Daha büyük, daha keskin ve daha gürültülü


Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Albüm: IDLES, Crawler
Süre: 46 dakika
Plak Şirketi: Partisan Records
Kartonet: Kuruluşlarından 10 yıl sonra gelen ikinci albümleri Joy as an Act of Resistance'la bir anda Birleşik Krallık'ın en heyecan veren rock grubu statüsüne yükselen IDLES, geçtiğimiz yıl kafa karıştıran Ultra Mono’dan sonra fabrika ayarlarına geri döndü.
Grup geçtiğimiz hafta yayımladığı dört numaralı albümü Crawler’la solisti Joe Talbot’un önderliğinde 14 şarkıda travmatik hikâyelerden geçerek madde bağımlılıyla hayatı boyunca verdiği mücadeleyi taçlandırdı. Kenny Beats ve Mark Bowen’ın prodüktörlüğünü üstlendiği albümde her şey daha büyük, keskin ve daha gürültülü.

IDLES, Crawler
Neden dinleyelim? En başta şunu netleştirelim — tutku, IDLES’ın müzikal kimliğinde önemli bir yere sahip. Bristol merkezli IDLES, çok az grubun taşıdığı post-punk estetiğini sergilemekten hiçbir zaman çekinmedi. Crawler’la grup, bir kez daha dinleyicileri kendi kaotik girdabına çekerek diskografisindeki en keşifsel ve katartik yolculuğuna çıktı.
Sadeliğin yanında, zarif, bulanık bir ses ortamı oluşturan grup, finalde şifa sunmayı da ihmal etmedi. Dördüncü albüm, Joe Talbot’ın çığlıkları arasında şafağa uzanan belalı bir macera.
Benzer işler: Black Country, New Road, For the first time & black midi, Cavalcade.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
NEREDE YAYIMLANDI?
Sen Ben Lenin'i izle; Beats By Girlz Türkiye'yle tanış; IDLES'tan Crawler'ı dinle.
26 Kas 2021

YAZARLAR

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
“Uzaklar, Kuşaklar, Bakışlar” başlıklı sergi, 212 Photography Istanbul’un 2026 edisyonunda Erbak ailesinin üç kuşağının seyahat tutkusu ve fotoğraflarını biraraya getiriyor. Nuri Z. Erbak (1914), Mehmet H. Erbak (1950) ve Ceylin Erbak Aytekin’in (1988) dünyanın farklı noktalarında çektiği kareler, 1930’ların Mısır ve Japonya’sından Tibet’e, Antarktika’ya uzanıyor. Bu arşivin nasıl oluştuğunu fotoğrafçı, yazar ve Erbak ailesinin üçüncü kuşak temsilcisi Ceylin Erbak Aytekin ile konuştuk.

Ela Lee, kendi hayatından izler taşıyan ilk romanı Ceyda’da, dışarıdan kusursuz görünen hayatı bir cinsel saldırının ardından parçalanan Türk-Koreli genç avukat Jade’in hikayesini anlatıyor. Rıza, adalet, göçmenlik, aile, başarı baskısı ve suçluluk duygusu etrafında ilerleyen roman, Jade’in başına gelenlerden çok, yaşadıklarının ardından kendisi ve kurduğu hayatla yeniden yüzleşmesine odaklanıyor.

1960’ların başında Sirkeci’den Almanya’ya giden trenlere binenler birkaç yıl çalışıp dönmeyi düşünüyordu. Ama bavullarda yalnızca eşya değil, dil ve kültür de taşındı. Bekir Yıldız’dan Aras Ören’e, ‘Emine’ Sevgi Özdamar’dan Fatma Aydemir’e uzanan 60 yılı aşkın edebiyat geleneği “misafir işçi”nin Almancayı nasıl içeriden dönüştürdüğünü ve sonunda o dili kendi evi hâline getirdiğini anlatıyor.

İsviçreli sanatçı Ugo Rondinone, İstanbul’daki ilk kişisel sergisi "the sun and the mountain"da neon renkli taş heykellerini gün doğumu ve gün batımı suluboyalarıyla buluşturuyor. Dirimart Dolapdere’de 8 Kasım’a kadar görülebilecek sergi, dağların dikeyliğiyle ufkun yataylığını karşı karşıya getirerek insanın doğayla kurduğu ilişkiyi ele alıyor.

Lukas Dhont’un Cannes’ın ana yarışmasında prömiyerini yapan üçüncü uzun metrajı "Korkak", Emmanuel Macchia ve Valentin Campagne’a En İyi Erkek Oyuncu Ödülü’nü kazandırdı. Dhont ile festivalde biraraya geldiğimizde ilk kez bir savaş filmi yapmasından, daha büyük bir ölçekte çalışmaktan ve filmin çıkış noktasındaki fikirlerden konuştuk.



