
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Film: Drive My Car
Yönetmen: Ryûsuke Hamaguchi
Süre: 179 dakika
Jenerik: Ryûsuke Hamaguchi’nin, 2021’in en üretken yönetmenlerinden biri olduğunu söylemek mümkün. Berlin Film Festivali’nde gösterilen ve üç kısa hikâyeden oluşan Wheel of Fortune and Fantasy filmi Jüri Büyük Ödülü’nün sahibi olurken Cannes Film Festivali’nde gösterilen Drive My Car da festivalden En İyi Senaryo Ödülü’yle ayrıldı. Haruki Murakami’nin Kadınsız Erkekler adlı öykü kitabındaki filmle aynı isimli öyküden uyarlanan Drive My Car; eşinin ölümünün ardından kendisine tahsis edilen şoförle beraber yeni oyununun provalarına gidip gelmeye başlayan bir oyun yazarının hikâyesini, yas sürecini ve geçmişiyle yüzleşmesini Çehov referansları ve derinlikli yan karakterlerle anlatıyor. Film; Akademi tarafından En İyi Film, En İyi Yönetmen, En İyi Uyarlama Senaryo kategorilerinin yanı sıra ülkesi Japonya’yı temsil ettiği En İyi Uluslararası Film kategorisinde Oscar’a aday gösterdi.
Neden izleyelim? Hamaguchi’nin diyalog yazmaktaki başarısını ve tek mekânda kısıtlı sayıda oyuncuyla geçen sahnelerin kendi içinde ne denli içine çeken hikâyeler anlatabildiğini görmek için çok uzaklara gitmeye gerek yok. Aynı yıl içindeki ilk filmini tamamen bu formüle sahip üç kısa hikâye üzerine kurgulayan yönetmen Drive My Car’da yine bol bol diyalogdan beslenen, bunun üzerine Rusya edebiyatına aşina olmasan dahi seni derinden yaralayacak Çehov referansları ve sessizliğin gücünden beslenen duygu yüklü sahneler ekliyor. Defalarca aynı yolu gidip gelen bir otomobille seni upuzun bir yolculuğa çıkarıyor. Durakları arasında her karşına çıktığında biraz daha derinine inebilen karakterler, ana karakterlerin geçmişine ve geleceğine dair ipuçları veren dokunaklı sahneler, Murakami dünyasından beslenen büyülü bir gerçeklik ve enfes görüntüler var. Üç saate yakın süresi su gibi akıp giden bu film; yalnızlığı ve birlikteliği, kaygıyı ve huzuru, hayalleri ve kurguyu duru anlar ve vurucu diyaloglarla işliyor. Filmin adının ilk saatin son çeyreğine kadar belirmediği bir yolculuğa davetlisin.
Nerede izleyebilirsin? Film hâlâ Başka Sinema salonlarında gösterimde.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Son harikası Petite Maman'la gönlümüzü fetheden Céline Sciamma'yla sohbete oturuyor, oradan alt-J'in yeni albümünü keşfe çıkıyoruz. Yolda 90'lar partisine uğramayı da unutmuyoruz.
18 Şub 2022

YAZARLAR

Emre Eminoğlu
Sinema, kültür, sanat yazarı. 2021’den beri sinema editörlüğünü üstlendiği Aposto başta olmak üzere çeşitli dijital ve basılı yayınlarda sinema yazıları yazmaya, röportajlar yapmaya ve podcast'ler üretmeye devam ediyor. SİYAD ve FIPRESCI üyesi, Golden Globes seçmeni.

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Ölüm’ün hikayesi, İzmir’den The Strokes’un ön grubu olarak çıktıkları Red Rocks sahnesine uzanıyor. Türkçe sözlü saykodelik rock grubu Ölüm’ün arkasındaki isim olan Aykut Özen; Los Angeles’taki hayatını, 70’lerin parlatılmamış çiğ ruhunu ve ABD müzik sahnesinde ses getiren kırılma anlarını anlatıyor.

İlki 2018’de düzenlenen Bergama Tiyatro Festivali bu sene 7-8-9 Ağustos’ta yapılacak. Peki kendi kaderine terk edilmiş bir Ege kasabası nasıl tiyatroya, kolektif emeğe, yeni ihtimallere ve yerelden yükselen umudun ta kendisine dönüştü?

"İşe Yarar Bir Hayalet", daha ilk dakikalarında bütün derdini anlatıyor. Bir sanat merkezinde, Tayland toplumunun kolektif belleğini temsil eden bir rölyefin yapımını izliyoruz. Keşiş, asker, işçi, köylü, öğrenci, atlet, çocuk, keçi... Bir toplumun hafızasını oluşturan figürler tek bir yüzeyde buluşuyor. "İşe Yarar Bir Hayalet"te kabul görmenin ölçüsü kim olduğunuz değil, kimin işine yaradığınız. Filmin adındaki ironi de tam burada yatıyor.

Spider-Man’in radyoaktif örümcek ısırığından gizli kimliğine, kayıplarından kendini kabullenme mücadelesine uzanan hikayesi, farklı hisseden herkesin kendisinden bir şeyler bulabileceği bir büyüme anlatısı aynı zamanda. "Brand New Day" ise Peter Parker’ın yetişkinlikte de değişmeye, bedel ödemeye ve şu soruyla yüzleşmeye devam ettiğini gösteriyor: İnsanlar gerçek benliğiyle tanışsalar onu yine de severler miydi?

'Çizgili Pijamalı Çocuk'un yazarı John Boyne, dört kitaplık "Elementler" serisinde insan ruhunun karanlık ve fırtınalı topografyasını çıkarıyor. Boyne, her biri bir solukta okunabilecek serisinde, dijital çağın üzerimize yağdırdığı sosyal virüslerin cirit attığı ortamda travmalara ve insanlığın kurtuluş reçetelerine değiniyor. Her romanda "suç"u farklı bir yönüyle ele alıyor, birbiriyle iç içe geçmiş metinleri birbirinden özgür kılarken bir yandan da her birini ötekine sımsıkı bağlıyor.




