

Yepyeni bir ofis deneyimi: Platform Office Yepyeni bir ofis deneyimi şimdi Platform'da Vadipark Seyrantepe ’de hizmet veren Platform Office , kurumsal firmaların tüm ihtiyaçlarını göz önünde bulundurarak kapsamlı ve lüks bir ofis deneyimi sunmak için çalışıyor. Nedir? 4.500 m2’lik bir alanda hizmet veren Platform Office , küresel ve yerel kurumsal şirketlere üst düzey bir hizmet sağlamak ve taşınmaya hazır ofislerle çağdaş ve sosyal ofis çözümleri sunmayı amaçlıyor. Neden önemli? Tüm operasyonel giderleri her şey dâhil bir paket programla karşılayan Platform Office , bir ofise dair tüm ihtiyaçları baştan sona yöneterek müşterilerinin zamandan ve enerjiden tasarruf etmesini sağlıyor. Neler var? Dekorasyonu hazır olarak teslim edilen A+ ofis alanları vadeden Platform Office, aynı zamanda lounge ve teras alanı, günlük ofis ve ortak alan temizliği, restoran ve çay-kahve hizmeti, jeneratör hizmeti ve güvenlik, fotokopi ve printer hizmeti, toplantı salonları ve son teknoloji IT altyapısıyla verimli, konforlu ve çağdaş bir çalışma ortamı sunuyor. Siz de Platform Office’in sunduğu ayrıcalıklardan yararlanarak ofis verimliliğinizi artırmak için bu bağlantıyı ziyaret edebilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
Bu hafta sizlere ruh sağlığı üzerine çalışan ve psilosibin etken maddesini sentezleyen Compass Pathways’den bahsetmek istiyorum. Psilosibin, kullanımı birçok ülkede kısıtlanmış bir madde.
Öncelikle bu maddenin tanımıyla başlayalım. Psilosibin, halk arasındaki adıyla “sihirli mantar” olarak da bilinen, psylocybe türü halüsinojen mantarlardan elde edilen ve halüsinatif etkileri olan bir maddedir. Kimyasal yapısı serotonine çok benzemekle birlikte tarih boyunca birçok toplumda ritüellerde ve dini törenlerde kullanılmıştır. Compass Pathways ise psilosibini sentezleyerek geliştirdiği COMP360 ürünü ile ağırlıklı olarak tedaviye dirençli depresyon (TDD) üzerine araştırmalar yapmakta.
- Uyarı: Aşağıdaki istatistikler bazı okurlarımız için rahatsız edici nitelikte olabilir.
Dünyada her 40 saniyede bir kişi intihar ederek yaşamına son veriyor. Her 25 intihar teşebbüsünden biri ölümle sonuçlanıyor. Yine dünya genelinde her yıl intihar eden 800 bin kişi hayatını kaybediyor. ABD'deki istatistiklere göre 17 milyon kişi majör depresif bozukluklarla mücadele ederken bunların 5 milyonu ise tedaviye dirençli depresyon ile yaşamak zorunda kalıyor.
Compass Pathways ise araştırmalar sonucunda geliştirdiği terapi programları ile ağırlıklı olarak tedaviye direçli depresyona odaklanmış durumda. TDD’nin ABD'de sigorta şirketlerine senelik maliyetinin kişi başı 17 bin ila 25 bin dolar seviyesinde olduğunu göz önünde bulundurursak, pazarın büyüklüğü daha dikkat çekici hâle geliyor.
Compass Pathways, 2016 yılında St. Petersburg Medical Academy mezunu Dr. Ekaterina Malievskaia ve McKinsey kökenli eşi George Goldsmith tarafından Londra'da kuruldu. Bugüne kadar gerek kendi programları gerekse üniversitelerle beraber üzerinde çalıştıkları programlar çerçevesinde birçok farklı hastalık türünün tedavisi üzerinde çalışıyorlar. Bu sendromlar arasında daha önce de bahsettiğim gibi TDD, travma sonrası stres bozukluğu (PTSD), anoreksi, bipolar bozukluk ve otizm spektrum bozuklukları da bulunuyor.

Şirket, Kasım 2022 itibariyle 233 hasta ile faz 2b çalışmalarını tamamladığı COMP360 TDD'nin başarılı sonuçlarını dünyanın önde gelen hakem denetimli medikal dergisi The New England Journal of Medicine'de yayımlayarak bu alandaki en kapsamlı çalışmayı ortaya koymuş oldu. 2022 sonu itibariyle de faz 3 çalışmalarına başlayarak birçok rakibinin önünde yer alma potansiyelini artırdı.
Faz 2b çalışmalarında hastaların %30'nda hızlı sonuç alınırken, daha kararlı ve kesin sonuçlar alabilmek için de bir yandan yapay zeka destekli uygulamalar kullanarak geliştirdikleri tedavinin gerçekten ihtiyacı olan hastalarda uygulanabilmesine yönelik çalışmalara devam ediyorlar. COMP360 ürününü sadece bir ilaçtan ziyade ilaç+terapi programı gibi düşünebilirsiniz. Burada ürünlerini geliştirirken diğer yandan uzmanları eğiterek hastalar üzerinde daha iyi ve sürdürülebilir sonuçlar alabilmeyi hedefliyorlar.
Compass Pathways'in 2020 yılındaki halka arzı öncesi çeşitli yatırım turlarında yaklaşık 115 milyon dolar yatırım alırken bu turların bazılarına Paypal'ın kurucusu ve teknoloji yatırım gurusu Peter Thiel da eşlik etti. Halka arzda ise 544 milyon dolar değerlemeyle kasasına 146 milyon dolar koyarak hikayesini dünyaya duyurmuş oldu.
Şirketin 2022 3. çeyrek sonuçlarına göre kasasındaki 173 milyon dolar ve yaklaşık 30 milyon dolarlık toplam borcu ile 2023 için ekstra nakit ihtiyacı olmayacak gibi görünüyor. Öte yandan senelik yaklaşık 80-100 milyon dolar gideri ve henüz gelir elde etmiyor oluşu, takip eden senelerde ekstra nakit ihtiyacı doğurabilir.
Faz 3 sonuçlarının başarılı olması hâlinde, ürün ve terapiyi, FDA onayları sonrası ancak 2025 sonlarına doğru ticarileştirebileceğini düşünmekte fayda var.
Şu an yatırımcıların fiyatladığı 450 milyon dolar piyasa değeri, her biyoteknoloji girişiminde olduğu gibi, başarılı olması hâlinde çok ucuza, olamaması hâlindeyse çok pahalıya mal olabilir. Faz 3 sonuçlarının başarılı gelmesi hâlindeyse birçok büyük biyofarma şirketinin bu alanda çalışan şirketlere ilgisinin artması şaşırtıcı olmaz.
Kıssadan Hisse

1960'lı yıllarda laboratuar ortamında tedavi üretmeye yönelik araştırmalara konu olan ve halüsinatif etkileri bulunan maddelerin kullanımı 1971 yılında dönemin ABD başkanı Nixon tarafından "toplumun bir numaralı düşmanı" ilan edilerek yasaklanmıştı. Günümüzde ise bilimin ilerlemesiyle bu alanda katedilen mesafeler göz önünde bulundurularak; Trump döneminde başlayan, Biden döneminde ise devam eden yumuşama ile ABD ve Birleşik Krallık gibi Batılı ülkelerin programlarına tekrar girmeyi başardı.
Küreselleşen, nüfusu artan, kaynakları azalan ve bunlara bağlı olarak gerek ekonomik gerek sosyal anlamda giderek zorlaşan yaşam koşulları sebebiyle ivmelenerek artan davranış bozukluklarının tedavisinde -kesin olmasa da- büyük potansiyel taşıyan bu etken maddeleri barındıran tedavi yöntemleri birçok insana umut olabilir. Eğer başarılı olabilirlerse toplumda üretkenliği artırırken, devletin sigorta masraflarının azalmasına da önemli katkılar sunabilirler. Önyargılı bir şekilde yasaklayıcı bir yapıdan ziyade, kontrollü bir şekilde bu alanda çalışmaların ilerlemesine destek olunması ülkemizin de bu ya da benzeri alanlarda biyoteknoloji unicornları çıkarabilmesine vesile olabilir.
Dipnot: Yazarın yukarıda bahsi geçen firmada yatırımı bulunmamakta olup, önümüzdeki 3 ay içerisinde de olmayacaktır.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Biyofarmanın geleceğini şekillendirmek üzere Londra’dan yola çıkan bir girişim: karşınızda Compass Pathways
04 Şub 2023

YAZARLAR

Sıtkı Kulak
Yazar @ Quando

Quando
Her salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Algoritmalar artık iş dağıtıyor, çalışanları puanlıyor ve hatta işten çıkarma kararlarında belirleyici oluyor; insan denetimi ise otomasyon yanlılığı ve gig ekonomisinin hukuki boşlukları nedeniyle her zaman gerçek bir güvence sağlamıyor. Kaliforniya, “Robot Patrona Hayır” yasası ile işten çıkarma ve disiplin kararlarının yalnızca yapay zekaya bırakılmasını yasaklayan ilk ABD eyaleti oldu belki ama asıl sorunun kapitalizmin ulaştığı noktayla ilgili olduğunu hatırlamak gerekiyor.

Şirketler yapay zekayı toplantı notu çıkaran araçlardan operasyon yürüten ajanlara dönüştürmek istiyor; ancak bir yandan da güvenilmez veri, eksik bağlam ve belirsiz sorumluluklar kurumların yıllardır kapalı odalarda tuttuğu dağınıklığı da su yüzüne çıkarıyor. Üstelik ajanların gerçekten işe yaradığı bir düzende asıl mesele, onlara hangi işleri devredeceğimiz kadar açılan zamanı insanın muhakemesine, öğrenmesine ve daha nitelikli üretime ayırıp ayıramayacağımız da.

Yıllarca makineleri insanların anlayabileceği biçimde tasarlamaya çalıştık. Yapay zeka bu problemi çözüyor gibi görünüyor ama önümüze daha tuhaf bir tasarım sorusu çıkarıyor: İnsanların kendilerini makinelerin anlayacağı biçimde yeniden düzenlemeye başladığını nasıl fark edeceğiz ve hangi noktada bunu gerçekten problem sayacağız?

Birkaç yıl önce bir ürünün ismine “yapay zeka destekli” ifadesini eklemek, onu bir anda daha yeni, daha akıllı ve daha değerli gösterirdi. Bugün ise bu ifade, hemen hemen her üründe rastlanan son derece sıradan ve hatta kimi zaman “korkutucu” bir etiket hâline geldi. Güvenlik endişeleri, şirketleri ürünlerini “sevimli dijital maskotlar” arkasına gizlemeye iterken ABD hükümeti, çözümü yapay zekanın adını “süper zeka” olarak değiştirmekte buldu.

Bir sohbet robotunun hayatımızı kolaylaştırması, onu geliştiren şirketlerin gelecek planlarına onay verdiğimiz anlamına mı geliyor? Yapay zeka, insanın yerini almak için mi, yoksa insanın kapasitesini genişletmek için mi geliştiriliyor? Nobel ödüllü ekonomist Daron Acemoğlu’nun son dönemdeki açıklamaları bu sorulara odaklanıyor.




