Close: Lukas Dhont'la Yakından Uzağa


Duende X Kadıköy Sineması X The Irish Spirit : Başrol Müzik
Duende ’nin “Müziğin sesini açmakla kalmayıp, müziği seyre dalma zamanı…” diyerek seni Kadıköy Sineması ’nın kırmızı koltuklarına davet ettiği Başrol Müzik film gösterim serisi, şimdi yanına The Irish Spirit ’i de alarak rotasını gelecek…
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Film: Close
Yönetmen: Lukas Dhont
Süre: 104 dakika
Yapım yılı: 2022
Belçika’dan genç ve kuir bir yönetmen Lukas Dhont, ilk filmi Girl ile yarıştığı 2018 yılındaki Cannes Film Festivali’nden üç ödülle ayrılmıştı: Seçkideki ilk-filmlerden birine layık görülen Altın Kamera, festivalin kuir ödülü Kuir Palmiye ve eleştirmenlerin verdiği FIPRESCI ödülü. Girl, balerin olma hayalleri kuran on beş yaşındaki trans genç kadın Lara’nın bir yandan cinsiyet uyum sürecinde bir yandan da balenin acımasız ve rekabetçi dünyasında maruz kaldığı psikolojik ve fiziksel zorlukları konu alıyordu. Dhont’un dört yıl sonra gelen bir sonraki filmi Close da prömiyerini Cannes’da yaptı; Dhont bu kez ana yarışmada yer alıp Grand Prix’yi Claire Denis gibi usta bir sinemacıyla paylaştı. Belçika’nın 95. Akademi Ödülleri için seçtiği film, En İyi Uluslararası Film kategorisinde Oscar adayı oldu.

Close | Kaynak: İKSV
Close, bir değişimin ve değişime yenik düşen bir yakınlığın hikâyesi. 13 yaşındaki Léo ve Rémi'nin yakın ilişkisi, okul başladığında sarsıntıya uğruyor. Rémi'nin Léo'ya dostluğun dışında hissettiği şeyler olduğunu anlamak çok zor değil, bunların karşılıklı olup olmadığıysa muğlak. Toplumun o toksik erilliğinin, tek normale tapınma saçmalığının henüz 13 yaşındaki çocukların bile kalbini kırdığını görmek can acıtıyor. Duyduğu fısıltılarla, kendilerine yönelen ima, bakış ve işaretlerle her gün biraz daha geri çekmeye başlıyor Léo kendini.
Rémi, Léo uzaklaştıkça karnından bıçaklanmış hissediyor ve bir gün onu okula başladıklarından beri ayrı düştükleri tek dünya olan hokey antremanında ziyaret etmeye gidiyor. Spordan zerre anlamasa, orada olduğunda birlikte vakit geçiremeyecek olsalar da üstelik. Bu ziyareti belki onun konserini izlemeye gelmiş Léo'ya bir iadeiziyaret olması, belki dışında kaldığı o dünyayı merak ettiği, belki de sadece Léo’yu özlediği için yapıyor Rémi. Léo ise sahanın kenarına yaklaşıp şöyle diyor ona: "Niye geldin ki?” Yakınlıklarının uzaklığa dönüşmeye başladığı anların hepsinin içinde Rémi’nin canını en çok acıtanın bu olduğunu tahmin edebiliyorum.
Filmin olay örgüsüne ve duygusal yüküne dair sürprizleri bozmamak için daha fazlasını söylemek istemiyorum. Fakat söz konusu duygusal yükü üzerinde çok iyi taşıyor Lukas Dhont'un sineması. Tüm büyüsüne ve huzur dolu renk paletine rağmen masumiyetin yitişini, trajedilerle büyümeyi, toplumun beklentilerine yenik düşen mutluluk ihtimalini, pişmanlığın altında ezilmeyi tüm gerçekliğiyle yüzüne vuruyor.

Close | Kaynak: İKSV
Nedense bazen kuir sinemanın kendine toplumsal, sınıfsal ya da kültürel olarak ezilen, dezavantajlı baş karakterler seçmesi, o karakterlerin dış etkenlerin ya da toplumdaki diğer bireylerin fiziksel ya da psikolojik şiddetine uğraması gerektiği düşünülüyor. Fakat bu düşünüş şekli toplumsal ya da ekonomik olarak avantajlı; içinde bulunduğu toplum tarafından kabul görmüş ve rahat ettirilmiş bireylerin duygularını hiçe sayıyor gibi geliyor bana. Genelin hâkim olduğu bir örnek vermek gerekirse, Call Me by Your Name’deki açılma sahnesinin kabullenici bir babanın duygusal konuşmasıyla sonlanması ya da söz konusu ailenin varlıklı ve eğitimli olması, Elio’nun içinde fırtınalar kopmadığı açılma ve kendini kabullenme sürecinin zorlu olmadığı anlamına gelmiyor. Bu hikâyenin edebiyata ya da sinemaya taşınmasını gereksiz ya da değersiz kılmıyor.
Lukas Dhont’un henüz iki filmden oluşan filmografisi de bu çizgide ilerliyor: Girl’de Lara’nın yaşadıklarının temelinde cinsiyet kimliği nedeniyle dışlanması ya da zorbalığa maruz kalması yok. Aksine Lara, destekleyici bir aileye ve cinsiyet uyum sürecine ergenliği sırasında başlayabildiği bir sağlık hizmeti erişimine sahip. Yaşadıklarının esas sebebi öz-kimlik arayışı ve balenin onu fiziksel olarak zorlayışı. İki beyaz çocuğun etrafında dönen Close’un hikâyesi de dış etkenlerin yarattığı baskıdan, şiddetten ya da ayrımcılıktan değil, bunun gerçekleşme ihtimalinin yarattığı korkudan kaynaklanıyor. Dhont, Léo’nun kendisine sunulan rahat ailevi ve toplumsal koşullara rağmen başkalarının ne düşündüğünü neden gereğinden fazla umursadığını merak ediyor ve nihayetinde bunun neden olduklarının onda yarattığı pişmanlıkla ilgileniyor.
Nerede izleyebilirsin? Close, bugün Mubi kataloğuna eklendi. Yönetmenin önceki filmi Girl de birkaç haftadır Mubi’de.
Benzer işler:
- Little Men (2016, Ira Sachs)
- SummerStorm / Sommersturm (2004, Marco Kreuzpaintner)
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
NEREDE YAYIMLANDI?
Frank Ocean'ın gizemler, çalkantılar ve projelerle dolu günceline dair sorgulamalar, Lukas Dhont’un büyüme sancısı Close, solucanlarla yüzleşen HMLTD'nin son albümü The Worm.
21 Nis 2023

YAZARLAR

Emre Eminoğlu
Sinema, kültür, sanat yazarı. 2021’den beri sinema editörlüğünü üstlendiği Aposto başta olmak üzere çeşitli dijital ve basılı yayınlarda sinema yazıları yazmaya, röportajlar yapmaya ve podcast'ler üretmeye devam ediyor. SİYAD ve FIPRESCI üyesi, Golden Globes seçmeni.

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
M. Enes Özel, bir hayli aktif kullandığı Instagram hesabında kendisini "Psikiyatri uzmanı. Kalan her şeyin amatörü, talihli ucube, falsolu kul" olarak takdim ediyor. Özel ile yeni kitabı "Normal" ve farklı kuşakların normali algılama biçimleri üzerine konuştuk.

Nathan Fielder ve Lance Oppenheim imzalı Elizabeth Holmes belgeseli "You Can See Everything", son yılların en tuhaf ve katmanlı filmlerinden biri. Filmde herkesin, Nathan dahil, farklı yansımalarını görüyoruz; hem kendilerini gördükleri gibi, hem herkesin onları gördüğü gibi, hem de bizim onları gördüğümüz gibi. Bu ayna labirentinde herkes, herkesi, izleyiciye oynuyor. Ve izliyor.

24-31 Ekim tarihleri arasında düzenlenen 63. Antalya Altın Portakal Film Festivali, yarışma seçkisi ve Film Forum etrafındaki tartışmalarla Türkiye sinemasının bugününü, geleceğini ve festivalin prestij iddiasını sorgulamaya açtı.

"Norm: The Tale of Norm Macdonald" bazen tanıdık görüntülerin rahatlığına fazla güveniyor, bazı güç soruların üzerinde daha uzun durabilecekken yeni bir şakaya geçiyor. Yine de Norm’la vakit geçirme duygusunu yakalıyor.

İlki 2006'da düzenlenen Sinopale, yirmi yılda Türkiye’nin en uzun soluklu bağımsız sanat oluşumlarından birine dönüştü. Bienalin kurucuları, küratörleri ve sanatçılarıyla 10. edisyon vesilesiyle biraraya gelerek Sinopale’nin kentle kurduğu ilişkiyi ve yerel bilginin çağdaş sanatla buluşma biçimlerini konuştuk.




