Cızırdayan nağmeler ruhumu sardı

Müzik, epey bir zamandır şişelenmiş modern hayat gereksinimleri için bir tıpa görevinde. Peki sese, hatta sadece belli seslere ihtiyaç duymamızın sonu nereye varacak?
Cızırdayan nağmeler ruhumu sardı

3 Şubat - Arter - Duende
Arter ile birlikte

Geri sayım başladı: Yeni ve En Yeni Müzik Festivali Arter ’de Yeni ve En Yeni Müzik Festivali Arter'de Arter ’in 2020 yılında İstanbul’a kazandırdığı Yeni ve En Yeni Müzik Festivali , dördüncü edisyonuyla bu yıl 23-26 Şubat tarihlerinde müzikseverlerle buluşmaya hazırlanıyor. Nedir? Geçtiğimiz yıllarda Arter’in performans salonları Karbon ile Sevgi Gönül Oditoryumu ’nda ve pandemi süresince çevrimiçi ortamda yeni müzik alanında üretim yapan öncü isimleri ağırlayan Yeni ve En Yeni Müzik Festivali , bu yıl bizleri karşılayacak konser ve performanslardan oluşan dört günlük programıyla çok yönlü bir keşif alanı sağlayacak. Neler var? Programdan haberler için gözümüz henüz yollarda. Yeni ve En Yeni Müzik Festivali’nin bu yılki programını kaçırmamak için Arter’i buradan ve sosyal medya kanallarından takip etmekte fayda var. Yakın zamanda festivalle ilgili açıklanacak detayları ve Arter ’in sanatın tüm disiplinlerini kapsayan etkinlik ve programlarını incelemek için bu bağlantıyı ziyaret edebilirsin.

Daha fazlasını öğren

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

Pandeminin ilk ayları. Aşırı yıkamaktan dolayı ellerimin üstünde hâlâ belli belirsiz kızarıklıklar var. Olağandışı durumlarda aşırı kelimesinin pek bir anlamı yoktur. O günlerde bana sorsan evimde yaptığım her şey normaldi. Tüm dünya düzeni tepe taklak olurken bile. Senelerce ertelediğim sporu biraz can sıkıntısı, daha çok da can korkusundan dolayı haftada beşe çıkarmıştım. Bir yandan sabahları güne nefes egzersizleri ve meditasyonla başlamayı rutin hâline getirmiştim. Varlığımdan rahatsız olan bir dünyada, kendimi içine yerleştirebileceğim boş bir alan. O şekilsiz şekillerin içinden geçip boşlukta kendimi bulmam için de köşeli ruhumu esneten müzikler vardı. Genelde sözsüz olanlar. O günlerde dinlediğim şarkılardan Bugünlerin Sabahları isimli bir çalma listesi hazırlamıştım. Daha çok kendime yazdığım bir reçete gibiydi. Var olmayan bir hastalığın hiç bitmeyecek tedavisi için.

Bilmemenin karşısına belirsizliğin, hareketsizliğin yanına çürümenin geçtiği bir çağda duraksayabilme ve kendini iyileştirme zorunluluğu anaakım kültürde etkin bir alana sahip. Gündelik uğraşlardan büyük zaferler çıkarmanın yanında verimlilik kıskacında sığ sularda boğulmama telaşı hakim. Bu da çoğu zaman niteliği arka plana atarak temel amaçların önceliklendiği bitiş çizgisine varmayı hedef hâle getirdi. Değerlendirme ortadan kalktığı anda tüketim de eylemden ziyade bir yaşam fonksiyonuna dönüştü.

Bir kimlik ve ait hissettiğimiz bir zaman

Peki bunlar neden muhtemelen bir müzik içeriğine dönüşecek yazının ilk paragraflarında senin karşına çıktı? Ses ve müzik arasında ayrım yapmaya başladığımızda, kendimize müzik aracılığıyla bir kimlik ve ait hissettiğimiz bir zaman atadık. Bu durum topluluklara dönüşecek kadar ileri gitti. Ancak modernleşmenin ve bireyselleşmenin altın çağında müzik yeniden belli belirsiz seslere dönüşmeye başladı. Müziğin etiketlenip listelenebilir olması, ona ait türlerinin ve beraberindeki alt kültürlerin dibini kazıdı. Bu da yeni seslerin üretimini azaltmanın yanı sıra dinlediğini tanımlamayı bile zorlaştırdı. Tüm bu insani gereksinimlerin ardına geçtiğimizde ambient’ın, bu yazı için sözsüz müziğin, kayda değer bir yükselişi var. Bu yükseliş ana karadan bakınca bir yardım fişeği, bizzat içindeyken ise bir eğlence gösterisi. 

Bir eğlence gösterisi | Tasarım: Esra Yapar

Mesele sadece odaklanmak, yaratıcılığı arttırmak, uyumak, meditasyon yapmak, stresi azaltmak ya da verimliliği yükseltmekten mi ibaret? Büyük çoğunlukla evet. Müzik, az önce bahsettiğim şişelenmiş amaçlar için bir tıpa görevinde. Biraz daha açacak olursam; bilinç dışının bizi hazırlıksız yakalayarak dikkatimizi dağıtmasını engellemek için bir gürültü. Evet doğru okudun. Gürültü. Kimliği çok da önemli olmayan sesler kümesi. Elbette yapılan işin monotonluğu ve yaratıcılığına göre bu gürültüyle etkileşimimiz artsa da beynimizin tercihi, tahmin edilebilirlikle kaotiklik arasındaki bir noktada buluşmak.

Seni seçtim ruh hâlim

Biraz da sayılar konuşsun. CSU Global adına OnePoll tarafından yürütülen bir araştırmada katılımcıların yüzde 60’ı arka planda müzik açıkken daha iyi ders çalıştıklarına inanıyor. Amerika’da her üç kişiden ikisi çalışırken müzik dinliyor. Ankete katılanların çoğu (%89) müzik dinlerken işte daha üretken hissettiklerini ve bu durumun kendilerini daha fazla çalışmak için motive ettiğini (%84) söylüyor. Dinledikleri müzik türleri arasında klasik müzik zirvede. Bununla birlikte doğa seslerinin %30 ve gündelik hayattan seslerinin %26’lık tercih oranına sahip olması müzikten öte ses ihtiyacını net bir şekilde gösteriyor. Yine aynı araştırmada karmaşıklık seviyesi farklı olan görevler arasında tercih edilen müzik türleri net bir şekilde değişkenlik gösteriyor. Bu da insanların müziği amaçlarına hizmet edecek şekilde eşleştirdiğini kanıtlıyor. Üstelik bunun için çok iyi bir yardımcıya da sahipler: Çevrimiçi müzik servisleri.

En baştan söyleyeyim. Burada çevrimiçi müzik servislerini sunum formatları üzerinden eleştirme amacında değilim. Ancak farklı ruh hâllerine eşlikçi ve temel eylemlerine destekçi olan çalma listelerinin ambient müzik için daha önce hiç olmayan bir pazar teşviki yarattığı da bir gerçek. Oluşan iştah ve dinlenme sayıları üzerinden gelen anlık bildirim, üreticileri etkiledi ve tetikledi. Ortaya Brian Eno’nun yarım asırdan fazladır süregelen müzikal katılığı ve teorik titizliğinden ayrışan, yatıştırıcı ses motiflerinin ağırlık kazandığı ve genellikle rahatlamaya yardımcı olmak için üretim yapan uygulayıcılar çıktı. Spotify’ın en popüler ruh hâli çalma listelerinin birçoğu, büyük ölçüde adına çok az kayıtlı parça olan dinleme servisleri dışında çevrimiçi varlığı olmayan bir topluluk oluşturdu. Birbirleriyle ve dinlecileriyle iletişimi olmayan, bağlamdan uzak bir topluluk.

Spotify'da huzur dolu bir çalma listesi

Derdime derman çalma listeleri

Basit bir araştırmayla Spotify’daki çalma listelerinden Peaceful Piano’nun 6.8 milyon, Deep Focus’un 3.8 milyon, Brain Food’un 3.6 milyon, Deep Sleep’in 1.8 milyon ve Ambient Relaxation’ın 1.2 milyon takipçisi olduğu bilgisine erişmek mümkün. Bu yüksek takipçili listelerin etrafında bir ekonomi yaratıldığını söyleyebiliriz. Listeye giren şarkılar kısa sürede milyon dinlemeleri geçiyor. Bu da sanatçılar için az da olsa bir gelir demek. Diğer yandan dinlediği müziğin yaratıcısını merak edenler sayesinde ve niş üretimleri sebebiyle anaakımın dışında kalan pek çok müzisyen daha fazla görünür hâle geldi. Amaçlarının bu olmadığı kesin. Ancak ambient müziğe çok az ilgisi olan veya hiç ilgisi olmayan dinleyicilere, bitkilere iyi gelen çalma listesi altında harika kompozisyonlara sahip kayıtların sunulması fikrinden sadece ben eğleniyor olamam.

Space Afrika | Kaynak: truantsblog.com

Şayet çalma listesi yerine beğenilerine göre müzikle etkileşime geçmeye istekliysen ambient etiketi altında heyecanlanacak gelişmeler de var. Space Afrika, Huerco S, Emily A. Sprague, H. Takahashi ve 2021 yılında “Yerin kulağı var” olarak tanıttığım KMRU, vitrine çıkardığım örnekler. Kuşkusuz çok daha fazlası var. Bu isimlerin ortak özelliği modern yaşamın stresini yatıştırmaya çalışmak yerine onu yansıtmayı tercih etmeleri. Brian Eno’nun açtığı yoldan özgünlüklerine doğru koşan bu sanatçılar, steril ve güzel paketlenmiş seslerin tam karşısında varolanın izinden gidiyor. Bu da dinlenilen müziği işitsel bir stres topu yerine, eyleme dönüşen ve kişisel gerçekliğinle yüzleştiren bir esere dönüştüyor. Ne mutlu ki öyle.

“Evinden çıkman gerekmez. Masandan kalkma ve dinle. Hatta dinleme, yalnızca bekle. Hatta bekleme bile, tamamen sessiz ve yalnız ol. Dünya, maskesini düşüresin diye, gelip kendini sunacaktır sana, başka türlü olamaz; kendinden geçmiş bir halde kıvranacaktır önünde.”  - Kafka

Müziğin hikâyesinde ısrar

Ses engelleme özelliği açık olan kulaklığımı çıkardım. 1 metre karelik yaşam kapsülümden aylar sonra dışarıya adım atmış gibiyim. Aslında iş yerindeyim. Sağımda yüksek sesle tekno müzik dinleyen birisi var. Hemen çaprazımda konuşmak için çıkardığı kulaklığında açık kalan enerjik bir şarkının fütüristik synth’lerini duyuyorum. Aylar önce yazılımcımızın benden yalvarırcasına istediği lo-fi çalma listesini hala yapmadım. İnternetteki her listeyi baştan sona defalarca dinlediğini iddia etmişti. Müzikle kurduğum bağı hiçbir zaman yaratıcısından ayırmadım. Benim için müziğe hangi servis üzerinden erişildiğinin aksine kimden ve nasıl hikâyelerden geçerek bana ulaştığı önemli oldu. Ancak şu bir gerçek ki modern yaşamın gürültüsü arttıkça onu susturacak enstrümanlara olan ihtiyacımız daha da artacak. 

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

DuendeDuende

BÜLTEN SAYISI

🧘 Hayatın tıpası müzikler, John Cale'in uyumsuz ritimleri

Ambient müziğin yükselişi, John Cale'in kıyamet belirtisi çılgınlıklarıyla dolu albümü MERCY; bitirim üçlü Martin McDonagh, Colin Farrel ve Brendon Gleeson'u yeniden bir araya getiren kırsal absürtlük The Banshees of Inisherin.

03 Şub 2023

Arter ile birlikte
Fotoğraf: Chantal Anderson

YAZARLAR

Taner Turna

grandkid of david bowie, son of nick cave, brother of thom yorke & damon albarn

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

DuendeDuende

HİKAYE

Amerika’da bir Türk underdog: Aykut Özen ve grubu Ölüm

Ölüm’ün hikayesi, İzmir’den The Strokes’un ön grubu olarak çıktıkları Red Rocks sahnesine uzanıyor. Türkçe sözlü saykodelik rock grubu Ölüm’ün arkasındaki isim olan Aykut Özen; Los Angeles’taki hayatını, 70’lerin parlatılmamış çiğ ruhunu ve ABD müzik sahnesinde ses getiren kırılma anlarını anlatıyor.

Eda Solmaz

·

03 Ağu 2026

Amerika’da bir Türk underdog: Aykut Özen ve grubu Ölüm
DuendeDuende

HİKAYE

Bir kentin tiyatronun ta kendisine dönüşümü: Bergama, neden tiyatrosun sen?

İlki 2018’de düzenlenen Bergama Tiyatro Festivali bu sene 7-8-9 Ağustos’ta yapılacak. Peki kendi kaderine terk edilmiş bir Ege kasabası nasıl tiyatroya, kolektif emeğe, yeni ihtimallere ve yerelden yükselen umudun ta kendisine dönüştü?

Bahar Çuhadar

·

03 Ağu 2026

Bir kentin tiyatronun ta kendisine dönüşümü: Bergama, neden tiyatrosun sen?
DuendeDuende

HİKAYE

İşe Yarar Bir Hayalet: Unutturuldu sanılan hafıza nasıl geri döner?

"İşe Yarar Bir Hayalet", daha ilk dakikalarında bütün derdini anlatıyor. Bir sanat merkezinde, Tayland toplumunun kolektif belleğini temsil eden bir rölyefin yapımını izliyoruz. Keşiş, asker, işçi, köylü, öğrenci, atlet, çocuk, keçi... Bir toplumun hafızasını oluşturan figürler tek bir yüzeyde buluşuyor. "İşe Yarar Bir Hayalet"te kabul görmenin ölçüsü kim olduğunuz değil, kimin işine yaradığınız. Filmin adındaki ironi de tam burada yatıyor.

Tuba Büdüş

·

31 Tem 2026

İşe Yarar Bir Hayalet: Unutturuldu sanılan hafıza nasıl geri döner?
DuendeDuende

HİKAYE

Bir büyüme hikayesi: Spider-Man nasıl farklı hisseden herkesin kahramanı oldu?

Spider-Man’in radyoaktif örümcek ısırığından gizli kimliğine, kayıplarından kendini kabullenme mücadelesine uzanan hikayesi, farklı hisseden herkesin kendisinden bir şeyler bulabileceği bir büyüme anlatısı aynı zamanda. "Brand New Day" ise Peter Parker’ın yetişkinlikte de değişmeye, bedel ödemeye ve şu soruyla yüzleşmeye devam ettiğini gösteriyor: İnsanlar gerçek benliğiyle tanışsalar onu yine de severler miydi?

Emre Eminoğlu

·

31 Tem 2026

Bir büyüme hikayesi: Spider-Man nasıl farklı hisseden herkesin kahramanı oldu?
DuendeDuende

HİKAYE

İnsan ruhunun karanlık sularında: John Boyne'un 'Elementler' serisi üzerine

'Çizgili Pijamalı Çocuk'un yazarı John Boyne, dört kitaplık "Elementler" serisinde insan ruhunun karanlık ve fırtınalı topografyasını çıkarıyor. Boyne, her biri bir solukta okunabilecek serisinde, dijital çağın üzerimize yağdırdığı sosyal virüslerin cirit attığı ortamda travmalara ve insanlığın kurtuluş reçetelerine değiniyor. Her romanda "suç"u farklı bir yönüyle ele alıyor, birbiriyle iç içe geçmiş metinleri birbirinden özgür kılarken bir yandan da her birini ötekine sımsıkı bağlıyor.

Soner Can

·

31 Tem 2026

İnsan ruhunun karanlık sularında: John Boyne'un 'Elementler' serisi üzerine