Dokuz günde devr-i alem: DOCUMENTARIST 19. kez İstanbul'da

DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İlki 2008 yılında düzenlenen, Türkiye'nin halihazırda tek belgesel film festivali DOCUMENTARIST İstanbul Belgesel Günleri 13-21 Haziran'da 70 civarı filmi ve paralel etkinlikleri Fransız Kültür Merkezi, Aynalı Geçit, Pera Müzesi ve Postane'de izleyiciyle buluşturuyor. Bu yıl 19. kez düzenlenen, Emel Çelebi ve Necati Sönmez'in sanat yönetmenliğini üstlendiği festivalin onur konuğu Portekizli usta sinemacı Susana de Sousa Dias.

Ustaya Saygı bölümünde beş filmi gösterilecek Susana de Sousa Dias, devlet tarafından üretilen görsel hafızada faşizmin izlerini araştıran çalışmalarıyla tanınıyor. Festivalde, arşiv kayıtlarının ilk amaçlarının ötesine geçerek farklı anlamlar üretebileceğini ortaya koyan yönetmenin Salazar diktatörlüğünün 48 yıllık baskı ve işkence dönemini siyasi tutukluların fotoğrafları ve tanıklıkları üzerinden ele aldığı 48 (2009) filminin yanı sıra Natureza Morta (2005), Belirsiz Işık (2017), Fordlândia Malaise (2019) ve Fordlândia Panacea (2025) filmleri gösteriliyor.
- Susana de Sousa Dias, yapımcı ve eşi Ansgar Schaefer ile birlikte festival filmlerinin gösterimlerine katılacak ve 20 Haziran 17.00'de Postane'de bir sinema dersi verecek. Buluşmada belgesel sinemanın hafızayla kurduğu ilişki, görüntülerin geçmişe dair algılarımızı nasıl şekillendirdiği ve yapay zeka çağında arşiv görüntülerinin değişen rolü ele alınacak. Etkinliğe yönetmenin filmlerinden seçilmiş görüntüler eşlik edecek.

Ben Yerde Ölürken
Festivalin bu yılki konuk ülkesi İran. Sansür, baskı ve farklı tahakküm biçimlerine karşı kamerayı bir ifade ve direniş aracına dönüştüren filmlerden oluşan Konuk Ülke: İran seçkisi, ülkenin yakın tarihine ve toplumsal mücadelelerine ışık tutuyor. Baskılara rağmen hafızasını korumaya çalışan bir toplumun hikayelerini görünür kılma amacı taşıyan bölümde; Shahab Mehrabi'nin amcası Ali’yi normal şartlarda yaşanması imkansız olan dijital bir İran yolculuğuna çıkaran Ali Amca ve Ben (2026) filmi, Pegah Ahangarani ve Mohammadreza Farzad'ın 2009 yazında dönemin Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad lehine yapılan seçim hilelerine tepki olarak İran’da başlayan protesto dalgasının arşiv görüntülerini biraraya getirdiği Ben Yerde Ölürken'i (2025), Layla Tosifi'nin İran asıllı Kanadalı bir ailenin penceresinden kuşaklararası bir aile portresi çizdiği Hüznün Tarihçesi (2024), Bani Khoshnoudi'nin İran toplumunda büyümeye devam eden direniş patlamasını anlamlandırmak için fragmanlardan, arşivlerden ve İran’da geçirdiği yıllarda günlük tutar gibi çektiği görüntülerden yararlandığı Kaybolma Noktası (2025), Atefeh Kheirabadi ve Mehrad Sepahnia'nın Almanya, İran ortak yapımı Körleşme'si (2025), 20. yüzyılın başlarında İran’daki toplumsal cinsiyet rollerini merkezine alan Niki Kohandel filmi Serçe Artık Özgür (2021) ve Elahe Esmaili'nin anne ve babasının 40 yılın ardından yeni bir eve taşınmalarına yardım etmek üzere memleketi Meşhed’e geri dönüşünü konu alan Taşınma (2024) filmleri gösteriliyor.

Haysiyet Tohumları
Festivalin bir diğer ilgi çekici bölümü Kasım'da Antalya'da düzenlenecek Birleşmiş Milletler Taraflar Konferansı (COP31) öncesinde çevre tahribatı ve ekoloji mücadelesi gibi meselelere değinen filmleri biraraya getiren Tükettiğimiz Dünya. Festivalden önce çeşitli sivil toplum örgütlerinin işbirlikleriyle 15 kenti gezen Tükettiğimiz Dünya, İstanbul'a yeni filmlerle zenginleştirilerek geliyor. 11 filmden oluşan bölümdeki gösterimlere paralel olarak 30 Haziran 14.00'te Postane'de Yaşam Savunucuları Halkların İklim Zirvesi'ne Hazırlanırken etkinliği düzenlenecek.
İlk olarak Ali Alsheikh Khedr'in Lübnan'da sürdürülebilir tarım ve gıda egemenliği için mücadele eden Buzuruna Juzuruna (Tohumlarımız Köklerimizdir) inisiyatifinin hikayesini anlatan Haysiyet Tohumları (2025) filminin gösterileceği buluşmada COP31'in ötesinde iklim adaleti mücadelesinin olanakları ve Halkların İklim Zirvesi'nin hazırlık süreci ele alınacak; tabandan yükselen alternatif iklim politikaları ve ortak mücadele deneyimleri tartışılacak. Buluşmaya İstanbul HİZ Meclisi üyeleri de katılarak deneyimleri ve iklim adaleti talepleri üzerine görüş alışverişinde bulunacak.
DOCUMENTARIST, bu yıl uluslararası ölçekte özel bir buluşmaya da ev sahipliği yapıyor. Dublin'den Buenos Aires'e, Belgrad'dan Prizren'e kadar dünyanın farklı kentlerinde faaliyet gösteren, büyük bölümü uzun ve zorlu mücadeleler sonucunda ayakta kalabilmiş alternatif sinema salonlarının temsilcileri festival kapsamında biraraya gelerek sinema mekanlarının geleceğini, bağımsız kültür alanlarının karşılaştığı sorunları ve dayanışma olanaklarını konuşacak. Emek Sineması için verilen mücadeleye de selam gönderen buluşma 15 Haziran 19.00'da Postane'de yapılacak.

Dargeçit
Festivalin gelenekselleşen 3×3 bölümlerinden biri Berke Baş'a ayrıldı. Baş, festivalde iki yıl önce ödül alan Dargeçit (2024), büyükannesinin Ermeni kökenlerini ve bir zamanlar kozmopolit bir şehir olan Ordu’nun söze dökülmemiş geçmişinin izini sürdüğü Nahide'nin Türküsü (2009) ve İstanbul’da yolları kesişen biri Iraklı Arap, biri Iraklı Kürt, biri ise Nijeryalı üç ailenin öyküsünü anlattığı Transit (2005) filmleriyle yer alıyor.
Bir diğer 3×3 bölümünde, İran sinemasının görsel hafızası ve arşivinden hareketle çalışmalar üreten Maryam Tafakory'nin dört kısa filmi gösterilecek. Günümüz deneysel sinemasının öne çıkan isimlerinden biri olarak değerlendirilen Tafakory'nin filmleri, arşiv görüntülerini biraraya getirerek alışılmadık anlatılar kuruyor.

Direniş Bobinleri
3x3'ün üçüncü konuğu ise İspanyol sinemacılar Concha Barquero ve Alejandro Alvarado. Programda yer alan son filmleri Direniş Bobinleri (2024) festival gösterimlerini sürdürürken, Concha Barquero bu yılın başında hayatını kaybetti. Alejandro Alvarado, 18 Haziran 20.00'de Postane'de meslek ve hayat arkadaşı Barquero'nun anısına, filmlerinin ana karakteri olan İspanyol yönetmen Fernando Ruiz Vergara'nın yarım kalmış projeleri üzerine performatif bir sunum yapacak.

Bir Kişi Daha Eksilmeyeceğiz
Festivalde ayrıca Uluslararası Panorama, Kadın ve LGBTİ+ Hikayeleri ve Canlandırma Belgeseller bölümleri de yer alıyor. Aylin Kuryel'in Türkiye’de 1980 sonrası feminist mücadelenin kurucu figürlerinden Stella Ovadia’yla yapılan sohbetlerden oluşan filmi Stella ile 8 Mart (2026), Türkiye doğumlu Burcu Özdemir’in Vancouver’ın kalbindeki sıra dışı vintage dükkanı Burcu’s Angels'ın birçok insan için bir sığınak ve buluşma noktasına dönüşme öyküsünü anlatan Özgün Gündüz filmi Burcu'nun Melekleri (2025), Fransa’da varlıkları sayılara ve idari statülere indirgenen göçmen ve queer bireyler Fatma, Yixuan, Becker ve Sina'nın duygusal yaşantılarını yeniden inşa etme arayışını konu alan Tahin Demiral filmi Aşk Aşk Hürriyet (2026) ve günde ortalama on bir kadının katledildiği bir toplumda, Mexico City’nin farklı kesimlerinden gelen kadınların direniş mücadelesini anlatan Julia Hollander filmi Bir Kişi Daha Eksilmeyeceğiz (2025) epey zengin Kadın ve LGBTİ+ Hikayeleri seçkisindeki filmlerden bazıları.
Julia Hollander, 18 Haziran 19.00'da Kadın Cinayetlerine Karşı Feministler Kampanya Grubu'ndan Gülyeter Aktepe ve Rüya Kurtuluş ile birlikte filmin ortaya çıkış ve yapım sürecinden hareketle Meksika'da kadın cinayetlerine karşı yürütülen mücadeleyi ve Türkiye'de erkek şiddetine karşı sürdürülen feminist direnişi konuşmak üzere Fransız Kültür Merkezi'nde olacak.
- Festival için İstanbul'a gelen diğer isimler arasında Hollanda’dan Nordin Lasfar, Lübnan’dan Walid Abdelnour, Arjantin’den Ana Fraile, İrlanda’dan Evan Kelly, İran’dan Atefeh Kheirabadi ve Mehrad Sepahnia, Azerbaycan’dan Rena Effendi, Fransa’dan Ilana Navaro, Kıbrıs’tan Besire Paralik bulunuyor.
DOCUMENTARIST'in Türkiye Panorama bölümünde yer alan ilk ve ikinci filmlerin değerlendirmeye alındığı Johan van der Keuken Yeni Yetenek Ödülü'nün bu yılki jürisinde Cem Kaya, Aybüke Avcı ve Bilge Taş bulunuyor. Kurgucular Dayanışması (KUDA) işbirliğiyle verilen Kurgu, Görüntü Yönetimi ve Ses Tasarımı Ödülleri'nin jürisi ise Meryem Yavuz, Tuvana Simin Günay ve Eli Haligua'dan oluşuyor.
- Not: Türkiye yapımı filmlerin ve tüm yan etkinliklerin ücretsiz olduğu festivalde, diğer filmlere biletler mekan girişlerinde temin edilebiliyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
yapay zeka
Türkiye
Fransız Kültür Merkezi
Aynalı Geçit
Pera Müzesi
Emel Çelebi
Necati Sönmez
Portekiz
Susana De Sousa Dias
Natureza Morta
Belirsiz Işık
Fordlândia Malaise
Fordlândia Panacea
Ansgar Schaefer
Ben Yerde Ölürken
İran
Konuk Ülke: İran Seçkisi
Shahab Mehrabi
Ali Amca Ve Ben
Pegah Ahangarani
Mohammadreza Farzad
Mahmud Ahmedine
YAZARLAR

Deniz Aytekin
Aposto'da kültür sanat ve çevre editörü

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Kitapların mevsimleri vardır. Ya da mevsimlerin kitapları. Yağmurlu bir sonbahar günü elimiz istemsizce hüzünlü kitaplara gider. Selim İleri’nin "Her Gece Bodrum"uyla yazlıktan döneriz, günlerimiz yavaş yavaş "Aylak Adam"ın gri gökyüzüyle boyanır. Peki yazın sıcak günlerinde ne okuruz? Bir kitabı yaz kitabı yapan nedir? Hangi kitaplar denizden gelen esintiyle yaprakları çevrilsin ister?

Pink Martini, 22 Temmuz’da bir kez daha Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu’nda sahne alacak. “Üsküdar’a Gider İken” ve “Aşkım Bahardı” şarkılarına albümlerinde yer veren ve Türkiye ile güçlü bağları olan gruptan Storm Large ile biraraya geldik.

Sanat tarihçi İnci Aydın’ın hazırladığı uzun soluklu bir araştırmaya dayanan, "Renklerin Diyojen’i: Ressam Agop Arad" isimli kitap, Aras Yayıncılık tarafından Mayıs ayında yayımlandı. Kitabın editörlerinden Betül Bakırcı ile 1940’lı yılların kültürel ve politik ikliminde Agop Arad’ın hayat yolculuğu; ressam, grafiker ve gazeteci kimlikleri ve bugün onun arşiviyle karşılaşmanın anlamı üzerine konuştuk.
13 Tem 2026

Sepultura, Brezilya’dan çıkıp dünyada metal müziğe en büyük katkıyı yapan gruplardan biri olarak Latin Amerika’nın köklerine sadık müziğini de bizlere tanıttı. 12 Temmuz'da Pantera’dan önce sahne alacak Cavalera Kardeşler'den Max Cavalera’yla konuştuk.

25 adaylıkla "The Pitt"in öne çıktığı 78. Primetime Emmy Ödülleri aday listesinde Apple TV'nin yükselişi ve çeşitliliğin azalışı dikkat çekiyor.




