Dijital şirket olmak

Günümüzde şirketler; değişen müşteri talepleri, iş yapma biçimleri, çalışan beklentileri ve hızla dönüşen teknolojiye uyum sağlamak zorunda. Aksi takdirde varlıkları tehlike altına girecek.
Dijital şirket olmak

25/29 Nisan - Zingat - Gündem/Pareto
Zingat ile birlikte

Zingat : Evinizin gerçek değerini biliyor musunuz? Bugünkü bültende sizleri, gayrimenkule dair alışkanlıklarımızı değiştiren Zingat ’ın evinin gerçek değerini öğrenmek isteyenler için sunduğu Evimin Değeri hizmetiyle tanıştırmaktan mutluluk duyuyoruz. Nedir? 2015 yılından beri Türkiye’de güvenilir bir gayrimenkul bilgi ve pazarlama platformu olarak hizmet veren Zingat ’ın ücretsiz olarak sunduğu Evimin Değeri hizmeti; evin satış fiyatı, kira bedeli ve yatırım dönüşü süresi hesaplanarak rapor olarak görüntülenebiliyor. Nasıl? Zingat’ın REIDIN iş birliğiyle hazırladığı Evimin Değeri hesaplama aracı , oturulan evin gerçek değerine kolay ve pratik bir yolla ulaşılmasını sağlıyor. Ev sahipleri veya kiracıları il, ilçe, mahalle, kat, metrekare, oda ve banyo bilgilerini girerek REIDIN’in sağladığı verilerin analiz edilmesiyle evlerinin değerini öğrenebiliyor. Dahası: Zingat’ın bu özelliği oda sayısı, banyo sayısı, evin brüt metrekaresi, bulunduğu kat, toplam kat ve bina yaşı gibi temel özelliklerin yanı sıra evin şehir merkezine yakınlığı, ulaşım araçlarına mesafesi, özel bir manzarasının bulunması ve güneş ışığını alan cephede konumlanması gibi detayları da dikkate alarak kullanıcısına kapsamlı ve hassas bir değerlendirme sunuyor. Zingat’la evinizin gerçek değerini öğrenmek için bu bağlantıyı ziyaret edebilirsiniz.

Daha fazlasını öğren

Pareto

Pareto

İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.

Tüm araştırmalar, hangi alanda faaliyet gösterirse göstersin bütün şirketlerin ajandasının ilk sırasında dijital dönüşüm olduğunu gösteriyor. Farklı sektörlerde alt kırılımlar olsa da hizmet sektöründe bu dönüşümün temel taşını, teknolojide ve müşteri memnuniyetinde dönüşüm oluşturuyor. Dönüşümü bu kadar hızlandıran ve vazgeçilmez hale getiren etken ise pandemi döneminde yaşadığımız deneyimler. Bu dönemde hızlı, çevik ve planlı şirketlerin önemini yaşayarak gördük. Teknolojinin işimizin ayrılmaz bir parçası olduğuna tanıklık ettik. Artık şirketler; değişen müşteri talepleri, iş yapma biçimleri, çalışan beklentileri ve hızla dönüşen teknolojiye uyum sağlamak zorunda. Aksi takdirde varlıkları tehlike altına girecek.

Şirketlerin varlığını sürdürmesinin ve rekabette öne çıkmasının temelinde alışılagelmiş yönetim biçimlerinin hızla terk edilmesi yatıyor. İnsan kaynakları ve yönetim konusunda uzman olan kişiler, bu süreci çok daha ayrıntılı ve akademik bir dille anlatabilir ama dijital dünyadaki değişimi ve gelişimi yakından takip eden biri olarak çok daha basit bir dille şunu öneride bulunabilirim: Tüm şirketler dijital olmalı!

Müşteri ihtiyaçlarını öngörebilmek

Dijital şirketleri geleneksel şirketlerden ayıran en büyük özellik, yeni dönemin kodlarına göre hareket etmeleri ve bunu da içselleştirmiş bir biçimde hayata geçirmeleri. Temeline insan, teknoloji ve hızı koyan dijital şirketler; dikey hiyerarşiden uzakta ekip çalışmasına yatkın, müşterisinin ihtiyaçlarını hızla okuyabilen hatta müşteriden bile önce okuyan ve ona uygun çözümler geliştiren yapılar. Dijital şirketlerin liderleri de alışageldiğimiz yöneticilerin dışında bir profile sahip. Amaçları organizasyonu, sistemi korumak değil; müşterisiyle empati kurarak en doğru projeyi, en hızlı biçimde hayata geçirip pazara sunmak. Bunu başaramayan şirketleri hızla duyuyoruz, bolca konuşuyoruz ve hemen terk ediyoruz.

Değişim liderlerden başlamalı

Artık liderler ve yönetim ekipleri değişime direnmemeli; ancak bunu hayata geçirmek pek de kolay değil. Çünkü direnmenin temelinde kişilerin ve kurumların var olanı koruma dürtüleri yatıyor, bu da korkuyu getiriyor. Oysa etkili değişim lideri, çalışanlarına kurumun devamlılığını vurgulamak ve ufuktaki değişim ve belirsizliğe rağmen bir kurum olarak “Biz kimiz?” sorusunun merkezindeki değerlerin korunacağının altını çizmek zorunda. Projeleri, ne olursa olsun bitirmek, seri üretim yaklaşımını bir kenara bırakmak ve sorun çözmeye odaklanmaları gerekiyor. Herkesin fikrini rahatça ifade ettiği, eğlenceli, yaratıcı bir ortam ve sürdürülebilir bir tempo oluşturması gerekiyor.

Oysa geleneksel proje yönetimi yolları izlendiğinde, yani en detaylı öngörüler ve planlar üzerinde günlerce toplantı yaptığınızda birilerinin sizden daha önce davranmasının yolunu açıyorsunuz. Çünkü hız çağındayız! Bunun yerine takımların vizyonları ve hedeflerini net olarak belirlemek, yetkileri ekiplere dağıtmak ve gerektiğinde müdahale etmek en doğru yöntem. Aşırı dokümantasyonlar, prototipler üzerinde vakit ve para kaybetmek yerine geliştirme sürecini çok daha iyi planlamak hatta bu süreci müşterilerle birlikte yönetmek en doğru yaklaşım olarak görülüyor.

Harvard Business School ve BCG Henderson Institute tarafından 6 bin 500 üst düzey yönetici ve 11 bin çalışanla yapılan araştırma, artık geleneksel yapılar için değişimin vazgeçilmez olduğunu gösteriyor. Araştırmaya göre, iş yapış biçimlerini alt üst eden ana maddeler şöyle:

  • Müşteri ihtiyaçlarındaki ani değişimler
  • Büyük ekonomik ve politik dalgalanmalar
  • Üretim ve tedarik zincirlerinde yaşanan beklenmedik darboğazlar
  • İnsan gücünün yerini alan yeni teknolojiler
  • Hızla değişen mesleklerde gerekli yeteneğe sahip çalışanları bulma zorlukları
  • Esnek ve bağımsız çalışma modellerinin artan popülaritesi
  • Uzaktan çalışma trendinin artış göstermesi

Rekabet değil, rekaberlik dönemi

Geleneksel iş dünyasına en önemli alışkanlıklardan “Sakın rakibinle iş yapma”, “Her işi en iyi biz yaparız” döneminin çok uzakta kaldığı bir çağdayız. Zaman ve para kaybetmeyi göze almak yerine pazardaki diğer şirketlerle iş birlikleri, stratejik ortaklıklar ve proje ekipler oluşturarak ortak hareket etmek artık daha kritik bir önem taşıyor. “Küçük olsun, geç olsun, benim olsun,” yerine “Birlikte nasıl bir daha yeni ve daha iyi ürünler yaparız,” sorusuna kafa yormak gerekiyor. Bu değişimi yapamayanlara tarihin tozlu sayfalarında bile yer olamayacak.

Sözün özü; dijital şirket olmak hem çok kolay hem çok zor. Değişimi merak eden, gözlem yapan, denemekten çekinmeyen, öğrendikleriyle kendini yenileyen şirketler; “mış” gibi yapmadan, değişiyor, gelişiyor ve gerçekten dijitalleşiyor.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Pareto

Pareto

İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.

İLGİLİ BAŞLIKLAR

NEREDE YAYIMLANDI?

ParetoPareto

BÜLTEN SAYISI

🤑 Girişimcilik destekleri nelerdir?

SC Danışmanlık kurucusu Dr. Soner Canko, yeni yazısında "dijital şirket" olmanın önemini açıklıyor. Grapework kurucusu Osman Aydın, Türkiye'de şirket kurmak isteyenlere yönelik kamu teşviklerini anlatıyor.

29 Nis 2022

Zingat ile birlikte
İllüstrasyon: Daniel Savage / The New York Times

YAZARLAR

Soner Canko

İstanbul Üniversitesi, Siyasal Bilgiler Fakültesi mezunu olan Soner Canko, aynı üniversitenin İktisat Fakültesi’nden yüksek lisansını ve doktora derecelerini aldı. Kariyerine 1990 yılında başlayan Canko, bir çok yerli ve çok uluslu şirkette çalıştıktan sonra 2011-2020 yılları arasında Bankalararası Kart Merkezi’nin genel müdürlüğü yaptı. Bu göreviyle birlikte Türkiye kartlı ödemeler pazarına yeni teknoloji ve hizmetler sunmaya odaklanan Canko, Türkiye’de banka kartları, Chip&PIN ve temassız ödemelerin gelişimi çalışmalarına liderlik yaptı. Türkiye’nin mobil dijital cüzdanı BKM Express ve Türkiye’nin Ödeme Yöntemi TROY markalarının hayata geçmesini sağlayarak, ekonominin kayıt altına alınması ve nakitsiz topluma geçmesi amaçlı çalışmalarda bulundu. Nisan 2020'de BKM'deki görevinden ayrılan Soner Canko, kurucu olduğu SC Yönetim & Danışmanlık çatısı altında finans ve teknoloji şirketlerine danışmanlık hizmetleri vermektedir. Türkiye’de finansal teknoloji alanında yaptığı çalışmalarla da tanınan Dr. Canko, • FinTech İstanbul, • Blockchain Türkiye, • Siber Güvenlik Türkiye, • Girişimci Kurumlar Türkiye platformlarında kurucu olarak görev almıştır.

Pareto

İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.

İLGİLİ OKUMALAR

ParetoPareto

HİKAYE

Shein halka açıldı: 100 milyar dolarlık rüya nasıl tersine döndü?

Shein, Londra ve New York’taki halka arz girişimlerinin başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından bu hafta nihayet Hong Kong borsasında halka açıldı. Birkaç yıl önce hızlı modanın yükselen yıldızı olarak görülen şirket, yatırımcıların karşısına zirve döneminden çok daha farklı bir tabloyla çıktı. Analistlere göre bu tablo, şirketi 100 milyar dolar değerlemeye taşıyan ekonomik koşulların artık ortadan kalktığını da kanıtladı.

Doğa Yurduneri

·

02 Eyl 2026

Shein halka açıldı: 100 milyar dolarlık rüya nasıl tersine döndü?
ParetoPareto

HİKAYE

İnsanların birlikte çalışmak istediği kişi olmak için ne gerekir?

Bir çalışanı değerli kılan yalnızca görev tanımında yazanları yerine getirmesi değil; aksaklıkları fark etmesi, sahiplenmesi ve çözümün parçası olmak istemesi de aynı zamanda. Çalışma arkadaşını, müşterisini, itibarını ve geleceğini dert edinen çalışanlar kurumları ileri taşıyor. Ancak dert edinmek yalnızca kişinin tercihi değil; bu çalışanlar sorgulama, fikir belirtme ve sorumluluk alma alanı buldukları ölçüde kurumun gelişimine gerçek bir katkı sunabiliyorlar.

İnsanların birlikte çalışmak istediği kişi olmak için ne gerekir?
ParetoPareto

HİKAYE

Platform fiyatına ajans işi: Sıradaki milyar dolarlık fırsat ne olacak?

Yapay zeka, artık yazılımı ucuzlatmanın ötesinde, hizmet sektörünün ekonomisini de değiştiriyor. Yeni nesil “AI-native” ajanslar, müşteriye bir araç verip işi ona bırakmak yerine operasyonun tamamını üstleniyor ve ajans hizmetini platform fiyatına sunuyor.

Hüseyin Kaplan

·

01 Eyl 2026

Platform fiyatına ajans işi: Sıradaki milyar dolarlık fırsat ne olacak?
ParetoPareto

HİKAYE

Daha dürüst bir döneme giriş: Sürdürülebilirlik bu şekilde sürdürülebilir mi?

Yıllarca raporlar, hedefler ve uyum kriterleri üzerinden ele alınan sürdürülebilirlik, 2026’nın çoklu kriz ortamında kabuk değiştiriyor. Çevresel ve sosyal riskler büyürken, şirketlerin sürdürülebilirliği ana iş kollarından ayrı, ikincil bir alan olarak görmesi giderek daha işlevsiz hâle geliyor. Yeni dönemin sorusu artık ne kadar sürdürülebilir göründüğümüz değil, sürdürülebilirliği finansal performansa, büyümeye ve organizasyonel dayanıklılığa ne kadar entegre edebildiğimiz.

Sinem Çelik

·

31 Ağu 2026

Daha dürüst bir döneme giriş: Sürdürülebilirlik bu şekilde sürdürülebilir mi?
ParetoPareto

HİKAYE

Kağıttan kaplanlar: Güven ve itibar satın alınabilir mi?

Güvenin ve itibarın göstergelerini, güven ve itibarın kendisiyle karıştırdığımızda her şeyi “parasını bastırarak” çözebileceğimizi düşünüyoruz. Oysa göstergeleri satın almak kolay, güvenin kendisini satın almak ise mümkün değil. Çünkü sahici güven; strateji, sabır, emek ve zamana yayılan bir tutarlılık gerektiriyor. Kestirmeler ise yalnızca sahnedeki kağıttan kaplanı parlatıyor; işler ters gittiğinde o kaplan kimseyi korumuyor.

Cem Arıdağ

·

31 Ağu 2026

Kağıttan kaplanlar: Güven ve itibar satın alınabilir mi?