Daha büyük, daha keskin ve daha gürültülü


Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Albüm: IDLES, Crawler
Süre: 46 dakika
Plak Şirketi: Partisan Records
Kartonet: Kuruluşlarından 10 yıl sonra gelen ikinci albümleri Joy as an Act of Resistance'la bir anda Birleşik Krallık'ın en heyecan veren rock grubu statüsüne yükselen IDLES, geçtiğimiz yıl kafa karıştıran Ultra Mono’dan sonra fabrika ayarlarına geri döndü.
Grup geçtiğimiz hafta yayımladığı dört numaralı albümü Crawler’la solisti Joe Talbot’un önderliğinde 14 şarkıda travmatik hikâyelerden geçerek madde bağımlılıyla hayatı boyunca verdiği mücadeleyi taçlandırdı. Kenny Beats ve Mark Bowen’ın prodüktörlüğünü üstlendiği albümde her şey daha büyük, keskin ve daha gürültülü.

IDLES, Crawler
Neden dinleyelim? En başta şunu netleştirelim — tutku, IDLES’ın müzikal kimliğinde önemli bir yere sahip. Bristol merkezli IDLES, çok az grubun taşıdığı post-punk estetiğini sergilemekten hiçbir zaman çekinmedi. Crawler’la grup, bir kez daha dinleyicileri kendi kaotik girdabına çekerek diskografisindeki en keşifsel ve katartik yolculuğuna çıktı.
Sadeliğin yanında, zarif, bulanık bir ses ortamı oluşturan grup, finalde şifa sunmayı da ihmal etmedi. Dördüncü albüm, Joe Talbot’ın çığlıkları arasında şafağa uzanan belalı bir macera.
Benzer işler: Black Country, New Road, For the first time & black midi, Cavalcade.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
NEREDE YAYIMLANDI?
Sen Ben Lenin'i izle; Beats By Girlz Türkiye'yle tanış; IDLES'tan Crawler'ı dinle.
26 Kas 2021

YAZARLAR

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Cannes’da prömiyerini yapan "Fatherland" ile ikinci En İyi Yönetmen Ödülü’nü kazanan Paweł Pawlikowski'yle Thomas Mann’dan savaş sonrası Avrupa’ya, minimalizmden müziğe, entelektüellerin toplumdaki rolünden kendisinin bugünkü dünyada hissettiği yabancılığa uzanan bir sohbete daldık.

İki yıllık aranın ardından geçen hafta sonu İstanbul’a dönen MUBI Fest'in atmosferine ve Cannes’dan taşıdığı dört filme yakından bakıyoruz.

Cormac McCarthy’nin 1985’te yayımlanan büyük romanı "Kan Meridyeni"ni okurken insanın aklına zaman zaman şu tuhaf düşünce geliyor: Belki "Dünya masumdu ve biz onu bozduk" anlatısı baştan beri fazla iyimserdi.

Jane Schoenbrun, yeni filmi "Teenage Sex and Death at Camp Miasma"da slasher alt türünün tüm özelliklerini ters yüz ederek ortaya türün eleştirisini de merkezine aldığı, kitsch estetikle bezeli bir anlatı ortaya koymuş. Ortaya bu eleştiriyi dört başı mamur bir şekilde görsel dünyaya taşıyan ve mizahı elden bırakmayan bir slasher filmi çıkmış.

Paris’te düzenlenen Rock En Seine festivalinin son gününde The Cure, 40 binden fazla kişiye 3 saate yakın süren bir performans sundu. 67 yaşındaki Robert Smith’in sesi, geçen yıllara rağmen daha da güçlü ve bir o kadar kırılgan. Karanlığın, yalnızlığın ve umudun şarkılarını birlikte söyleyen binlerce kişiyle birlikte yazı The Cure’un müziğiyle uğurluyoruz.



