Don Vito Corleone’nin Aslan Sütü

Akdenizin ortak kültürü bardaktaki "aslan sütü".
Don Vito Corleone’nin Aslan Sütü

apéro

apéro

İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.

Başlık sizi yanıltmasın; Marlon Brando’nun smokinle rakı içip çatalının ucuyla tarama yediği, kavun ve anason kokulu bir sahnesi yok. Ancak Baba’nın gurur duyduğu memleketi Sicilya’nın bizim aslan sütünde parmağı var.

Hikâye, Arapların 9. yüzyılda Sicilya’yı fethetmesiyle başlıyor. Arap simyacıların bundan yüzyıl önce damıtma tekniğiyle alkolü yoğunlaştırmayı keşfettiklerini de bir kenara not edelim. Tabii onlar bunu yalnızca lambaları ateşlemek  ya da yaraları dezenfekte etmek için kullanmayı seçmiş. Şarapların sırf karanlığı değil, ruhlarını da aydınlatmasını isteyen Sicilyalılar ise Deniz Gürsoy’un Çilingir Sofrasında Rakı kitabında anlattığı üzere, Arapların damıttığı bu yeni yoğun sıvıya anason ekleyerek günümüz rakısının atası olan tutone adlı içkiyi yudumlamaya başlamış.

Arak mı rakıdan, rakı mı araktan? Bu tarz yazılarda âdet, afili Latince isimler eşliğinde konuya giriş yapmaktır. Fakat arak ile rakının etimolojisinde gözümüzü Arapların bakır imbiklerine çevirmemiz gerek. Rakının evrim teorisini açıklayan imbik temelli distilasyon işlemi, şaraptaki alkolün ayrışması için 78.4 C derecede kaynayıp buharlaşan alkolün soğuk borulardan geçip yoğunlaşması şeklinde özetlenebilir. Yoğunlaşırken dökülen damlalara da Arapça “ter” anlamına gelen “arak” adı verilir. İsim benzerliğinden ötürü sıkça dile getirilen iddianın aksine, ilk rakı Irak’ta üretilmemiştir. Nitekim Osmanlı halkı 16. yüzyılda buz gibi rakı kadehlerini tokuştururken, ortada Irak adında bir devlet yoktu. Bugün Yakın Doğu ülkeleri başta olmak üzere Afrika, Asya, Amerika ve Okyanusya’da karşımıza çıkan “arak, araki, ariki” gibi adlar, anason ihtiva etsin ya da etmesin, imbik teknolojisiyle damıtılmış içkileri tanımlayan jenerik bir isim. Evliya Çelebi’nin bahsettiği “Arakçıyan esnafı”nın hardaliye, nar, nane, kekik, tarçın, karanfil, ıhlamur ve nihayet anason rakıları da bunu destekler nitelikte. Kımızın pabucunu dama atıp “millî içki” sıfatına nail olan rakı, kuru ve yaş üzümden elde edilen sumanın (ilk distile sıvı) eski bir Sicilya dokunuşu olan anason tohumu eklenip ikinci kez imbikten geçmesi sayesinde uçsuz bucaksız arak kategorisinden ayrılıyor.

Millî mevzular: Rakı ve uzo tartışmasına geçmeden önce baklavadan, kahveden, cacıktan kalma hayal kırıklıklarını bir kenara bırakıp rakının Akdeniz’deki rotasını gözlemlemek aklıselim bir tavır olacaktır. Arak/rakı, Avrupa’da Alp Dağları’nın güneyinde, Orta Doğu ve Kuzey Afrika ülkelerinde tüketilen; şarap ve zeytine ilave olarak Akdeniz kültürünü temsil eden ortak bir değer. Yunanistan’da benimsenen uzo da mutfağın ülkelere değil, coğrafyaya ait olduğunu kanıtlayan güzel bir örnek. Geçmişte raki adıyla bilinen içki, 20. yüzyıl başında Marsilya sularına doğru açılırken “Uso Massalia” damgasıyla paketlenmiş. İtalyanca “ticari kullanım içindir” anlamına gelen ifade, rıhtım işçilerinin dilinde uso ve uzzo’ya dönüşerek Avrupalılar için Yunanistan menşeli rakının adı olmuş. Daha romantik bir hikâye duymak isteyenler için uzonun eski Yunanca “u zo” (onsuz yaşayamam) cümlesinden geldiği rivayeti de mevcut. 

Türkiye'de üretilen rakıya göre alkol oranı daha düşük olan uzo, anasonu da az olduğundan bol buzu kaldıran, kristalleşmeyen cinsten. Ülkenin güneyinde üretilen uzo şekerli yapısıyla tek başına tercih edilirken, Kuzey Yunanistan’daki sert uzo yanına illa meze arıyor. İsmiyle göbek attırma potansiyeli olan mastika ise anasona ek olarak sakız, tarçın ve kişnişten nasibini almış uzo versiyonlarından biri.

Kadehinizde hangisi olursa olsun, Neşet Ertaş’ın sazında, Müzeyyen Senar’ın sesinde de mey olduğunu hatırlayıp anasonu koklamadan az evvel “İçmesini bilene zevk-ü sefâdır rakı / İçmeyi bilmeyene cevr-ü cefadır rakı” dizelerini tekrar etmekte fayda var.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

apéro

apéro

İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.

NEREDE YAYIMLANDI?

apéroapéro

BÜLTEN SAYISI

🥛 Rakı

Başka söze gerek yok ama haftanın menüsünü takdim edelim: Rakı sözlüğü, anasonun üç silahşörü, sahte rakı meselesi ve rakı eşlikçisi tavsiyeler

24 Mar 2021

İllüstrasyon: Yasemin Güney Erten

YAZARLAR

apéro

İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.

İLGİLİ OKUMALAR

apéroapéro

HİKAYE

Ethem Efendi Kahvaltı'da: Bir öğünden fazlası

Türkiye'de kahvaltı hiçbir zaman yalnızca günün ilk öğünü olmadı. Ailelerin, dostlukların ve gündelik hayatın etrafında şekillenen bu kültür, Erenköy'deki Mehmet Ali Paşa Köşkü'nde bulunan Ethem Efendi Kahvaltı'yla geçmişi ve bugünü aynı sofrada buluşturuyor.

11 Tem 2026

Ethem Efendi Kahvaltı'da: Bir öğünden fazlası
apéroapéro

HİKAYE

Londra'da Türk mutfağının yeni dönemi

Londra’da Türk mutfağı artık yalnızca kebapçılar ve mahalle restoranlarından ibaret değil. Şehrin merkezinde açılan yeni nesil restoranlar, sokak lezzetlerini yeniden yorumlayan girişimler ve farklı kitlelerle kurulan yeni ilişkiler, mutfağın görünürlüğünü ve algısını değiştiriyor. Soho’dan Dalston’a uzanan bu rota, Türk mutfağının Londra gastronomi sahnesindeki yerini takip ediyor.

04 Tem 2026

Londra'da Türk mutfağının yeni dönemi
apéroapéro

HİKAYE

Hona: Ahıska'dan kalanlar

Beyoğlu’nun, ahşap dokulu ve minimalist atmosferiyle öne çıkan Uzak Doğu etkili restoranı Hona'dayız. Hona, şef Ansar Kemaloğlu’nun ailesinin sürgün edildiği köyün adı. Özbekistan’da geçen çocukluk yılları, Uzak Doğu mutfaklarıyla kurulan erken temas, Türk mutfağına yöneliş ve Uygur mutfağında başlayan profesyonel deneyim, bugün Hona’yı şekillendiren fikrin temelini oluşturuyor.

Reyhan Ülker

·

27 Haz 2026

Hona: Ahıska'dan kalanlar
apéroapéro

HİKAYE

Ege’den Boğaz’a, Bodrum’dan Çeşme’ye: Denizin kıyısında beş sofra

Ege kıyıları ve İstanbul Boğazı boyunca uzanan beş restorana konuk olduk. Her biri denizle kurulan ilişkiyi farklı yorumlarla ele alıyor. Kimi mevsime teslim olup günlük avın peşinden gidiyor, kimi ocakbaşını esintili bir Bodrum akşamına taşıyor, kimi ise köklü aile hikayelerini aynı bahçede yaşatıyor. Ortak noktaları ise ürünün kendisine duyulan güven ve ortak kurulan sofralar.

20 Haz 2026

Ege’den Boğaz’a, Bodrum’dan Çeşme’ye: Denizin kıyısında beş sofra
apéroapéro

HİKAYE

Narenciye punch: Alkolsüz ve isli

Punch denince akla genellikle alkollü içecekler gelse de bu tarif, narenciye, çay ve baharat notalarının öne çıktığı alkolsüz bir yorum sunuyor. İsli karakteriyle öne çıkan Lapsang Souchong çayı, limon ve portakal kabuklarından hazırlanan oleo-saccharum ile birleşirken; tonik ve soda suyu karışıma ferahlatıcı bir canlılık kazandırıyor. Önceden hazırlanan soğuk demleme çay sayesinde derin aromalara sahip bu punch, kalabalık davetler için ideal.

20 Haz 2026

Narenciye punch: Alkolsüz ve isli