COP 27 sonuçlandı. Şimdi neredeyiz?

COP 27, COP 26'da verilen taahhütlerin hayata geçirilmesi açısından ilerleme kaydedilmemesiyle eleştirilirken bir açıdan da "tarihi bir kazanım" olarak nitelendiriliyor.
COP 27 sonuçlandı. Şimdi neredeyiz?

11 Kasım - Zingat - Pareto
Zingat ile birlikte

Emlakta güncel haberler, ev için faydalı bilgiler: Zingat Blog Türkiye’de gayrimenkul alanında oldukça sınırlı veri ve bilgi bulunuyor, bu esnada doğru olmayan bilgiyle de sıkça karşılaşılabiliyor. Bu soruna karşılık “Emlak. Bilgi. Güven.” sloganıyla yola çıkan Zingat , 2015 yılından bu yana Türkiye’de güvenilir bir gayrimenkul bilgi ve pazarlama platformu olarak hizmet veriyor. Zingat Blog: Türkiye'de gayrimenkul sektörüne yatırım yapanlar, gayrimenkul satanlar / kiralayanlar, yeni ev arayışında olanlar ve bu sektörden profesyonel kazanç sağlayan kişileri aynı çatı altında buluşturan Zingat, Zingat Blog ile doğru, kapsamlı referans bilgiler ve faydalı tüyolara ulaşmanın sınırlarını genişletiyor. Neler var? Zingat Blog; güncel gayrimenkul bilgileri, emlak haberleri, emlakta son dönem eğilimleri, kentsel dönüşümdeki gelişmeler ve şaşırtıcı bilgilerin yanı sıra videolu içerikler, ev yaşamına dair ipuçları ve dekorasyon önerileri sunuyor. Mutluluğa giden gayrimenkulu bulmak üzere Zingat ’ı ziyaret edebilir, ev ve gayrimenkul dünyasından güncel haberler ve faydalı bilgilere güvenle ulaşmak için Zingat Blog ’u keşfedebilirsiniz.

Daha fazlasını öğren

Pareto

Pareto

İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.

İklim adaleti ve emisyon azaltım tartışmalarının ön planda olduğu Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 27. Taraflar Konferansı (COP 27), sona erdi. 6-18 Kasım tarihleri arasında gerçekleştirilen konferansın sonuç metninin açıklanması, yoğun tartışmalar nedeniyle 2 gün gecikti. Kayıp-hasar fonu mekanizmasının kurulması, iklim adaleti adaleti adına yaklaşık 30 yıldır verilen mücadelenin sonucu olarak, tarihi bir kazanım olarak değerlendirildi.

Peki COP 27'nin sonuçları, çevre ve iş dünyası için neler gösteriyor? Kayıp-hasar mekanizması fonunun kurulmasını tek başına yeterli bir karar olarak değerlendirmek mümkün mü? 

COP 27 beklentileri karşıladı mı?

COP 27'den beklentiler, geçtiğimiz yıl Glasgow'da düzenlenen COP 26'nın iklim taahhütlerini güçlendirmek ve gerçekçi bir programla bu taahhütleri hayata geçirmek üzerineydi. Afrika kıtasında düzenlenmesinden ötürü, iklim krizi karşısında kırılgan ülkelerin problemlerinin ön plana çıkarılması da konferansa dair beklentiler arasındaydı. Fakat tüm bu beklentilerin ötesinde dünya, bugün çok önemli bir yol ayrımında ve COP 27 süresince yayımlanan raporların da gösterdiği üzere, iklim krizi karşısında harekete geçmenin aciliyeti hem konferans hem de tüm dünya için en büyük öncelik.

  • İklim taahhütleri yetersiz: COP 26'dan bu yana açıklanan iklim taahhütleri, 2030 yılı için, öngörülen emisyonların yalnızca %1'inden daha az bir emisyon seviyesine işaret ediyor. Oysa küresel ısınmayı, 1,5 derece ile sınırlandırmak için %45'lik emisyon azaltımına ihtiyaç var.
  • Emisyonlar bildiğimizden daha yüksek seviyede: Climate Trace'in dünyadaki yaklaşık 73 bin karbondioksit salım kaynağını inceleyerek oluşturduğu emisyon envanteri, bugüne kadar rapor edilen emisyonların gerçekte olduğundan çok daha az olduğunu gösteriyor. Petrol ve gaz üretim alanları, en büyük 50 sera gazı salım kaynağının yarısından fazlasını oluşturuyor.
  • Kirleticiler sorumluluklarını yerine getirmiyor: ABD, geçmişteki emisyonları nedeniyle üstüne düşen 40 milyar dolar seviyesindeki pay için Yeşil İklim Fonu'na sadece 7,6 milyar dolar aktarırken Avustralya ve Kanada ise adil payının yalnızca 3'te 1'ini karşılamış durumda.

Peki COP 27'nin sonuçları bu aciliyete cevap verebildi mi? Son 1 yılda yaşanan jeopolitik ve ekonomik gelişmeler sonucunda bu soruya kesin ve olumlu bir cevap vermek mümkün görünmüyor. Rusya'nın Ukrayna'yı işgali, gıda-enerji fiyatlarındaki artış ve tedarik zincirindeki problemler emisyon azaltımı tartışmalarını hâlihazırda olumsuz etkiliyordu. Konferansta ana tartışma ekseninin –iklim hedeflerinin geliştirilmesi ve hayata geçirilmesi gibi akut başlıklara kıyasla– iklim krizi karşısında kırılgan ülkelere finansman sağlanması üzerine yoğunlaşması biraz da bununla alakalı. Finansman tartışmaları daha gerçekleştirilebilir hedefler olarak öne çıkıyor. Çoğu gelişmekte olan ülke için konferansın başarısı, bu konuda atılacak adımlar üzerinden değerlendiriliyor. 

En önemli kazanım, kayıp-hasar fonu mekanizması

Gelişmiş ülkelerin, endüstriyel faaliyetleri sonucunda iklim krizine gelişmekte olan ülkelere kıyasla daha çok neden olmaları ve iklim krizi karşısında kırılgan ülkelere tazminat ödemeye isteksiz olmaları üzerine ortaya çıkan kayıp-hasar fonu kurulması tartışması, 1990'lı yıllara kadar dayanıyor. Gelişmekte olan ülkeler, özellikle bu yıl Pakistan'da yaşanan sel felaketi sonrasında kendilerine fon sağlanması talebini çok daha yüksek sesle dile getirirken gelişmiş ülkeler de enerji güvenliğini gerekçe göstererek mevcut fonların kullanımında düzenlemeye gitmeyi öneriyordu. COP 27 sonuç metninde özel bir kayıp-hasar finansman mekanizması kurulması kararı alındı. Fakat konferansı uzatan yoğun tartışmalara rağmen bu fona ne kadar ödeme yapılacağına ve kimin bu fondan yararlanabileceğine dair tartışmalar sonuçlanmadı.

  • Kayıp-hasar fonu kurulması tek başına yeterli mi? Bu karar, iklim adaletine dair atılan adımların kurumsallaşması adına Paris Anlaşması'ndan bu yana edinilen en büyük kazanım olarak görülüyor. Fakat sonuç metninin fosil yakıt kullanımının ve emisyonların azaltımına dair ilerici bir taahhütte bulunmaması da diğer yandan konferansın başarısız olduğuna dair yorumları beraberinde getiriyor. COP 27, iklim krizi aciliyetine cevap vermemekle ve COP 26 çıktılarını daha ileriye taşıyamamakla eleştiriliyor. 

Bu eleştiriler özellikle Hindistan'ın COP 27'de yalnızca kömür değil, tüm fosil yakıtların kullanımının azaltılmasına dair taleplerinin sonuç metninde yer almamasına dayanıyor. Fosil yakıtların kullanımına son verilmesi yerine "azaltım" vurgusu yerini koruyor. Bunda petrol ticareti yapan ülkelerin müdahaleleri ve fosil yakıt lobicilerinin konferansta bir önceki yıla kıyasla %25 oranda daha fazla yer bulması da etkili olarak değerlendiriliyor.

COP 27'nin sonuçları iş dünyası için ne ifade ediyor?

Bu noktada COP 27'ye dair negatif tablo çizmek mümkün gibi görünse de, konferansın küresel iklim krizinin tüm paydaşlarıyla ele alındığı ve ülkeleri birlikte hareket etmeye sevk etmesi bakımından da yaptırım gücü yüksek bir mekanizma olarak çalıştığını da göz ardı etmemek gerekiyor. Bu noktada hükümetler haricinde üstüne büyük görev düşen bir diğer taraf da iş dünyası. 

COP 26 ile kıyaslandığında, karbon yoğun-ağır endüstriyel sanayi ve ulaştırma sektörlerinde faaliyet gösteren büyük firmaların oluşturduğu "First Movers Coalition'ın" üye sayısı 25'ten 65'e yükselmiş durumda. Tüm bu firmalar uyum, finansman ve adaptasyon başlıklarında gelişim kat etmek için yola çıkıyor. Özellikle teknoloji dönüşümünde atacakları adımlar, iklim kriziyle mücadelede dünyanın hızlı ve esnek bir şekilde ilerlemesi için önem arz ediyor. Firmaların sadece kendilerinden sorumlu olmadığının da altını çizmek gerekiyor. İklim kriziyle mücadelede somut bir kazanım için firmaların güçlü değer zincirleri içerisinde koordineli bir biçimde hareket etmesi gerekiyor ve COP 27 ve sonrasındaki her konferans da bu açıdan önem arz ediyor. 2023'ün bu noktada kritik bir yıl olacağı belirtiliyor. İzlenmesi gereken ilk adım ise 16-20 Ocak 2023 tarihleri arasında düzenlenecek Davos Zirvesi olacak. 

Öte yandan iş dünyası ve ekonomi dünyası tarafında COP 27'nin en önemli çıktılarından biri de, çok taraflı kalkınma bankalarının ve uluslararası finansal kuruluşların, iklim hedefiyle uyumlu biçimde finansman sağlama süreçlerine dahil edilmesi. Böylece borçlanma dışı araçlarla iklim finansmanının daha ulaşılabilir hâle gelmesi hedefleniyor. Bu, iş dünyasının sürece entegrasyonunu artırması açısından da önemli gelişme olarak değerlendirilebilir.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Pareto

Pareto

İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.

NEREDE YAYIMLANDI?

ParetoPareto

BÜLTEN SAYISI

PREMIUM'A ÖZEL

🧐 COP27: Peynir gemisi yürüdü mü?

COP 26'dan bu yana açıklanan iklim taahhütleri, 2030 için öngörülen emisyonların yalnızca %1'inden daha az bir emisyon seviyesine işaret ediyor. Sürdürülebilir gıda anlayışı gıda sektörünün iklim kriziyle mücadelesinde önem arz ediyor.

25 Kas 2022

Zingat ile birlikte
AA

YAZARLAR

Pareto

İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.

İLGİLİ OKUMALAR

ParetoPareto

HİKAYE

Anti-AI markaların yükselişi: Yapay zeka parmaklarınızın arasındaki kumu üretebilir mi?

Polaroid, üst üste ikinci yaz kampanyasını da yapay zeka karşıtı hissiyata ayırdı. Markanın sahillerdeki billboardlara yerleştirdiği reklamları "Veri merkezleri hepsini içip bitirmeden gidip denize atla" diyor; "yapay zekanın parmaklarımızın arasındaki kumu üretip üretemeyeceğini" sorguluyordu. Peki teknoloji liderlerinin kendilerini "tastewashing" ile yeniden paketlemeye çalıştığı bir dönemde markaların yapay zekayla mesafesi nasıl inandırıcı olur?

Deniz Kaynak

·

15 Tem 2026

Anti-AI markaların yükselişi: Yapay zeka parmaklarınızın arasındaki kumu üretebilir mi?
ParetoPareto

HİKAYE

Üretimi desteklemeden ek gümrük vergisi getirmek ekonomiyi canlandırır mı?

Ticaret Bakanlığı, yerli üretimi desteklemek ve cari açığı azaltmak amacıyla pek çok ithal üründe ek gümrük vergisi oranlarını artırdı. Her ne kadar bu düzenlemeler iç pazarda Çin ürünlerinin oluşturduğu haksız rekabetten kaynaklanan dezavantajları gidermeye yönelik olsa da, tüketiciye etkisinin zam olarak yansıyacağı beklentisi hâkim. Kur baskısıyla ithalatın üretmeye göre daha avantajlı olduğu Türkiye’de alınan bu kararların enflasyonla mücadeleye, cari açığın düşürülmesine ve yerli üretime etkileri ne olacak?

Pelin Cengiz

·

15 Tem 2026

Üretimi desteklemeden ek gümrük vergisi getirmek ekonomiyi canlandırır mı?
ParetoPareto

HİKAYE

Burhan Karaçam ile AI çağında liderlik: Çıraklığı yaşamayan gençler nasıl usta olacak?

Türkiye’de kurumsal dönüşüm yönetimi denince akla ilk gelen isimlerden biri olan Burhan Karaçam’ın "Değişim, İnsan, CEO" kitabı, yakın zamanda okuruyla buluştu. Yeni kitabı vesilesiyle Aposto editörleriyle biraraya gelen Karaçam, yöneticilik serüveninden çıkardığı en önemli dersleri ve geleceğin yöneticilerine tavsiyelerini paylaştı.

Doğa Yurduneri

·

14 Tem 2026

Burhan Karaçam ile AI çağında liderlik: Çıraklığı yaşamayan gençler nasıl usta olacak?
ParetoPareto

HİKAYE

5 kişilik ekip, 50 kişilik iş: AI çağında girişim kurmak

Yıllarca bir girişimin ciddiyetini ölçmenin en kestirme yolu ekip büyüklüğüydü. "Kaç kişisiniz?" sorusu aslında "Ne kadar gerçeksiniz?" demekti. Yapay zeka, bu denklemi sessizce bozdu. Bugün en hızlı büyüyen şirketlerin bazıları, bir toplantı odasına sığacak ekiplerle yönetiliyor. Peki küçük bir ekip nasıl büyük iş çıkarıyor ve bu modelin görünmeyen bedeli ne?

Hüseyin Kaplan

·

14 Tem 2026

5 kişilik ekip, 50 kişilik iş: AI çağında girişim kurmak
ParetoPareto

HİKAYE

Şirketlerin kaderinde lider etkisi: Doğru soruları sormak neden önemli?

Bugüne kadar liderlikle ilgili binlerce kitap ve makale yazıldı; pek çok farklı liderlik tanımı yapıldı. Yapılan onca tanımın içinde sanırım çoğunluğun hemfikir olduğu bir açı var: Kurumsal hayatta liderlik “insanlardan en yüksek verimi alabilmekle” ilgili. Bu verimlilikte doğru sorulara odaklanmanın payı da büyük.

Şirketlerin kaderinde lider etkisi: Doğru soruları sormak neden önemli?