

İstanbul'un reklam afişleri artık ileri dönüştürülüyor İstanbul Büyükşehir Belediyesi iştiraklerinden Kültür AŞ , sürdürülebilir yöntemlerle ürettiği ürünleri İstanbulluların beğenisine sunuyor. Nedir? 5.313 km2 lik yüzölçümüyle iki kıtaya yayılan İstanbul’da bir bilginin uzak mesafelere ulaşması için reklam afişleri önemli bir rol oynuyor. Elektrik direklerine, üst geçitlere ve yol kenarlarındaki panolara asılan afişler, Reflect Studio iş birliğinde gerçekleşen proje kapsamında ileri dönüştürülerek yeni ürünler hâline geliyor. Proje kapsamında ileri dönüştürülerek üretilen ve özellikle gençlerin ilgisini çeken çanta, cüzdan, kalemlik gibi ürünler, şehrin birçok noktasında şubesi olan İstanbul Kitapçısı şubelerinde “ İstanbul’dan bir parça ” sloganıyla satışa sunuluyor. Şehrin reklam afişlerini yeni şekilleriyle İstanbullularla buluşturan proje hakkında daha fazla bilgi sahibi olmak için bu bağlantıyı ziyaret edebilirsin.
Daha fazlasını öğren →
Aposto İstanbulİstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
Portre’nin bu haftaki konuğu: Dilara Güngör. Dövme sanatıyla yolu 16 yaşında kesişen Dilara’yı daha çok siyah ağırlıklı yaptığı çizgisel dövmeleriyle tanıyor olabilirsin. Kişilerle bağ kurmanın ve iz bırakmanın verdiği heyecanla dövme sanatına olan tutkusunu daima diri tutan sanatçı, ilk dövmesini yaptırmasıyla başlayan bu ilgiyi kendi mesleğine dönüştüren bir hikâyenin baş kahramanı. Bu hikâyeyle bir tanışıklık istersen kendisini Kadıköy’deki stüdyosunda ziyaret edebilir veya hemen bu satırların devamında sohbetimize ortak olabilirsin. Merhaba Dilara!

Dilara Güngör,
Fotoğraf: Deniz Sabuncu
1. Biz bir şeyler anlattık ama tabii ki bu hikâyenin başlangıcını ve bugünlere varan sürecini asıl senden dinlemek isteriz.
Dövmeyle tanıştığımdan beri insanı estetik gösterdiğine inanıyorum. İnsanların bilinçaltının dışavurumu ve hayatta attığım adımların her geçişinde kendinde bıraktıkları izler olarak görüp tamamen ona yoğunlaşmak, yaptırmaktan ziyade bir şeyler yaratıp kendimde taşıdığım izler gibi insanlara da iz bırakmak, onlarla bu yolda bağ kurmak istedim. O zamandan beri de hayatımın en büyük yerini kapsadı.

Dilara, iş üzerinde
Fotoğraf: Deniz Sabuncu
2. Sonu cilt üzerinde biten, seni en heyecanlandıran tasarımlar neler oluyor? Bir de sormadan duramayacağız: Seni, bunun için neden beni seçti ki diye düşündürten tasarım istekleriyle karşılaşıyor musun?
Özellikle hayvan dövmelerinin hepsini çok seviyorum. Esprili figürler, çizgi film karakterleri, line art işlerimi çok seviyorum. Tarzıma yakın hissedenlerin işçiliğime, yorumuma güvendiği için beni tercih ettigini düşünüyorum ve bu beni her seferinde heyecanlandırıyor, motive ediyor.
3. Dilara’nın İstanbul’da bir günü nasıl geçiyor? Senin için bu şehir işine yansıdığını fark ettiğin güzellikler barındırıyor mu?
Bu aralar günlerim yaz ayı için biriken randevularımı alarak, spor yaparak okuyarak, kişisel gelişimime odaklanarak ve sosyalleşerek geciyor.
Bu şehrin bana yansıyan tarihi, yapısı, havası, atmosferi...birçok şeyden ilham almamı sağlıyor ve besliyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Aposto İstanbulİstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
NEREDE YAYIMLANDI?
Güzel bir yaz sabahından herkese merhaba. Bu hafta şehrin ajandasında; katılmalık 29. İstanbul Caz Festivali, gülmelik Kaan Sezyum gösterisi, izlemelik Normal Dediğin Nedir ki? film gösterimleri ve dahası var.
19 Haz 2022

YAZARLAR

Naz Eraslan
Copywriter @Aposto

Aposto İstanbul
İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Dört yıllık tadilatın ardından yeniden açılan Eski Şark Eserleri Müzesi, İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nin geniş koleksiyonundaki hikayelerin peşine düşmek için İstanbullulara bahane oldu. Dört bin yıllık bir aşk şiirinden Assur’un süslü cinlerine, Midillili bir köpeğin mezartaşından müze bahçesindeki altı Bizans, üstü Osmanlı çeşmesine, bu kez hemen akla gelen başyapıtlarla değil, ilk bakışta gözden kaçabilecek ilginç hikayeler eşliğinde geziyoruz müzeyi.

İstanbul’da gezerken bazen bir sarnıcın önünden geçeriz, bazen bir sur parçasının yanından. Bazen eski bir kilisenin, bazen bir saray kalıntısının, bazen de adını bilmediğimiz bir sütunun önünde dururuz. Çoğu zaman fark etmeyiz; fark ettiğimizde de bu kalıntıları ayrı ayrı görürüz. Ayasofya bir yerde durur, Kariye başka bir yerde. Oysa bütün bunlar aynı büyük hikayenin parçalarıdır: İstanbul’un bin yılı aşan Roma / Doğu Roma başkentliği.

Kadıköy değişiyor ama bu sadece yapısal bir dönüşüm değil. Bu, bir mahallenin değişen yaşam kültürünün, aşınan kent belleğinin ve yaşadığı çevre üzerinde söz sahibi olmak isteyen sakinlerinin hikayesi aynı zamanda. Caferağa Mahallesi Muhtarı Hanife Dağıstanlı, son 15 yılda semtin geçirdiği dönüşümü kent belleği, kamusal alan ve aidiyet üzerinden değerlendiriyor.

Sirkeci’de, İstanbul’un en yoğun geçiş noktalarından birinde yükselen Sanasaryan Han, bugün "lüks otel" olarak işletiliyor. Ancak binanın hikayesi bir otelden çok daha fazlası: Bir Ermeni vakfı, devletleşen bir mülkiyet, siyasi tutukluluk hafızası ve yarım asrı aşan bir hukuk mücadelesi...

Bayramda arabasız gezmek, çoğu insana külfet geliyor. Azalan otobüs seferleri, artan yolcu sayısı, belli semtlere gitmenin işkenceye dönüşmesi bayram gezmesinin olmazsa olmazları. Öte yandan ücretsiz bayram otobüsleri, sabahın nurunda kalkıp işe gidenler, bu yüzden şehri ancak bayramdan bayrama keşfedenler, iki kuruş harçlıkla hayatını idame ettirmeye çalışan kadınlar, denizi görmeden büyüyen çocuklar, çocuklarına denizi göstermek için bayramı bekleyen aileler için biraz da.




