAYE

Dijital çağ kolonyalizminin yeni adı: Plastik atık sömürgeciliği

Akdeniz bölgesi ağırlıklı olmak üzere Türkiye’de her geçen yıl plastik atık ithalatı sorunu büyüyor. Başta Birleşik Krallık olmak üzere Avrupa’dan ithal edilen plastik atık miktarı 500 bin tona ulaşırken sahillerdeki mikro plastik sorunu büyüyor. İlk kez 1989’da gündeme gelen ancak son yıllarda yaygın kullanılan “atık sömürgeciliği” kavramı The Guardian’da yer alan bir haberde Türkiye için kullanıldı.

Pelin Cengiz

·

17 Ağu 2026

Dijital çağ kolonyalizminin yeni adı: Plastik atık sömürgeciliği
AngstAngst

HİKAYE

Ödünç tercihler: Çok şey seçiyoruz, peki ne kadarına biz karar veriyoruz?

Arkasında ailesinin beklentileri, sınıfsal konumu, yaşadığı yer, aldığı eğitim, aile sermayesi, geleceğe ilişkin endişeleri olan, tercih formunun üzerinde adı yazan kişiyi düşünelim. Tercihi yapan el onun olabilir; peki o eli yönlendiren hayal, arzunun ne kadarı ona ait? Hayallerimiz, tercihlerimiz, arzularımız ne kadar bizim? Soruyu daha kökensel bir yerden soralım: İçimizde tercih yapan o “kişi” kim?

Metin V. Bayrak

·

16 Ağu 2026

Ödünç tercihler: Çok şey seçiyoruz, peki ne kadarına biz karar veriyoruz?