ÇOCUK EDEBİYATI YAYIMCILIĞI

AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
Hippo'nun kurucularından ve Yayın Koordinatörü Lora Sarı'yla Çocuk Edebiyatı yayımcılığında yetişkin tahakkümü ve kapsayıcılık üzerine konuştuk.
Röportaj: Marsel Tuğkan Gündoğdu ve Alara Demirel
Türkiye'de Çocuk Edebiyatı yayımcılığı kesişimsellik bağlamında nasıl zorluklarla karşılaşıyor?
Tartışmaya Türkiye’de çocuk kitaplarında çok kültürlülüğün, kapsayıcılığın ve çeşitliliğin olmadığıyla başlamak daha doğru olacak — aslında kesişimselliğe gelene kadar kat etmemiz gereken çok yol var. Bu durum yalnızca çocuk kitapları için geçerli değil, en başta Türkiye’deki eğitim çoğulcu ve kapsayıcı değil ve çocuğa ilişkin her alan, ebeveyn-eğitmen-devlet üçgeni tarafından sıkıca kontrol ediliyor.
Çoğunluğun yaşam tercihleri ve inanışları etrafında şekillenen ahlaki değerler ve kimliklerin dışına çıkan her şey bu alandan silinmeye çalışılıyor. Bir kitaba yönelik sosyal medyada başlayan linç hareketinin o kitabın toplatılmasına veya poşete koyulmasına kadar gittiğini kaç kez gördük. Dolayısıyla aslında yayıncıların “kesişimselliğin” olduğu kitapları yayımlamada karşılaştığı en büyük zorluk, çocuklarına hangi kitabı alacağına bizzat karar veren ailelerle, okullara kitap seçen eğitmenlerle, sosyal medya trolleri ve devletle baş edecek olması.
Çıkacak kitapları seçerken Hippo'nun göz önüne aldığı kriterler neler? Editoryal ekibiniz kitap seçiminde hak temelli perspektifi koruyabilmek adına ne tür kriterlere sahip?
Çocukları "Yarının büyükleri ve geleceğin teminatı," gören ve tam da bu sebepten onlara üstten bakan, bir şeyler öğretme çabasına giren, didaktik kitaplar basmamak en büyük kriterimiz diyebiliriz. Çünkü bizce bunun tersi bir bakış açısı tam da çocuğu, hak ve özgürlüklerinden yoksun bırakan bir bakış açısı.
Çocukların çocuklar olarak var oluşlarını önemsiyoruz ve onları edebi değeri yüksek ve alt metinleri zengin kitaplarla buluşturmaya çalışıyoruz. Kitaplarda anlatılan dünyaların da kendimiz ve çocuklar için arzuladığımız dünya gibi olmasına dikkat ediyoruz.

Erkek Adam Ağlar
Çocuk işçiliği, yoksulluk, göçmenlik ve ailesi tarafından bakılmayan çocuklar gibi çocukların haklarına erişimlerini zorlaştıran ve engelleyen hikâyelerle toplumsal cinsiyet ve çoğulculuk başta olmak üzere toplumsal meselelerle ilgileniyoruz; değil çocukların, yetişkinlerin bile konuşmakta zorlandığı ölüm, ayrılık, taşınma gibi konuların üzerine giden; varoluşsal sorunların cevaplarını arayan; okula başlamanın, akran zorbalığının ve büyüme sancısının oluşturduğu kaygılara değinen; farklı bakış açıları sunan ve hayatta çeşit çeşit duygu olabileceğini hatırlatan kitaplar var odağımızda.
Yetişkinlerin çocukların okur-yazarlıkla olan ilişkisine olan tahakküm ilişkisini yayınevi kararlarında nasıl değerlendiriyorsunuz? "Veli" okurların geri dönüşleri ne yönde oluyor?
Bugüne kadar velilerin ya da yukarıda bahsettiğim ebeveyn-eğitmen-devlet üçlüsünün “geri dönüşleri”ni hesaba katarak hareket ettiğimiz tek bir durum oldu. Çocuklara âdet döngüsünü ve kadınların cinsel anatomisini anlatan ve bu konuya dair çocukların (ve yetişkinlerin de) bütün merak ettikleri soruları yanıtlayan resimli bir kitap yayımlamak istedik.
Tam o sırada Ceyda Düvenci’nin sosyal medyada kızının ilk âdetini kutlaması üzerine linç edildiğini gördük. O sırada yaşanan tartışmalar kitabın yayımlandıktan sonra çok büyük ihtimalle toplatılacağının garantisi gibiydi. Yayın hayatına yeni başlamış bir yayınevi olarak bu olayla birlikte anılmak istemediğimize karar verdik ve projeyi rafa kaldırdık.
Bu örnek dışında yayın kurulunda bir kez bile "Veliler bu kitap hakkında ne düşünür?" diye sormadık kendimize. Sorduğumuz üç temel soru var:
- Bu hikâye Hippo’nun ilgilendiği temaları kapsıyor mu?
- Bu çok iyi yazılmış ve resimli kitaplar söz konusu olduğunda da çok iyi resimlenmiş, çocuk edebiyatını zenginleştiren bir hikâye mi?
- Bir çocuk bu hikâyeyi okuduğunda neyi veya neleri anlayacak?

İllüstrasyon: Irmak Hacımusaoğlu
Sansür ve otosansürün yoğun olarak yaşandığı bir ortamda kapsayıcılık ve kesişimsellik amacınızı nasıl koruyorsunuz?
Yukarıda anlattığım âdet kitabı örneğinin sadece çoğunluğun değil birçok etnik ve dini azınlık grubunu da rahatsız edeceğini düşünüyorum. O yüzden uyguladığımız tek otosansürle kapsayıcılık ve kesişimselliğin değil, eş değer ölçüde problem olarak saydığım ifade özgürlüğünün önünün kesildiğini düşünüyorum.
Kapsayıcılık ve kesişimsellik amacını korunması gereken bir şey olarak görmüyorum — bu amaç ya var ya yok. Türkiye’deki yayıncıların büyük bir çoğunluğunun en başta böyle bir amacı olduğunu düşünmüyorum. Parçası oldukları çoğunluğun taleplerini karşılamak, onların hassasiyetlerini gözetmekle meşguller. En başta kendileri kapsayıcı kitaplar yayımlamıyor çünkü “diğerlerini” görmüyorlar. Hippo, parçası olduğu azınlıktan yola çıkarak var oluş amacını asla unutmayarak kapsayıcılığın ve çoğulculuğun peşinden gidiyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Çocuk ve Gençlik Edebiyatı'nda temsil özgürlüğü ne durumda? Yetişkin tahakkümü nedir? Hayran kurgusu okuyor musun?
09 Kas 2021

YAZARLAR

Angst
Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR


