Bir nevi dünya içinde dünya, matruşka mahalle Çukurcuma


İyi mekân, iyi yemek, iyi hâl: dekk Harbiye Açık Hava konserlerinin ya da Maçka Parkı yürüyüşlerinin öncesine ya da sonrasına özel bir rutin eklemek isteyenler için müjdemiz var. Ortaköy’ün en özel mekânlarından Feriye’nin deneyimli yönetim kadrosu, İstanbul’a yepyeni bir yaşam alanı kazandırdı. İstanbul sonbaharı iyi yemeği, eğlenceyi, kültür sanatı bir araya getiren ve şehrin kalbinde konumlanan yeni bir mekânla karşılıyor: dekk. Nedir? "Cool food, cool mood" mottosuyla, açık havada 2.500 metrekarelik bir alana kurulan dekk; "şehrin kalbi" derken abartmıyor, zira Maçka Parkı'na 90 saniye uzaklıkta konumlanıyor. İstanbul'un birbirinden farklı yerlerinde olan lezzet noktalarını buluşturan bir istasyon görevi de üstlenen dekk; kültür sanat etkinlikleri, konserleri ve atölyeleriyle "Hafta sonu ne yapacağız?" sorusunun nihai yanıtı olmayı vadediyor. Neler var? İstanbul'un en özel lezzetlerini sunan Banko Burger, Markus, Nappo Pizza, Rita Deli, Nino Bakery, Yumami gibi mekânlara ev sahipliği yapan dekk, 1 Ekim’de Evrencan Gündüz ve 2 Ekim’de gerçekleşen Eda Baba konserleriyle açıldı. Açılıştan bu yana haftanın her günü sabah saatlerinde spor etkinlikleri, öğle saatlerinde skate, dans gibi deneyime dayalı atölyelerin olduğu dolu bir program ziyaretçilerini bekliyor. dekk’te bugün: dekk'te yaşam hiç bitmiyor. Bir pazar günü programı arıyorsanız bugün 17.00'de POWERAPP DJ Andreas Moles performansında buluşalım. İstanbul’da yeme içme anlayışını değiştirmeyi hedefleyen dekk’te gerçekleşecek etkinliklere, kültür sanat aktivitelerine, konserlere dair ayrıntıları ve mekânlardan önerileri takip etmek için en doğru adres, dekk Instagram hesabı.
Daha fazlasını öğren →
SoliSeyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.
Zıt kutup diye bir şey yok. Biri olmadan, diğeri yok nitekim. Tezatlık, birlikte bir varoluş hikâyesi. Gölgesi gelecekten seslenen, teknolojiyle yaratıcılık arasında yeni bağlantılar kuran, dedesinin tabiriyle soyut müesseseler insanı Lalin'in Çukurcuma gibi İstanbul'un en eski ve "antika" semtlerinden birinde oturması da tıpkı böyle.
Soyut ve somut müesseseler
"Yaptığım iş somut bir müessese olsa ortaya nasıl bir kısa film çıkardı?" diye düşünüyor Lalin. Soyut müesseselerin somut müesseselerde her daim ilişkide olduğunu aşikâr. "Mesela nakit akışı deyince ben uçan dolarlar görüyorum. Banknot kuşları gibi. Bankayla paranı bir yere gönderiyorsun ve arkada ne olduğunu bilmiyorsun. Ama arkada gözle göremediğimiz ve aynı zamanda görebildiğimiz sistemler var. Teknoloji, zannetiğimiz kadar soyut değil. Bu şekilde düşündüğün zaman çok eğlenceli hikâyeler çıkıyor ortaya."
Orası öyle elbette. Peki ya senin Çukurcuma'nın analog ve antika dünyasıyla ilişkin nasıl? Senin hayallerinle buradaki somut dünya nasıl bağ kuruyor Lalin? Cevap köşedeki antikacı kadar yakın:"Son zamanlarda sihirli şeyleri yeni medya yüzlerinde ve teknolojide arıyoruz. Fakat mekanik ve dijital, somut ve soyut aradaki adımlar asıl büyüleyici olan bence. Aradaki o adımları görmeye başlayınca birçok şey somutlaşıyor. Harry Potter'ı düşünün mesela. Eski püskü antikacı bir dükkânın içinden sair dünyalara açılır. Çukurcuma da tıpkı böyle."
Metaları başka bir yerde görüyor Lalin. Parçalara ayırıp tekrar birleştiriyor. Yaratıcılığı buradan geliyor. Son işlevinin ötesinde her şeyin birbiriyle ilişkisini, bütünün dünyada kapladığı alanı, parçalarının kapladığı alanı ve nasıl bir araya geldiklerini düşünüyor. Her bir parça içinden yeni bir hikâye ve kurgu çıkıyor. Bir nevi dünya içinde dünya. Çukurcuma'da onu cezbeden bu. Matruşka mahalle.
Lalin Akalan
Çukurcuma'yı nasıl bilirdiniz?
"Buraya içgüdüsel olarak yerleştim. Çukurcuma'da metropol hissi alıyorum. Komşum bana karışmıyor. Öyle içli dışlı bir mahalle hayatı yok. Burada insanlar birbirine daha çok alan tanıyor. Tolerans çok yüksek. Bir kadın olarak güvende hissediyorum. Diğer yandan yürüyerek şehre ulaşım ve yüksek tavan bile burada yaşamak için birer sebep benim için. Yabancı insanların yaşaması, bir yaratıcının ihtiyacı olan şeylerin yakında olması — Karaköy'deki perşembe pazarı mesela — Çukurcuma'yla ilişkimi sağlamlaştırıyor."
Bu yanıtı alınca Lalin'i bir perşembe pazarında bir de antikacıların içinde yine metaları parçalarken ve yeniden kurgularken hayal ediyorum. Tarihten aldığını bugün üzerinden geleceğe bırakan bir sanatçı, dijitalle mekanik arasında yollar kurgulayan bir tasarımcı olarak. Bu sırada lafa giriyor: "Kullanılmış, hikâyesi olan şeyleri çok seviyorum. Tarih var burada: Hiç ölmeyecek bir hikâye, yüzyıllardır üzerine yazılıyor. İstanbul'un bir zamanları ve geleceği arasında devinimdeyim."
Tam o sırada içinde bulunduğumuz 130 yıllık evin hemen karşındaki, daha yakın zamanda inşa edilmiş evi göstermek üzere pencereye doğru yöneliyor. Oranın eskiden müştemilat olduğunu, oturduğumuz bina için çalışan insanların burada yaşadığını anlatıyor. Bu sebeple Faik Paşa Caddesi boyunca sağ ve sol tarafta mimari farklı. Müteahhit, kentsel dönüşüm kapsamında eski Levanten evleri yıkıp yerine betonarme kimliksiz binalar yapmamış. Kentsel dönüşümün yolunun geçmediği mahalle burası. Nadide. Herkesi koruyup kollayan. Eskisine hâlâ yuva, yenisine açık.
Dünyaya açılan sihirli antika dükkânı
"5 liralık biblo, 500 bin avroluk antikayla yan yana durabiliyor. Antikacıların çoğu Art Nouveau gibi belli bir döneme ya da küllük gibi belli bir ürüne adanmış. Hepsinin bir odak noktası ve dolayısıyla anlatacak hikâyeleri var. Doğu ve Batı'ya aynı mesafede. Hızlı aramada Kayseri'den halıcı da var Avrupa'daki Victoria Dönemi'ne ait ürünleri kovalayan koleksiyonerler de. Bu dünyada her antikacı bir hikâye anlatıcı." Eh, İstanbul'da beş parmağı geçmez artık hikâyeleri ceplerinde esnaf. Katılıyorum. Bizim Galata da baktığında İstanbul'un en eski semtlerinden ama kapı komşumuz daha dün açılmış butik, dilim pizzacı ve turizm acentası. Antika dükkânı bir kenara, "antika" dükkân bulmak bile mucize.
"Geçen gün kuyumcuda bir yüzük beğendim. Üzerinde yazan harfleri sorunca başlattı yüzüğün hangi prenses döneminde Ukrayna'dan nasıl geldiğini, nasıl yapıldığını anlatmaya. Bir yüzüğü beğendim dediğinde başka nerede böyle bir tarih dinleyebilirsin?" Lalin'in bu sözleriden sonra koruyamadıklarımız üzerine düşünelim biraz — "antika" bulduklarımızı yıkıp üzerine yeni inşa ettiklerimiz ve geride bırakacaklarımız üzerine. Yıl 3000'ler. İklim krizi, kriz olmaktan çıkmış, barış sağlanmış. Hadi bakalım. Peki ya şehirler ne âlemde? Bu dönemde arkeologlar, ne bulacak İstanbul'dan geriye? O zamana dijital arkeologlar yetişir mi? "İnsanlığın iyiliği için birinin bu işin peşine düşmesi gerek," diyor Lalin. Ama nasıl? Yaşanan deneyimi, esansları nasıl kaydedebiliriz? Nasıl hissettiğini, gördüğünü — soyut müesseseleri somut müesseselerle nasıl bir araya getirebiliriz?

Çukurcuma'nın antikacılarından biri
Mahalleli nicedir?
Mahalleyi "mahalle" yapan mahalleliye gelelim. Nicedir mahallelin Lalin? "Estetik bir algısı var bu mahallenin, vitrinler açık sokak sergisi gibi. Nitekim herkesin kılık kıyafeti de. Muhakkak bir duruşu, karakteri var onların da. En iyisi müzikten anlıyor mahalleli ve esnaf. Opera, caz çalar; popüler hip hop açmaz kimse. Duyduğun müziğin bile hikâyesi var burada."
Lalin camdan bakarken devam ediyor: "Estetik yanı bir tarafa mahallede komşuluk da var. Esnaflar belli saatlerde birbirilerine oturmaya gidiyorlar." Uslu bir çocuk olursak o misafirliklere katılabilir miyiz dersin? "Katılırsın tabii. Alaturka diye bir yer var, Erkal Abi akşam saatlerinde diğer işinden gelip sanatçı ve yurt dışından gelen misafirlerini ağırlıyor dükkânında. Kışın şömine karşısında vişne likörü ikram ediyor. Ben de haftaya gideceğim, gelin." Gelmez miyiz? Hay hay!
Esnaf tamam. Peki ya komşular? Ev alma komşu al dedirtenlerden mi? Yoksa onlar da pek bir "antika" mı? "Komşular bombastik!" diye giriyor konuya. "Karşı komşum gece gündüz seramik yapıyor. Alt komşularımdan birinin evi Versailles Sarayı gibi. Tam alt komşum müzisyen. Bazen eve geliyorum ve beni canlı müzik karşılıyor. Dinlemek için kulağımı yere dayıyorum ya da mesaj atıyorum sesini biraz açmasını istemeye. Benden mutlusu yok."

Yeşillik komşular
Fikirden fikire, insandan insana
Mahalle, Çukurcuma olunca buradaki yaratıcı iş birliklerinin nasıl olduğuna değinmek istiyoruz. "Müzisyenler, sahne tasarımcıları, mobilya tasarımcıları, restorancılar hepsi Çukurcuma'da. Fikirden fikire, insandan insana iş birlikleri şekilleniyor. İnsan iletişimi, mahallelerdeki gerçek bağ."
Yaratıcılar bir mahalleye geldiklerinde o mahalleye değer de getiriyorlar. Bu bir grafiti, restoran, dükkân veya balkonun tasarımı da olabilir. Yaratıcı, mahalleyi dönüştürüyor. Bu organik olduğunda mahalleyi ve orada yaşayanları besliyor. Tıpkı onca antikacının, müzisyenin, yaratıcının Çukurcuma'yı bugünkü Çukurcuma yapması ve onlardan sonra gelen yaratıcılara da alan açması gibi.
Tetikleyici, doğal akışında, "zıt" kutuplarıyla, soyut müesseselerden somut müesseselere: mahalle Çukurcuma.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SoliSeyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Lalin'in kapsayıcı galaksisine yolculuğun peşinde Çukurcuma'dayız.
03 Eki 2021

YAZARLAR

Elif Bayram
Editor-in-chief, Soli

Soli
Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.
İLGİLİ OKUMALAR
Kültürel değer üretme biçimi değişiyor. Seyahat de bunun dışında kalmıyor. Seyahatin tarihsel işlevlerinden biri olan öğrenme, kültürel katılım ve karşılaşma, dijital çağın koşullarında yeniden görünür oluyor.

12 Ağustos’ta yaşanacak tam güneş tutulması Grönland’ın doğusundan başlayıp güneye doğru ilerleyecek ve ardından İzlanda’nın batı kıyıları ile İspanya’nın kuzeyinden geçecek. Yaklaşık iki dakika sürecek bu doğa mucizesine tanık olmak isteyenler için farklı zevklere göre öneriler hazırladık.

23-28 Haziran arasındaki Paris Erkek Moda Haftası bir kez daha gösterdi ki bugün moda yalnızca kıyafet üretmiyor; şehirlerin kültürel ritmini belirleyen, farklı disiplinleri aynı masada buluşturan ve en beklenmedik karşılaşmalar için alan açan canlı bir ekosistem olmaya devam ediyor.

Kuruçeşme'de, sadece randevuyla hizmet veren Salon Kantiem, Türkiye'nin ilk bağımsız saatçilik butiği olma iddiasında. Ama bir mağazadan çok bir buluşma noktası olarak tasarlanmış. Türkiye'de bağımsız saatçilikte yaşanan dönüşümün ortasında duran isimlerden biriyle, Turkish Watch Guy'ın kurucusu ve yeni açılan Salon Kantiem'in ortaklarından Doruk Ünlü'yle saatlerin anlattığı hikayelerden ve Türkiye'nin potansiyelinden sohbet ediyoruz.

Belki Canelé’sini belki Earl Grey’li kekini tattınız ama muhtemelen henüz onunla tanışmadınız. Mitte Brot'un pasta şefi Gökçe Durukan, şehrin kahve laboratuvarı Petra’nın kahve eşlikçileriden sorumlu. Sabahın erken saatlerinde müşterilerine sıcak ve taze ürünler servis etmek üzere geceden çalışmaya başlayanlardan yalnızca biri. Gecenin son, sabahın ilk durağının temsilcisi. Gökçe’yle pâtisserie yaklaşımlarına, pasta şefi olarak rutinlerine ve şehirde gece çalışmaya dair laflıyoruz.




